İzmir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İzmir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Şubat 2017 Pazar

'Hayalet köy'deki evler tescillendi

İzmir Ödemiş'te bulunan ve 'hayalet köy' olarak anılan Lübbey Köyü'nde 48 ev tescillendi.


Ödemiş'te toplam 100 hanesi bulunan ve birçok evin zamanla yıkıldığı Lübbey Köyü, 'hayalet köy', 'terkedilmiş köy', 'kartal tepesi' gibi isimlerle anılıyor.
Osmanlı döneminde askerlerden kaçan eşkıyaların saklandığı bölge olması nedeniyle dikkatleri üzerine çeken Lübbey'de, İzmir 2 No'lu Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu minaresiz 1 camiyle birlikte 48 evi tescilledi.

Askıya çıkarılması ve itirazların olası değerlendirilmesinin ardından tesciller kesinleşecek.
Daha sonra koruma imar planı çalışmalarına başlanacağını bildiren Ödemiş'in CHP'li eski Belediye Meclis Üyesi, yüksek mimar Mualla Akgün, Mimar Sinan Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Restorasyon Bölümü öğrencilerinin yaz okulundaki çalışmalarını hatırlatarak, "Öğrenciler, başlarında hocaları ile birlikte her yaz Birgi'ye gelip, tarihi tescilli evlerde rölöve çalışmaları yaptı.

Öğrencilerin Birgi'ye gelmesi tarihi kente ekonomik yönden büyük katkılar sağladı. Ancak Lübbey Köyü'ndeki tescilli binalarda yapılan rölöve çalışmaları ve projeleri, üniversitede ve öğrencilerde kaldı, vatandaşa yansımadı. Lübbey Köyü'ndeki rölöve projeleri Koruma Kurulu'nun onayından sonra konut sahiplerine verilmelidir. Vatandaşların konutlarına restorasyon yaptırmak için rölöve projesi yaptırması gerekecek, bunun için de mimara para verecek. Bu süreç pahalı, bürokrasisi zor ve uzun bir süreçtir. Vatandaşın bunu kendi imkanlarıyla yaptırması çok zor. Eğer onaylı projeler vatandaşın eline verilirse, mülk sahipleri Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın yapım süreci için hibe fonlarından yararlanabilir" dedi.

Turizme açılacak olan bu tarihi köyün ayrı bir özelliğine de dikkat çeken Akgün, "Burasının tarihi İpek Yolu üzerinde bulunması da Lübbey'e ayrı bir önem kazandırıyor. Yıllarca Uzak Doğu ülkelerinden deve katarlarıyla, ipek, baharat, koku ticaretinin yapılması, bu yolun üzerinden sağlanmış. Turizmde bu değerlerinde göz önüne alınarak çalışmalar yapılması tek dileğimizdir" dedi.

2 Şubat 2017 Perşembe

İşte Türkiye'nin yeni nüfusu

Türkiye'nin nüfusu 2016 yılında 79 milyon 814 bin 871 kişiye yükseldi. 14.8 milyonla en fazla kişinin yaşadığı il olan İstanbul'u 5.3 milyon ile Ankara takip etti.

Türkiye'nin nüfusu, 2016'da bir önceki yıla göre 1 milyon 73 bin 818 kişi artarak 79 milyon 814 bin 871 kişi oldu.
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), ''Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi 2016 Sonuçları''nı açıkladı.
Buna göre, 2015 yılı itibarıyla 78 milyon 741 bin 53 kişi olan ülke nüfusu, 1 milyon 73 bin 818 kişilik artışla 2016 sonunda 79 milyon 814 bin 871 kişiye ulaştı.
ERKEK NÜFUS FAZLA
Erkek nüfusun oranı yüzde 50,2 (40 milyon 43 bin 650 kişi), kadın nüfusun oranı ise yüzde 49,8 (39 milyon 771 bin 221 kişi) oldu.
NÜFUS ARTIŞ HIZI YÜKSELDİ
Yıllık nüfus artış hızı, 2015'te binde 13,4 iken, 2016'da binde 13,5'e yükseldi.
İl ve ilçe merkezlerinde ikamet edenlerin oranı, 2015'te yüzde 92,1 iken, bu oran 2016'da yüzde 92,3 olarak gerçekleşti. Belde ve köylerde yaşayanların oranı ise yüzde 7,7 oldu.
YÜZDE 18 İSTANBUL'DA
Türkiye nüfusunun yüzde 18,5'inin ikamet ettiği İstanbul, 14 milyon 804 bin 116 kişiyle en çok nüfusa sahip il oldu. İstanbul'u sırasıyla 5 milyon 346 bin 518 kişi ile Ankara, 4 milyon 223 bin 545 kişi ile İzmir, 2 milyon 901 bin 396 kişi ile Bursa ve 2 milyon 328 bin 555 kişi ile Antalya takip etti. Tunceli, 82 bin 193 kişi ile en az nüfusa sahip il olarak kayıtlara geçti.
ORTANCA YAŞ YÜKSELDİ
Türkiye nüfusunun ortanca yaşı yükseldi. Türkiye'de 2015 yılında 31 olan ortanca yaş, 2016'da 31,4'e çıktı. Ortanca yaş erkeklerde 30,8 iken, kadınlarda 32 olarak gerçekleşti.
Ortanca yaşın en yüksek görüldüğü iller sırasıyla 39,6 ile Sinop, 39,1 ile Balıkesir ve 38,8 ile Edirne olurken, en düşük olduğu iller ise sırasıyla 19,5 ile Şanlıurfa ve Şırnak, 20,5 ile Ağrı ve 20,8 ile Siirt olarak belirlendi.
ÇALIŞMA ÇAĞINDAKİ NÜFUS ARTTI
Türkiye'de 15-64 yaş grubunda bulunan çalışma çağındaki nüfusun oranı 2016'da bir önceki yıla göre yüzde 1,6 artarak yüzde 68 olarak gerçekleşti. Çocuk yaş grubu olarak tanımlanan 0-14 yaş grubundaki nüfusun oranı ise yüzde 23,7’ye gerilerken, 65 ve daha yukarı yaştaki nüfusun oranı da yüzde 8,3’e yükseldi.
1 KİLOMETREKAREYE 104 KİŞİ
Nüfus yoğunluğu olarak ifade edilen "bir kilometrekareye düşen kişi sayısı" geçen yıl Türkiye genelinde 2015 yılına göre 2 kişi artarak 104 kişi oldu.
İstanbul, kilometrekareye düşen 2 bin 849 kişiyle nüfus yoğunluğunun en yüksek olduğu il olarak kayıtlara geçti. Bunu sırasıyla 507 kişi ile Kocaeli, 352 kişi ile İzmir ve 290 kişi ile Gaziantep takip etti. Nüfus yoğunluğu en az olan il ise bir önceki yılda olduğu gibi kilometrekareye düşen 11 kişi ile Tunceli oldu.
Yüzölçümü bakımından ilk sırada yer alan Konya’nın nüfus yoğunluğu 56, en küçük yüzölçümüne sahip Yalova’nın nüfus yoğunluğu ise 285 olarak gerçekleşti.
2015-2016 yılları itibarıyla illerin nüfusları şöyle:
Toplam 78 741 053 - 79 814 871 
Adana 2 183 167 - 2 201 670
Adıyaman 602 774 - 610 484
Afyonkarahisar 709 015 - 714 523
Ağrı 547 210 - 542 255
Amasya 322 167 - 326 351
Ankara 5 270 575 - 5 346 518
Antalya 2 288 456 - 2 328 555
Artvin 168 370 - 168 068
Aydın 1 053 506 - 1 068 260
Balıkesir 1 186 688 - 1 196 176
Bilecik 212 361 - 218 297
Bingöl 267 184 - 269 560
Bitlis 340 449 - 341 225
Bolu 291 095 - 299 896
Burdur 258 339 - 261 401
Bursa 2 842 547 - 2 901 396
Çanakkale 513 341 - 519 793
Çankırı 180 945 - 183 880
Çorum 525 180 - 527 863
Denizli 993 442 - 1 005 687
Diyarbakır 1 654 196 - 1 673 119
Edirne 402 537 - 401 701
Elazığ 574 304 - 578 789
Erzincan 222 918 - 226 032
Erzurum 762 321 - 762 021
Eskişehir 826 716 - 844 842
Gaziantep 1 931 836 - 1 974 244
Giresun 426 686 - 444 467
Gümüşhane 151 449 - 172 034
Hakkari 278 775 - 267 813
Hatay 1 533 507 - 1 555 165
Isparta 421 766 - 427 324
Mersin 1 745 221 - 1 773 852
İstanbul 14 657 434 - 14 804 116
İzmir 4 168 415 - 4 223 545
Kars 292 660 - 289 786
Kastamonu 372 633 - 376 945
Kayseri 1 341 056 - 1 358 980
Kırklareli 346 973 - 351 684
Kırşehir 225 562 - 229 975
Kocaeli 1 780 055 - 1 830 772
Konya 2 130 544 - 2 161 303
Kütahya 571 463 - 573 642
Malatya 772 904 - 781 305
Manisa 1 380 366 - 1 396 945
Kahramanmaraş 1 096 610 - 1 112 634
Mardin 796 591 - 796 237
Muğla 908 877 - 923 773
Muş 408 728 - 406 501
Nevşehir 286 767 - 290 895
Niğde 346 114 - 351 468
Ordu 728 949 - 750 588
Rize 328 979 - 331 048
Sakarya 953 181 - 976 948
Samsun 1 279 884 - 1 295 927
Siirt 320 351 - 322 664
Sinop 204 133 - 205 478
Sivas 618 617 - 621 224
Tekirdağ 937 910 - 972 875
Tokat 593 990 - 602 662
Trabzon 768 417 - 779 379
Tunceli 86 076 - 82 193
Şanlıurfa 1 892 320 - 1 940 627
Uşak 353 048 - 358 736
Van 1 096 397 - 1 100 190
Yozgat 419 440 - 421 041
Zonguldak 595 907 - 597 524
Aksaray 386 514 - 396 673
Bayburt 78 550 - 90 154
Karaman 242 196 - 245 610
Kırıkkale 270 271 - 277 984
Batman 566 633 - 576 899
Şırnak 490 184 - 483 788
Bartın 190 708 - 192 389
Ardahan 99 265 - 98 335
Iğdır 192 435 - 192 785
Yalova 233 009 - 241 665
Karabük 236 978 - 242 347
Kilis 130 655 - 130 825
Osmaniye 512 873 - 522 175
Düzce 360 388 - 370 371

23 Ocak 2017 Pazartesi

Fethi Sekin'in köpeği hala şokta

İzmir Adliyesi önündeki hain terör saldırısında şehit düşen kahraman polis memuru Fethi Sekin’in bakıp beslediği köpeği hala yaşadığı olayın şokunu atlatamadı.


Bombalı araç ve uzun namlulu silahlarla düzenlenen terör saldırısı sırasında olay yerinde olan ve gerek çatışma esnasında gerekse patlama anında kameralara yansıyan 'Arap' adlı köpek, Bayraklı Belediyesi Veteriner İşleri Müdürlüğü tarafından muayene edildi.

Arap'a iç ve dış parazit aşısı yapılarak, keneye karşı uyarıcı damla sıkıldı. Olay sonrası harekete geçen hayvanseverler Arap'ı sahiplenmek isterken, en doğrusunun yaşadığı bölgede kalması olarak kararlaştırıldı. Buna göre muayenesi yapılan köpeğin, olayın üstünden günler geçmesine rağmen hala titrediği, ürkek ve korkak davrandığı görüldü.

Bayraklı Belediyesi veterinerlerince tedavisi yapılan Arap, İzmir Adliyesi önündeki kulübesine geri bırakıldı.
Belediye veterinerleri, Arap'ın sağlık durumunun iyi olduğunu belirterek, "Hala şokta. Ürkekliği devam ediyor. Adliye önünde olması onun için bir avantaj. Polisler, avukatlar ve vatandaşlar beslemeye devam ediyor. Yaşanan hain saldırı sonrası bir hayvansever Arap'ı alıp evine götürmüş. Bu onu oldukça olumsuz etkilemiş. Hayvanseverlerin devreye girmesi ile yuvasına geri döndü. Ama bu olay da onu olumsuz etkilemiş. Şu an için ufak tefek sıkıntıları var, tedavisi sürüyor" bilgisini verdi.
Arap, Fethi Sekin'in şehit edildiği yerde sahibini günlerce beklemişti.

10 Ocak 2017 Salı

İlk insanların 26 bin yıllık ayak izleri Türkiye'de ancak yok olmak üzere

Türkiye dünyanın en önemli hazinelerinden birine sahip. Manisa'nın Salihli ilçesi yakınlarında 26 bin yıl öncesine tarihlenen bir grup insan ve hayvana ait ayak izleri, "İlk insanların ayak izleri" olarak nitelendiriliyor. Dünyanın başka yerlerinde rastlanan benzer ayak izi fosillerinden, insanlığın tarihini aydınlatmaya dönük çok daha fazla veriyi barındıran bu ayak izleri yok olma tehlikesi altında. Sahip çıkılıp koruma altına alınmadığı için günden güne yok olan bu ayak izleri için tek çaba sarf edense, bulundukları mahallenin muhtarı.


Manisa'nın Salihli ilçesinde Sindel Mahallesi yakınlarında bulunan ve 26 bin yıllık olduğu belirlenen insan ve hayvan ayak izleri fosili, tam olarak koruma altına alınmamaları nedeniyle büyük ölçüde yok oluyor.

Sindel Mahallesi Muhtarı Bekir Üçtaş, SİT alanı ilan edip, "Açık Hava Tabiat Müzesi" olarak nitelendirilen bölgedeki fosil ayak izlerini kendi imkanlarıyla korumaya çalıştığını belirterek, daha ciddi önlemler alınmasını istedi.
1969 yılında Maden Tetkik Arama Enstitüsü prospektörlerinden Mustafa Çelik, Demirköprü Barajı'nın batı kıyılarında insan ayak izi fosilleri buldu.

Salihli'nin 30 kilometre güneybatısındaki Sindel Mahallesinde Divlittepe Mevkisi'nde bulunan ayak izlerinin, günümüzden 26 bin yıl öncesinden kaldığı ve Kula Yanardağı'nın çıkardığı tüflerde yer aldığı belirlendi. Ayak izlerinin, sıcak volkan küllerine maruz kalması sonucu tuğla gibi pişerek binlerce yıldır şekillerini muhafaza ettiği belirtiliyor.

"İlk insanın ayak izleri" olarak nitelendirilen bu fosil ayak izlerinden dünyada sadece Fransa, İtalya ve Macaristan'da üç örnek daha bulunuyor. Ancak oradaki örnekler sadece bir insanın ayak iziyken Sindel'deki buluntuların bir erkek, kadın ve çocuk ile tavşan ya da köpek gibi bir hayvana ait olduğu belirlendi. Adım araları ölçüldüğünde ortalama 75 santim olduğu görülen ayak izlerinin normal bir tempoda yürürken bırakıldığı anlaşılıyor.

Dünyadaki önemli bir doğa müzesi olmaya aday bölge yıllardır korunmayı bekliyor. Bölgenin koruma altına alınması amacıyla Kültür ve Turizm Bakanlığı Gayrimenkul Eski Eserler ve Anıtlar Yüksek Kurulu Başkanlığı 8 Mayıs 1981 yılında bölgeyi birinci derece doğal SİT alanı ilan edip, "Açık Hava Tabiat Müzesi" olarak nitelendirdi.

Ancak ayak izlerinin büyük bölümü koruma altına alınmadığı için tahrip oldu. Sadece 15 ayak izi kaldı. Sindel Muhtarı Bekir Üçtaş, bölgedeki iki, üç kilometrelik bir alanda ayak izlerine rastlandığını belirtip, "Korumak için var gücümle çalışıyorum. Ancak, buna rağmen birçoğu talan edildi. Daha önceleri birçoğu kürekle kazanlar tarafından tahrip edildi. Bazıları da kazınıp, bu kişiler tarafından götürüldü. 26 bin senedir bozulmadan gelen bu fosil ayak izlerinin korunması gerekiyor. İzleri koruyabilmek için üzerlerini süpürge otlarıyla örtürüyorum ancak bu önlem yeterli olmuyor. İzlerin özellikleri zamanla bozuldu. Sağlam kalan 15 kadar var ama ben gelenlere sadece birini gösteriyorum. Geri kalanı kapalı tutup, açmıyorum. 'Tel örgü veya camekan içine alalım, izleri tamamen açalım' denildi ancak yıllardır hiçbir şey yapılmadı. Türkiye için bu fosil ayak izleri aslında bir velinimet. Bu Avrupa'da olsa biz masraf edip izleri görmeye gideriz. Avrupa'da çok dile gelen bu tür şeyler biz de önemsenmiyor ve heder olup gidiyor" dedi.

Muhtar Üçtaş, daha önce bölgenin beton direkli yüksek tel örgü içine alınması, SİT alanının yakınına devamlı korumanın sağlanması için bekçi konulması, ziyaretçilerin ihtiyaçlarını karşılayacak mekanların yapılması, bölgeyi ziyarete açmak için ilgili arkeologların atanması, İzmir, Ankara ve Demirci karayolları üzerinde SİT alanını tanıtan levhaların asılması, ilgili turizm seyahat acentelerine gerekli bilgilerin verilmesi gibi öneriler ortaya atıldığını, ancak hiçbirinin yapılmadığını da söyledi. DHA

22 Ekim 2016 Cumartesi

Türkiye'nin en iyi 10 kütüphanesi

Dijital dünyada kitaplar eski önemini yitirmiş gibi mi görünüyor? Kabul, internet hız kazandırıyor ama gerçek bilgi hâlâ tarihi beş bin yıla giden mabetlerde, kütüphanelerde... İtalyan düşünür Umberto Eco ile sinemacı Jean-Claude Carriere, “Kitaplardan kurtulabileceğinizi sanmayın” derken haklı değil miydi? Kütüphanelerde nadir belgelere, yazmalara, koleksiyonlara ulaşabilir, telaşsız ve sessiz okumanın tadına varabilirsiniz.


ATATÜRK KİTAPLIĞI / İSTANBUL

Akademisyenlere ve serbest araştırmacılara, bünyesindeki 500 bine yakın eserle hizmet veriyor. 24 saat açık. 1928 öncesi neşriyat, matbu kitaplar, elyazmaları, kartpostallar, salname ve gazete arşiviyle oldukça zengin. Taksim’deki kütüphane Boğaz manzarasıyla da dikkat çekiyor.

BEYAZIT DEVLET KÜTÜPHANESİ / İSTANBUL

Avrupa’daki milli kütüphanelerin benzerini kurmak için Padişah II. Abdülhamit’in emriyle 1884’te kuruldu. Toplanan elyazmaları, kitaplar, gazeteler ve dergilerle bir milyona yakın esere sahip. Görme engelliler için sesli arşiv bölümü var. Beyazıt’ta, eski şehrin kalbinde.

İSLAM ARAŞTIRMALARI MERKEZİ / İSTANBUL

Türkiye Diyanet Vakfı tarafından 1984’te kurulan kütüphanede Osmanlı ve İslam coğrafyası hakkındaki dokümanlara ulaşacaksınız. Jüri üyelerimizden Kansu Şarman, “Araştırdığınız konuda yayımlanmış tez çalışmalarına kadar detaylı olanaklar sunuyor” diyor. Kütüphane, Üsküdar İcadiye’de

MİLLİ KÜTÜPHANE / ANKARA

Eski harfli Türkçe yayın arşivinde, nadir kitap, gazete, dergi, fotoğraf ve afiş gibi üç milyondan fazla eseri barındırıyor. Jüri üyelerimizden İhsan Yılmaz’a göre, sahip olduğu birikimle Türkiye’nin hafızası olarak kabul edilebilir. Çankaya’da,sabah 09.00’dan gece yarısına kadar açık.

İZMİR MİLLİ KÜTÜPHANE / İZMİR

Ülkede bir sivil toplum örgütü (İzmir Milli Kütüphane Cemiyeti) tarafından kurulması açısından ilk olma özelliğine sahip. 23 Nisan 1912’de Konak’ta açıldı. ‘Neo-Klasik Türk Mimarisi’ ekolünün İzmir’deki en önemli yapısı. İçinde 700 bine yakın kitap, beş bine yakın dergi ve sekiz bin civarında gazeteden oluşan koleksiyon barındırıyor.

SÜLEYMANİYE YAZMA ESER KÜTÜPHANESİ / İSTANBUL

Kütüphane arşivinin temelini, Kanuni Sultan Süleyman’ın kütüphanesindeki eserler oluşturuyor. 70 bini aşkın yazma esere sahip. UNESCO’nun Dünya Belleği Listesi’ne giren İbn-i Sina’nın elyazmaları da burada bulunuyor. Süleymaniye Camii medreselerinde, 1927’de kuruldu.

DOĞAN HIZLAN KÜTÜPHANESİ / ANTALYA

Duayen gazeteci Doğan Hızlan’ın bağışladığı 20 bin kitap ile açılan kütüphane, 900 metrekarelik alanda hizmet veriyor. Envanterinde gezi, sosyoloji, inceleme ve araştırma kitapları yer alıyor. Muratpaşa’da her gün 09.30- 18.30 saatleri arasında açık.

KADIN ESERLERİ KÜTÜPHANESİ / İSTANBUL

Kim bilebilirdi ki, 1987’de sadece 100 kitaplık koleksiyonla kurulan kütüphanenin bugün bir milyondan fazla esere sahip olacağını. Üstelik tümü Türkiye’deki kadın örgütlerine ait belge, özel arşiv, efemera ve kadın sanatçılar koleksiyonundan oluşuyor. Fener semtinde.

SALT GALATA / İSTANBUL

Karaköy Bankalar Caddesi’nde, neo-klasik ve oryantalist mimarisiyle 1892’de inşa edilen benzersiz bir binada hizmet veriyor. Doğu Avrupa, Türkiye ve Akdeniz havzasına ait eserleri bulabilirsiniz. Ayrıca bünyesinde müze ve çeşitli sergilere ev sahipliği yapıyor.

İNEBEY YAZMA ESER KÜTÜPHANESİ / BURSA

Yıldırım Beyazıt döneminde yaptırılan medrese binasında hizmet veriyor. Kütüphane olarak 1969’da Orhan Camii’ndeki elyazması ve basılı eserlerin getirilmesiyle kullanılmaya başladı. 9 bin cilt elyazması ve 20 bin civarında basılı eser barındırıyor. (ntvmsnc)

10 Ekim 2016 Pazartesi

Türkiye'nin en yüksek oranda yaşlı göçü alan ili İzmir

İzmir'in Türkiye'de yaşlı nüfus göçünü en fazla alan kent olduğu ortaya çıktı. Geriatri sempozyumunda konuşan Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı İzmir Müdürü Nesim Tanğlay, "İzmir olarak yüksek oranda yaşlı nüfus göçü de alıyoruz" dedi ve Türkiye'de 2023'te beklenen yaşlı nüfus oranına İzmir'in şimdiden ulaştığını söyledi.


İzmir'de düzenlenen Geriatri Sempozyumu, Türkiye'de en çok yaşlı nüfus göçünü bu kentin aldığını ortaya koydu. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı İzmir Müdürü Nesim Tanğlay, "İzmir olarak yüksek oranda yaşlı nüfus göçü de alıyoruz. 2023 yılında Türkiye'de beklenen yaşlı nüfus oranı yüzde 14. İzmir olarak şu anda bu orana sahibiz" dedi.

Geriatri Sempozyumunun dördüncüsü yapıldı

Yaşlılık dönemindeki sağlık sorunları ve bu sorunların tedavileriyle ilgilenen yaşlılık hekimliği ya da geriatri alanında sosyal ve bilimsel açıdan çalışmalar yapan İzmir Katip Çelebi Üniversitesi, Geriatri Hemşireliği Sempozyumu'nun dördüncüsünü gerçekleştirdi.

4. Geriatri Hemşireliği Sempozyumu, İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Hemşirelik Bölümü İç Hastalıkları ve Halk Sağlığı Hemşireliği ile Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Narlıdere Huzurevi Yaşlı Bakım ve Rehabilitasyon Merkezi işbirliği ile düzenlendi. Başkanlığını Doç. Dr. Yasemin Tokem, Doç. Dr. Nil Tekin ile Doç. Dr. Medine Yılmaz'ın yaptığı sempozyuma 180 sağlıkçı katıldı.

'En yüksek oranda yaşlı nüfus göçü alan il İzmir'

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı İl Müdürü Nesim Tanğlay da İzmir özelinde tüm Türkiye oranından daha yüksek bir yaşlılık oranının görüldüğünü aktardı. Yüzde 12 ile yüzde 14 oranınında yaşlı bir İzmir olduğunu ifade eden Tanğlay, "İzmir olarak yüksek oranda yaşlı nüfus göçü de alıyoruz. 2023 yılında Türkiye'de beklenen yaşlı nüfus oranı yüzde 14. İzmir olarak şu anda bu orana sahibiz. Yaşlı nüfusun artmasıyla, sağlıklı yaşlanma, bakım kalitesi gibi birçok kavramla karşılaşıyoruz. Bu gibi bilimsel çalışmaların bu alana büyük katkı kazandırdığını, Geriatri Hemşireli'ğinin günümüzdeki öneminin git gide arttığını belirtmek isterim" diye konuştu.

Geriatri eğitiminin önemine işaret etti

İKÇÜ Rektörü Prof.Dr. Galip Akhan, Narlıdere Huzurevi ile 3 yıldır süren protokolün kendileri açısından bir şans olduğunu kaydetti. Rektör Prof.Dr. Akhan, Narlıdere Huzurevi'nin Tüm Türkiye'ye sunduğu hizmet kalitesi ve İKÇÜ'nün sağlık bölümlerinde okuyan, geleceğin sağlıkçılarına verdiği eğitimin önemine dikkat çekti. Prof.Dr. Akhan, "Sosyal devlet olmanın gelişmiş ülke olmanın gerektirdiği unsurların başında yaşlı ve engelli vatandaşlarımıza verilen hizmet gelmektedir. Yaşlılarımıza her konuda destek olmak birer sağlıkçı birer yönetici olarak en büyük sorumluluğumuzdur. Bunu görev olarak değil sevgiyle ve hürmetle yapmaktayız" dedi.

'Yaşlılar adeta küçülmüş çocuklar gibidir'

60-65 yaş arası hastalıkların erişkinlerden farklı seyir ettiğine dikkat çeken İKÇÜ Sağlık Bilimler Fakültesi Prof.Dr.Bumin Nuri Dündar, "Yaşlılar adeta küçülmüş çocuklar gibidir. Yaşlı nüfusun artması, yaşam sürelerinin uzaması ile kronik hastalıkların sıklaşması, Geriatri Hekimliği'nin ve hemşireliğinin önemini arttırdı" dedi.

'Yaşlılık olgusu sağlık politikalarında önemli yer tutuyor'

İKÇÜ Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekan Yardımcısı ve Hemşirelik Bölüm Başkanı Doç. Dr. Yasemin Tokem, ise yaşlılık olgusunun ülkelerin sağlık politikalarında önemli bir yer tuttuğunu söyledi. 2015 verilerine göre Türkiye nüfusunun altı buçuk milyonluk kısmının yaşlılardan oluştuğunu aktaran Tokem, yakın bir gelecekte Avrupa'daki birçok ülkede olduğu gibi bu oranın yüzde 10'un üzerine çıktığında çok yaşlı nüfus oluşacağını söyledi.

'Türkiye yaşlı sorunlarını konuşan değil yaşayan bir ülke olacak'

Tokem, "Bu verilerden ülkemizin yaşlı nüfusun sorunlarını konuşan değil sorunlarını yaşayan bir ülke olacağını düşünmekteyiz. 2050 yılında tüm dünyada 60 yaş ve üstü bireylerin 2 milyar rakamına ulaşacağı belirtiliyor. Düşük ve orta gelirli ülkelerde bu yaşlanmanın ekonomik yükünün gelişmiş ülkelere göre daha ağır olması beklenmektedir" şeklinde konuştu.

Türkiye'nin en büyük kapasiteli huzurevi

Narlıdere Huzurevi Yaşlı Bakım ve Rehabilitasyon Merkezi Müdür Yardımcısı Doç. Dr. Nil Tekin Avrupa'nın ve Türkiye'nin en büyük kapasiteli yaşlı bakım ve rehabilitasyon alanına sahip olduklarını söyledi. Yıllar içinde toplumun, yaşlı sağlığı ve bakımı profesyonellerine daha fazla ihtiyaç duyduğunu kaydeden Tekin, bu ihtiyacın en büyük unsurunun hemşireler olduğunu vurguladı. DHA

7 Haziran 2016 Salı

İşte il il, ilçe ilçe iftar ve sahur saatleri 2016

İftar saatleri şu dakikalarda oruç tutanlar tarafından merak ediliyor. Peki İstanbul, Ankara ve İzmir'de iftar saati kaç? İşte oruç ile ilgili merak ettikleriniz... Oruç tutan kimse sabretme, sıkıntılara göğüs germe, açlığa susuzluğa dayanma ve nefse hâkim olma melekesi kazanır. Fakirlik ve yoksulluğun ne demek olduğunu kavrar; bunun sonucu olarak şefkat, merhamet, başkalarına yardım etme ve insanlara faydalı olma gibi yüce duygular kazanır. Elindeki nimetin kıymetini bilir, israftan sakınır.


İftar ve sahur saatleri dün ve bugünün en çok merak edilen konularından biri oldu. Sizde oruç tuttuğunuz ildeki iftar ve sahur saatini merak ediyorsanız alttaki linkten öğrenebilirsiniz. Haberimizde bulunan iftar ve sahur saatleri Diyanet İşleri Başkanlığı'nın belirlediği saatlerdir.

İşte il il, ilçe ilçe iftar ve sahur saatleri

İFTAR SAATİNDEN SONRAKİ BAŞ AĞRISI NASIL GEÇER?

Ramazan ayına girildiğinde kişinin her açıdan oruca kendini hazırlaması gerektiğini belirten Nörolog  Dr. Mehmet Yavuz, “Oruç tutmanın sadece aç kalmak olmadığı, duygu ve düşüncelerimizle, davranışlarımızla, konuşmalarımızla dolayısıyla her halimizle orucun manevi havasını yaşamamız gerektiğini bilmeliyiz” diye konuştu.    Reem Nöropsikiyatri Merkezi’nden Nörolog  Dr. Mehmet Yavuz,  yaptığı açıklamada, “Hoşgörü sınırlarımızı ve tolerans düzeyimizi zorlayan olaylar karşısında oruçlu olduğumuzu hatırlamalı ve kendimizi kontrol altında tutma becerisini gösterebilmeliyiz. Özellikle yazın uzun günlerinde oruç tutma esnasında, vücut sıvılarında yüzde 14 civarında bir azalma olmaktadır. Bu nedenle sahurda fazladan sıvı alımına dikkat edilmelidir. Bu konu bilhassa yaşlılarda sorun oluşturabilecek bir durumdur. Felç geçirmiş ya da felç geçirme riski bulunan kişilerin oruç tutması mahzurlu olabilir.  Düzenli spor alışkanlığı olan kişiler, hipoglisemi riskinden dolayı spor aktivitelerini mümkün mertebe oruçlu iken değil, iftardan 2-3 saat sonra yapmalıdır. Oruç esnasında gelişen hipoglisemi, iftardan sonra gelen bir baş ağrısına da neden olabilir. Bunun bir metabolik adaptasyon sorunu olduğunu ve ramazanın ilk haftasından sonra geçeceği bilinmelidir” diye konuştu.

İŞTE İFTAR VE SAHUR SAATLERİ
İFTAR SAATİNE NASIL HAZIRLANMALI?

Diğer bir sebebin ise sigara, alkol ve kafein bağımlılığı olduğunu kaydeden Nörolog  Dr. Mehmet Yavuz, daha sonra şunları söyledi;  “Gün içinde sürekli çay ve kahve içen bir kişi oruç tuttuğunda, kafein yoksunluğuna bağlı olarak dikkat düşmesi, dalgınlık, uykuya meyil, tahammülsüzlük, huzursuzluk ve gerginlik halleri yaşayabilir. Dolayısıyla kişinin toleransı azalabilir. Normalde hoşgörü ile karşılayabileceği birçok şeye tepki gösterebilir. Ayrıca baş ağrıları ve hafif dengesizlik hisleri görülebilir. Normal zamanlarda yoğun kafein tüketen bir kişinin, bu tarz kafein yoksunluğu belirtileri yaşamaması için ramazana girmeden önceki günlerde, kafein miktarını makul ölçülere çekerek vücudunu oruca hazırlaması gerekir. Ayrıca özellikle araç sürücüleri, oruç esnasında düşük kafein seviyelerinin sebep olduğu dikkat eksikliği ve dalgınlık durumlarına karşı çok tedbirli olmalıdırlar. Oruçlu olmanın bilinci ile düşük hızda seyretmeli, ani manevralardan kaçınmalı, trafik kurallarına karşı her zamankinden daha duyarlı olunmalıdır.

SAHURDA EN AZ 2-3 BARDAK SU İÇİLMELİ

Sahurda tuzlu ve şekerli yiyeceklerden uzak durulması, bunun yerine 3-4 adet ceviz veya 5-10 fındık ve çiğ bademin tercih edilmesinin doğru olacağını belirten diyetisyen Canan Yılmaz, sahurda en az 2-3 bardak su içilmesi önerisinde bulundu. Demli çay ve kahvenin vücutta su atılımını artıracağı için fazla miktarda tüketilmemesi gerektiğini vurgulayan Yılmaz, taze sıkılmış veya hazır meyve sularının sahur sonrası acıkmaya neden olacağı için tercih edilmemesi gerektiğini kaydetti.

İFTAR SAATİNDE ÇORBADAN HEMEN SONRA ANA YEMEĞE GEÇİLMEMELİ

İftar sofrasında ise orucun soğuk olmamak şartıyla su, birkaç hurma, birkaç zeytin ve bir dilim peynirle açılabileceğini söyleyen diyetisyen Yılmaz, oruç açıldıktan sonra çok sıcak ya da çok soğuk olmayan bir kase çorba içilmesinin doğru olacağını belirtti. Çorbadan hemen sonra ana yemeğe geçilmemesi, sindirim sistemini rahatlatmak adına 5-10 dakika kadar beklenmesi gerektiğini vurgulayan Yılmaz, ana yemek olarak ise ızgara, haşlama, fırınlama, buğulama yöntemleriyle pişirilmiş et, tavuk, balık veya kuru baklagil tüketilebileceğini, kızartmanın ise tercih edilmemesi gerektiğine işaret etti. Ana yemeklerin yanında zeytinyağlı sebze yemeği ya da bol salata tüketilebileceğini belirten Yılmaz, pirinç pilavı yerine bulgur pilavı veya kepekli makarna tercih edilebileceğini anlattı.

Doç. Dr. Fırat’tan,  Ramazan’da uyku telafisi için "şekerleme" önerisi  

RAMAZAN ayında sahura kalkarak bölünen uykunun telafisiyle ilgili olarak Türk Uyku Tıbbı Derneği (TUTD) Yönetim Kurulu Üyesi Doç. Dr. Hikmet Fırat, "İşe erken başlayanlar, eksik uyku ile güne başlamaları dolayısıyla, gün içinde uykuya meyil; yorgunluk; dikkatsizlik gibi sıkıntıları özellikle oruç tutmaya başladıkları ilk bir hafta içinde gözlemleyeceklerdir. Bu durumda; uykunun başlamasını tetikleyen melatonin hormonunun en fazla salındığı öğle saatlerinde (14:00 civarı) kısa süreli uyku uyunması (şekerleme) önerilmektedir" dedi.

 Doç. Dr. Hikmet Fırat, konuyla ilgili yazılı bir açıklamasında,  Ramazan ayının yaz dönemine denk gelmesi nedeniyle, günlerin uzun; gecelerin ise kısa olacağına işaret ederek, gece uyuduktan sonra sahur vaktine kadar uykuda geçen sürenin kısa olacağına dikkat çekti. Fırat, şunları söyledi:

"Sağlıklı bir kişinin kesintisiz 6-8 saat uyku süresine ihtiyacı olduğunu düşünürsek, bu durumun
Ramazan ayı boyunca mümkün olmayacağını görebiliriz. Sabah işe erken gitmesi gerekmeyen kişiler, bu durumu sahur sonrasında geç uyanarak tolere edebilirler. Ancak işe erken başlayanlar, eksik uyku ile güne başlamaları ve kesintili uyku sürecinden dolayı gün içinde uykuya meyil; yorgunluk; dikkatsizlik gibi sıkıntıları, özellikle oruç tutmaya başladıkları ilk bir hafta içinde
gözlemleyeceklerdir. Bu durumda; uykunun başlamasını tetikleyen melatonin hormonunun en fazla salındığı öğle saatlerinde (14:00 civarı) kısa süreli uyku uyunması (şekerleme) önerilmektedir. Bu sürenin ise 20-40 dakikayı aşmaması önemlidir." Hürriyet

2 Mart 2016 Çarşamba

2015 yılında evlenme ve boşanma oranları arttı

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2015 yılı evlenme - boşanma istatistiklerini açıkladı. Buna göre, evlenen çiftlerin sayısı bir önceki yıla göre yüzde 5 artarak 2015 yılında 602 bin 982 oldu. Kaba evlenme hızı ise binde 7,71 olarak gerçekleşirken, boşanan çiftlerin sayısı bir önceki yıla göre yüzde 7 artarak 131 bin 830 oldu. Kaba boşanma hızı ise binde 1,69 olarak gerçekleşti.


İstatistiklere göre, kaba evlenme hızının 2015 yılında en yüksek olduğu il, binde 9,84 ile Kilis oldu. Kilis’i binde 9,40 ile Aksaray, binde 9,33 ile Ağrı izledi. Kaba evlenme hızının en düşük olduğu il ise binde 5,87 ile Kastamonu oldu. Kastamonu’yu binde 5,92 ile Gümüşhane, binde 5,94 ile Tunceli izledi.

Ortalama ilk evlenme yaşı, 2015 yılında erkekler için 27, kadınlar için 23,9 olurken, erkek ile kadın arasındaki ortalama ilk evlenme yaş farkı ise 3,1 yaş olarak gerçekleşti. Ortalama ilk evlenme yaş farkının en yüksek olduğu il 4,9 yaş ile Kars oldu. Kars’ı 4,8 yaş ile Ardahan, 4,3 yaş ile Ağrı ve Iğdır izledi. Ortalama ilk evlenme yaş farkının en düşük olduğu il ise 2,5 yaş ile Kastamonu oldu. Kastamonu’yu 2,6 yaş ile Ankara, Karabük, Şırnak ve Zonguldak izledi.

YABANCI GELİNLER ARASINDA SURİYELİLER İLK SIRADA

Yabancı gelinlerin sayısı 2015 yılında 18 bin 814 olup toplam gelinlerin yüzde 3,1’ini oluşturdu. Yabancı gelinler uyruklara göre incelendiğinde, Suriyeli gelinler (3 bin 569 kişi) yüzde 19 ile birinci sırada yer aldı. Suriyeli gelinleri yüzde 14,3 ile Alman gelinler (2 bin 695 kişi) ve yüzde 8,8 ile Azerbaycanlı gelinler (bin 653 kişi) izledi.  Yabancı damatların sayısı 2015 yılında 3 bin 566 olup toplam damatların yüzde 0,6’sını oluşturdu. Yabancı damatlar uyruklara göre incelendiğinde, Alman damatlar (bin 368 kişi) yüzde 38,4 ile birinci sırada yer aldı. Alman damatları yüzde 7,9 ile Avusturyalı damatlar (282 kişi) ve yüzde 6,8 ile Suriyeli damatlar (241 kişi) izledi.

KABA BOŞANMA HIZININ EN YÜKSEK OLDUĞU İL İZMİR

Kaba boşanma hızının 2015 yılında en yüksek olduğu il, binde 2,77 ile İzmir oldu. İzmir’i binde 2,75 ile Antalya, binde 2,55 ile Muğla izledi. Kaba boşanma hızının en düşük olduğu il ise binde 0,17 ile Hakkari oldu. Hakkari’yi binde 0,22 ile Şırnak, binde 0,23 ile Bitlis izledi. Boşanmaların 2015 yılında yüzde 39,3’ü evliliğin ilk 5 yılı, yüzde 21,5’i ise evliliğin 6-10 yılı içinde gerçekleşti.

20 Şubat 2016 Cumartesi

Türkiye'nin en iyi 10 radyo programı

Sabah kalktığımızda, trafikte, yolculuğa çıktığımızda veya gece uykumuz kaçtığında... Elimiz radyoya uzanır. Peki müziğin en iyisini, sohbetin en tatlısını bulabileceğiniz radyo programları hangileri?
MÜZİK ELEŞTİRMENİ VE YAZARI, DJ, SEYAHAT YAZARI VE GAZETECİLERDEN OLUŞAN BÜYÜK JÜRİ SEÇTİ
Naim Dilmener/ Müzik eleştirmeni, yazar 
Şafak Ongan/ Doğan Holding Radyolar Genel Yayın Yönetmeni 
Kanat Atkaya/ Hürriyet yazarı 
Tarık Koray/ DJ
Can Utkan/ DJ 
Saffet Emre Tonguç/ Gezgin, seyahat yazarı 
Çağlan Tekil/ Blue Jean Yayın Yönetmeni 
Suat Kavukluoğlu/ Müzik yazarı 
1) UYKUNUZU AÇACAK
GEVEZE SHOW / VIRGIN RADIO

Bu yayının takipçileri güne hareketli şarkılarla başlamanın yanı sıra her gün üç ilginç haber de öğreniyor. Saffet Emre Tonguç, “Geveze’nin muhteşem hikâyelerini çok iyi bir diksiyonla anlatmasına bayılıyorum” diyor.
İstanbul 106.2, Ankara 93.8, İzmir 103.1
2) UNUTULMAYA YÜZ TUTMUŞ ALBÜMLER
BİR ZAMANLAR / RADYO D

Hakan Eren, Türk pop müziğinin unutulmaya yüz tutmuş albüm ve plaklarını günümüze taşıyor. Suat Kavukluoğlu, “Bir radyo programından çok daha fazlası. 45’liklerin yeniden patlamasında etkisi büyük” diyor. Pazar ve pazartesi 21.00-23.00
İstanbul, Ankara ve İzmir 104.0
3) KURU HABERLE YETİNMEYİN
NİHAT’LA MUHABBET / SHOW RADYO

Sabah işe veya okula giderken kuru haberlerle yetinmek istemiyorsanız bu program doğru adres. Naim Dilmener, “Nihat Sırdar ülkede ve dünyada olup biteni akıl, kalp ve mizahla aktarıyor” diyor. Hafta içi her gün 07.00-09.00
İstanbul 89.8, Ankara 88.8, İzmir 89.6
4) BOL BOL KAHKAHA ATTIRIYOR
BAY J / POWER FM  



25 yıldır radyoculuk yapan Bay J, programında kendi hayatından hikâyelere ve ülke gündemine ilişkin konulara yer veriyor. Yayında kadınlar hakkında ilginç bilgilere de rastlayabilirsiniz. Hafta içi her gün 19.00-21.00


5) SÜRPRİZLERLE DOLU
MATRAX / SHOW RADYO

2002’den beri Zeki Kayahan Coşkun’un hazırlayıp sunduğu program oldukça eğlenceli. Coşkun, yayına bağlanan dinleyicilere bazen deneyler yaptırıyor, bazen şarkılar söyletiyor... Hafta içi her gün 22.00-01.00.
İstanbul 89.8, Ankara 88.8, İzmir 89.6
6) TOPLUMSAL KONULAR VE MİZAH
GAZOR / BEST FM

1995’ten beri radyoculuk yapan Cem Arslan, toplumsal konularda oldukça hassas. Yayında mizah kokan bir konu seçip bunun üzerine interaktif bir yayın yapıyor. Genç Mücahit’le atışmaları da oldukça keyifli. Hafta içi her gün 18.00-20.00
İstanbul, İzmir 98.4, Ankara 98.3
7) MÜZİK HAKKINDA HER ŞEY
GÜLŞAH GÜRAY / RADYO EKSEN



Hem müzik dünyasından son haberleri hem de güne pozitif başlayacağınız enerjik şarkıları dinleyebilirsiniz. Kanat Atkaya, “Güne başlamak için sert bir kahve ve Gülşah’ı dinlemekten daha iyi bir yöntem bilmiyorum” diyor. Hafta içi her gün 07.00-10.00
İstanbul 96.2
8) GÜNDEMİ Tİ’YE ALIYORLAR
ARAGAZ / METRO FM

Kadir Çöpdemir ve Pascal Nouma’nın sunduğu program ‘Trafik hiç bitmesin’ dedirtiyor. Gündemi ti’ye alıyorlar, özellikle de magazin konularını...  Pascal’ın aksanı da dikkat çekici.Hafta içi her gün 06.30-09.20
İstanbul, Ankara ve İzmir 97.2
9) ÇEVRE ONLARDAN SORULUR
EKONOMİ EKOLOJİ/ AÇIK RADYO



İki gazeteci, bir akademisyen ve bir aktivist... Pelin Cengiz, Serkan Ocak, Barış Baykan ve Mahil Ilgaz’ın hazırlayıp sunduğu program Türkiye’nin dört bir yanındaki çevre sorunlarını masaya yatırıyor. Perşembe 10.30-11.00.

İstanbul 94.9
10) TRAFİĞİ KATLANILIR KILIYOR
TALK RADYO / VIRGIN RADIO



Okan Bayülgen 15 yılın ardından yeniden radyo programı yapıyor. Akşam trafiğiyle boğuşanlara destek olan programa Burcu Bakdur’un sobeti de renk katıyor. Hafta içi her gün 18.00-20.00
İstanbul 106.2, Ankara 93.8, İzmir 103.1
Selim Onat / Hürriyet

13 Şubat 2016 Cumartesi

Türkiye'nin en romantik 10 restoranı

Kendinize vakit ayırmanın zamanı gelmedi mi? Sevgilinizi alıp baş başa romantik bir yemek yiyin. Manzarası, konsepti ve lezzetli yemekleriyle unutamayacağınız bir Sevgililer Günü geçireceğiniz en iyi restoranları sizin için seçtik. İşte o liste...
1) RUMELİHİSARI’NA KARŞI: LACİVERT / İSTANBUL
Denize sıfır konumda ve muhteşem bir Boğaz  manzarasına sahip. Loş ışıkta sunulan Sevgililer  Günü mönüsünde karşılama, soğuk başlangıçlar, ara sıcak, ağız hoşluğu, ana yemek olarak ızgara dana bonfile ve özel tatlı sunuluyor. Kişi başı mönü limitsiz yerli içki dahil 350 TL. / Anadoluhisarı, (0216) 413 37 53

2) BRUNCH MI AKŞAM YEMEĞİ Mİ? SUNSET / İSTANBUL 
Yarın açık büfe brunch veya Sevgililer Günü tadım mönüsüyle akşam yemeği yiyebilirsiniz. Akşam Tarık Koray’la Valentine’s Parti var. Brunch kişi başı 195 TL.  / Beşiktaş, (0212) 287 03 57

3) YEMEK VE KONAKLAMA: LES OTTOMANS / İSTANBUL
Tarihi ve çok lüks bir yalıdan Boğaz’ı seyrederek güzel bir akşamüstü keyfine ne dersiniz? Les Ottomans oteldeki The Bar’da kokteyllerin 
fiyatları 45 lira./ Kuruçeşme, (0212) 359 15 00

4) AŞKIN SİMGESİNDE: KIZ KULESİ / İSTANBUL



Denizin ortasında, aşkın simgesinde romantik akşam yemeği... Yarın, Kız Kulesi’nin üst katında  sadece içecek servisi yapılacak. Mesela bir Türk kahvesinin fiyatı 8 lira. / Üsküdar, (0216) 342 47 47 
5) GÜNBATIMI KEYFİ: DENİZ KIZI / MUĞLA
Mehmet Yaşin, “Pırıl pırıl denizin kenarında eşsiz Ege manzarası ve taze balık keyfi. Özellikle günbatımında gidin” diyor. Bir porsiyon kalamar tavanın fiyatı 30 lira./ Bozburun, (0252) 496 50 32

6) ÜÇ FARKLI MANZARA: VOGUE / İSTANBUL
Sol teras Boğaz Köprüsü ile Kız Kulesi, ön teras Boğaz Köprüsü’nden Adalar ve sağ taraftaki ise Tarihi Yarımada manzarasına sahip. Öğlen brunch’ı kişi başı 125 lira. / Beşiktaş, (0212) 227 44 04

7) SIĞINILACAK LİMAN: CUMBA RESTORAN / İZMİR
Aynur Tartan, “Şehrin içinde gürültüden kaçıp doğaya, lezzete ve romantizme sığınmak için doğru adres burası” diyor. Bir akşamüstü tatlısı düşünürseniz fiyatlar 10 -18 lira.  / Bornova, (0232) 388 37 73

8) FERAH YENİ MEKÂN: TRİLYE / ANKARA
Yeni yerine taşınan restoran ferah bir tasarıma sahip. Yemeğinizi şömineli salonda yiyorsunuz. Çocuk bölümü de var. Yaklaşık 500 gram gelen bir porsiyon levrek 60 lira. / Gaziosmanpaşa, (0312) 447 12 00

9) SOHBET VE İKRAMLAR: 9 ECE AKSOY / İSTANBUL
Tabaklarda çeşitli pazarlardan otlar, sokak köftesi, say say bitmez zeytinyağlılar... Mekânın sahibi Ece Aksoy sohbeti de cabası. Bir porsiyon antrikot 32 lira./ Beyoğlu; (0212) 245 76 28

10) MASAJ DA VAR: CASA LAVANDA / İSTANBUL
Ultra lüks öneri isteyenlere: Şehrin gürültüsünden uzakta romantik bir akşam yemeği, konaklama, kahvaltı ve masajdan oluşan Sevgililer Günü paketi kişi başı 925 lira. / Şile, (0216) 736 56 40
GURME, GEZGİN, YAZAR, TV PROGRAMCISI, KENT YAZARLARI VE GAZETECİLERDEN OLUŞAN BÜYÜK JÜRİ SEÇTİ
Selim Onat / Hürriyet

30 Ocak 2016 Cumartesi

İşte kadın nüfusunun en fazla olduğu il

TÜİK'in açıkladığı rakamlara göre, kadın nüfusunun fazla olduğu il sayısı 2015 yılında 39'a çıktı. Bu illerin başında yüzde 50,64 ile Bartın geldi.

TÜİK'in açıkladığı rakamlara göre, yurtta kadın nüfusunun fazla olduğu il sayısı 39'a çıktı. Bartın, Samsun ve Trabzon, kadın nüfus oranının en yüksek olduğu iller oldu.

37 OLAN İL SAYISI 39'A ÇIKTI

TÜİK, Türkiye'nin illere göre kadın-erkek haritasını çıkardı. TÜİK Diyarbakır Bölge Müdürlüğü'nden alınan verilere göre, Türkiye'de 2014 yılında kadın nüfusunun fazla olduğu il sayısı 37 iken, 2015 yılında 39'a çıktı.

BARTIN LİDER DURUMDA

Erkek nüfusunun fazla olduğu il sayısı ise 44'den, 42'ye düştü. Kadın nüfusunun fazla olduğu illerin başında yüzde 50,64 ile Bartın geldi. Tunceli ise yüzde 55,90 ile erkek nüfus oranının en fazla olduğu il olarak belirlendi.

SAMSUN VE TRABZON TAKİPTE

Kadın nüfus oranının yüzde 50,64 ile en fazla olduğu Bartın'ı, yüzde 50,62 ile Samsun, yüzde 50,59 ile Trabzon takip ediyor.

KADIN HAKİMİYETİNDEKİ KENTLER

Kadın nüfus oranının fazla olduğu diğer iller ve oranları şöyle;

Giresun 50.56, Zonguldak 50.55, Amasya 50.55, Kütahya 50.51, Nevşehir 50.5, Çorum 50.49, Kastamonu 50.46, Sinop 50.45, Tokat 50.44, Burdur 50.43, Konya 50.41, Bolu 50.36, Afyonkarahisar 50.35, Rize 50.34, Sivas 50.3, Kırşehir 50.29, Elazığ 50.29, Ankara 50.27, Denizli 50.19, Isparta 50.17, Yalova 50.15, Mersin 50.15, Aksaray 50.15, İzmir 50.14, Aydın 50.14, Eskişehir 50.14, Malatya 50.13, Niğde 50.12, Yozgat 50.08, Çankırı 50.07, Uşak 50.07, Karaman 50.07, Balıkesir 50.05, Kırıkkale 50.04, Ordu 50.03, Adana 50.02.

ERKEKLERDE TUNCELİ İLK SIRADA

Erkek nüfus oranında ise yüzde 55,91 oranıyla ilk sırada yer alan Tunceli'yi yüzde 54,17 ile Hakkari, yüzde 52,33 ile de Şırnak izliyor.

ERKEK HAKİMİYETİNDEKİ KENTLER

Erkek nüfus oranının fazla olduğu diğer iller ve oranları şöyle;

Bitlis 51.97, Kars 51.95, Ağrı 51.94, Bilecik 51.7, Siirt 51.52, Ardahan 51.52, Iğdır 51.5, Tekirdağ 51.43, Bingöl 51.13, Van 51.12, Kırklareli 51.11, Muğla 50.99, Muş 50.97, Bayburt 50.84, Kahramanmaraş 50.76, Erzincan 50.76, Gümüşhane 50.69, Kocaeli 50.66, Çanakkale 50.59, Gaziantep 50.53, Edirne 50.52, Antalya 50.52, Osmaniye 50.49, Diyarbakır 50.44, Karabük 50.36, Artvin 50.29, Adıyaman 50.29, Düzce 50.28, Batman 50.27, Mardin 50.27, Şanlıurfa 50.23, İstanbul 50.22, Kayseri 50.17, Hatay 50.16, Sakarya 50.14, Manisa 50.13, Erzurum 50.13, Bursa 50.08, Kilis 50.06.

Türkiye'nin en iyi 10 anıt ağacı

EXPO 2016 için İzmir’den Antalya’ya taşınan 945 yaşındaki zeytin ağacı aklımıza düşürdü, uzmanlara Türkiye’nin en güzel anıt ağaçlarını sorduk. Her biri insanlık için birer ilham kaynağı; Nâzım Hikmet’in o efsane dizelerinde dediği gibi; “Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür / Ve bir orman gibi kardeşçesine”...
1) DÜNYACA ÜNLÜ: İNKAYA ÇINARI / BURSA
Uludağ’a giderken karşınıza çıkan 600 yaşındaki çınarın boyu 35 metre, çapı 10 metreye yakın. Turistik bir bölgede yer alması nedeniyle yaz-kış yerli ve yabancı turistlerin akınına uğruyor. Bu yüzden dünyaca ünlü. Uludağ.  
2) TÜRKİYE’NİN EN YAŞLISI: AMBAR KATRAN / ANTALYA
 Adını, halk arasında ona ‘ambar gibi ağaç’ denmesinden alıyor. Prof. Dr. Musa Genç bu sedir ağacı için “Türkiye’nin en yaşlı ağacı” diyor. 2331 yaşındaki ağacın ‘dünyanın en yaşlı sediri’ olduğu da iddia ediliyor. Karacaören Köyü. 
3) 2000’LİK ZEYTİN: TEOS ZEYTİN AĞACI / İZMİR
 Teos Antik Kenti’nde yer alan 2000 yaşındaki zeytin ağacı mutlaka görülmeli çünkü Anadolu’da ‘ölmez ağaç’ diye bilinen zeytin ağaçlarının ve zeytine verilen değerin en güzel örneklerinden. Seferihisar.  
4) ATATÜRK’ÜN HASSASİYETİ: YÜRÜYEN KÖŞK AĞACI / YALOVA
 Ağacın hikâyesi ilginç; Atatürk, Yalova’dan geçerken bu çınarı beğenip yanına köşk yaptırıyor. 1930’da dallarının köşkün çatısına zarar vermesi üzerine kesilmelerini önerenleri reddederek köşkü tren rayları üzerinde ileriye taşıtıyor. Millet Çiftliği. 
5) HEYBETLİ SEDİR: KOCA KATRAN / ANTALYA
 Dik bir yamaç üzerinde tüm heybetiyle duran bu sedir ağacı zamana meydan okuyor. 1995’te, 2000 yaşında olduğu tespit edilip koruma altına alınmış. Boyu 25 metre, çevresiyse 8.5 metre. Elmalı.  
6) EN YAŞLI MEŞE AĞACI: MAMATLAR MEŞE AĞACI / BOLU
 Mamatlar Yaylası’nda yer alan meşe ağacı 1000 yaşında ve üç metre çapa sahip. Türkiye’nin en yaşlı ve en kalın meşe ağacı olduğu söyleniyor. Kalın dallarından biri, arı yuvası olduğundan bilinçsizce kesilmiş. Mengen.  
7) CAMİ AVLUSUNDA: ZİNCİRLİ SERVİ / İSTANBUL
 Sümbül Efendi Camii’nin avlusunda yer alıyor. Hz. Hüseyin’in iki kızının buraya defnedildikleri söyleniyor. 1400 yaşında olduğu tahmin edilen ağacın yıkılması halinde kıyametin kopacağına inanılıyor. Kocamustafapaşa. 
8) UYUYAN AĞAÇ: AHTAPOT ÇINAR / İSTANBUL
 İstanbul Üniversitesi Orman Fakültesi Araştırma Ormanı’nda yer alan bu anıt ağaç, görünümüyle diğerlerinden ayrılıyor. Çınar, ahtapotu andıran, alabildiğince uzun kollara sahip. ‘Uyuyan çınar’ olarak da bilinen ağaç 600 yaşında. Bahçeköy. 
9) TESADÜFEN BULUNDU: ASLAN KAVAK / İZMİR
 ‘Doğanın Sırları’ belgeselini çeken TRT ekibi henüz belgelenmemiş çok sayıda anıt ağacı ortaya çıkardı. Bunların en önemlisi olan bu çınar 
22 metrelik dip çevresiyle Türkiye’nin gövdesi en büyük ağacı olarak kayıtlara geçti. Bayındır. 
10) ACABA HANGİSİ: EYÜP SULTAN ÇINARI / İSTANBUL
 Eyüp Sultan Camii ve türbesi arasında iki, türbe çıkışında iki, civarda dört çınar var. Hangi iki olduğu bilinmese de İstanbul kuşatmasında Akşemsettin’in, Eyüp Sultan’ın kabrinin baş ve ayakucuna diktiği çınarların bunlar olduğu düşünülüyor. Eyüp.
Hürriyet