28 Eylül 2017 Perşembe

Sonbahar allerjisine dikkat!

Kulak Burun Boğaz ve Baş Boyun Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Seçkin Ulusoy, sonbaharda görülen üst solunum yolları allerjilerinin, havaların soğuması nedeniyle gribal enfeksiyonlarla birleştiğinde astıma neden olabileceğini kaydetti. 

Sonbahar allerjisi hakkında bilgi veren Doç. Dr. Seçkin Ulusoy, şunları söyledi: “Mevsimsel allerjiler, genelde ilkbaharda görülürler. Fakat sonbahar aylarında görünen türleri de vardır ve sıklıkla toz allerjisi de beraberinde bulunabilir. Hapşırma, burunda kaşınma ve gözlerde yaşarma şikayetleriyle kendini gösterirler. Öksürük, hırıltılı solunum, nefes darlığı gibi belirtiler de beraberinde olursa astım habercisi olabilir. Özellikle çocuklarda, mevcut tabloya havaların soğumasıyla birlikte diğer üst solunum yolları enfeksiyonlarının da eklenmesiyle oldukça rahatsız edici olabilirler. Kreş ve okul gibi toplu yerlerde, nezle, grip, kabakulak gibi hastalıklar hızla yayıldığı için çocukluk çağındaki en sık rastlanan sorunlardır. Çocukluk dönemindeki, doktor ziyaretlerinin yarıdan fazlasını üst solunum yolu enfeksiyonları oluşturuyor” dedi.
Sonbahar allerjisi okuldaki başarıyı negatif etkiliyor 
Allerjik nezlenin uyku kalitesini de bozduğunu anlatan Doç. Dr. Seçkin Ulusoy, şunları kaydetti: “Allerjik bir çocukta, sinüzit, geniz eti büyümesi, orta kulak iltihabı daha sık görülüyor. Mevcut tabloya burun tıkanıklığı da eklendiğinde, gece uykusunu alamayan bir çocuk, sabah yorgun uyanıyor ve derslerine konsantre olamıyor. Bu çocuklarda, gün içinde uyuklama, bitkinlik,  sık sık burnunu çekmeye bağlı psikolojik ve sosyal sorunlar olabiliyor. Ayrıca, allerjik hastalıklarda, burun ve östaki tüpü tıkanıklığına bağlı işitme kaybı da sıkça görülüyor. Dahası işitme kaybı dışında ağrı vb herhangi bir şikayet vermeyen bu sinsi durumun özellikle altını çizmek isterim. Bu çocukların nihayetinde okuldaki başarısı düşüyor” diye konuştu.
Allerjide, aşı tedavisi etkili olabilir  
Sonbahar allerjisinde aşı tedavisinin etkili olabildiğini ifade eden Doç. Dr. Seçkin Ulusoy, konuşmasına şöyle devam etti: “Eylül ayında başlayıp Kasım ortalarına kadar, doğa kışa hazırlanıyor. Bu dönemde yeşil alanlarda bulunan ot, yaprak vb dökülenler bu hastalıklara neden oluyor. Özellikle solunum yolu allerjisi olanların, bu dönemde kendilerini korumaları önem kazanıyor. Eğer bir allerji durumu var ise, yapılan tetkikler sonucunda, sprey ve şurup tedavileri birkaç günde şikayetlerini tamamen iyileştirir, fakat bu asla bir kalıcı çözüm değildir. Daha uzun vadeli bir çözüm için aşı tedavileri gerekiyor. Hangi aşının uygulanacağına yapılan cilt veya kan tetkikleri sonrasında karar verilir. Hap şeklinde aşılar, artık oldukça yaygınlaştı. SGK tarafından karşılanmayan, alerji aşısının aylık maliyeti yaklaşık 270 TL’yi buluyor. Ağızdan alınan hap aşıların yıl boyunca ve yaklaşık 3 – 4 yıl kullanılması gerekiyor. Aşılar biraz maliyetli ve süreklilik içinde yıl boyu her gün kullanmak gerektiriyor, fakat burun allerjisini tamamen iyileştirebilecek elimizdeki tek yöntem" şeklinde konuştu. Bu hastalığın kesinlikle tedavisiz bırakılmaması gerektiğinin de altını çizen Doç. Dr. Seçkin Ulusoy, “Aşı ve diğer tedavilerin gerekli şekilde uygulanmaları, allerjik burun nezlesinin astıma dönüşebilme sıklığını büyük oranda azaltıyor” dedi.
Sonbahar allerjisi olanların dikkat edilmesi gereken 8 madde   
1-Ağaçlık ve yeşilliklerin bol bulunduğu ortamlara mümkün olduğunca az gidilmelidir. Bu gibi doğal yerlere gidilirken, ağız - burnu kapatan maske ve gözlük kullanılmalıdır.
2-Eve dönünce kıyafetler, yatak odasından uzak bir yerde çıkarmalıdır ve yıkanmalıdır.
3-Saçların açık havada uçuşan allerjenleri tutmasından dolayı, akşamları eve dönünce yıkanması faydalıdır.
4-Beraberinde, yıl boyu süren toz allerjiside varsa, halı ve benzeri ürünlerin kaldırılmasının yanında, alerjik olmayan nevresim takımları gibi hipoallerjik ürünlerin kullanılması oldukça faydalıdır.
5-İlaç yada aşı alternatiflerinden birinin mutlaka uygulanması, burun allerjisinin astıma çevirmesini büyük oranda engelleyecektir.
6-Soğuk veya sıcak hava gerektiğinde, polen filtreli klimalar kullanılmalıdır. Klimaların filtreleri, sık değiştirilmelidir. Ayrıca kaloriferler havayı kuruttuğundan, evde oda nemlendirici cihazlar veya kaloriferin üzerinde su bulundurulması faydalıdır.
7- Sigara, allerji ile birlikte bulunabilen pek çok durumu tetikleyici olabileceğinden uzak durulmalıdır.
8-Evlerde bitki yetiştirmekten olabildiğince kaçınmak faydalıdır.

27 Eylül 2017 Çarşamba

Limon suyunun faydalarına inanamayacaksınız

Tam bir C vitamini deposu olan limon suyunu faydaları saymakla bitmiyor. İşte bazıları...
Limon suyu, içeriğindeki C vitamini, asitler, lifler, vücuda faydalı iyon ve mineraller sayesinde yaşamsal faaliyetleri etkileyen sistemlere pek çok fayda sağlıyor. İşte onlardan bazıları...
1- Bağışıklık Sisteminizi Güçlendirir
Limon suyundan alınan yüksek miktarda C vitamini bağışıklık sisteminizi güçlendirir. Grip, nezle ve alerji gibi hastalıklara karşı direncinizi artırır ve yaralarınızın iyileşmesini hızlandırır.
2- Tansiyonu Dengeler
Limon, potasyum bakımından zengin bir turunçgildir. Yüksek tansiyon rahatsızlığı olanlar düzenli olarak limon suyu tükettiğinde aldığı potasyum mineralleri tansiyonu düşürecek ve dengede olmasını sağlayacaktır.
3- Kan Şekerini Dengeler ve Kanı Temizler
Limonlu su içerisindeki doğal asit sayesinde kanı temizlemekte ve besinlerden alınan şekerin vücutta dengelenmesine yardımcı olmaktadır.
4- Sindirim Sistemini ve Böbrekleri Temizler
Limonlu su doğal olarak antioksidan içeriği sayesinde vücudu toksinlerden arındırarak sindirim sistemini ve böbrekleri temizlemektedir. Bu sayede vücuttaki fazla suyun atılmasına yardımcı olur.
5- Kemikleri Güçlendirir
Limonlu suyun içinde bulunan C vitamini, besinlerden alınan kalsiyumun vücutta emilimini sağlar, kemikleri güçlendirerek kemik erimesini önler.
6- Cildi Temizler ve Güzelleştirir
Limonlu su içtiğinizde kandaki toksinler azalır ve dolaşım düzeni sağlanır bu sayede cildiniz daha berrak görünür. Ayrıca limonlu suyu bir pamuk yardımıyla doğrudan cildinize uyguladığınızda sivilce ve siyah noktaları azaltır.
7- Vücudu Kansere Karşı Korur
Limonlu su içmek vücudun alkalize olmasını sağlar ve kanser hücreleri alkali ortamlarda çoğalamaz. Her sabah ılık limonlu su içmek kanser riskini azaltır.
8- Kilo Vermeye Yardımcı Olur
Limonda bulunun pektin lifleri vücuda alındığında tokluk hissi verir ve yağ yakımını hızlandırır. Böylelikle kilo vermeye yardımcı olur.
9- Sinir Sistemini ve Hafızayı Güçlendirir
Limon suyu içeriğindeki potasyum beyne ve sinirlere faydalı bir mineraldir. Ayrıca zihnin stres altında kaybettiği C vitaminini vücuda geri kazandırarak hafızayı güçlendirir ve konsantrasyonu artırır.
10- Ağız ve Diş Sağlığına İyi Gelir
Limon suyu içmek nefesinizi tazeler ve ağız kokusunu yok eder. Limon suyunun içindeki faydalı iyonlar diş eti ağrılarına iyi gelir.

21 Eylül 2017 Perşembe

Hayatının en zor kararını verdi...

Christina Fishes, işsiz ve terk edilmiş şekilde hamile kaldıktan sonra 36 yaşındayken hayatının en zor kararını alması gerekti. Oldukça fakir olan kadın birkaç kez çocuğunu evlat edindirmek istedi ancak olanlar büyük bir yaşam dersi niteliğindeydi.

Çok zor bir karar olsa da bir an önce hareket etmesi gerekiyordu. Bir organizasyon aracılığıyla çocuğu evlat edinmek isteyen varlıklı bir aileyle buluştu.
Bigail Lynn adını verdiği bebeği Treacher Collins Sendromu ile doğmuştu. Hastalığı sebebiyle Abigail’in suratını anormal bir görüntü veriyordu.
Bu nedenle evlat edinecek aile çocuğu evlat edinmekten vazgeçti. Abigail’in görür görmez hastaneden koşarak uzaklaştılar. Bunun üzerine çok sinirlenen Christina bir şeyler yapması gerektiğine karar verdi.

Christina, kadının yaptığını bir işaret olarak gördü. Sanki çocuğa sadece onun bakması gerektiğini düşünüyor gibiydi. Christina sonra, “Kızımı asla terkedemeyeceğimi düşündüm o an” dedi.
Hastalığı haricinde Abigail'in başka bir sorunu yok. Birkaç ameliyata girmesi ve bazı tedaviler uygulanması gerekiyor. Dünyanın çeşitli ülkelerinden yardımsever insanlar Abigail için Christina'ya 22 bin dolar bağış yaptı.
Tüm bu yaşananların üzerinden bir yıl geçti. Annesi kızını başka bir ebeveyne vermeyi aklından geçirdiği için pişmanlık duyuyor.
Yaşadığı pişmanlıkla kızıyla bol bıl vakit geçiren kadın artık geleceğe daha umutlu baktığını söyledi. Kızını evlatlık vermek istediğinde karşı ailenin kaçıp gitmesi ise kadın için büyük bir ders niteliğinde oldu. (Hürriyet)









Ev hanımları kredi kullanabilir mi?

Ev hanımlarının kredi kullanıp kullanamayacakları en çok merak edilen soruların başında geliyor. Ev hanımları hangi şartlarda kredi kullanabiliyor? İşte merak edilenler.

Kredi hesaplama sitesi Hesapkurdu.com'un haberine göre devlet kurumları ile çeşitli vakıfların iş kurmak isteyen ev hanımlarını desteklemesi dışında, Sosyal Güvenlik Kurumuna (SGK'ya) kayıtlı olarak çalışılmadığı sürece birkaç istisnai durumun haricinde ev hanımlarının bankalardan kredi kullanma şansı yok.
Ev hanımlarının kredi kullanmasında istisna durumlar ise kredi talebini karşılayacak kira gelirlerinin olması ve şirket ortaklılarından dolayı düzenli olarak gelir elde etmesidir.
Bunların dışında ev hanımlarının kendi adına ve düzenli olarak elde ettikleri gelirler ile kredi kullanma ihtimali de mevcut. Ancak bu gelirler elde edilse bile bankaların çoğunluğu yine de ev hanımlarının kredi taleplerini riskli olarak değerlendirmekte.
EV HANIMLARININ KREDİ KULLANMA ŞARTLARI
Krediden dolayı açıkta herhangi bir yasal veya idari takibin olmaması, resmi olarak gelirin beyan edilebilmesi, kredi talebinin 48 ayı geçmemesi (konut kredisi hariç), talep edilen taksitlerin aylık gelirin yarısını geçmemesi, ipotek verilecekse eş rızasının yazılı olarak bankaya verilebilmesi.
İPOTEK VEYA KEFİL YETERLİ Mİ?
İpotek veya kefil gösterilmesi bankalar açısından ek teminat olmasından dolayı kredi kullanma ihtimalini yükseltir. Ancak yine de sigortalı olarak çalışmayan bir kişinin kredi kullanması için yeterli değildir.
EV HANIMLARINA KOSGEB KREDİSİ DESTEĞİ
KOSGEB kendi işini kurmak isteyen girişimci kadınlara maddi destek de bulunuyor. Genellikle 50 bin TL hibe, 100 bin TL kadar da geri ödemeli 60 ay vadeli ve faizsiz kredi veriliyor. Eğer kendi işinizi kurmak istiyor fakat kredi kullanamıyorsanız, bu seçeneği siz de deneyebilirsiniz. Fakat bu desteği alabilmek için öncelikle KOSGEB'in zorunlu tutmuş olduğu eğitimlere katılarak, projenizi KOSGEB'e kabul ettirmelisiniz.
EV HANIMLARI KREDİ KARTI ALABİLİR Mİ?
Genel olarak bankalar kredi kartı başvurularında SGK'lı olarak çalışılması şartı arıyor. Ancak kredi kadar SGK kaydının olması olmazsa olmaz bir şart olarak sunulmuyor. Yani kredi kartı başvurusunda bulunan ev hanımının kredi notu iyi veya kredi kartı ödemelerini yapabilecek seviyede olduğuna banka kanaat getirirse kredi kartı verebiliyor. Çünkü ilgili mevzuat gereğince bankaların gelirini tespit edemediği kişilere güncel asgari ücretin 4 katına kadar limiti olan kredi kartı verme şanları var.
EV HANIMLARI ÇEKTİKLERİ KREDİYİ ÖDEYEMEDİKLERİNDE NE OLUR?
KOSGEB üzerinden yani devlet destekli olarak belirli bir sürecin sonucunda ev hanımlarına hibe olarak verilen paranın geri ödemesi yok. Ancak hibe dışında KOSGEB üzerinden bile kredi kullanılsa geri ödemesinin yapılması şart. Aksi durumda yasal olarak süreçler başlatılabilir. Bunun yanında bankalar üzerinden kullanılan kredinin iki taksit ödememesinin yapılmaması durumunda ise bankaların yasal olarak icra sürecini başlatma hakkı bulunuyor.
EV HANIMLARININ ÖNCEKİ SGK’LI ÇALIŞMALARI DİKKATE ALINIR MI?
Bankalar açısından gelirin kredi ödemesi için yeterli olması ve düzenli olarak elde ediliyor olması gerekli. Bu sayede verilecek olan kredinin geri ödenmeme riski azaltılmış oluyor. Bunun için bankalar açısından önemli olan aktif olarak SGK'lı çalışılmasıdır. Yani geçmiş SGK'lı olarak çalışmaların aktif olarak çalışmadığı sürece bankalar açısında bir önemi yoktur.
EV HANIMLARI NE KADAR SÜRE SGK’LI OLARAK ÇALIŞIRSA KREDİ KULLANABİLİR?
Bankaların istediği SGK'lı olarak çalışma süresi değişkenlik göstermekle birlikte, genel olarak son iş yerinde 3 ay olmak üzere toplamda 12 aydır. Ayrıca son iş yerinde 6 ay isteyen bankalar mevcut olmakla birlikte devlet memuru olarak işe başlanması durumunda herhangi bir süre şartı da genel olarak aranmıyor. (Kaynak:sözcü.com.tr)

7 Eylül 2017 Perşembe

Denize daldıktan sonra... Vücudu nitrojen doldu!

Peru'da yaşayan Alejandro Ramos Martines, balık tutmak için denize daldı. Martines, hızlı bir şekilde denizden çıkan adam nadir görülen bir hastalığa yakalandı. Vücudunun belirli kısımlarının nitrojen dolduğu belirtilen adam, doktorların müdahalesine rağmen vücudundaki havalardan kurtulamıyor...

Peru'da yaşayan Alejandro Ramos Martines, balık tutmak için denize daldı. Martines, hızlı bir şekilde denizden çıkan adam nadir görülen bir hastalığa yakalandı.
Vücudunun belirli kısımlarının nitrojen dolduğu belirtilen adam, doktorların müdahalesine rağmen vücudundaki havalardan kurtulamıyor...
Denizin yüzeyindeki deniz canlılarını toparlamak için denize dalan adamın hayatı daha sonra yaşadıkları nedeniyle kâbusa döndü...
Adamın kanına karıştığı belirtilen nitrojenin vücudunun belirli bölgelerinde büyük şişliklere yol açtığı ve doktorların uzun süren tedavilerin ardından adamın vücudunun yüzde 30'unun azaltıldığı belirtildi. Hürriyet




5 Eylül 2017 Salı

Nobel ödüllü bilim insanları insanoğlunun sonunun nasıl geleceğini açıkladı

Çalışmalarından dolayı bilim dünyasının en prestijli ödülü olarak kabul edilen Nobel'e layık görülen 50 bilim insanı insanoğlunun sonunun nasıl geleceğine dair 10 olasılığı açıkladı.

1- Artan nüfusa bağlı kriz
2- Nükleer savaş
3- Antibiyotiğin insanlar üzerinde işlevini kaybetmesi
4-Bilinçsiz liderlerin sebep olacağı bir küresel felaket
5- Küresel terörizm
6- Bilimin göz ardı edilmesi
7- Yapay zeka
8- Eşitsizliğin artmasına bağlı küresel kriz
9- Konvansiyonel uyuşturuculardan daha kuvvetli maddelerin keşfi
10- Artan bencillik ve yardımlaşmanın yok olması.
Bir bahis şirketi gezegenimizin sonunu getirebilecek 10 felaket senaryosunu belirledi ve bahis oranlarını açıklamıştı.
Dünya dışı bir medeniyetin gezegenimizi işgali (Oran: 1'e 500)
Kara deliğin Dünya'yı yutması (Oran: 1'e 125)
Nano makinelerin insan medeniyetine son verip gezegenimizdeki hakim türe dönüşmesi (Oran: 1'e 100)
Yapay zekanın insanların komutundan çıkması (Oran: 1'e 80)
Biyolojik küresel savaş (Oran: 1'e 60)
Herhangi bir küresel doğal felaket (Oran 1'e 45)
Nükleer küresel savaş (Oran: 1'e 30)
Global salgın hastalık (Oran: 1'e 2)
Kıyamet Günü (Oran 1'e 1)
Güneş'in dev bir yıldıza dönüşerek gezenimizdeki hayata son vermesi (Oran: (1'e 1)
(ntvmsnc.com.tr)

İşte insanların görebileceği maksimum yaş

Hollanda'nın önde gelen iki üniversitesinin ortaklaşa yürüttüğü çalışma maksimum insan ömrünü belirledi.

Hollanda’nın Tilburg Üniversitesi ve Erasmus Üniversitesi’nde görev alan bilim insanları ilginç bir araştırmaya imza attı.
Son 30 yılda hayatını kaybeden 75 bin kişinin profillerini baz alarak hazırlanan araştırma ile kadın ve erkekler için maksimum ömür hesaplandı.
Uç değer teorisi baz alınarak 94 yaş ve üzeri Hollandalılar üzerinde yapılan araştırma ölüm tarihlerinden oluşan bir bilgi havuzu oluşturdu.
Söz konusu araştırmaya göre, kadınların görebileceği maksimum yaş 115.7 yıl.
Bu sayı erkeklerde ise 114.1 yıl.
Ancak bu çalışmanın istatiksel verilere dayandığını unutmamak lazım. Zira 'dünyanın en yaşlı insanı' olan Emma Morano geçtiğimiz aylarda 117 yaşında hayatını kaybetmişti.
Aynı araştırmada 95 yaşına ulaşabilen insan sayısında geçtiğimiz dönemlere kıyasla gözle görülür bir artış olmadığının da altı çizildi.  ntvmsnc

Bu bulmacayı çözene 1 milyon dolar ödül

'Queen’sPuzzle' isimli klasik satranç oyunundaki karmaşık durumu çözen kişiye 1 milyon dolar ödül verilecek.

Bir matematik sorusu çözerek 1 milyon doların (Yaklaşık 3.5 milyon TL) sahibi olabilirsiniz.
Zira bilim insanları 'Queen’s Puzzle' isimli klasik satranç oyunundaki karmaşık durumu çözen kişiye 1 milyon dolar verileceğini açıkladı.
İlk olarak 1848 yılında yazılan 'Queen’s Puzzle'da 1 milyon dolara sahip olmanızı sağlayacak soru ise şöyle... 
8 basamaklı bir satranç tahtasının üzerine 8 adet veziri nasıl yerleştirirseniz iki vezirden biri diğerini doğrudan tehdit etmez?
St. Andrews Üniversitesi’nden Ian Gent bu sorunun yüzlerce farklı cevabı olabileceğini belirterek aranan cevabı şöyle açıklıyor:
"Soru sadece tahta boyutunun artırıldığı bir durum değil. Tahta üzerine bazı vezirler daha önceden yerleştirilmiş olsaydı, bu vezirleri hareket ettirmeden Queen’s puzzle’a bir çözüm getirebilir miydiniz?" (ntvmsnc)