25 Haziran 2016 Cumartesi

Dişlerimizi nasıl fırçalamalıyız?

Diş fırçası seçiminden kullanılması gereken macun miktarına kadar, doğru diş temizliği nasıl yapılır?

Diş temizliği ile ilgili kulaktan dolma pek çok yanlış bilgiye sahibiz. Peki doğru diş temizliği nasıl olur? Diş Hekimi Dt. A. Doğan Bircan, sağlıklı ve estetik dişler için yapılması gerekenleri anlattı.
Ağız ve diş sağlığında diş fırçalamanın tek başına yeterli olmadığını ifade eden diş hekimi Dt. A. Doğan Bircan, “Hepimizin bildiği gibi günde en az iki kere sabah kahvaltıdan sonra ve akşam yatmadan önce dişlerimizi fırçalamamız gerekmektedir. Fakat fırçalama işlemiyle diş arası yüzeylere ulaşamadığımız için günde en az bir kere de yatmadan önce diş ipi kullanmalıyız. Bu sayede oluşmaya çalışacak bakteri plağına karşı etkili bir savunma oluşturmuş oluruz.

Peki dişlerimizi nasıl fırçalamalıyız? 

İleri geri, yani yatay yönde gidip gelerek yapılan fırçalama sıklıkla herkesin düştüğü bir yanlıştır. Fırçalama yapılırken ağzımızın hafif açık konumlandırılıp dişetinden dişe doğru yani üst çenede yukarıdan aşağıya, alt çenede de aşağıdan yukarıya doğru tek yönlü süpürme hareketi yapmamız gerekmektedir” diye konuştu.

SERT DİŞ FIRÇASI DAHA MI İYİ TEMİZLER?

Ağız kokusuna değinen diş hekimi Dt. A. Doğan Bircan, şöyle konuştu:

“Çeşitli araştırmaların sonuçlarına göre kötü kokunun başlıca nedenleri sindirim sistemi rahatsızlıkları ve ağız, diş rahatsızlıklarıdır. Sindirim sistemi rahatsızlıkları için doktora gidilmelidir. Ağız ve diş rahatsızlıkları sonucu meydana gelen kötü koku ise çürük diş ve diş eti problemleri gibi nedenlerle oluşur. Bunlar için en kısa zamanda hem bir diş hekimine gidilmeli, hem de diş fırçası, diş ipi ve bakteri plağına karşı etkili, sürekli kullanıma uygun bir ağız gargarası ile etkin bir ağız bakımı alışkanlık haline getirilmelidir. Dişetleri kanadığında fırçalamayı kesmeli miyim? Aksine, dişeti kanaması görüldüğü takdirde derhal diş hekimine başvurmalıyız. Gereken tedavi sonrasında da fırçalama süresi uzatılmalı ve diş ipi ile de hijyen muhakkak takviye edilmelidir. ‘Sert diş fırçası ile dişleri sert fırçalarsam daha iyi temizlemiş olurum’ yanlış. İyi fırçalamak fırçanın sertliğiyle değil, fırçalama tekniğiyle ilgilidir. Genellikle orta sertlikte diş fırçaları kullanılır. Çok sert fırçalar dişleri aşındırabilir. Çok yumuşak fırçalar ise dişleri temizlemeyebilir. Ayrıca sert fırçalama sonucu dişlerin,dişetine yakın yüzeylerinde aşınma ve sonucunda çürükler oluşarak hassasiyete sebep olabilir.”

GRANÜLLERİ BOL OLAN DİŞ MACUNUNU UZUN SÜRE KULLANMAYIN

Diş macununu bol kullanmak daha iyi midir?

Diş hekimi Dt. A. Doğan Bircan, “Diş macununu bol kullanmak daha iyi midir?” sorusuna da açıklık getirerek şunları söyledi:

“Hayır. Diş macununun miktarı sadece bireyin ağızda hissedeceği ferahlık hissini arttırır. Dişlerin mine tabakasının çizilmesi macunun fazla kullanılmasıyla ilgili değil, kullanılan macunun granüllerinin büyük olmasıyla ilgilidir. O yüzden granülleri büyük olan macunların uzun süreli kullanımından kaçınılmalı. Fırçanın üzerine konulan macunun miktarı ise ‘mercimek tanesi’ büyüklüğünde olmalı. Ayrıca, diş fırçası, fırçalamaya başlamadan önce ıslatılmamalıdır. Çünkü fırça kılları ıslatılınca sertliğini kaybeder. Macunun köpürmesi için de yeterli sıvı ağızda mevcuttur. ‘Karbonat, tuz veya sodayla fırçalamak dişleri beyazlatır mı?‘ bu maddeler iri granüllü olduğu için dişin mine tabakalarını çizer ve aşındırır. Bunun sonucunda dişin parlaklığı gider ve yediğimiz ve içtiğimiz besinlerle dişler daha kısa zamanda renkleşmeye başlar. Diş taşı temizliğinden sonra daha fazla diş taşı oluştuğu da halk arasında kulaktan kulağa yayılan yanlış bilgilerdendir. Düzenli ve doğru fırçalama diş taşı oluşumunu engeller. Altı ayda bir diş hekimi kontrolü sayesinde iyi fırçalayamadığımız alanlarda oluşan diş taşları hekim tarafından temizlenmiş olur. Bunun da herhangi bir zararı yoktur. Ayrıca diş taşı temizliği doğru uygulandığında mine zedelenmeleri de görülmez. ‘Beyazlatma (bleaching) işlemi sonrasında dişler daha fazla sararır’ yanlış. Beyazlatma normal diş rengini daha da açmak için yapılır. Beyazlatmanın ilk yapıldığı dönemlerde kahve, çay ve sigara gibi dişleri renklendirecek etkenlerden uzak durmak gerekir. Beyazlatmayı yapacak hekimin tavsiyelerine uyulursa beyazlatmanın hiçbir yan etkisi yoktur.”

Obezite ile bağlantılı kanserlerde tedavi umudu

Obezitenin bazı kanser türlerinde riski artırdığı ve hastalığın seyrini kötüleştirdiği biliniyor. ABD'li bilim insanlarının çalışması ise obezite hastalarında kanser hücrelerinin hızla büyümesine yol açan bu mekanizma ortaya çıkardı.


Araştırma, ABD'nin Houston kentindeki Teksas Üniversitesi Sağlık Merkezi'nde görevli bilim insanlarınca yapıldı.

AÇMA-KAPAMA DÜĞMESİ 

Buna göre, obezite ile ilişkili kanser türlerinde "açma-kapama" düğmesi olarak nitelenen moleküler mekanizma, obezite bağlantılı kanser türleri için yeni tedavi yöntemleri geliştirilmesine katkı sağlayacak.

OBEZİTE EN ÇOK MEME, KALIN BAĞIRSAK VE PROSTATTAN ÖLDÜRÜYOR

Obeziteyle ilişkili kanser türleri arasında özellikle meme, kalın bağırsak ve prostat kanseri ilk sıralarda geliyor.

Teksas Üniversitesi Sağlık Merkezi'nin internet sitesi ile "Nature Communicatios" adlı bilimsel dergide yayımlanan araştırma, ABD'de her yıl 26 bin kişinin ölümüne yol açan prostat kanseri üzerinde yapıldı.

BAZI TÜMÖRLER SALDIRGAN ŞEKİLDE BÜYÜMEK İÇİN YAĞA İHTİYAÇ DUYUYOR

Araştırmayı yayımlayan yazı heyetinin başkanı Teksas Üniversitesi Tıp Fakültesinde görevli Doç. Dr. Mikhail Kolonin, yaptığı açıklamada, bazı tümörlerin saldırgan bir şekilde büyümek için vücuttaki yağa ihtiyaç duyduğunu belirtti.

Kolonin, buldukları moleküler ağın yardımı olmadan yağın tümörlerin büyümesine katkı yapmasının söz konusu olmadığına işaret etti.

KANSERLERİN AÇMA-KAPAMA DÜĞMESİ

Fareler üzerinde yapılan araştırmada, "Kemotin CXCL 1" adlı molekül, obezite ile ilişkili kanserlerin "açma-kapama" düğmesi olarak tanımlandı. Sinyal oluşturan bir molekül olan "Kemotin CXCL 1"in hücreler arasında trafiği düzenleme özelliğine sahip olduğu biliniyor.

Araştırmada, söz konusu molekülün engellenmesi durumunda obezite ile ilişkili prostat kanserinin yavaşladığı gözlemlendi. Hürriyet

22 Haziran 2016 Çarşamba

Ne kadar tehlikeli olduğunu bilseniz, bunu asla yapmazdınız!

Uzun çalışma saatleri, sabahlara kadar süren eğlenceler, stres ve diğer faktörler, çoğu zaman birçoğumuzun yeterince uyku uyuyamamasına neden oluyor. Bazıları ara sıra yaşam koşulları gereği uykusundan feragat ederken, bazıları da bunu bir rutin haline getiriyor. Peki bu vücudumuzda nasıl etkiler yaratıyor?


Allure dergisinin kısa bir süre önce uyku uzmanı bir grup doktorla görüştü ve yorumlarını derledi. Doktorların uyarıları uykusuzluğun çok ilginç ve bir o kadar da önemli tehlikeleri olabileceğine işaret ediyor.

Buna göre az uyku, idrak, öğrenme ve hatırlama gibi süreçleri önemli ölçüde etkileyecek güce sahip. Üstelik de bunun alışkanlık haline getirilmesine, uzun süreli bir uyku yetersizliği yaşanmasına bile gerek yok. Sadece bir gecelik kalitesiz uyku, günlük aktivitelerimizi verimli bir şekilde gerçekleştirmemizin önünde engel teşkil edebiliyor.

24 SAAT UYKUSUZLUK, YÜZDE 0,1 ALKOLE DENK

Örneğin beynimiz, akşamdan kalma bir kişininki gibi bulanıklaşmaya başlıyor. Hatta 24 saatlik süre içerisinde hiç uyumayan bir vücut, kanında yüzde 0,1 alkol oranına sahip bir vücuda eşit sayılıyor. Yani bir bakıma sarhoş bir vücuda sahip oluyoruz.

Uyku yetersizliği bunun yanı sıra iştahımızla ilgili sorunlar da yaratıyor. Aç olduğumuzu beynimize bildiren hormon yükselişe geçerken, tok olduğumuzu söyleyen hormonumuz da azalmaya başlıyor. Bu da tabii ki aç olmasak da daha fazla yememize sebep oluyor. Bu süreçte tükettiklerimiz de genellikle tatlı veya tuzlu yiyecekler oluyor.

KALBİNİZİ SEVİYORSANIZ...

Daha da önemlisi, uykusuzluk kalple ilgili önemli sağlık problemlerine yol açabiliyor. Uzmanlara göre uyku sırasında, kan basıncı ve kalp atış hızı düşüşe geçiyor yani vücut kendini dinlendiriyor. Dolayısıyla yetersiz uyku, vücudumuzun kardiyovasküler sistemini gereksiz yere strese sokuyor, bunun sonucunda da iltihaplı kan damarlarının oluşmasına ve en kötü senaryoda kalp krizi ve felç gibi ciddi tehditlerin ortaya çıkmasına neden oluyor.

Yetersiz ve kalitesiz uykunun diğer etkileri ise, daha zayıf bir bağışıklık sistemi, yavaş metabolizma ve yorgun görünen bir cilt.

21 Haziran 2016 Salı

Çilek Ayı ile yaz gündönümü 68 yıl sonra tekrar yaşandı

Bu sene yaz gündönümü, "strawberry moon" yani Çilek Ayı ile aynı güne denk geldi. Bu doğa olayına insan hayatında bir kez tanık olabiliyor...


En uzun gündüzü yaşadığımız gün olan ve yazın başlangıcı kabul edilen yaz gündönümünde kuzey yarım kürede ortalama 17 saat gün ışığından faydalanılıyor. Türkiye’de ise en uzun gündüzü ortalama 15 saat yaşıyoruz.

21 Haziran diye bildiğimiz ancak esasen 20 ila 22 Haziran arasında bir güne denk gelen yaz gündönümü bu sene 20 Haziran’da yaşandı.

Öte yandan 2016 özel bir yıl, zira yaz gündönümü “Çilek Ayı” ismi verilen dolunayla aynı güne denk geldi.

Bu iki doğa aynın tam olarak aynı güne denk gelmesi bundan tam 68 yıl önce 21 Haziran 1948 yılında gerçekleşti. İnsanın ömründe bir ya da (o kadar uzun yaşayabilirse) iki kez yaşayabildiği bu doğa olayı bir daha 70 yıl sonra meydana gelecek.

ÇİLEK AYI NEDİR?

İngilizcede Strawberry Moon olarak adlandırılan Çilek Ayı, yerli Amerikan kabileleri tarafından Haziran ayında gerçekleşen dolunaya verilen isim. Çilek hasatı zamanına denk geldiği için bu dolunaya “Çiley Ayı” adı verilmiş.

Dersten hemen sonra yapılan spor hafızaya zararlı

Araştırmalara göre, öğrenimden dört saat sonra yapılan yoğun fiziksel aktivite, öğrenilen bilgilerin hatırlanmasında faydalı oluyor.



Spor faaliyetinin beynin hafızayla ilgili bölümünde protein salınmasını sağladığı biliniyordu. Ancak bu son araştırma sporun zamanlamasının da önemli olduğunu gösterdi.

Current Biology dergisinde yayımlanan, Hollandalı bilim insanlarının çalışması için 72 insan üzerinde deneyler yapıldı.

Buna göre bir şey öğrendikten birkaç saat sonra yapılan spor hemen dersin ardından yapılan spordan daha etkili.

Bir deneyde 40 dakikalık bir dersin ardından 72 kişi farklı gruplara ayrıldı. Buna göre bir grup dersten hemen sonra spor yaparken, ikinci grup dört saat sonra spor yaptı, üçüncü grup ise hiçbir fiziksel faaliyette bulunmadı.

Spor faaliyeti olarak egzersiz bisikletinde 35 dakika yoğun çalışma yapıldı.

İki gün sonra gruplar teste tutuldu ve ikinci grup hafıza sınavında en iyi performansı sergiledi.
Manyetik rezonans görüntülenmesinde beynin hippocampus denilen öğrenme ve hafızayla ilgili bölümünde ikinci gruba ait beyin faaliyeti çok daha keskindi.

Fiziksel faaliyet yapan bedende üretilen dopamin ve norepinefrine gibi kimyasal bileşimlerin hafızayı güçlendirdiği düşünülüyor.

Hollanda’da Donders Beyin, Bilişsel ve Davranış Enstitüsü’nün baş araştırmacısı Guillen Fernandez “Sonuçlarımız bize zamanlı fiziksel egzersizin uzun vadeli hafızayı güçlendirdiğini gösteriyor ve eğitim ile tıbbi alanda sporun potansiyelinin altını çiziyor” dedi.

Fernandez zayıf hafızaları güçlendirmek için sporun faydalı olduğunu da söyledi. Ancak henüz neden sporun hafıza üzerinde bir kaç saat sonra daha fazla faydası olduğu açık değil.

Araştırma ekibi şimdi sporun zamanlamasının öğrenme ve hafıza üzerindeki etkisini çalışmayı planlıyor. (BBC Türkçe)

En anlamlı Babalar Günü kutlaması

Hiçbir Babalar Günü bu kadar anlamlı olmamıştır...


Geride bıraktığımız pazar Babalar Günü’nü kutlayarak bu özel güne dair çok sayıda paylaşım yapıldı. Babaların ne kadar önemli olduğu kelimelerle ve fotoğraflarla bir kez daha anlatıldı. Ama belki de içlerinde hiçbiri şimdi size göstereceğimiz fotoğraf kadar anlamlı olmadı.

Amerikalı bir baba, başından geçirdiği ameliyat sonrası derin bir dikiş iziyle yaşamaya mahkum olan çocuğunun özgüvenini yerine getirmek ve ona destek olmak adına oğlunun yarasının bir benzerini dövme olarak yaptırıyor.

Böylesi duygusal bir fotoğraf da sosyal medya hesabından paylaşılınca kısa sürede binlerce beğeni ve yorum alarak Babalar Günü’ne damgasını vuran kareler arasında yerini alıyor.Sözcü


20 Haziran 2016 Pazartesi

Aşırı terliyorsanız çaresi var

Normalden fazla terleme; yaşam kalitesini olumsuz etkiliyor. Üstelik yaz sıcaklarının etkisiyle yaşanan sıkıntı daha da büyüyor. Ancak en etkili çözüm yolu olan botoks tedavisi, bu sorundan uzun süre kurtulmanızı sağlıyor...



Terleme insanlarda doğal olarak görülürken, aşırı terleme çok büyük sorunlar yaratabiliyor. Özellikle ter bezlerinin fazla çalışmasına bağlı olarak deri yüzeyine salınan terin artması sonucu, kişide gündelik yaşamı etkileyecek derecede fazla ve rahatsız edici terleme görülebiliyor. Dr. Eylem Acar Kliniği'nin sahibi Dermatolog Dr. Eylem Acar, yaşam kalitesini olumsuz etkileyen bu sorunun tedavisiyle ilgili bilgi verdi…

SEBEPLERi NELERDiR?

Ter miktarı kişiden kişiye göre değişebildiği için aşırı terlemenin tanısı ve değerlendirmesi çoğu kez zordur. Terin salgılanması insanlarda sinir sisteminin çalışması ile doğru orantılı olup, aşırı terleme toplumun yüzde 1'inde karşılaşılan bir sorundur. Aşırı terlemenin en önemli nedenleri arasında; stres, değişik uyaran ilaçlar (insülin), tiroid bezinin aşırı çalışması, böbrek üstü bezinde görülen hastalıklar, menopoz, hipoglisemi, şişmanlık, bazı kanserlerin tedavisinde kullanılan ilaçlar ve hormonlar yer alır. Sistemik hastalıklardan diyabete, kalp yetmezliğinden karsinoid sendroma kadar pek çok sağlık sorunu da terleme yapabilir. Pratikte en çok görülen terleme şekli; strese bağlı olan ve özellikle avuç içi, ayak tabanı, koltuk altı ve daha az olarak da yüz ve kasıkta terleme yapan tiptir. Terleme olan bölgelerde bakteri üremesi kolaylaşacağı için aşırı terleme kokuya da neden olur ve kişinin fiziksel ve sosyal hayatını negatif yönde etkiler. Bu gibi durumlar özellikle ellerde, ayak tabanında, yüzde ve gövdede oluşabilir ve kişinin terlemesi ile stres arasında kısa bir denge oluşur. Stres durumu ile birlikte bu bölgelerde hızlı bir terleme gözlenir.

Önceden nedeni araştırılmalı

Terleme tedavisine başlamadan önce ilk aşamada terlemenin nedenleri araştırılır. Kişide kilo problemi olup olmadığı incelenir. Uzun süreli geçirdiği herhangi bir rahatsızlık olup olmadığı, menopoz döneminde olup olmadığı, tiroid bezi veya böbrek üstü bezi ile ilgili herhangi bir problemi olup olmadığı araştırılır. Sorun saptanamadığı durumlarda sempatik sinirlerin doğuştan aşırı çalıştığı düşünülür. Bu soruna karşı çok değişik tedavi şekilleri uygulanabilir:


Hastanın beyaz renkli, hafif, pamuklu giysiler ve çoraplar giymesi tavsiye edilir.

İyontoforez: Özellikle ellerdeki, ayaklardaki ve koltuk altı bölgesindeki aşırı terlemede kullanılan bir yöntemdir. Sık tekrarlanması gereken bu yöntemle, bölgesel, hafif ve orta derecede terlemesi olan hastalarda oldukça iyi cevap alınıp, 1 – 3 aylık iyileşme dönemleri sağlanabilir.

Botulinum toksin (botoks) tedavisi:  Özellikle el içi, ayak tabanı ve koltuk altı terlemesinde kullanılan bir ilaçtır. Bu yöntem ter bezlerini çalıştıran sinirlerin faaliyetlerini azaltarak terlemeyi birkaç kat azaltır ve ortalama etki süresi 8-10 aydır.

Bölgeye yönelik kurutucu pudra ve solüsyonlar kullanılması tavsiye edilir. Pudralar nemi alıp, bölgenin kurumasını sağlayabilir ve antiseptik ilaçlar ikinci enfeksiyonun yerleşmesini
engelleyebilir.

Botoks tedavisi nasıl uygulanır?

Neş­ter­siz genç­li­ğin ilk adı­mı olan Bo­tu­li­num tok­sin ilk kez 1977 yı­lın­da in­san­lar üze­rin­de kul­la­nıl­dı. Göz dok­tor­la­rı Bo­tu­li­num tok­si­ni şa­şı­lık ve di­ğer göz has­ta­lık­la­rı te­da­vi­sin­de kul­lan­dı. 1989 yı­lın­da FDA'­dan yüz­de­ki kı­rı­şık­lık­lar için onay alan Bo­tu­li­num tok­sin 20 yı­lı aş­kın sü­re­dir an­ti aging te­da­vi­le­rin­de ba­şa­rıy­la uy­gu­la­nı­yor. Bil­di­ği­miz gi­bi yıl­lar için­de yü­zü­müz yer çe­ki­mi, gü­neş ışın­la­rı, mi­mik ha­re­ket­le­ri ve stres gi­bi olum­suz fak­tör­ler ne­de­niy­le de­for­me olu­yor.

Tıp­ta bir­çok alan­da mu­ci­ze­vi te­da­vi­ler sağ­la­yan bo­tu­li­num tok­sin, ter­le­me te­da­vi­sin­de de ba­şa­rı­lı so­nuç­lar ver­mek­te­dir.

Son 20 yıl­da es­te­tik­te “ça­ğın mu­ci­ze­si­” ola­rak ta­nım­la­nan bo­tu­li­num tok­sin sa­ye­sin­de, hem yüz­de­ki se­vim­siz, za­ma­nın acı­ma­sız iz­le­ri ge­çi­ri­lir­ken hem de tik­ler, nö­ro­lo­jik va­ka­lar ve özel­lik­le yük­sek tek­no­lo­ji­nin bi­le te­da­vi sağ­la­ya­ma­dı­ğı aşı­rı ter­le­me te­da­vi edi­le­rek, ba­şa­rı­lı so­nuç­lar sağ­la­nı­yor.

İş­lem 15-30 da­ki­ka sü­rü­yor

Özet­le­mek ge­re­kir­se; göz çev­re­si, alın ve kaş or­ta­sın­da­ki kı­rı­şık­lık­la­rı gi­de­ren bo­tu­li­num tok­sin, aşı­rı ter­le­me ve ter ko­ku­su­nun ra­hat­sız edi­ci du­ru­mun­dan da kur­ta­rı­yor. Ka­dın ve er­kek­ler­de ko­lay­lık­la uy­gu­la­na­bi­le­cek bu yön­tem 15-30 da­ki­ka için­de­ki ya­pı­lan pra­tik bir uy­gu­la­ma ile çok uzun bir sü­re bo­yun­ca ra­hat et­tiriyor.

Uzman bir doktora başvurun

El içi, ayak ta­ba­nı ve kol­tuk al­tın­da­ki ter­le­me­ye kar­şı bo­tu­li­num tok­sin uy­gu­la­ma­la­rı ol­duk­ça pra­tik bir şe­kil­de uy­gu­la­nı­yor. “P­rob­lem olan böl­ge­de ilk aşa­ma­da ger­çek­ten ter­le­yen böl­ge, test­ler ile tes­pit edi­lir, da­ha son­ra­ki aşa­ma­da böl­ge­ye anes­te­zi ni­te­li­ği ta­şı­yan krem­ler tat­bik edi­lir ve 15 da­ki­ka bek­let­tik­ten son­ra uy­gu­la­ma­ya baş­la­nır.

Son de­re­ce in­ce uç­lu (in­sü­lin en­jek­tö­rü) iğ­ne va­sı­ta­sıy­la prob­lem­li olan böl­ge içi­ne bo­tu­li­num tok­sin ila­cı en­jek­te edi­lir. Aşı­rı bir acı his­si duy­ma­dan, te­da­vi için de­fa­lar­ca za­man ayır­ma­dan ve cer­ra­hi her­han­gi bir ba­kı­ma ge­rek kal­ma­dan or­ta­la­ma 10-12 ay bo­yun­ca hem ter­le­me­nin mik­ta­rı ol­duk­ça aza­lır, hem de te­rin ra­hat­sız edi­ci ko­ku­sun­dan ki­şi kur­tul­muş olur. Bo­tu­li­num tok­sin bu böl­ge­de aşı­rı ça­lı­şan ter bez­le­ri­nin ve kas­la­rın is­ten­me­yen ha­re­ket­le­ri­ni et­ki­le­di­ğin­den, ter­le­me so­ru­nu da gi­de­ril­miş ola­cak­tır.”

Bu­gün tec­rü­be­li he­kimler ta­ra­fın­dan uy­gu­la­nan yön­tem ol­duk­ça yüz gül­dü­rü­cü so­nuç­lar ve­ri­yor. Bu uygulama bi­linç­li uz­man he­kim ta­ra­fın­dan uy­gu­lan­ma­lı.

Sıcak içecekler kanserojen olabilir

Dünya Sağlık Örgütü (WHO) kanser kurumunun, tüm "çok sıcak" içeceklerin büyük ihtimalle kanserojen olabileceğini duyurması bekleniyor. Kurum geçen yıl da işlenmiş etlerin tamamının kanserojen olduğunu açıklamıştı.


Reuters’ın haberine göre, Uluslararası Kanser Araştırma Kurumu (IARC) daha önce kahveyi “muhtemelen kanserojen” kategorisine almasına rağmen daha sonra fikrini değiştirdi. Kurum bugün son araştırmalarında “kanserojen etkiye dair kesin delil bulunamadığını” açıklayacak.

Fakat aynı zamanda diğer bilimsel bulguların yaklaşık 65 derece veya üzerinde su, kahve, çay ve diğer içecekler de dahil çok sıcak içkilerin tamamının kanserojen etki yaratabileceği sonucuna vardığı açıklanacak.

GEÇEN YIL ‘İŞLENMİŞ ET’ AÇIKLANMIŞTI

Geçtiğimiz yıl işlenmiş etin kansere yol açabileceğini açıklamasıyla manşetlerde kendisine yer bulan Dünya Sağlık Örgütü’ne bağlı IARC, sonuçlara insan ve hayvanlar üzerinde binden fazla araştırmanın ardından ulaştı. Kahvenin kanserojen olup olmadığına dair yeterli kanıt bulunamadı. Sözcü

Yüzünü tuval yaptı

Güney Koreli makyaj uzmanı Dain Yoon, bu aralar sosyal medyanın en çok konuşulan kişilerinden biri. 

Zira makyaj malzemeleri ile birbirinden ilginç görüntüler yaratan 22 yaşındaki kadının Instagram üzerinden paylaştığı bu kareler sanat severlerin yeni ilgi odağı olmuş durumda.

Sıradan makyaj malzemeleri ile yüzüne yaptığı dokunuşlar ile çeşitli illüzyonlara imza atan genç kadın bu çalışmasının meyvesini de almış durumda.

Genç yaşına rağmen hatırı sayılır bir hayran kitlesi oluşturan Yoon, henüz başkent Seul'deki üniversitesini bitirmemesine rağmen, ülke basınına yaptığı açıklamada şimdiden pek çok iş teklifi aldığını belirtiyor.

İşte 22 yaşındaki sanatçının sosyal medyada sıklıkla paylaşılan kareleri...















19 Haziran 2016 Pazar

Dünyanın en uzun kızı LYS'ye yatakta girdi

Karabük'ün Safranbolu İlçesi'nde 2 metre 13.5 santim boyuyla dünyanın 18 yaş altı en uzun boylu kızı olarak Guinness Rekorlar Kitabı'na giren 19 yaşındaki Rumeysa Gelgi özel bir sınıfta yatak üzerinde Lisans Yerleştirme Sınavı'na (LYS) girdi.


Doğuştan 'Weaver Sendromu' rahatsızlığı nedeniyle boyu hızla uzayan ve 2 yıl önce 2 metre 13.5 santim boyuyla Guinness Rekorlar Kitabı'na giren Rumeysa Gelgi, emekli laboratuvar teknisyeni annesi Safiye ve biyokimya uzmanı babası Haydar Gelgi'nin yardımıyla evden çıkarak sınav için Karabük Üniversitesi Yüksek Okullar binasına geldi. Walker (Yürüteç) desteği olmadan ayağa kalkamayan ve yürüyemeyen Gelgi, fiziksel engeli nedeniyle daha önceden ÖSYM'den gerekli izinleri aldıktan sonra diğer adaylardan ayrı bir sınıfta sınava girerek yatak üzerinde soruları yanıtladı. Sınavın yorucu geçtiğini ve elinden geleni yaptığını belirten Gelgi, şöyle dedi:

"Sorular çok kolay değildi. Tabii ki üniversite sınavının böyle olması gerekiyor. İyi bir sonuç alacağıma inanıyorum. Kişiye özel bir sınıfta yatakta uzanır bir şekilde tek başıma sınava girdim. YGS'ye girdiğimde ilk tercihim İngiliz Dili ve Edebiyatı bölümüydü. Geçen 3 aylık sürede Bilgisayar Bilimleri bölümünün benim için daha avantajlı olduğunu fark ettim.  Çünkü ben mesleğimi yapabileceğim bir bölümü okumak istiyorum. Fiziki durumum gereği online çalışmalarına ihtiyacım var. O yüzden kendimi bilgisayar bilimi dalında geliştirmek istiyorum." ntv



"İyi ki babam var" dedirten 14 resim

Sanatçı Snezhana Soosh, kız çocuklarıyla babalarının arasındaki özel bağı anlatan etkileyici resimlere imza attı.

Çalışmalarını suluboya ile gerçekleştiren genç sanatçı, Instagram üzerinde yaptığı paylaşımlarla beğeni topladı.

Çocuklar ile babaları arasında gerçek ve güçlü bağları resimlere yansıtan sanatçı, çalışmalarıyla görenlerin yüreklerini ısıtmayı başarıyor.

Çocuklar ile babaları arasında gerçek ve güçlü bağları resimlere yansıtan sanatçı, çalışmalarıyla görenlerin yüreklerini ısıtmayı başarıyor.

İşte Soosh'un kız çocuklarına "İyi ki babam var" dedirten 14 çalışması...














ntvmsnc

En güzel Babalar Günü mesajları

Bugün hayattaki en değerli varlıklarımız olan babalarımızın günü. Sevgileri, fedakarlıkları ile her zaman yanımızda olan bu güzel insanlar için en güzel Babalar Günü mesajlarını derledik.


Bizleri okutup büyütmek için ellerinden geleni yapan, başımız sıkıştığında ilk olarak yardımımıza koşan, tamam bazen sevgilerini göstermekte zorlanan fakat başımıza bir şey geldiğinde en çok yüreği acıyan hayattaki en değerli varlıklarımızın bugün en özel günü… Bugün Babalar Günü… Bu özel günde biz de en güzel Babalar Günü mesajlarını sizler için derledik.

Her yıl Haziran ayının üçüncü pazar günü kutlanan Babalar Günü için, arama motoru Google, önemli günler, haftalar ve önemli şahsiyetler için hazırladığı ‘doodle’a bir yenisini daha ekledi. Dünya devi arama motoru Google 19 Haziran 2016 Babalar Gününü doodle yaptı. Babalar Günü, pek çok ülkede her yıl haziran ayının üçüncü pazar günü babaların onuruna kutlanan özel bir gündür. Peki Babalar günü nedir? Babalar Günü ne zamandan beri kutlanır? En güzel Babalar Günü mesajları bu sayfamızda.

BABALAR GÜNÜ NE ZAMAN?

Babalar günü mesajları ile babanıza güzel bir süpriz yapabilirsiniz. 19 Haziran Pazar günü kutlanıyor… Babalar Günü’nde kısa mesaj olarak gönderebileceğiniz, sözlü olarak söyleyebileceğiniz veya hediye paketi üzerine iliştirebileceğiniz mesajları haberimizde topladık. İşte en yeni Babalar Günü mesajları…

BABALAR GÜNÜ NEDİR?

Bir Amerikan İç Savaşı gazisinin kızı olan Sonora Smart Dodd, Anneler Günü gibi babaların da bir günü olması gerektiğini düşünmekteydi. Dodd’un babası annelerinin yokluğunda altı çocuğunu tek başına büyütmüştü. Babasının doğum günü olan 5 Haziran’ın Babalar Günü ilan edilmesi için çalışmalara başlamış ama bu çalışmalar o tarihe yetişemeyerek kutlamalar haziran ayının üçüncü pazar gününe ertelenmiştir.

Bu yüzden Babalar Günü Haziran ayında kutlanır.Babalar Günü ilk kez 19 Haziran 1910’da Washington’un Spokane şehrinde kutlanmıştır. 1924 yılında Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Calvin Coolidge kutlamaları desteklemiş; ama resmi olarak Babalar Günü ilan etmemiştir. 1966 yılında ise o dönemin başkanı Lyndon Johnson, her yıl haziran ayının üçüncü pazarının Babalar Günü olarak kutlanacağını açıklayan bir bildiri yayımlamıştır. 1972 yılındaysa başkan Richard Nixon’ın imzasıyla Babalar Günü yasal olarak ABD’de resmi tatil ilan edilmiştir.

EN GÜZEL BABALAR GÜNÜ MESAJLARI

Fedakârlık, sevgi, sabır ve güzellik ne demek tarif et derlerse; babam derdim canım babam seni bir gün değil her gün çok seviyorum. Babalar günün kutlu olsun.

Sabırlısın, sıcaksın, şefkatlisin, koruyucumsun, bağışlayansın.. Biricik babamsın. Seni çok seviyorum.

Hayatın anlamı ve tüm güzelliklerini öğreten adam, benim sevgili babam. Babalar günün kutlu olsun.
Senin gibi bir babaya sahip olduğum için ne kadar şanslı olduğumu her zaman bileceğim. Seni seviyorum canım babacığım.

Bugün başardığım ve elde edebildiğim her şeyde senin payın var. Babalar günün kutlu olsun.

Kalbi sevgi dolu, sevecen, cömert, kibar, kucağı sıcak, anlayışlı, şefkatli. Bu vasıfların tümünü taşıyan tek erkeksin. Ben ona baba diye sesleniyorum. Benim için dünyadaki en özel erkek! Babalar günün kutlu olsun canım babacım…

Ateşin yaktığından, güneşin hareket ettiğinden, gerçeğin bir yalan olduğundan şüphelen ama benim seni sevdiğimden asla şüphelenme babacığım, babalar günün kutlu olsun…

Üzerine sabır tohumu ekip sevgiyle suladığın gülünün bilmeni istediği bir şey var. Seni çok ama çok seviyorum. Babalar günün kutlu olsun.

Sınırsız bir sevgi, anlatılmaz bir sevgiyle beni seven babam, sana layık olmak için yaşıyorum. Babalar günün kutlu olsun.

Evimizin güneşi bir tanesisin canım babam, kucak dolusu sevgi ve saygılarımla kocaman öpüyorum. Babalar günün kutlu olsun.

Fedakârlık, sevgi, sabır ve güzellik ne demek tarif et derlerse; babam derdim canım babam seni bir gün değil her gün çok seviyorum. Babalar günün kutlu olsun.

Meğer dilimdeki ve beynimdeki en güzel kelime senin adınmış. Sana her seslenişimde ya acım diniyor ya da sevgim coşuyor. Babalar günün kutlu olsun.

Resme gizlenmiş altı kelimeyi bulabiliyor musunuz?

Çocukları havuzda eğlenirken yansıtan bu çizim, sosyal medyanın şu sıralar meşgul olduğu bir bulmaca....

Playbuzz tarafından hazırlanan bu bulmacaya gizlenmiş altı kelime var.

İlk bakışta altısını birden bulmak zor. Ama dikkatli bakınca, İngilizce kelimeleri teker teker çıkaracaksınız.

Sözcükleri göremeyenler için cevap ise aşağıda:

Slide (kaymak) ve water (su) kelimeleri palmiye ağaçlarının yapraklarına gizlenmiş.

Havuzun sol aşağıdaki bölümünde cool (serin) ve su kaydırağında swim (yüzmek) sözcükleri var.

Wet (ıslak) sözcüğü ise en sağdaki çocuğun mayosunda.

En zor bulunan ise en soldaki kırmızı simitte yazıyor. Float (yüzdürmek)…


Havuzda sakın bunu yapmayın

Yaz döneminde özellikle otel ve toplu kullanım alanlarındaki havuzların enfeksiyon riski taşıdığının altını çizen Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Şeyda Atabay, havuz içerisinde gözlerin açılmaması gerektiğini önemle vurguladı. Havaların ısınmasıyla birlikte havuz ve deniz mevsiminin başladığını anlatan Op. Dr. Şeyda Atabay, bu dönemlerde göz enfeksiyonlarına sıkça rastlandığını belirtti. 



SICAKLAR NEDENİYLE MİKROPLAR HIZLA YAYILIYOR 

Aşırı nem ve yüksek sıcaklıklar nedeniyle mikropların, hastalığın salgın haline gelmesine sebep olduğunu dile getiren Op. Dr. Atabay, "Gözde enfeksiyona neden olan bakteri ve virüsler gözde kızarıklık ve batma sorunlara neden olmaktadır. Bu enfeksiyon etkenleri özellikle çok bulaşıcıdır" ifadelerini kaydetti.

TOPLU KULLANIM ALANLARINDAKİ HAVUZLAR RİSK TAŞIYOR 

Özellikle otel ve toplu kullanım alanlarındaki havuzların büyük risk taşıdığını belirten Op. Dr. Şeyda Atabay, "Gözde ciddi enfeksiyon ve keratit problemlerine kadar neden olabilen salgın enfeksiyon etkeni, adenoviral enfeksiyonu olarak adlandırdığımız virüslerin neden olduğu göz problemleridir. Bu virüsü taşıyan kişilerin göz ve solunum yollarındaki salgıları bulaşmaya ve hastalığın yayılmasına sebep olmaktadır. Adenoviral konjontivit rastladığımız hastalarımıza özellikle ellerini gözlerine değdirmemeleri, kalabalık ortamlara girmemeleri, havuz gibi toplu kullanım alanlarını kullanmamaları gerektiği konularında uyarılarda bulunmaktayız" dedi.

MUTLAKA HAVUZ GÖZLÜĞÜ TAKILMALI 

Hastalığın bulgularının gözde kızarıklık, batma, sulanma, kaşınma, sonrasında çapaklanma ve kulak önündeki lenf bezlerinin şişmesi olarak gözlendiğini anlatan Op. Dr. Şeyda Atabay, şunları söyledi:

"Tedavisinde öncelikle salgını engellemek amacıyla hastaya önerilerde bulunmak gereklidir ve rahatlatıcı üzerine eklenen bakteriyel enfeksiyonlarına yönelik tedaviler planlanmalıdır. Bu hastalıklardan korunmak için önlemler alınabilir. Bunlardan göz kızarıklığı, çapaklanması olan kişilerle yakın temasta bulunmamak en önemlisidir. Toplu kullanım alanlarındaki havuzlar kullanılacaksa mutlaka havuz gözlüğü takılmalı. Havuzda su içinde gözler açılmamalı. Lens kullanıyorsa kesinlikle lens ile havuza girilmemelidir. En küçük bir göz probleminde ise en yakın göz hastalıkları doktoruna muayene olunmalıdır."

18 Haziran 2016 Cumartesi

Zayıf karne getiren çocuğa nasıl yaklaşmalı?

Karne haftası geldi. Peki zayıf karne getiren çocuklara anne babalar nasıl davranmalı? Psikoloji Uzmanı Ceren Aydın anlattı...

Koca bir eğitim sezonunun ardından karne haftası geldi. Ancak tüm karneler iyi olmayabiliyor. Peki zayıf karnelere anne babalar nasıl tepki vermeli, nelere dikkat etmeli? Liv Hospital Klinik Psikoloji Uzmanı Ceren Aydın zayıf karne getiren öğrencilere ebevyenlerin nasıl davranması gerektiğini anlattı.

Karnelerin aileler tarafından çoğunlukla başarının doğrudan ve kesin bir göstergesi olarak kabul edildiğini belirten Aydın, “Hatta bazı durumlarda, oldukça yanlış da olsa, karneden yola çıkan ebeveynler çocuklarının karakterleri ve gelecek potansiyelleri hakkında olumsuz yargılar geliştirip çocuklarına bunu yansıtabilir. Bu çocuklarda yetersizlik hissi, yoğun bir kaygı, çalışmaya yönelik motivasyon kaybı ya da mükemmeliyetçilik gibi -özelde akademik başarıyı, genelde ise çocuğun psikolojik iyilik halini örseleyecek- sorunlara yol açabilir” dedi.

DOĞRU YOLLAR İZLENDİĞİNDE BAŞARI YÜKSELİR

“Bilmemiz gereken ilk şey, başarının sadece okul performansına indirgenebilecek bir kavramdan ziyade çok yönlü ve geliştirilebilir olduğu gerçeğidir. Başka bir deyişle, ders başarısı düşük çocuklar başka yaşamsal alanlarda oldukça başarılı olabilir” diyen Aydın, “Dahası başarıyı engelleyen unsurlar belirlenip bu engelleri aşmak için doğru yollar izlendiğinde başarı seviyesi de belirgin olarak yükseliş gösterir” diye konuştu.

ÇOCUĞUNUZU ETİKETLEMEYİN

Başarı ile ilgili olarak sık karşılaşılan hatalı yaklaşımlardan bir diğerinin ise başarının kategorik olarak ele alınması olduğunu vurgulayan Aydın, “Bu tutum, çocuklara yönelik ‘başarılı' ve ‘başarısız' etiketlemelerini de beraberinde getirip aslında çocukları dar bir alana hapsetmektir. Oysa başarı boyutsal bir kavramdır. Çocuğun bir önceki sınava ya da sınıftaki diğer öğrencilere göre daha düşük not alması onu başarısız kılmaz” dedi.

PROBLEMİ ANLAMADAN ÇÖZÜM MÜMKÜN OLMAZ

Aydın, şöyle devam etti: “Eğer çocuğunuzun dönem boyunca sarf ettiği çabayı önemsemez ve sadece notlara odaklanırsanız düşük bir not karşısında öfke, kaygı gibi olumsuz duygularla çocuğunuzu yıkıcı bir şekilde eleştirir hatta cezalandırma yoluna gidebilirsiniz. Oysa yapılması gereken notun kendisine değil işaret ettiklerine yani sürece odaklanmaktır. Başarı düzeyi, çocuğun kontrolünde olanlar kadar olmayan pek çok unsurdan da etkilenir. Öğrenme güçlükleri, depresyon, davranım bozuklukları, sınav kaygısı, dikkat süreçleriyle ilgili sorunlar, fiziksel engel ya da rahatsızlıklar, görme ve işitme bozuklukları, çocuğun zeka seviyesinin yaşıtlarına göre düşük olması, çalışma sistemi ve sorumluluk almayla ilgili yetersizlikler, sağlıksız aile atmosferi, önemli yaşamsal değişiklikler bu unsurların başında gelir.”

YIKICI TUTUM VE TEPKİLERDEN KAÇININ

Bazen farkında olarak bazen olmadan, bazen dolaylı bazense direkt yollarla ailelerin yaşadıkları hayal kırıklığını, endişeyi ya da öfkeyi çocuklarına yıkıcı şekillerde yansıttığına işaret eden Aydın, “Düşük not getiren çocuğu cezalandırmak, korkutmak, tehdit etmek, diğer çocuklarla veya kardeşleriyle kıyaslamak, ona yalnızca iyi not getirdiği takdirde değerli olabileceğini hissettirecek herhangi bir davranışta bulunmak, yapılan yanlışlar arasındadır. Düşük notlar yüzünden bu gibi tutumlara maruz kalan çocukta depresyon ve kaygı gibi sorunlar tetiklenebilir. Onu daha iyisini başarmak için motive etmek adına sergilediğiniz bu tutumlar tam tersi şekilde çocuğun okuldan soğumasına, devamsızlıklara ve en nihayetinde daha düşük akademik performansa yol açabilir” diye konuştu.

KARNESİNDE KIRIK NOT OLAN ÇOCUĞA NASIL DAVRANILMALI?

1-Bir çocuğun temel ihtiyacı sizin tarafınızdan her koşulda değerli olduğunu hissetmektedir. Karnesi nasıl olursa olsun çocuğunuzu koşulsuz kabul ettiğinizi ona hissettirin.

2-Tek iletişim gündeminizin notlar, sınavlar ve dersler olmamasına özen gösterin. Bir araya her geldiğinizde yaptığınız tek şey ders çalışmak olmasın ya da çocuğunuza sadece derslerle ilgili sorular sormaktan kaçının.

3-Düşük notun sebeplerini değerlendirin, neler yapılacağı ile ilgili çocuğunuzla beraber tartışıp karar verin.

4-Bir sonraki dönem için çocuğunuzun çalışma düzenini ve motivasyonunu gözden geçirin.

5-Özel eğitim alması gereken bir durum varsa, bir özel eğitim uzmanına başvurun.

6-Davranışlarında değişiklikler olduğunu fark ederseniz bir uzmana başvurun.

7-Değerlendirme yaparken not odaklı değil, süreç odaklı olun.

8-Notlarına göre cezalandırmayın ya da aşırı ödüllendirmeyin.

9-Maddi ödülleri değil, duygusal ödülleri tercih edin. Sarılmak, onu ne kadar sevdiğinizi söylemek ya da beraber bir gün planlamak en güzel hediye olacaktır.

10-Tatil döneminde dinlenmesine izin verin, notlarını telafi etmesi için aceleci ve baskıcı olmayın, notların her zaman telafisi olduğunu öncelikle siz unutmayın.

11-Onu suçlamayın, başkalarının yanında küçük düşürmeyin, alay etmeyin, aşağılamayın.

12-Bunu size ifade edemese de onun da üzüldüğünü, kendini ne kadar kötü hissettiğini hiç unutmayın.

13-Bazı çocukların ailelerinden korktuğu için yalan söylediğini, evden kaçtığını, intihara yöneldiğini unutmayın.

14-Konuyu eşler arası kavgaya dönüştürmeyin, bu çocuğunuza kendisini suçlu hissettirir.

15.İyi olan notlarının da üzerinde durun, onları da konuşun ve takdir edin. (Sözcü)

Yaz aylarında çocukların göz sağlığı için 5 önlem

Tatile giderken çocuklarınız için şapka ve güneş gözlüğü götürmeyi unutmayın


Çocukların yaz aylarında güneş ışınları ve allerjik etkenlere maruz kalmasını önlemek için almanız gereken birkaç basit önlem var. Yaz aylarında güneş ışınlarının yeryüzüne dik ulaşması ile birlikte ilkbaharda havada artan polen tozlarının tetiklediği, allerjik reaksiyonların daha çok alevlendiğinin görüldüğünü belirten Göz Hastalıkları Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Aziz Serkan Topaloğlu, özellikle çocukların güneş gözlüğü ve siperli şapka kullanımının faydasının büyük olacağını açıkladı.

7-14 YAŞ GRUBU RİSK ALTINDA

Allerjik yapıları olan çocukların yaz aylarında tehlike altında olduğunu belirten Topaloğlu sözlerine şöyle devam etti; “Özellikle Vernal Keratokonjonktivit olarak bilinen, sıklıkla 7-14 yaş grubu erkek çocuklarda görülen allerjinin ağır türünde, güneş ışınlarından korunma daha çok önem taşır.”


GÖZ ALLERJİSİNE KARŞI BEBEK ŞAMPUANLARI

Batıgöz Hastanesi’nden Göz Hastalıkları Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Aziz Serkan Topaloğlu, yaz aylarında çiçek tozları ve polenlere karşı çocukların nasıl korunması gerektiğini ise şöyle özetledi; “Çiçek tozları ve polenler allerjik reaksiyonları tetikler. Alınacak tedbirler şunlardır: Dışarıdan eve gelindiğinde, el ve yüz bebek şampuanları ile iyice yıkanmalıdır. Üzerindeki kıyafetler çıkartıp, yıkanmaları sağlanmalıdır. Temiz ev kıyafetleri giyilmelidir.

Yazın çocuklarda göz kurulukları nadir de olsa görülebilir. Hastalığın nedenleri arasında vitamin A eksikliği, otoimmun hastalıklar ve göz yaşı bezinin doğumsal yokluğu sayılabilir. Oysa ki çocukların hissetiği göz kuruluğu bulgularının en sık sebebi, allerjik gözlerdeki göz yaşı kalitesinin bozulmasına bağlı olarak su gibi akıp gitmesi ya da buharlaşmasına bağlı yok olması sonucu olur. Bu sorunun temelindeki allerjiyi tedavi etmek çocukları rahatlatır.”

Yaz tatiline çıkmadan önce Yrd. Doç. Dr. Aziz Serkan Topaloğlu, gözlerinde sulanma, kızarıklık olan ve de kaşıntıya bağlı olarak sürekli ovuşturan çocukların, yaz öncesi göz muayenelerini yapmaları gerektiğini belirtirken, yaz ayları için göz sağlığı açısından tavsiyelerini anlattı.


ÇOCUKLARIN GÖZ SAĞLIĞI İÇİN ALMANIZ GEREKEN 5 ÖNLEM

1-Allerjik yapıya sahip olan çocukların güneş gözlüğü ve siperli şapka kullanmaları gerekir

2-Aşırı terleme ve yağ salgısının arttığı yaz aylarında arpacık sık görüldüğü için kirpik temizliğini düzenli her sabah yapmak gerekir. Yüz bol su ile yıkanıp, kirpikler bebek şampuanı ile ovalanmalıdır.

3-Denizde veya havuzda gözler suyun altında açılmamalıdır. Eğer su altını görmek istiyorsa, deniz gözlüğü takmalıdır.

4-Akıllı telefon veya ipad gibi elektronik cihazlarda uzun zaman geçirmemelidirler.

5-Göz tembelliği nedeniyle göz kapaması yapan ve gözlük kullanan çocukların yaz tatili boyunca tedavilerini aksatmamaları gerekir.