Bir öğretmen arkadaşla sohbetimizi sizinle paylaşmak istedim. Adının kullanılmasını istemediği için ona Hayri Öğretmen diyelim. Kendisi benim verdiğim üç günlük bir eğitime katılmıştı; o zamandan beri ara sıra buluşur, konuşuruz. İyi bir öğrenci olan Recep (isim gerçek değil) son iki aydır gittikçe düşük notlar almaya başlıyor ve yine bu dönemde arkadaşlarıyla ara sıra kavgalı oluyor. Gittikçe kötüye giden bu durum Hayri öğretmenin dikkatini çekiyor ve öğrenciyle konuşmak istiyor. Recep kendisine sorulduğunda bir sorun olmadığını söylüyor ve göz teması kurmuyor. Hayri öğretmen pek üstelemiyor. Diğer öğretmen arkadaşlarıyla konuşuyor, onlar da bir şey bilmiyor. Daha sonra Recebin en yakın arkadaşı olan bir başka öğrenciyle konuşuyor ve Recebin annesinin babasından ayrılma süreci içinde olduğunu öğreniyor. Bu ayrılma süreci içinde anne Recebi yanına almak istemiyor, baba ise başka bir şehre gideceğini ve Recebin annesinin yanında kalmasının daha doğru olacağını düşünüyor. Sonuç olarak Recebi ne annesi ne de babası istiyor. Recep kendisini istenmeyen evlat olarak görüyor. O kadar gücüne gidiyor, o kadar utanıyor ki, bu durumu en yakın arkadaşına dahi söyleyemiyor.
Sayfalar
- Ana Sayfa
- Gezilecek Yerler
- Bodrum Otelleri
- Alaçatı Otelleri
- Fethiye Otelleri
- Çeşme Otelleri
- Marmaris Otelleri
- Kaş Otelleri
- Alanya Otelleri
- Balayı Otelleri
- Ayvalık Otelleri
- Bungalov Otelleri
- Butik Oteller
- Dalyan Otelleri
- Datça Oteller
- Göcek Otelleri
- Kapadokya Otelleri
- Kuşadası Otelleri
- Yalıkavak Otelleri
- Karadeniz Otelleri
- Kemer Otelleri
- İstanbul Otelleri
- Termal Oteller
- Antalya Oteller
- Diğer Oteller
- İzmir Otelleri
öğretmen etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
öğretmen etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
9 Mart 2019 Cumartesi
21 Kasım 2017 Salı
Öğretmenler Günü şiirleri ve mesajları
24 Kasım Öğretmenler Günü'nün yaklaşması ile öğretmen ile ilgili şiirler ve mesajlar araştırılmaya başlandı. 24 Kasım Başöğretmen Mustafa Kemal Atatürk'ün "Millet Mektepleri’nin Başöğretmenliği"ni kabul ettiği gündür. Öğretmenler günü, öğretmenlerimiz ve öğrenciler arasındaki sevgi ve saygının doruk noktasına ulaştığı bir gündür. İşte en güzel seçenekler ile Öğretmenler Günü mesajları ve şiirleri...
Bizi bu günlerimize ulaştıran tüm öğretmenlerin günü kutlu olsun. Atatürk Türkiye’sine yaraşır öğrenciler yetiştirmek amacında olan tüm öğretmenlerimize 24 Kasım Öğretmenler Günün’nde şiirler ve mesajlar ille saygıyla anıyoruz. 24 Kasım Öğretmenler Günü mesajları ve Öğretmenler Günü şiirlerini haberimizde sizler için derledik. Bugün bize emek veren eğitimcileri bir mesaj veya şiir ile hatırlayıp, mutlu edebilirsiniz. Öğretmen; insanları eğiten, doğru ve faydalı işleri öğreten, çocuk ve gençlerin kişilik olgusunun olumlu yönde gelişmesini sağlayan değerli kimsedir. Öğretmenlerimiz yüklenmiş oldukları bu görevlerini herzaman layıkı ile yerine getirmişler, Başöğretmen Atatürk'e ve milletimize layık olacak bir anlayış içerisinde hizmetlerine devam etmişlerdir. Haberimizden istediğiniz Öğretmenler Günü şiirini ve mesajını seçebilirsiniz. İşte en anlamlı 24 Kasım mesajları ve şiirleri…
24 KASIM ÖĞRETMENLER GÜNÜ
Türkiye'de 1981’den beri, her yıl 24 Kasım, Öğretmenler Günü olarak kutlanıyor.
24 Kasım 1928, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk'ün “Millet Mektepleri'nin Başöğretmenliği”ni kabul ettiği gündür. Bakanlar Kurulu, Atatürk'e “Millet Mektepleri Başöğretmenliği” ünvanını 11 Kasım 1928'de yaptığı toplantıda vermiş ve bu ünvan, 24 Kasım'da Millet Mektepleri Talimatnamesi’nin yayınlanması ile resmileşmişti.
Atatürk’ün 100. doğum yıldönümü olan 1981’de, “başöğretmen” olduğu günün ülke çapında Öğretmenler Günü olarak kutlanmasına karar verildi.
Öğretmenler Günü ile ilgili kutlamalar, 26 Kasım 1992'de Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren Öğretmenler Günü Kutlama Yönetmeliği çerçevesinde gerçekleşir.
ÖĞRETMENLER GÜNÜ MESAJLARI
Okulun Vereceği İlim Ve Fen Sayesindedir Ki, Türk Milleti, Türk Sanatı, Ekonomisi, Türk Şiir Ve Edebiyatı Bütün Güzellikleri İle Gelişir. Atatürk
Öğretmenim Canım Benim Canım Benim Sen Bir Ana Sen Bir Baba Her Şey Olur Artık Bana Neşe Uzun Lafın Kısası Matematiğime Yüz Versene
Milletleri kurtaranlar; yalnız ve ancak öğretmenlerdir. Öğretmenden, eğiticiden yoksun bir millet; henüz millet adını almak kabiliyetini kazanmamıştır. Atatürk
Öğretmen, doğan güneşe benzer. Etrafını aydınlatarak karanlıklara meydan okur.
Dünyanın en değerli varlıkları olan sız öğretmenler! Bugün, Türk öğretmeninin şeref günüdür. Ona olan saygıyı yenileme, onun yüceliğini anma günüdür. Böyle anlamlı bir günde hepinizi sevgiyle, candan kutluyoruz.
Tüm Öğretmenlerin ‘Öğretmenler Günü' kutlu ve mutlu olsun.
Yeryüzünde barışı sağlayacak sihirli değnek analarla öğretmenlerin elindedir. Eğitim demek, vücutta ve ruhtaki güzelliği ve mükemmelliği son mertebesine kadar geliştirmek demektir. Ögretmenler Gününüz kutlu olsun!
Ülkemizin fedakar öğretmenleri, sizler her şeyin en güzeline layıksınız. Ögretmenler Gününüz kutlu olsun!
O sımsıcak sevgin her şeye değer öğretmenim hele o şefkatli bakışların içimi ısıtır öğretmenim sensin benim en iyi öğretmenim. Ögretmenler Gününüz kutlu olsun!
Üzerimde emeği olan bütün öğretmenlerimin öğretmenler gününü en içten dileklerle kutluyorum.
Dünyanın en tatlı ögretmeninin Ögretmenler Gününüz kutlu olsun!
Anne ve babamdan sonra en güvendiğim insana öğretmenime şükranlarımı sunarım. Ögretmenler Gününüz kutlu olsun!
Bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum derler. Ben sizin kırk yıl değil ölünceye kadar köleniz olurum…Ögretmenler Gününüz kutlu olsun!
Biricik öğretmenim canım öğretmenim iyiki varsın iyiki benimlesin. Sağol varol Ögretmenler Gününüz kutlu olsun!
Siz bir mum ışığı bizde o mumdan yararlanan öğrencileriz. Öğretmenler günün kutlu olsun.
Yeryüzünde öğretmenlikten daha şerefli bir meslek tanımıyorum. (Diyojen) Canım öğretmenim, Ögretmenler Gününüz kutlu olsun!
Saymakla tükenmez faziletlerin, zamanen ödenen o bedellerin, kıvancındır üstün talebelerin, iftihar ediniz siz öğretmenim. Ögretmenler Gününüz kutlu olsun!
Öğretmenlere çok büyük borcumuz vardır. Çünkü öğretmenlerimiz bize saygı.sevgi,eğitim,temizlik ahlak öğretmeye çalışır. vb. Öğretmenlerimize saygı ve sevgi duymalıyız. Ögretmenler Gününüz kutlu olsun!
Türkiye Cumhuriyeti, çağı, bilimin ışığında sizlerin gayreti ile yakalayacaktır. Ögretmenler Gününüz kutlu olsun!
Başöğretmen Atɑtürk'ün birer yansıması olan sizler, övgülerin en güzeline layıksınız. Ögretmenler Gününüz kutlu olsun!
Öğretmen bir kandile benzer, kendini tüketerek başkalarına ışık verir. (Atɑtürk) 24 Kasım Ögretmenler Gününüz kutlu olsun!
ÖĞRETMENLER GÜNÜ ŞİİRLERİ
BAŞÖĞRETMEN
Atatürk benim,
Başöğretmenim,
Ne öğrendimse,
Ondan öğrendim.
Yenilikleri,
Hep o düşünmüş,
Milleti için,
Ağlamış, gülmüş.
Çocuk kalbimle,
İlk onu sevdim,
Atatürk benim,
Başöğretmenimdir.
Tarık ORHAN
ÖĞRETMENİM
Bana neler öğretmiştin
Unutmadım öğretmenim
Ama gel gör yine adam
Olamadım öğretmenim
Ezberledim hep dersini
Yaşattılar hep tersini
Mutluluğun adresini
Bulamadım öğretmenim
İnsanlığın adı para
Bu hayatın tadı para
Ne gerek var kitaplara
Anlamadım öğretmenim
Hani doğru bükülmezdi
Hani haklı ezilmezdi
Hani dağlar yıkılmazdı
Yıkıldım öğretmenim
Defter başka, kalem başka
Yaşadığım alem başka
Şöyle güzel, gerçek aşka
Düşemedim öğretmenim
Saygı dedim anlayan yok
Vefa dedim tanıyan yok
Dostluğu da bir bilen yok
Göremedim öğretmenim
Her şey yerli yerinde mi
Bütün sırlar derinde mi
Suç bende mi, evrende mi
Bilemedim öğretmenim
Sakın gitmesin ağrına
Bir hevesim yok yarına
Utanacımdan mezarına
Gelemedim öğretmenim
Affet beni öğretmenim
Ahmet Selcuk İLKAN
ÖĞRETMENİM
Küçük bir çocukken geldik yanına,
Kucakladın bizi sardın canına,
Sevgiyi saygıyı kattık şanına,
Okuryazar olduk ilk öğretmenim.
Tüm bildiklerini bize öğrettin,
Millete faydalı bireyler ettin,
Kalemi kılıçtan çok keskinlettin,
Çareler ürettin sen öğretmenim.
Ödevler yaptırıp asıl talibe,
İmkân hazırlayıp her bir talep’e,
Feraset gösterip seçtin talebe,
Sanatkâr adayı hep öğretmenim.
Edebiyatla Din Tıp Filoloji,
Tarih Fizik Kimya ve Biyoloji,
İktisatla Sanat ve Sosyoloji,
Bilimden yelpaze sen öğretmenim.
İstikbale giden bilgi selinde,
Kitaplık dolusu her eserinde,
Derin ilim varken ana dilinde,
Neye başka talep var öğretmenim.
Vatan bir okulsa ilk nöbettesin,
İlim denizinde hep seferdesin,
Kutsal mesleğinle gönüllerdesin,
Benim de gönlümü al öğretmenim.
Saymakla tükenmez faziletlerin,
Zamanen ödenen o bedellerin,
Kıvancındır üstün talebelerin,
İftihar ediniz siz öğretmenim.
Atam sen de dahi bir öğretmendin,
Bütün yenilikler senin eserin,
Layık insanlarda bil şaheserin,
Büyük Atatürk’üm başöğretmenim.
Güngören 20.11.02
İSTANBUL
Zeki İ.KIZILIŞIK
SEVGİLİ ÖĞRETMENİM
Sevgili öğretmenim,
İnan sen bir ışıksın.
Yanarsın gece gündüz.
Aydınlatırsın bizi.
Doğruyu, güzeli,
Bize sen öğretirsin.
Vatanıma sevgiyi,
Kalbimize sen korsun.
Çevreni aydınlatır,
Bir mum gibi erirsin.
Anne – baba gibisin,
Bizi, bağrına hep basarsın.
Fethi BOLAYIR
24 KASIM ÖĞRETMENLER GÜNÜ
Türkiye'de 1981’den beri, her yıl 24 Kasım, Öğretmenler Günü olarak kutlanıyor.
24 Kasım 1928, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk'ün “Millet Mektepleri'nin Başöğretmenliği”ni kabul ettiği gündür. Bakanlar Kurulu, Atatürk'e “Millet Mektepleri Başöğretmenliği” ünvanını 11 Kasım 1928'de yaptığı toplantıda vermiş ve bu ünvan, 24 Kasım'da Millet Mektepleri Talimatnamesi’nin yayınlanması ile resmileşmişti.
Atatürk’ün 100. doğum yıldönümü olan 1981’de, “başöğretmen” olduğu günün ülke çapında Öğretmenler Günü olarak kutlanmasına karar verildi.
Öğretmenler Günü ile ilgili kutlamalar, 26 Kasım 1992'de Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren Öğretmenler Günü Kutlama Yönetmeliği çerçevesinde gerçekleşir.
ÖĞRETMENLER GÜNÜ MESAJLARI
Okulun Vereceği İlim Ve Fen Sayesindedir Ki, Türk Milleti, Türk Sanatı, Ekonomisi, Türk Şiir Ve Edebiyatı Bütün Güzellikleri İle Gelişir. Atatürk
Öğretmenim Canım Benim Canım Benim Sen Bir Ana Sen Bir Baba Her Şey Olur Artık Bana Neşe Uzun Lafın Kısası Matematiğime Yüz Versene
Milletleri kurtaranlar; yalnız ve ancak öğretmenlerdir. Öğretmenden, eğiticiden yoksun bir millet; henüz millet adını almak kabiliyetini kazanmamıştır. Atatürk
Öğretmen, doğan güneşe benzer. Etrafını aydınlatarak karanlıklara meydan okur.
Dünyanın en değerli varlıkları olan sız öğretmenler! Bugün, Türk öğretmeninin şeref günüdür. Ona olan saygıyı yenileme, onun yüceliğini anma günüdür. Böyle anlamlı bir günde hepinizi sevgiyle, candan kutluyoruz.
Tüm Öğretmenlerin ‘Öğretmenler Günü' kutlu ve mutlu olsun.
Yeryüzünde barışı sağlayacak sihirli değnek analarla öğretmenlerin elindedir. Eğitim demek, vücutta ve ruhtaki güzelliği ve mükemmelliği son mertebesine kadar geliştirmek demektir. Ögretmenler Gününüz kutlu olsun!
Ülkemizin fedakar öğretmenleri, sizler her şeyin en güzeline layıksınız. Ögretmenler Gününüz kutlu olsun!
O sımsıcak sevgin her şeye değer öğretmenim hele o şefkatli bakışların içimi ısıtır öğretmenim sensin benim en iyi öğretmenim. Ögretmenler Gününüz kutlu olsun!
Üzerimde emeği olan bütün öğretmenlerimin öğretmenler gününü en içten dileklerle kutluyorum.
Dünyanın en tatlı ögretmeninin Ögretmenler Gününüz kutlu olsun!
Anne ve babamdan sonra en güvendiğim insana öğretmenime şükranlarımı sunarım. Ögretmenler Gününüz kutlu olsun!
Bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum derler. Ben sizin kırk yıl değil ölünceye kadar köleniz olurum…Ögretmenler Gününüz kutlu olsun!
Biricik öğretmenim canım öğretmenim iyiki varsın iyiki benimlesin. Sağol varol Ögretmenler Gününüz kutlu olsun!
Siz bir mum ışığı bizde o mumdan yararlanan öğrencileriz. Öğretmenler günün kutlu olsun.
Yeryüzünde öğretmenlikten daha şerefli bir meslek tanımıyorum. (Diyojen) Canım öğretmenim, Ögretmenler Gününüz kutlu olsun!
Saymakla tükenmez faziletlerin, zamanen ödenen o bedellerin, kıvancındır üstün talebelerin, iftihar ediniz siz öğretmenim. Ögretmenler Gününüz kutlu olsun!
Öğretmenlere çok büyük borcumuz vardır. Çünkü öğretmenlerimiz bize saygı.sevgi,eğitim,temizlik ahlak öğretmeye çalışır. vb. Öğretmenlerimize saygı ve sevgi duymalıyız. Ögretmenler Gününüz kutlu olsun!
Türkiye Cumhuriyeti, çağı, bilimin ışığında sizlerin gayreti ile yakalayacaktır. Ögretmenler Gününüz kutlu olsun!
Başöğretmen Atɑtürk'ün birer yansıması olan sizler, övgülerin en güzeline layıksınız. Ögretmenler Gününüz kutlu olsun!
Öğretmen bir kandile benzer, kendini tüketerek başkalarına ışık verir. (Atɑtürk) 24 Kasım Ögretmenler Gününüz kutlu olsun!
ÖĞRETMENLER GÜNÜ ŞİİRLERİ
BAŞÖĞRETMEN
Atatürk benim,
Başöğretmenim,
Ne öğrendimse,
Ondan öğrendim.
Yenilikleri,
Hep o düşünmüş,
Milleti için,
Ağlamış, gülmüş.
Çocuk kalbimle,
İlk onu sevdim,
Atatürk benim,
Başöğretmenimdir.
Tarık ORHAN
ÖĞRETMENİM
Bana neler öğretmiştin
Unutmadım öğretmenim
Ama gel gör yine adam
Olamadım öğretmenim
Ezberledim hep dersini
Yaşattılar hep tersini
Mutluluğun adresini
Bulamadım öğretmenim
İnsanlığın adı para
Bu hayatın tadı para
Ne gerek var kitaplara
Anlamadım öğretmenim
Hani doğru bükülmezdi
Hani haklı ezilmezdi
Hani dağlar yıkılmazdı
Yıkıldım öğretmenim
Defter başka, kalem başka
Yaşadığım alem başka
Şöyle güzel, gerçek aşka
Düşemedim öğretmenim
Saygı dedim anlayan yok
Vefa dedim tanıyan yok
Dostluğu da bir bilen yok
Göremedim öğretmenim
Her şey yerli yerinde mi
Bütün sırlar derinde mi
Suç bende mi, evrende mi
Bilemedim öğretmenim
Sakın gitmesin ağrına
Bir hevesim yok yarına
Utanacımdan mezarına
Gelemedim öğretmenim
Affet beni öğretmenim
Ahmet Selcuk İLKAN
ÖĞRETMENİM
Küçük bir çocukken geldik yanına,
Kucakladın bizi sardın canına,
Sevgiyi saygıyı kattık şanına,
Okuryazar olduk ilk öğretmenim.
Tüm bildiklerini bize öğrettin,
Millete faydalı bireyler ettin,
Kalemi kılıçtan çok keskinlettin,
Çareler ürettin sen öğretmenim.
Ödevler yaptırıp asıl talibe,
İmkân hazırlayıp her bir talep’e,
Feraset gösterip seçtin talebe,
Sanatkâr adayı hep öğretmenim.
Edebiyatla Din Tıp Filoloji,
Tarih Fizik Kimya ve Biyoloji,
İktisatla Sanat ve Sosyoloji,
Bilimden yelpaze sen öğretmenim.
İstikbale giden bilgi selinde,
Kitaplık dolusu her eserinde,
Derin ilim varken ana dilinde,
Neye başka talep var öğretmenim.
Vatan bir okulsa ilk nöbettesin,
İlim denizinde hep seferdesin,
Kutsal mesleğinle gönüllerdesin,
Benim de gönlümü al öğretmenim.
Saymakla tükenmez faziletlerin,
Zamanen ödenen o bedellerin,
Kıvancındır üstün talebelerin,
İftihar ediniz siz öğretmenim.
Atam sen de dahi bir öğretmendin,
Bütün yenilikler senin eserin,
Layık insanlarda bil şaheserin,
Büyük Atatürk’üm başöğretmenim.
Güngören 20.11.02
İSTANBUL
Zeki İ.KIZILIŞIK
SEVGİLİ ÖĞRETMENİM
Sevgili öğretmenim,
İnan sen bir ışıksın.
Yanarsın gece gündüz.
Aydınlatırsın bizi.
Doğruyu, güzeli,
Bize sen öğretirsin.
Vatanıma sevgiyi,
Kalbimize sen korsun.
Çevreni aydınlatır,
Bir mum gibi erirsin.
Anne – baba gibisin,
Bizi, bağrına hep basarsın.
Fethi BOLAYIR
24 Kasım 2016 Perşembe
Öğretmenler Günü mesajları
Bugün 24 Kasım Öğretmenler Günü. Eski öğretmenlerinizi, çoğunuzun öğretmenlerini, öğretmen yakınlarınızı bu özel günde unutmayın.
İşte en güzel öğretmenler günü mesajları...
İşte en güzel öğretmenler günü mesajları...
Bugün 24 Kasım Öğretmenler Günü. Bugün 24 Kasım 1928’de Mustafa Kemal Atatürk’ün Millet Mekteplerinin başöğretmeni olmasının 88. yıl dönümü. Bize ve çocuklarımıza büyük emekleri olan öğretmenlerimizi bu özel günde tebrik edip onları hatırladığımızı gösterebiliriz. Aşağıdaki öğretmenler günü mesajları ile siz de eski öğretmenlerinize, öğretmen yakınlarınıza vb. mesaj yollayarak bu özel günlerini kutlayabilirsiniz.
EN GÜZEL ÖĞRETMENLER GÜNÜ MESAJLARI
Öğretmenler, yeni nesil sizlerin eseri olacaktır. Mustafa Kemal AtatürkCumhuriyet; fikren, ilmen, fennen, bedenen kuvvetli ve yüksek karakterli koruyucular ister. Yeni nesli, bu özellik ve kabiliyette yetiştirmek sizin elinizdedir. Sizin başarınız Cumhuriyetin başarısı olacaktır. Mustafa Kemal Atatürk
Milletleri kurtaranlar yalnız ve ancak öğretmenlerdir. Öğretmenden, eğiticiden yoksun bir millet, henüz adını almak kabiliyetini kazanmamıştır. Mustafa Kemal Atatürk
Dünyanın her tarafında öğretmenler, toplumun en fedakar ve saygıdeğer unsurlarıdır. Mustafa Kemal Atatürk
Bir topluluk ulus olabilmek için mutlaka eğiticilere, öğretmenlere muhtaçtır. Onlar ki, toplumu gerçek bir ulus haline getirirler. Mustafa Kemal Atatürk
Öğretmenler, gerçek zaferi siz kazanacak ve yaşatacaksınız. Mustafa Kemal Atatürk
Çocuklarımızın yetişmesinde büyük rol oynayan, her türlü fedakarlığı gösteren sizlere çok borçluyuz. Ögretmenler Gününüz kutlu olsun!
Siz Ögretmenler “sevgi Elcileri” Siniz. Sınıfta yasama sevinci, Toplumda Huzur, Ülkede Barış, Meslektaşları arasında demokratliğin Simgesisiniz. Ögretmenler Gününüz kutlu olsun!
Sen bahçemde tek gül, kalbimde tek cansın. Sen sevdiren öğretensin Ögretmenler Gününüz kutlu olsun! canım öğretmenim.
İnsan ağaç dikmeyince meyve vermesini bekleyemez. Her yıl yeni yeni ağaçlar diken sevgili öğretmenlerimizin, öğretmenler gününü kutluyorum. Allah saygıya değer öğretmenleri başımızdan eksik etmesin.
Bizimle hayatı paylaşan; bize hayatı öğreten, birey olma çabasında yol gösteren tüm öğretmenlerimizin Ögretmenler Gününüz kutlu olsun!
Ögretmen, Doğan Güneşe Benzer. Etrafını Aydınlatarak Karanlıklara Meydan Okur. Ögretmenler Gününüz kutlu olsun!Tüm bildiklerini bize öğrettin, millete faydalı bireyler ettin, kalemi kılıçtan çok keskinlettin, çareler ürettin sen öğretmenim. Ögretmenler Gününüz kutlu olsun!
Bir Ulusun çağdaş ülkeler düzeyine erişebilmesi; Eğitim ve ögretimin kaliteli ve bilimsel yöntemlerle yürütülmesi ile ancak mümkün olabilir. Ögretmenler Gününüz kutlu olsun!
Dünyanın en degerli varlıkları olan siz Öğretmenler! Bugün, Türk Öğretmeninin Şeref Günüdür. Ona Olan Saygıyı Yenileme, Onun Yüceliğini Anma Günüdür. Böyle Anlamlı Bir Günde Hepinizi Sevgiyle, Candan Kutluyoruz. Ögretmenler Gününüz kutlu olsun!
Sabrını ve sevgisini öğrenim hayatımız boyunca bizden esirgemeyen, fedakar öğretmenlerimiz! Ögretmenler Gününüz kutlu olsun!
Dünyanın en kutsal vazifesini yapan tüm öğretmenlerimin öğretmenler gününü canı gönülden kutlar ellerinden öperim.
Öğretmenim, bu mutlu gününüzde size sɑğlık ve mutluluklɑr diler, ellerinizden öperim. Ögretmenler Gününüz kutlu olsun!
7 Ayrı ülkeden 77 çeşit ɑrı gelse 777 çiçeğe konsɑ hiçbiri sizin kɑdɑr olmɑz öğretmenim. Ögretmenler Gününüz kutlu olsun!
Öğretmen demek eli öpülesi insan demek ellerinizden öper öğretmenler gününüzü kutlarım.
Gelecek nesillerimiz adına umut bağladığımız gerçek güç öğretmenlerimizdir. Ögretmenler Gününüz kutlu olsun!
Yeryüzünde barışı sağlayacak sihirli değnek analarla öğretmenlerin elindedir. Eğitim demek, vücutta ve ruhtaki güzelliği ve mükemmelliği son mertebesine kadar geliştirmek demektir. Ögretmenler
Gününüz kutlu olsun!
Ülkemizin fedakar öğretmenleri, sizler her şeyin en güzeline layıksınız. Ögretmenler Gününüz kutlu olsun!
O sımsıcak sevgin her şeye değer öğretmenim hele o şefkatli bakışların içimi ısıtır öğretmenim sensin benim en iyi öğretmenim. Ögretmenler Gününüz kutlu olsun!
Üzerimde emeği olan bütün öğretmenlerimin öğretmenler gününü en içten dileklerle kutluyorum.
Dünyanın en tatlı ögretmeninin Ögretmenler Gününüz kutlu olsun!
Anne ve babamdan sonra en güvendiğim insana öğretmenime şükranlarımı sunarım. Ögretmenler Gününüz kutlu olsun!
Bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum derler. Ben sizin kırk yıl değil ölünceye kadar köleniz olurum…Ögretmenler Gününüz kutlu olsun!
Biricik öğretmenim canım öğretmenim iyiki varsın iyiki benimlesin. Sağol varol Ögretmenler Gününüz kutlu olsun!
Siz bir mum ışığı bizde o mumdan yararlanan öğrencileriz. Öğretmenler günün kutlu olsun.
Yeryüzünde öğretmenlikten daha şerefli bir meslek tanımıyorum. (Diyojen) Canım öğretmenim,
Ögretmenler Gününüz kutlu olsun!
Saymakla tükenmez faziletlerin, zamanen ödenen o bedellerin, kıvancındır üstün talebelerin, iftihar ediniz siz öğretmenim. Ögretmenler Gününüz kutlu olsun!
Öğretmenlere çok büyük borcumuz vardır. Çünkü öğretmenlerimiz bize saygı.sevgi,eğitim,temizlik ahlak öğretmeye çalışır. vb. Öğretmenlerimize saygı ve sevgi duymalıyız. Ögretmenler Gününüz kutlu olsun!
Türkiye Cumhuriyeti, çağı, bilimin ışığında sizlerin gayreti ile yakalayacaktır. Ögretmenler Gününüz kutlu olsun!
Başöğretmen Atɑtürk’ün birer yansıması olan sizler, övgülerin en güzeline layıksınız. Ögretmenler Gününüz kutlu olsun!
Öğretmen bir kandile benzer, kendini tüketerek başkalarına ışık verir. (Atɑtürk) 24 Kasım Ögretmenler Gününüz kutlu olsun!
Vatan bir okulsa ilk nöbettesin, ilim denizinde hep seferdesin, kutsal mesleğinle gönüllerdesin, benim de gönlümü al öğretmenim. Ögretmenler Gününüz kutlu olsun!
Öğretmenim bilir misin seni nasıl sevdiğimi? Sorsan bana nerde yerin gösteririm ben kalbimi. Ögretmenler Gününüz kutlu olsun!
Öğretmen, öğrencilerinin üzerine titreyendir. Gömleğimizin düğmesi açılınca eliyle kapatan, alnımız terleyince mendiliyle kurulayan, ayağımıza taş dokunsa bizden önce üzülendir. Ögretmenler Gününüz kutlu olsun!
Sen bir ışık yolusun. Bizi hep aydınlatan bir bilgi kaynağısın türlü şeyler anlatan. Avukɑt, doktor, hâkim, hepsi senin eserin bu ülke, bu insɑnlɑr senindir öğretmenim. Her öğretmenler gününde, sevinçle çarpar kalbim. Gösterdi tüm gücünü sevgili öğretmenim. Ögretmenler Gününüz kutlu olsun!
Doğruya, güzelliğe, odur yolu gösteren odur hep geleceğe güvenle gülümseyen. Bir ana, bir babadır çocuklara sunulan. Odur eli öpülen, odur fedakâr insan. Ögretmenler Gününüz kutlu olsun!
Sen bir tek kanatlı bilgi meleğisin. Ögretmenler Gününüz kutlu olsun!Öğretmen, bir bahçıvandır. En güzel gülleri o yetiştirir. Hiç yorulmadan, bıkmadan, usanmadan bahçesindeki güllere su verir ve onların bakımını titizlikle yapar. Ögretmenler Gününüz kutlu olsun!
Öğretmenler, altın kanatlı kelebeklerdir. Çiçeklerin arasından hiç yorulmadan, devamlı uçarlar.
Çiçeklerine toz kondurmamaya çalışırlar. Ögretmenler Gününüz kutlu olsun!
Başarım da sen varsın …kalbim ismini ansın. Saygılar senin olsun… sevgili öğretmenim.
Ögretmenler Gününüz kutlu olsun!
Vatanın dört bir yanında fedakarca çalışarak bu ulvi görevi layıkıyla yerine getiren bütün öğretmenlerimizin öğretmenler gününü kutlar, başarılarının devamını dilerim. Ögretmenler Gününüz kutlu olsun!
18 Haziran 2016 Cumartesi
Zayıf karne getiren çocuğa nasıl yaklaşmalı?
Karne haftası geldi. Peki zayıf karne getiren çocuklara anne babalar nasıl davranmalı? Psikoloji Uzmanı Ceren Aydın anlattı...
Koca bir eğitim sezonunun ardından karne haftası geldi. Ancak tüm karneler iyi olmayabiliyor. Peki zayıf karnelere anne babalar nasıl tepki vermeli, nelere dikkat etmeli? Liv Hospital Klinik Psikoloji Uzmanı Ceren Aydın zayıf karne getiren öğrencilere ebevyenlerin nasıl davranması gerektiğini anlattı.
Karnelerin aileler tarafından çoğunlukla başarının doğrudan ve kesin bir göstergesi olarak kabul edildiğini belirten Aydın, “Hatta bazı durumlarda, oldukça yanlış da olsa, karneden yola çıkan ebeveynler çocuklarının karakterleri ve gelecek potansiyelleri hakkında olumsuz yargılar geliştirip çocuklarına bunu yansıtabilir. Bu çocuklarda yetersizlik hissi, yoğun bir kaygı, çalışmaya yönelik motivasyon kaybı ya da mükemmeliyetçilik gibi -özelde akademik başarıyı, genelde ise çocuğun psikolojik iyilik halini örseleyecek- sorunlara yol açabilir” dedi.
DOĞRU YOLLAR İZLENDİĞİNDE BAŞARI YÜKSELİR
“Bilmemiz gereken ilk şey, başarının sadece okul performansına indirgenebilecek bir kavramdan ziyade çok yönlü ve geliştirilebilir olduğu gerçeğidir. Başka bir deyişle, ders başarısı düşük çocuklar başka yaşamsal alanlarda oldukça başarılı olabilir” diyen Aydın, “Dahası başarıyı engelleyen unsurlar belirlenip bu engelleri aşmak için doğru yollar izlendiğinde başarı seviyesi de belirgin olarak yükseliş gösterir” diye konuştu.
ÇOCUĞUNUZU ETİKETLEMEYİN
Başarı ile ilgili olarak sık karşılaşılan hatalı yaklaşımlardan bir diğerinin ise başarının kategorik olarak ele alınması olduğunu vurgulayan Aydın, “Bu tutum, çocuklara yönelik ‘başarılı' ve ‘başarısız' etiketlemelerini de beraberinde getirip aslında çocukları dar bir alana hapsetmektir. Oysa başarı boyutsal bir kavramdır. Çocuğun bir önceki sınava ya da sınıftaki diğer öğrencilere göre daha düşük not alması onu başarısız kılmaz” dedi.
PROBLEMİ ANLAMADAN ÇÖZÜM MÜMKÜN OLMAZ
Aydın, şöyle devam etti: “Eğer çocuğunuzun dönem boyunca sarf ettiği çabayı önemsemez ve sadece notlara odaklanırsanız düşük bir not karşısında öfke, kaygı gibi olumsuz duygularla çocuğunuzu yıkıcı bir şekilde eleştirir hatta cezalandırma yoluna gidebilirsiniz. Oysa yapılması gereken notun kendisine değil işaret ettiklerine yani sürece odaklanmaktır. Başarı düzeyi, çocuğun kontrolünde olanlar kadar olmayan pek çok unsurdan da etkilenir. Öğrenme güçlükleri, depresyon, davranım bozuklukları, sınav kaygısı, dikkat süreçleriyle ilgili sorunlar, fiziksel engel ya da rahatsızlıklar, görme ve işitme bozuklukları, çocuğun zeka seviyesinin yaşıtlarına göre düşük olması, çalışma sistemi ve sorumluluk almayla ilgili yetersizlikler, sağlıksız aile atmosferi, önemli yaşamsal değişiklikler bu unsurların başında gelir.”
YIKICI TUTUM VE TEPKİLERDEN KAÇININ
Bazen farkında olarak bazen olmadan, bazen dolaylı bazense direkt yollarla ailelerin yaşadıkları hayal kırıklığını, endişeyi ya da öfkeyi çocuklarına yıkıcı şekillerde yansıttığına işaret eden Aydın, “Düşük not getiren çocuğu cezalandırmak, korkutmak, tehdit etmek, diğer çocuklarla veya kardeşleriyle kıyaslamak, ona yalnızca iyi not getirdiği takdirde değerli olabileceğini hissettirecek herhangi bir davranışta bulunmak, yapılan yanlışlar arasındadır. Düşük notlar yüzünden bu gibi tutumlara maruz kalan çocukta depresyon ve kaygı gibi sorunlar tetiklenebilir. Onu daha iyisini başarmak için motive etmek adına sergilediğiniz bu tutumlar tam tersi şekilde çocuğun okuldan soğumasına, devamsızlıklara ve en nihayetinde daha düşük akademik performansa yol açabilir” diye konuştu.
KARNESİNDE KIRIK NOT OLAN ÇOCUĞA NASIL DAVRANILMALI?
1-Bir çocuğun temel ihtiyacı sizin tarafınızdan her koşulda değerli olduğunu hissetmektedir. Karnesi nasıl olursa olsun çocuğunuzu koşulsuz kabul ettiğinizi ona hissettirin.
2-Tek iletişim gündeminizin notlar, sınavlar ve dersler olmamasına özen gösterin. Bir araya her geldiğinizde yaptığınız tek şey ders çalışmak olmasın ya da çocuğunuza sadece derslerle ilgili sorular sormaktan kaçının.
3-Düşük notun sebeplerini değerlendirin, neler yapılacağı ile ilgili çocuğunuzla beraber tartışıp karar verin.
4-Bir sonraki dönem için çocuğunuzun çalışma düzenini ve motivasyonunu gözden geçirin.
5-Özel eğitim alması gereken bir durum varsa, bir özel eğitim uzmanına başvurun.
6-Davranışlarında değişiklikler olduğunu fark ederseniz bir uzmana başvurun.
7-Değerlendirme yaparken not odaklı değil, süreç odaklı olun.
8-Notlarına göre cezalandırmayın ya da aşırı ödüllendirmeyin.
9-Maddi ödülleri değil, duygusal ödülleri tercih edin. Sarılmak, onu ne kadar sevdiğinizi söylemek ya da beraber bir gün planlamak en güzel hediye olacaktır.
10-Tatil döneminde dinlenmesine izin verin, notlarını telafi etmesi için aceleci ve baskıcı olmayın, notların her zaman telafisi olduğunu öncelikle siz unutmayın.
11-Onu suçlamayın, başkalarının yanında küçük düşürmeyin, alay etmeyin, aşağılamayın.
12-Bunu size ifade edemese de onun da üzüldüğünü, kendini ne kadar kötü hissettiğini hiç unutmayın.
13-Bazı çocukların ailelerinden korktuğu için yalan söylediğini, evden kaçtığını, intihara yöneldiğini unutmayın.
14-Konuyu eşler arası kavgaya dönüştürmeyin, bu çocuğunuza kendisini suçlu hissettirir.
15.İyi olan notlarının da üzerinde durun, onları da konuşun ve takdir edin. (Sözcü)
Koca bir eğitim sezonunun ardından karne haftası geldi. Ancak tüm karneler iyi olmayabiliyor. Peki zayıf karnelere anne babalar nasıl tepki vermeli, nelere dikkat etmeli? Liv Hospital Klinik Psikoloji Uzmanı Ceren Aydın zayıf karne getiren öğrencilere ebevyenlerin nasıl davranması gerektiğini anlattı.
Karnelerin aileler tarafından çoğunlukla başarının doğrudan ve kesin bir göstergesi olarak kabul edildiğini belirten Aydın, “Hatta bazı durumlarda, oldukça yanlış da olsa, karneden yola çıkan ebeveynler çocuklarının karakterleri ve gelecek potansiyelleri hakkında olumsuz yargılar geliştirip çocuklarına bunu yansıtabilir. Bu çocuklarda yetersizlik hissi, yoğun bir kaygı, çalışmaya yönelik motivasyon kaybı ya da mükemmeliyetçilik gibi -özelde akademik başarıyı, genelde ise çocuğun psikolojik iyilik halini örseleyecek- sorunlara yol açabilir” dedi.
DOĞRU YOLLAR İZLENDİĞİNDE BAŞARI YÜKSELİR
“Bilmemiz gereken ilk şey, başarının sadece okul performansına indirgenebilecek bir kavramdan ziyade çok yönlü ve geliştirilebilir olduğu gerçeğidir. Başka bir deyişle, ders başarısı düşük çocuklar başka yaşamsal alanlarda oldukça başarılı olabilir” diyen Aydın, “Dahası başarıyı engelleyen unsurlar belirlenip bu engelleri aşmak için doğru yollar izlendiğinde başarı seviyesi de belirgin olarak yükseliş gösterir” diye konuştu.
ÇOCUĞUNUZU ETİKETLEMEYİN
Başarı ile ilgili olarak sık karşılaşılan hatalı yaklaşımlardan bir diğerinin ise başarının kategorik olarak ele alınması olduğunu vurgulayan Aydın, “Bu tutum, çocuklara yönelik ‘başarılı' ve ‘başarısız' etiketlemelerini de beraberinde getirip aslında çocukları dar bir alana hapsetmektir. Oysa başarı boyutsal bir kavramdır. Çocuğun bir önceki sınava ya da sınıftaki diğer öğrencilere göre daha düşük not alması onu başarısız kılmaz” dedi.
PROBLEMİ ANLAMADAN ÇÖZÜM MÜMKÜN OLMAZ
Aydın, şöyle devam etti: “Eğer çocuğunuzun dönem boyunca sarf ettiği çabayı önemsemez ve sadece notlara odaklanırsanız düşük bir not karşısında öfke, kaygı gibi olumsuz duygularla çocuğunuzu yıkıcı bir şekilde eleştirir hatta cezalandırma yoluna gidebilirsiniz. Oysa yapılması gereken notun kendisine değil işaret ettiklerine yani sürece odaklanmaktır. Başarı düzeyi, çocuğun kontrolünde olanlar kadar olmayan pek çok unsurdan da etkilenir. Öğrenme güçlükleri, depresyon, davranım bozuklukları, sınav kaygısı, dikkat süreçleriyle ilgili sorunlar, fiziksel engel ya da rahatsızlıklar, görme ve işitme bozuklukları, çocuğun zeka seviyesinin yaşıtlarına göre düşük olması, çalışma sistemi ve sorumluluk almayla ilgili yetersizlikler, sağlıksız aile atmosferi, önemli yaşamsal değişiklikler bu unsurların başında gelir.”
YIKICI TUTUM VE TEPKİLERDEN KAÇININ
Bazen farkında olarak bazen olmadan, bazen dolaylı bazense direkt yollarla ailelerin yaşadıkları hayal kırıklığını, endişeyi ya da öfkeyi çocuklarına yıkıcı şekillerde yansıttığına işaret eden Aydın, “Düşük not getiren çocuğu cezalandırmak, korkutmak, tehdit etmek, diğer çocuklarla veya kardeşleriyle kıyaslamak, ona yalnızca iyi not getirdiği takdirde değerli olabileceğini hissettirecek herhangi bir davranışta bulunmak, yapılan yanlışlar arasındadır. Düşük notlar yüzünden bu gibi tutumlara maruz kalan çocukta depresyon ve kaygı gibi sorunlar tetiklenebilir. Onu daha iyisini başarmak için motive etmek adına sergilediğiniz bu tutumlar tam tersi şekilde çocuğun okuldan soğumasına, devamsızlıklara ve en nihayetinde daha düşük akademik performansa yol açabilir” diye konuştu.
KARNESİNDE KIRIK NOT OLAN ÇOCUĞA NASIL DAVRANILMALI?
1-Bir çocuğun temel ihtiyacı sizin tarafınızdan her koşulda değerli olduğunu hissetmektedir. Karnesi nasıl olursa olsun çocuğunuzu koşulsuz kabul ettiğinizi ona hissettirin.
2-Tek iletişim gündeminizin notlar, sınavlar ve dersler olmamasına özen gösterin. Bir araya her geldiğinizde yaptığınız tek şey ders çalışmak olmasın ya da çocuğunuza sadece derslerle ilgili sorular sormaktan kaçının.
3-Düşük notun sebeplerini değerlendirin, neler yapılacağı ile ilgili çocuğunuzla beraber tartışıp karar verin.
4-Bir sonraki dönem için çocuğunuzun çalışma düzenini ve motivasyonunu gözden geçirin.
5-Özel eğitim alması gereken bir durum varsa, bir özel eğitim uzmanına başvurun.
6-Davranışlarında değişiklikler olduğunu fark ederseniz bir uzmana başvurun.
7-Değerlendirme yaparken not odaklı değil, süreç odaklı olun.
8-Notlarına göre cezalandırmayın ya da aşırı ödüllendirmeyin.
9-Maddi ödülleri değil, duygusal ödülleri tercih edin. Sarılmak, onu ne kadar sevdiğinizi söylemek ya da beraber bir gün planlamak en güzel hediye olacaktır.
10-Tatil döneminde dinlenmesine izin verin, notlarını telafi etmesi için aceleci ve baskıcı olmayın, notların her zaman telafisi olduğunu öncelikle siz unutmayın.
11-Onu suçlamayın, başkalarının yanında küçük düşürmeyin, alay etmeyin, aşağılamayın.
12-Bunu size ifade edemese de onun da üzüldüğünü, kendini ne kadar kötü hissettiğini hiç unutmayın.
13-Bazı çocukların ailelerinden korktuğu için yalan söylediğini, evden kaçtığını, intihara yöneldiğini unutmayın.
14-Konuyu eşler arası kavgaya dönüştürmeyin, bu çocuğunuza kendisini suçlu hissettirir.
15.İyi olan notlarının da üzerinde durun, onları da konuşun ve takdir edin. (Sözcü)
18 Mart 2016 Cuma
Obeziteyle mücadele için çocukları koşturuyorlar
İngiltere'de bir ilkokul, çocuklarda obeziteyle mücadele için ilginç bir yöntem geliştirdi. Çocuklar her gün bir buçuk kilometre koşturuluyor.
St. Ninias İlkokulu'nda dört yıldır süren uygulama başarıya ulaşmış durumda... Öğretmenler okuldaki çocukların oldukça sağlıklı olduğunu belirtiyor.
ULUSAL BİR YÖNETMELİK OLABİLİR
Hürriyet'in haberine göre; St. Ninias okulunda elde edilen başarı, ülke genelinde sağlıkçı ve eğitimcilerin ilgisini çekmiş durumda... Şu ana kadar ülke genelinde 500 okul bu uygulamaya geçti. Ancak eğitimciler bu modeli ülke genelinde uygulanmasını istiyor.
DÜNYA SAĞLIK ÖRGÜTÜ'NDEN AÇIKLAMA
DSÖ (Dünya Sağlık Örgütü) Çocuklarda obeziteyi 21.yüzyılın en ciddi sağlık sorunları arasında olduğunu duyurdu.
Örgüte göre her on çocuktan biri okula başladığı zaman obezite hastası. Ancak bu rakam okulu bitirdikten sonra 10'da üçe yükseliyor.
Uzmanlar bu yöntemle çocuklardaki olası obezite sorununun önüne geçebileceği görüşünde...
St. Ninias İlkokulu'nda dört yıldır süren uygulama başarıya ulaşmış durumda... Öğretmenler okuldaki çocukların oldukça sağlıklı olduğunu belirtiyor.
ULUSAL BİR YÖNETMELİK OLABİLİR
Hürriyet'in haberine göre; St. Ninias okulunda elde edilen başarı, ülke genelinde sağlıkçı ve eğitimcilerin ilgisini çekmiş durumda... Şu ana kadar ülke genelinde 500 okul bu uygulamaya geçti. Ancak eğitimciler bu modeli ülke genelinde uygulanmasını istiyor.
DÜNYA SAĞLIK ÖRGÜTÜ'NDEN AÇIKLAMA
DSÖ (Dünya Sağlık Örgütü) Çocuklarda obeziteyi 21.yüzyılın en ciddi sağlık sorunları arasında olduğunu duyurdu.
Örgüte göre her on çocuktan biri okula başladığı zaman obezite hastası. Ancak bu rakam okulu bitirdikten sonra 10'da üçe yükseliyor.
Uzmanlar bu yöntemle çocuklardaki olası obezite sorununun önüne geçebileceği görüşünde...
1 Nisan 2015 Çarşamba
Din Kültürü öğretmeni nasıl popüler oldu?
Sosyal medyayı sallayan Din Kültürü Öğretmeni neden popüler oldu? Hürriyet'ten Onur Baştürk yazdı...
Sosyal medya, özellikle de Instagram kasting ajansı gibi! Dünyanın bir köşesinde adını daha önce hiç duymadığınız biri sırf fiziksel özelliklerinden ötürü bir anda ünlü olabiliyor.Kadınların ölüp bittiği, mavi gözlü yakışıklı mahkum Jeremy Meeks’i hatırlayın.
Facebook’ta fotoğrafının paylaşılmasından sonra dünya üzerindeki kadınlar topluca çıldırmıştı, “Bizi de onunla kelepçeleyin” diye. Şimdi bizim de böyle bir fenomenimiz oldu: Din öğretmeni Serhat Karanfil.Bir Meeks kadar olmasa da hayranları var!
Sınıfta gizlice çekilen fotoğraflarından sonra adına sahte hesaplar açılmaya başlanan Karanfil, sonunda çareyi açıklama yapmakta bulmuş, “O hesaplar bana ait değildir” diye. Kendi hesabını da kilitlemiş.
Ama nafile tabii, Karanfil’in modellere taş çıkartan pozları artık her yere yayılmış durumda. Meeks’i hapisten kurtarma çalışmaları yapmak isteyen çılgın hayranları gibi, Karanfil’in hayranları da hayli fanatik:
Yorumlarda, “Senin gibi hocam olsun okula kapanıp gelirim” diyen kızlar bile mevcut. Elbette bu geçici bir ün, bu ilgi de geçici bir heves. Yarın belki bir inşaat işçisi fenomen olacak. Bu işler böyle. Hatta gerçekten inşaat işçisi olması da gerekmiyor! Sırf ters köşe olsun, sıradan ama seksi diye birileri proje çalışması dahi yapabilir. Nitekim Serhat Karanfil için de zaman zaman aynı şeyi düşünmüyor değilim. Sonuçta sosyal medya bu, paranoya dünyası...Fakat ilginç olan şu: Artık insanlar kendi keşfettikleri geçici ünlülerin peşinden sürüklenecek, onların ne yaptığını merak edecek. Çünkü muhteşem sır burada: Biz keşfettik, biz fenomen yaptık! Kıvanç Tatlıtuğ ya da Kenan İmirzalıoğlu filan gibi medya ve dizilerle fenomen olmuş ünlüye hayranlık, bu yüzden bir süre sonra sıkıcı bir şey haline gelecek.
Sosyal medya, özellikle de Instagram kasting ajansı gibi! Dünyanın bir köşesinde adını daha önce hiç duymadığınız biri sırf fiziksel özelliklerinden ötürü bir anda ünlü olabiliyor.Kadınların ölüp bittiği, mavi gözlü yakışıklı mahkum Jeremy Meeks’i hatırlayın.
Facebook’ta fotoğrafının paylaşılmasından sonra dünya üzerindeki kadınlar topluca çıldırmıştı, “Bizi de onunla kelepçeleyin” diye. Şimdi bizim de böyle bir fenomenimiz oldu: Din öğretmeni Serhat Karanfil.Bir Meeks kadar olmasa da hayranları var!
Sınıfta gizlice çekilen fotoğraflarından sonra adına sahte hesaplar açılmaya başlanan Karanfil, sonunda çareyi açıklama yapmakta bulmuş, “O hesaplar bana ait değildir” diye. Kendi hesabını da kilitlemiş.
Ama nafile tabii, Karanfil’in modellere taş çıkartan pozları artık her yere yayılmış durumda. Meeks’i hapisten kurtarma çalışmaları yapmak isteyen çılgın hayranları gibi, Karanfil’in hayranları da hayli fanatik:
Yorumlarda, “Senin gibi hocam olsun okula kapanıp gelirim” diyen kızlar bile mevcut. Elbette bu geçici bir ün, bu ilgi de geçici bir heves. Yarın belki bir inşaat işçisi fenomen olacak. Bu işler böyle. Hatta gerçekten inşaat işçisi olması da gerekmiyor! Sırf ters köşe olsun, sıradan ama seksi diye birileri proje çalışması dahi yapabilir. Nitekim Serhat Karanfil için de zaman zaman aynı şeyi düşünmüyor değilim. Sonuçta sosyal medya bu, paranoya dünyası...Fakat ilginç olan şu: Artık insanlar kendi keşfettikleri geçici ünlülerin peşinden sürüklenecek, onların ne yaptığını merak edecek. Çünkü muhteşem sır burada: Biz keşfettik, biz fenomen yaptık! Kıvanç Tatlıtuğ ya da Kenan İmirzalıoğlu filan gibi medya ve dizilerle fenomen olmuş ünlüye hayranlık, bu yüzden bir süre sonra sıkıcı bir şey haline gelecek.
11 Mart 2015 Çarşamba
Başınızı örtmüyorsunuz, size tecavüz de mubah!
Tokat'ta Halil Rıfat Paşa Ortaokulu’nda görev yapan Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmeni L.Y.İ.’nin kız öğrencilere "Zaten başınızı örtmüyorsunuz, size tecavüz de mubah, kötülük de mubah" dediğini ileri süren veliler şikayetçi oldu. Okul Müdürü Mahmut Demirbağ, "Biz olayı velilerimizle kendi aramızda konuştuk, öğretmen kendilerinden özür diledi" dedi.
Yeşilırmak Mahallesi’nde bulunan Halil Rıfat Paşa Ortaokulu’nda geçen pazartesi günü, Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmeni L.Y.İ., yedinci sınıf öğrencilerinin seçmeli Kuran- ı Kerim dersine girdi. Öğretmen L.Y.İ., iddiaya göre sınıfta bulunan toplam 17 kız ve erkek öğrencinin ders sırasında kendi aralarında konuşmasına kızarak, "Zaten başınızı örtmüyorsunuz, size tecavüz de mubah kötülük de mubah" dedi. Ardından, Tarsus’ta öldürülen Özgecan Aslan için kentte düzenlenen eyleme katılan öğrencilere de iddiaya göre "Siz koşarak eyleme gittiniz. O toprağın altında, Fatiha okudunuz mu? Siz de Özgecan gibi olursunuz" ifadelerini kullandı.
VELİLER ŞİKAYET ETTİ
Kadın öğretmenin L.Y.İ.’nin kendilerine yönelik bu sözlerine üzülen kız öğrenciler okul dönüşü olanları ailelerine anlattı. Çocuklarının anlattıklarından şoke olan aileler ertesi gün okula giderek öğretmen L.Y.İ.’den şikayetçi oldu.
Okul Müdürü Mahmut Demirbağ ile görüşen veliler, bu konuda bilgi almak istedi. Okul Müdürü Demirbağ, bunun üzerine öğretmen L.Y.İ. ile görüştü, ardından velilere öğretmenin sözlerinin yanlış anlaşıldığını söylediğini ve özür dilediğini bildirdi.
Müdür Demirbağ’ın açıklamalarından tatmin olmayan velilerden Fadime G. savcılığa suç duyurusunda bulunduğunu belirterek şunları söyledi: "Çocuklarımızın başı açık olduğu için ’Size tecavüz mubah, siz de Özgecan gibi olacaksınız. Başınızı kapatacaksınız, açık olursanız elbette tecavüz ederler, siz bunu hak ediyorsunuz’ diye hakaret etmiş. Başları açık diye söylemiş. Yani 13 yaşındaki çocuğun başı açık diye böyle hakaret ediyor, seçmeli Kuran-ı Kerim dersinde. Ben de savcılığa gidip şikayette bulundum. Bu öğretmen bu okulda benim çocuğuma ders veremez." TürkEğitim- Sen Şube Başkanı Hakan Akkaya, "Bu iddialar bize de geldi, inşallah doğru değildir. Savunacak hiç bir yanı yok, gerekli cezayı almasını biz isteriz" dedi.
OKUL MÜDÜRÜ: ÖĞRETMEN ÖZÜR DİLEDİ
Bu arada Halil Rıfat Paşa Ortaokulu Müdürü Mahmut Demirağ, kendisine telefonla ulaşan DHA muhabirine, "Biz olayı velilerimizle kendi aramızda konuştuk, öğretmen kendilerinden özür diledi" dedi. Milli Eğitim Müdürü Levent Yazıcı da olayı duyduğunu ve velilerin şikayeti sonrası inceleme başlatacağını kaydetti. hürriyet
Yeşilırmak Mahallesi’nde bulunan Halil Rıfat Paşa Ortaokulu’nda geçen pazartesi günü, Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmeni L.Y.İ., yedinci sınıf öğrencilerinin seçmeli Kuran- ı Kerim dersine girdi. Öğretmen L.Y.İ., iddiaya göre sınıfta bulunan toplam 17 kız ve erkek öğrencinin ders sırasında kendi aralarında konuşmasına kızarak, "Zaten başınızı örtmüyorsunuz, size tecavüz de mubah kötülük de mubah" dedi. Ardından, Tarsus’ta öldürülen Özgecan Aslan için kentte düzenlenen eyleme katılan öğrencilere de iddiaya göre "Siz koşarak eyleme gittiniz. O toprağın altında, Fatiha okudunuz mu? Siz de Özgecan gibi olursunuz" ifadelerini kullandı.
VELİLER ŞİKAYET ETTİ
Kadın öğretmenin L.Y.İ.’nin kendilerine yönelik bu sözlerine üzülen kız öğrenciler okul dönüşü olanları ailelerine anlattı. Çocuklarının anlattıklarından şoke olan aileler ertesi gün okula giderek öğretmen L.Y.İ.’den şikayetçi oldu.
Okul Müdürü Mahmut Demirbağ ile görüşen veliler, bu konuda bilgi almak istedi. Okul Müdürü Demirbağ, bunun üzerine öğretmen L.Y.İ. ile görüştü, ardından velilere öğretmenin sözlerinin yanlış anlaşıldığını söylediğini ve özür dilediğini bildirdi.
Müdür Demirbağ’ın açıklamalarından tatmin olmayan velilerden Fadime G. savcılığa suç duyurusunda bulunduğunu belirterek şunları söyledi: "Çocuklarımızın başı açık olduğu için ’Size tecavüz mubah, siz de Özgecan gibi olacaksınız. Başınızı kapatacaksınız, açık olursanız elbette tecavüz ederler, siz bunu hak ediyorsunuz’ diye hakaret etmiş. Başları açık diye söylemiş. Yani 13 yaşındaki çocuğun başı açık diye böyle hakaret ediyor, seçmeli Kuran-ı Kerim dersinde. Ben de savcılığa gidip şikayette bulundum. Bu öğretmen bu okulda benim çocuğuma ders veremez." TürkEğitim- Sen Şube Başkanı Hakan Akkaya, "Bu iddialar bize de geldi, inşallah doğru değildir. Savunacak hiç bir yanı yok, gerekli cezayı almasını biz isteriz" dedi.
OKUL MÜDÜRÜ: ÖĞRETMEN ÖZÜR DİLEDİ
Bu arada Halil Rıfat Paşa Ortaokulu Müdürü Mahmut Demirağ, kendisine telefonla ulaşan DHA muhabirine, "Biz olayı velilerimizle kendi aramızda konuştuk, öğretmen kendilerinden özür diledi" dedi. Milli Eğitim Müdürü Levent Yazıcı da olayı duyduğunu ve velilerin şikayeti sonrası inceleme başlatacağını kaydetti. hürriyet
19 Ocak 2015 Pazartesi
Öğretmen atamaları yarıyıl tatilinde yapılacak
Yaklaşık 18 milyon öğrenci, cuma günü tatile giriyor. Yarıyıl tatilinde öğretmenler ve öğretmen adayları için de atama heyecanı yaşanacak.
Okul öncesi, ilkokul, ortaokul ve lisede okuyan yaklaşık 18 milyon öğrenci ve 900 bin öğretmen 23 Ocak Cuma'dan itibaren yarı yıl tatiline girecek.
Tatilin ardından eğitim öğretim yılının ikinci yarısı, 9 Şubat Pazartesi başlayacak.
Eğitim-öğretim yılı 12 Haziran'da da tamamlanacak. 2015-2016 eğitim ve öğretim yılı ise 14 Eylül Pazartesi başlayacak.
İkinci dönem 8. sınıf öğrencileri, Türkçe, matematik, fen ve teknoloji, din kültürü ve ahlak bilgisi, inkılap tarihi ve Atatürkçülük ile yabancı dil derslerinden 29-30 Nisan'da ortak sınavlara girecek. Mazeret sınavı da 16-17 Mayıs'ta yapılacak. Sınav sonuçlarının ise haziranda açıklanması planlanıyor.
ÖĞRETMEN ATAMALARI YAPILACAK
Milli Eğitim Bakanlığı ara tatilde öğretmenlerin il içi ve iller arası özür grubu yer değiştirme atamalarını yapacak. Bu atamaların ardından, 15 bin öğretmen kadrosuna da ilk atamalar gerçekleştirilecek.
ÜNİVERSİTE MARATONU BAŞLAYACAK
Üniversiteye giriş sınavlarının ilk aşaması Yükseköğretime Geçiş Sınavı (YGS) 15 Mart Pazar günü, ikinci aşama olan Lisans Yerleştirme Sınavları (LYS) 13-14 Haziran ve 20-21 Haziran'da 5 oturumda gerçekleştirilecek. ntvmsnbc
Okul öncesi, ilkokul, ortaokul ve lisede okuyan yaklaşık 18 milyon öğrenci ve 900 bin öğretmen 23 Ocak Cuma'dan itibaren yarı yıl tatiline girecek.
Tatilin ardından eğitim öğretim yılının ikinci yarısı, 9 Şubat Pazartesi başlayacak.
Eğitim-öğretim yılı 12 Haziran'da da tamamlanacak. 2015-2016 eğitim ve öğretim yılı ise 14 Eylül Pazartesi başlayacak.
İkinci dönem 8. sınıf öğrencileri, Türkçe, matematik, fen ve teknoloji, din kültürü ve ahlak bilgisi, inkılap tarihi ve Atatürkçülük ile yabancı dil derslerinden 29-30 Nisan'da ortak sınavlara girecek. Mazeret sınavı da 16-17 Mayıs'ta yapılacak. Sınav sonuçlarının ise haziranda açıklanması planlanıyor.
ÖĞRETMEN ATAMALARI YAPILACAK
Milli Eğitim Bakanlığı ara tatilde öğretmenlerin il içi ve iller arası özür grubu yer değiştirme atamalarını yapacak. Bu atamaların ardından, 15 bin öğretmen kadrosuna da ilk atamalar gerçekleştirilecek.
ÜNİVERSİTE MARATONU BAŞLAYACAK
Üniversiteye giriş sınavlarının ilk aşaması Yükseköğretime Geçiş Sınavı (YGS) 15 Mart Pazar günü, ikinci aşama olan Lisans Yerleştirme Sınavları (LYS) 13-14 Haziran ve 20-21 Haziran'da 5 oturumda gerçekleştirilecek. ntvmsnbc
20 Aralık 2014 Cumartesi
Başbakan'ın kızı zayıf alınca...
Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun 9. sınıf öğrencisi kızı Hacer Büke Davutoğlu, matematik sınavından düşük not alınca öğretmenden sınav kâğıdını istedi. Araya okul müdürünün de girdiği olayda, sınav kâğıdını vermeyen öğretmen daha sonra kâğıdın kopyasının alınmasına izin verdi. Bir süre sonra öğretmen sınıftan alınırken, yerine okula yeni atanan müdür yardımcısı ve matematik öğretmeni görevlendirildi.
Fırat Kozok’un Cumhuriyet’te yer alan habere göre okul yönetimi, öğretmen değişikliğinin konuyla ilgili olmadığını savundu. Başbakanlık ise öğrencinin düşük not almasının, kâğıdını görmek istemesinin doğal olduğunu belirtirken, konunun Davutoğlu’nun “makamı ve kimliği” nedeniyle istismar edildiğini savundu.
CHP Sözcüsü Haluk Koç’un gündeme getirdiği kamudaki üst düzey AKP’lilerin kadrolaşma listeleri tartışılırken, çarpıcı bir olay da Ankara’da yaşandı.
Başbakan Davutoğlu’nun Ankara Hacı Ömer Tarman Anadolu Lisesi 9. sınıfta okuyan kızı Hacer Büke, yaklaşık üç hafta önce matematik dersinin ilk yazılısından düşük not aldı. Okul dışında da eğitim danışmanı bulunan öğrenci, bunun üzerine sınav kağıdını görmek istedi. Devreye okul müdürü Gülten Akyürek de girdi. Ancak ders öğretmeni Murat Özer sınav kağıdını vermek istemedi. Özer, daha sonra kağıttan fotoğraf çekilebileceğini söyledi. Diğer öğretmenlerle birlikte müdür odasında bir toplantı yapıldı ve öğrencinin genel durumu da değerlendirildi. Davutoğlu’nun danışmanı da öğrencinin durumuyla ilgili okuldan genel bilgi aldı.
Ancak bu sürecin ardından ilginç bir gelişme oldu ve öğretmen Özer sınıftan alındı. Özer’in yerine okula yeni atanan müdür yardımcısı ve matematik öğretmeni Melike Yetim sınıfa verildi. Okulun müdürünün yanı sıra 3 müdür yardımcısından ikisinin olaydan bir süre önce değiştiği öğrenildi.
Edinilen bilgilere göre öğretmenin sınıftan alınması, diğer öğrenci velilerinin de tepkisini çekti. Bazı velilerin okula gelerek değişiklikle ilgili şikâyetlerini okul yönetimine ilettikleri öğrenildi. Buna karşın bazı velilere, yeni müdür yardımcısının branşının matematik olması nedeniyle kendisine bir sınıf verilmesi gerekçesiyle böyle bir düzenleme yapıldığı bilgisi verildi.
BAŞBAKANLIK: ÖĞRENCİNİN GÖRMEK İSTEMESİ NORMAL
Cumhuriyet’in konuyla ilgili görüşünü almak için aradığı Okul Müdürü Gülten Akyürek, sert bir tavırla “Bu konuda size bir şey söylemeyeceğim, çünkü bilgileriniz kesinlikle yanlış” deyip telefonu yüzümüze kapattı. Başbakanlık Basın Müşaviri Osman Sert ise süreçle ilgili sorumuz üzerine “İddia edildiği gibi Sayın Başbakanımızın kızı Hacer Büke Davutoğlu’nun bir derste düşük not almasının ardından bir aile yakını ya da özel öğretmen tarafından okula gidilmesi, sınav kâğıdının görülmek istenmesi hiçbir şekilde söz konusu değildir. Sınavdan sonra dersin öğretmeniyle bu yönde hiçbir görüşme yapılmamıştır. Sadece her öğrencide olduğu gibi Hacer, düşük not aldığı kâğıdını görmek istemiştir ki bu da son derece normaldir” dedi.
Başbakan ya da eşinin talebiyle ya da bilgisi dahilinde okul yönetimiyle bir toplantı yapılmadığını ileri süren Sert, “Her öğrencinin başına gelebilecek bir olay sonrası konunun sadece beyefendinin siyasi kimliği ve bulunduğu makam sebebiyle istismar edilmesi, bu tartışmanın da bugüne kadar toplum içinde her davranışına azami dikkat gösteren aile bireyleri üzerinden sürdürülmesi de en temel insani nezaket ilkeleri ile bağdaşmamaktadır” diye konuştu.
‘TAYYİP AMCA BABAMI İŞTEN AT DEMİŞTİ’
Davutoğlu’nun “Cilvekuş” diye seslendiği kızı, henüz 9 yaşındayken dönemin Başbakan Tayyip Erdoğan’a bir mektup yazıp “Lütfen babamı işten kovun” diye ricada bulunmuştu.
Fırat Kozok’un Cumhuriyet’te yer alan habere göre okul yönetimi, öğretmen değişikliğinin konuyla ilgili olmadığını savundu. Başbakanlık ise öğrencinin düşük not almasının, kâğıdını görmek istemesinin doğal olduğunu belirtirken, konunun Davutoğlu’nun “makamı ve kimliği” nedeniyle istismar edildiğini savundu.
CHP Sözcüsü Haluk Koç’un gündeme getirdiği kamudaki üst düzey AKP’lilerin kadrolaşma listeleri tartışılırken, çarpıcı bir olay da Ankara’da yaşandı.
Başbakan Davutoğlu’nun Ankara Hacı Ömer Tarman Anadolu Lisesi 9. sınıfta okuyan kızı Hacer Büke, yaklaşık üç hafta önce matematik dersinin ilk yazılısından düşük not aldı. Okul dışında da eğitim danışmanı bulunan öğrenci, bunun üzerine sınav kağıdını görmek istedi. Devreye okul müdürü Gülten Akyürek de girdi. Ancak ders öğretmeni Murat Özer sınav kağıdını vermek istemedi. Özer, daha sonra kağıttan fotoğraf çekilebileceğini söyledi. Diğer öğretmenlerle birlikte müdür odasında bir toplantı yapıldı ve öğrencinin genel durumu da değerlendirildi. Davutoğlu’nun danışmanı da öğrencinin durumuyla ilgili okuldan genel bilgi aldı.
Ancak bu sürecin ardından ilginç bir gelişme oldu ve öğretmen Özer sınıftan alındı. Özer’in yerine okula yeni atanan müdür yardımcısı ve matematik öğretmeni Melike Yetim sınıfa verildi. Okulun müdürünün yanı sıra 3 müdür yardımcısından ikisinin olaydan bir süre önce değiştiği öğrenildi.
Edinilen bilgilere göre öğretmenin sınıftan alınması, diğer öğrenci velilerinin de tepkisini çekti. Bazı velilerin okula gelerek değişiklikle ilgili şikâyetlerini okul yönetimine ilettikleri öğrenildi. Buna karşın bazı velilere, yeni müdür yardımcısının branşının matematik olması nedeniyle kendisine bir sınıf verilmesi gerekçesiyle böyle bir düzenleme yapıldığı bilgisi verildi.
BAŞBAKANLIK: ÖĞRENCİNİN GÖRMEK İSTEMESİ NORMAL
Cumhuriyet’in konuyla ilgili görüşünü almak için aradığı Okul Müdürü Gülten Akyürek, sert bir tavırla “Bu konuda size bir şey söylemeyeceğim, çünkü bilgileriniz kesinlikle yanlış” deyip telefonu yüzümüze kapattı. Başbakanlık Basın Müşaviri Osman Sert ise süreçle ilgili sorumuz üzerine “İddia edildiği gibi Sayın Başbakanımızın kızı Hacer Büke Davutoğlu’nun bir derste düşük not almasının ardından bir aile yakını ya da özel öğretmen tarafından okula gidilmesi, sınav kâğıdının görülmek istenmesi hiçbir şekilde söz konusu değildir. Sınavdan sonra dersin öğretmeniyle bu yönde hiçbir görüşme yapılmamıştır. Sadece her öğrencide olduğu gibi Hacer, düşük not aldığı kâğıdını görmek istemiştir ki bu da son derece normaldir” dedi.
Başbakan ya da eşinin talebiyle ya da bilgisi dahilinde okul yönetimiyle bir toplantı yapılmadığını ileri süren Sert, “Her öğrencinin başına gelebilecek bir olay sonrası konunun sadece beyefendinin siyasi kimliği ve bulunduğu makam sebebiyle istismar edilmesi, bu tartışmanın da bugüne kadar toplum içinde her davranışına azami dikkat gösteren aile bireyleri üzerinden sürdürülmesi de en temel insani nezaket ilkeleri ile bağdaşmamaktadır” diye konuştu.
‘TAYYİP AMCA BABAMI İŞTEN AT DEMİŞTİ’
Davutoğlu’nun “Cilvekuş” diye seslendiği kızı, henüz 9 yaşındayken dönemin Başbakan Tayyip Erdoğan’a bir mektup yazıp “Lütfen babamı işten kovun” diye ricada bulunmuştu.
18 Aralık 2014 Perşembe
Öğrencisinden eşcinsel öğretmeni ağlatan mektup
"Siz harika, zeki ve cesursunuz..." Bu sözlerin sahibi 9 yaşındaki küçük kız İngiltere'de günün konusu oldu. Çünkü mektubu yazdığı kişi, eşcinsel olduğunu açıklayan öğretmenleriydi.
Mektubu Pink News isimli internet sitesinde paylaşan ilkokul öğretmenine yazılan mektuun hikayesi ise şöyle; Öğretmen, öğrencilerine "gay, eşcinsel" kelimelerinin bir hakaret olarak kullanılıp kullanılmadığını sordu. Bunun üzerine bütün öğrenciler ellerini kaldırınca "Eşcinsellerin kötü insanlar olduğunu düşünenler kimler?" şeklinde bir soru yöneltti.
Bunun üzerine okul müdürüne gidip eşcinsel olduğunu söylemesinin sakıncası olup olmadığını soran öğretmen "söyleyebilirsin" yanıtını aldı. Sınıfa eşcinsel olduğunu söyleyen öğretmen ayrıca bunu öğrencileriyle konuştu.
Ancak o dersin ardından öğretmeni ağlatan, çok duygusal bir mektup geldi. Mektupta şunlar yazıyordu, "Eşcinsel de olsanız size her zaman davrandığım gibi davranacağım. Sizin hakkınızda bugüne kadar ne düşündüysem onu düşünmeye devam edeceğim. Bana sizi sorsalar, harika, inanılmaz, zeki ve cesur" biri olarak tanımlarım. Size cesur dememin sebebi ise bu kadar kişisel bir sırrınızı paylaşmanız. Bu sizin cesur olduğunuzu gösteriyor. Ayrıca sakın korkmayın çünkü sınıftaki herkesin benim gibi hissettiğini biliyorum.
Sizinle gurur duyan öğrenciniz..."
Mektubu Pink News isimli internet sitesinde paylaşan ilkokul öğretmenine yazılan mektuun hikayesi ise şöyle; Öğretmen, öğrencilerine "gay, eşcinsel" kelimelerinin bir hakaret olarak kullanılıp kullanılmadığını sordu. Bunun üzerine bütün öğrenciler ellerini kaldırınca "Eşcinsellerin kötü insanlar olduğunu düşünenler kimler?" şeklinde bir soru yöneltti.
Bunun üzerine okul müdürüne gidip eşcinsel olduğunu söylemesinin sakıncası olup olmadığını soran öğretmen "söyleyebilirsin" yanıtını aldı. Sınıfa eşcinsel olduğunu söyleyen öğretmen ayrıca bunu öğrencileriyle konuştu.
Ancak o dersin ardından öğretmeni ağlatan, çok duygusal bir mektup geldi. Mektupta şunlar yazıyordu, "Eşcinsel de olsanız size her zaman davrandığım gibi davranacağım. Sizin hakkınızda bugüne kadar ne düşündüysem onu düşünmeye devam edeceğim. Bana sizi sorsalar, harika, inanılmaz, zeki ve cesur" biri olarak tanımlarım. Size cesur dememin sebebi ise bu kadar kişisel bir sırrınızı paylaşmanız. Bu sizin cesur olduğunuzu gösteriyor. Ayrıca sakın korkmayın çünkü sınıftaki herkesin benim gibi hissettiğini biliyorum.
Sizinle gurur duyan öğrenciniz..."
10 Aralık 2014 Çarşamba
Dilek Hoca’ya ‘dünya’ hayran!
Samsun’da İlkokul öğretmeni Dilek Livaneli, eğitim alanında ürettiği projelerle uluslararası bir vakıf tarafından dünyadaki en iyi 50 öğretmen arasında gösterildi.
Samsun’un Çarşamba ilçesine 15 kilometre uzaklıktaki Kumköy İlkokulu’nun ‘müdür yetkili’ sınıf öğretmeni Dilek Livaneli(33), Milli eğitim Bakanlığı tarafından Samsun’da 2012’de ‘Yılın mesleğinde fark yaratan öğretmeni’ seçildi. Okulun iç donanımı ve fiziki şartlarını tama-men yenileyen Livaneli, sosyal içerikli projeler hazırlayıp 14 öğrencisine ilkleri yaşattı.
Kadınları operaya götürdü
Livaneli, öğrencilerini operaya, tiyatroya ve sinemaya götürüp buz pateni pistinde paten yapmalarını sağladı. Dilek öğretmen, çocuk aile arasındaki iletişimin güçlenmesini sağlamak amacıyla öğrenci velilerine İlçe Halk Eğitim Merkezi desteğiyle aile eğitimi kursu açtı. Dilek Livaneli, ayrıca açtığı okuma-yazma kursuyla köyde okuma yazma bilmeyenlere yardımcı oldu. Öğretmenin girişimleri ardından Samsun Devlet Opera ve Balesi Müdürlüğü’nün sanatçıları köye gelip köylülere özel mini konser verdi. Ayrıca yine 30 köylü kadın operaya götürülerek bu sanatı yerinde izleme fırsatı buldu. Livaneli, okulun lojmanının iki odasını atölyeye çevrildi. Köylü kadınlar eğitim sonunda sertifika aldı, bazıları da çalışmaya başladı.
‘Çok mutlu oldum’
Elde ettiği bu başarı nedeniyle çok mutlu olduğunu belirten Livaneli, şunları söyledi: “11 yıldır köy okullarında görev yapıyorum. Küçücük bir köy okulunda istenirse neler yapılabile-ceğini göstermek için bu zaman kadar çalıştım, mücadele ettim. Şimdi bu yaptıklarımı dünyada çok önemli bir kuruluşun da görmesi beni çok gururlandırdı. Herkese çok teşekkür ediyorum.”
4950 öğretmeni eledi
Bir köy okulunda yaptığı çalışmalarla dikkat çeken Dilek Livaneli çevresi tarafından Reşat Nuri Güntekin’in ‘Çalıkuşu’ eserindeki kadın öğretmene benzetildi. Yaptığı çalışmalarla fark yaratan Livaneli, son olarak Hint asıllı işadamı Sunny Varkey‘in eğitim alanında projeler geliştirmek amacıyla kurduğu ve onursal başkanlığını ABD eski Başkanı Bill Clinton’ın üstlendiği Varkey Gems Vakfı (Varkey GEMS Foundation) tarafından düzenlenen ‘Küresel Öğretmen Ödülü Komitesi’nin (The Global Teacher Prize) seçtiği en iyi 50 öğretmen arasında yer aldı. Livaneli, böylece dünya çapında 5 bin öğretmenin arasından ilk kez son 50’ye kalan tek Türk öğretmen oldu.
Samsun’un Çarşamba ilçesine 15 kilometre uzaklıktaki Kumköy İlkokulu’nun ‘müdür yetkili’ sınıf öğretmeni Dilek Livaneli(33), Milli eğitim Bakanlığı tarafından Samsun’da 2012’de ‘Yılın mesleğinde fark yaratan öğretmeni’ seçildi. Okulun iç donanımı ve fiziki şartlarını tama-men yenileyen Livaneli, sosyal içerikli projeler hazırlayıp 14 öğrencisine ilkleri yaşattı.
Kadınları operaya götürdü
Livaneli, öğrencilerini operaya, tiyatroya ve sinemaya götürüp buz pateni pistinde paten yapmalarını sağladı. Dilek öğretmen, çocuk aile arasındaki iletişimin güçlenmesini sağlamak amacıyla öğrenci velilerine İlçe Halk Eğitim Merkezi desteğiyle aile eğitimi kursu açtı. Dilek Livaneli, ayrıca açtığı okuma-yazma kursuyla köyde okuma yazma bilmeyenlere yardımcı oldu. Öğretmenin girişimleri ardından Samsun Devlet Opera ve Balesi Müdürlüğü’nün sanatçıları köye gelip köylülere özel mini konser verdi. Ayrıca yine 30 köylü kadın operaya götürülerek bu sanatı yerinde izleme fırsatı buldu. Livaneli, okulun lojmanının iki odasını atölyeye çevrildi. Köylü kadınlar eğitim sonunda sertifika aldı, bazıları da çalışmaya başladı.
‘Çok mutlu oldum’
Elde ettiği bu başarı nedeniyle çok mutlu olduğunu belirten Livaneli, şunları söyledi: “11 yıldır köy okullarında görev yapıyorum. Küçücük bir köy okulunda istenirse neler yapılabile-ceğini göstermek için bu zaman kadar çalıştım, mücadele ettim. Şimdi bu yaptıklarımı dünyada çok önemli bir kuruluşun da görmesi beni çok gururlandırdı. Herkese çok teşekkür ediyorum.”
4950 öğretmeni eledi
Bir köy okulunda yaptığı çalışmalarla dikkat çeken Dilek Livaneli çevresi tarafından Reşat Nuri Güntekin’in ‘Çalıkuşu’ eserindeki kadın öğretmene benzetildi. Yaptığı çalışmalarla fark yaratan Livaneli, son olarak Hint asıllı işadamı Sunny Varkey‘in eğitim alanında projeler geliştirmek amacıyla kurduğu ve onursal başkanlığını ABD eski Başkanı Bill Clinton’ın üstlendiği Varkey Gems Vakfı (Varkey GEMS Foundation) tarafından düzenlenen ‘Küresel Öğretmen Ödülü Komitesi’nin (The Global Teacher Prize) seçtiği en iyi 50 öğretmen arasında yer aldı. Livaneli, böylece dünya çapında 5 bin öğretmenin arasından ilk kez son 50’ye kalan tek Türk öğretmen oldu.
3 Aralık 2014 Çarşamba
Ders saatleri azalıyor, Teneffüs süreleri uzuyor
Ortaokullarda ders saatleri azaltılıyor, teneffüs süreleri uzatılıyor.
19. Milli Eğitim Şurası’nda “Öğrenim Programları ve Haftalık Ders Çizelgeleri” başlığı altında toplanan komisyondan, ortaokullardaki 35 saatlik ders süresini 30’a düşürme kararı çıktı. Bunun yanı sıra 29 saat olan zorunlu ders süresi de 25’e düşürülürken, ders saatlerinin yoğunluğu nedeniyle kısalan teneffüs süreleri ise uzatılacak. Söz konusu düzenlemeyle okulların giriş-çıkış saatlerinde de değişiklikler olacak. Ders saatleri ile ilgili komisyon kararları genel kurulda görüşülecek.
Antalya'da düzenlenen MEB'in “en üst danışma kurulu” niteliğindeki şura, "Öğretim Programları ve Haftalık Ders Çizelgeleri", "Öğretmen Niteliğinin Arttırılması", "Eğitim Yöneticilerinin Niteliğinin Arttırılması" ve "Okul Güvenliği" konularının ele alındığı komisyon çalışmalarıyla devam ediyor. Şuranın, ikinci gün çalışmaları tamamladı.
19. Milli Eğitim Şurası'nın ikinci günününde, öğretim programları ve haftalık ders çizelgelerinin görüşüldüğü komisyon en fazla tartışmaların yer aldığı komisyon oldu. Komisyonda, bugün ilkokul ve ortaokul kademesindeki öneriler ele alındı.
İlkokullara ilişkin öneriler arasından, görsel sanatlar ve müzik derslerinin haftada en az ikişer ders saati olması, ilkokul 1,2 ve 3. sınıflarda din kültürü ve ahlak bilgisi dersinin konulması, din kültürü ve ahlak bilgisi dersi programlarında çoğulcu anlayış ilkesine yer verilmesi, trafik güvenliği ile insan hakları, yurttaşlık ve demokrasi derslerinin, haftalık ders çizelgesinden kaldırılması, trafik güvenliği dersinin içeriğinin hayat bilgisi dersi içinde, yurttaşlık ve demokrasi dersinin içeriğinin de sosyal bilgiler dersinde verilmesi, müfredat programların 1,2, 3 ve 4. sınıflarda sadeleştirilmesi, fen bilgisi ve sosyal bilgiler dersinin 4. sınıftan itibaren programa eşit bir şekilde yansıtılması, fen bilimleri dersinin adının fen bilgisi olarak değiştirilmesi önerileri kabul edildi.
Toplumsal cinsiyet eşitliği 3. sınıftan itibaren
Komisyonda, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığından gelen bir katılımcının, toplumsal cinsiyet eşitliği dersinin zorunlu bir ders olmasını gerektiği yönündeki önerisi ise "toplumsal cinsiyet eşitliği konusunun 3. sınıftan itibaren mevcut bir ders içinde bir ünite olarak işlenmesi" şeklinde değiştirilerek benimsendi.
Öğrenciler ders saatinin 30 olmasını istedi
İlkokul kademesindeki önerilerin tamamlanmasının ardından ortaokul kademesindeki önerilerin görüşülmesine geçildi.
Komisyonda, ortaokullarda haftalık ders saatinin 30 ya da 35 saat olması konusunda görüş birliğine varılamaması üzerine Komisyon Başkanı Hayati Akyol, öğrencilerden görüş aldı.
Öğrenci ve velilerin, "30 saat" olması yönünde görüş bildirmesi üzerine, öneri, "Ortaokullarda haftalık ders saatinin 30 saat olması" şeklinde oylanarak oy birliğiyle kabul edildi. Zorunlu ders saatinin 25, seçmeli ders saatinin 5 saat olması, tüm okullarda normal eğitime geçilmesi için gerekli tedbirlerin alınması, görsel sanatlar ve müzik derslerinden biri seçilerek haftada 2 saati olarak kesintisiz bir şekilde verilmesi önerileri oy birliğiyle kabul edildi.
Çalışmalar yarın da devam edecek
"Okul Güvenliği", "Öğretmen Niteliğinin Arttırılması", "Eğitim Yöneticilerinin Niteliğinin Arttırılması" komisyonlarında da önerilerin görüşülmesine devam edildi. Komisyon üyelerinin, öneriler üzerindeki müzakerelerinin ardından yarın önerilerin oylamasına geçilecek.
Müzakereler, neticesinde oy birliğine varılan maddeler, genel kurula sunulmak üzere hazırlanan rapora ekleniyor. Çalışma grupları, yarın ve cuma günü çalışmalarını sürdürecek. Gruplarda, hazırlanan raporlar, 6 Aralık Cumartesi günü genel kurulda oylanacak ve kabul edilen öneriler tavsiye kararlarına dönüşecek. Bu tavsiye kararları, bakanın onayı sonrası tebliğler dergisinde yayınlanacak. Şura genel sekreterliği tavsiye niteliğindeki kararları bakanlığın ilgili birimlerine gönderecek. Hürriyet
19. Milli Eğitim Şurası’nda “Öğrenim Programları ve Haftalık Ders Çizelgeleri” başlığı altında toplanan komisyondan, ortaokullardaki 35 saatlik ders süresini 30’a düşürme kararı çıktı. Bunun yanı sıra 29 saat olan zorunlu ders süresi de 25’e düşürülürken, ders saatlerinin yoğunluğu nedeniyle kısalan teneffüs süreleri ise uzatılacak. Söz konusu düzenlemeyle okulların giriş-çıkış saatlerinde de değişiklikler olacak. Ders saatleri ile ilgili komisyon kararları genel kurulda görüşülecek.
Antalya'da düzenlenen MEB'in “en üst danışma kurulu” niteliğindeki şura, "Öğretim Programları ve Haftalık Ders Çizelgeleri", "Öğretmen Niteliğinin Arttırılması", "Eğitim Yöneticilerinin Niteliğinin Arttırılması" ve "Okul Güvenliği" konularının ele alındığı komisyon çalışmalarıyla devam ediyor. Şuranın, ikinci gün çalışmaları tamamladı.
19. Milli Eğitim Şurası'nın ikinci günününde, öğretim programları ve haftalık ders çizelgelerinin görüşüldüğü komisyon en fazla tartışmaların yer aldığı komisyon oldu. Komisyonda, bugün ilkokul ve ortaokul kademesindeki öneriler ele alındı.
İlkokullara ilişkin öneriler arasından, görsel sanatlar ve müzik derslerinin haftada en az ikişer ders saati olması, ilkokul 1,2 ve 3. sınıflarda din kültürü ve ahlak bilgisi dersinin konulması, din kültürü ve ahlak bilgisi dersi programlarında çoğulcu anlayış ilkesine yer verilmesi, trafik güvenliği ile insan hakları, yurttaşlık ve demokrasi derslerinin, haftalık ders çizelgesinden kaldırılması, trafik güvenliği dersinin içeriğinin hayat bilgisi dersi içinde, yurttaşlık ve demokrasi dersinin içeriğinin de sosyal bilgiler dersinde verilmesi, müfredat programların 1,2, 3 ve 4. sınıflarda sadeleştirilmesi, fen bilgisi ve sosyal bilgiler dersinin 4. sınıftan itibaren programa eşit bir şekilde yansıtılması, fen bilimleri dersinin adının fen bilgisi olarak değiştirilmesi önerileri kabul edildi.
Toplumsal cinsiyet eşitliği 3. sınıftan itibaren
Komisyonda, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığından gelen bir katılımcının, toplumsal cinsiyet eşitliği dersinin zorunlu bir ders olmasını gerektiği yönündeki önerisi ise "toplumsal cinsiyet eşitliği konusunun 3. sınıftan itibaren mevcut bir ders içinde bir ünite olarak işlenmesi" şeklinde değiştirilerek benimsendi.
Öğrenciler ders saatinin 30 olmasını istedi
İlkokul kademesindeki önerilerin tamamlanmasının ardından ortaokul kademesindeki önerilerin görüşülmesine geçildi.
Komisyonda, ortaokullarda haftalık ders saatinin 30 ya da 35 saat olması konusunda görüş birliğine varılamaması üzerine Komisyon Başkanı Hayati Akyol, öğrencilerden görüş aldı.
Öğrenci ve velilerin, "30 saat" olması yönünde görüş bildirmesi üzerine, öneri, "Ortaokullarda haftalık ders saatinin 30 saat olması" şeklinde oylanarak oy birliğiyle kabul edildi. Zorunlu ders saatinin 25, seçmeli ders saatinin 5 saat olması, tüm okullarda normal eğitime geçilmesi için gerekli tedbirlerin alınması, görsel sanatlar ve müzik derslerinden biri seçilerek haftada 2 saati olarak kesintisiz bir şekilde verilmesi önerileri oy birliğiyle kabul edildi.
Çalışmalar yarın da devam edecek
"Okul Güvenliği", "Öğretmen Niteliğinin Arttırılması", "Eğitim Yöneticilerinin Niteliğinin Arttırılması" komisyonlarında da önerilerin görüşülmesine devam edildi. Komisyon üyelerinin, öneriler üzerindeki müzakerelerinin ardından yarın önerilerin oylamasına geçilecek.
Müzakereler, neticesinde oy birliğine varılan maddeler, genel kurula sunulmak üzere hazırlanan rapora ekleniyor. Çalışma grupları, yarın ve cuma günü çalışmalarını sürdürecek. Gruplarda, hazırlanan raporlar, 6 Aralık Cumartesi günü genel kurulda oylanacak ve kabul edilen öneriler tavsiye kararlarına dönüşecek. Bu tavsiye kararları, bakanın onayı sonrası tebliğler dergisinde yayınlanacak. Şura genel sekreterliği tavsiye niteliğindeki kararları bakanlığın ilgili birimlerine gönderecek. Hürriyet
28 Kasım 2014 Cuma
Başbakan talimat verdi zam geliyor!
Takviye kurslarında görev yapan 105 bin öğretmenin, ders başı aldıkları 10 lira ücret 20 liraya yükseliyor.
Okullarda ve halk eğitim merkezlerinde açılan ücretsiz “takviye kursları”nda görev alan öğretmenlere yeni zam düzenlemesinin ardından önemli bir gelir kapısı daha aralanıyor. Ders başına aldıkları 10 lira ücretin düşüklüğünden yakınan öğretmenlerin çağrısına Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) kayıtsız kalmadı. Maliye Bakanlığı'na talepte bulunan MEB, ek ders ücretlerinin artırılmasını istedi. Buna göre bu ek ders ücretleri iki katı oranında artırılacak ve 10 lira civarında olan ek ders ücreti 20 liraya çıkarılacak.
Böylelikle mevcut durumda kurslarda ders vermeye başlayan 105 bin öğretmen maaşının yanı sıra büyük gelir elde etme fırsatı yakalayacak. Kurslarda haftada 19, ayda ise 76 saat ders verebilecek olan 105 bin öğretmen ortalama bin 400 liraya kadar ek gelir elde edebilecek. Ücretsiz kurslarda görev yapan öğretmenlere verilecek olan ek ders ücretlerinin artırılacağının müjdesini öğretmenler gününde Başbakan Ahmet Davutoğlu vermişti.
Türkiye
Okullarda ve halk eğitim merkezlerinde açılan ücretsiz “takviye kursları”nda görev alan öğretmenlere yeni zam düzenlemesinin ardından önemli bir gelir kapısı daha aralanıyor. Ders başına aldıkları 10 lira ücretin düşüklüğünden yakınan öğretmenlerin çağrısına Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) kayıtsız kalmadı. Maliye Bakanlığı'na talepte bulunan MEB, ek ders ücretlerinin artırılmasını istedi. Buna göre bu ek ders ücretleri iki katı oranında artırılacak ve 10 lira civarında olan ek ders ücreti 20 liraya çıkarılacak.
Böylelikle mevcut durumda kurslarda ders vermeye başlayan 105 bin öğretmen maaşının yanı sıra büyük gelir elde etme fırsatı yakalayacak. Kurslarda haftada 19, ayda ise 76 saat ders verebilecek olan 105 bin öğretmen ortalama bin 400 liraya kadar ek gelir elde edebilecek. Ücretsiz kurslarda görev yapan öğretmenlere verilecek olan ek ders ücretlerinin artırılacağının müjdesini öğretmenler gününde Başbakan Ahmet Davutoğlu vermişti.
Türkiye
25 Kasım 2014 Salı
Mescit vaadi ile okul seçimini kazandı
Mardin’in Midyat İlçesi’ne bağlı Gelinkaya Beldesi’ndeki Gelinkaya Ortaokulu’nda yapılan okul temsilciliği seçimini, okulda mescit yaptırma vaadinde bulunan Belde Belediye Başkanı Mehmet Aksöz’ün 7’inci sınıfta okuyan yeğeni Ahmet Can Aksöz kazandı.
Gelinkaya Beldesi’ndeki Gelinkaya Ortaokulu’nda yapılan okul temsilciliği, yerel seçimleri aratmadı. Seçimler, YSK’nın genel ve yerel seçimlerde uyguladığı kurallara göre yapılırken, seçimlerde oy pusulalarından, sandık kurulları ve tercih mührüne kadar her ayrıntının düşünüldüğü görüldü.
Her dönemin kendi temsilcisini belirlediği ön seçimin ardından okul temsilciliği için 8’nci sınıf öğrencisi Bünyamin Toprak, 8’nci sınıf öğrencisi Mehmet Gökduman, 7’nci sınıf öğrencisi Ahmet Can Aksöz ve 6’ncı sınıf öğrencisi Fatih Barış kıyasıya yarışa girdi. Okulun panolarına kendilerini ve vaatlerini anlatan afişler asan aday öğrenciler, bir hafta boyunca sınıfları ziyaret ederek öğrencileri ikna etmeye çalıştı.
MESCİT YAPTIRMA VAADİ
Aday öğrenciler yapacaklarını anlatırken, en farklı vaatleri ise 7’nci sınıf öğrencisi Ahmet Can Aksöz verdi. Kampanya süresince her sınıfa birer futbol topu hediye eden ve öğrencilere şeker dağıtan aday Ahmet Can Aksöz, seçilmesi durumunda okula mescit yapma sözü verdi.
Propaganda sürecinin tamamlanmasının ardından da okulda seçim yapıldı. Öğrenciler okulun bilgisayar laboratuarına giderek burada kurulan sandıklarda oylarını kullandı. Öğrenciler Reyyan Akar, Asya Akan, Mehmet Sultan Ağırman ve Şehmus Duran’dan oluşan kurulun yanına giden öğrenciler önce ’evet’ yazan mühür ile aday öğrencilerin fotoğraflarının olduğu pusulayı aldı. Paravanın arkasına geçerek mührü seçtikleri adayın fotoğrafının yanına basan öğrenciler, daha sonra oylarını sandığa attı. 4 öğrencinin aday olduğu seçimde 200 öğrenci oy kullandı. 90 oy alan ve arkadaşlarına seçildiği takdirde mescit yaptıracağı sözünü veren Ahmet Can Aksöz seçimi kazandı. Diğer adaylardan Bünyamin Toprak 38, Mehmet Gökduman 57 ve Fatih Barış 15 oy aldı.
’AÇILIŞ KURDELESİNİ DE BEN KESECEĞİM’
Okul temsilciliği seçimlerini kazanan Ahmet Can Aksöz, mescit yapımı için ailesinden destek isteyeceğini belirterek şöyle dedi:
"Şu an kendimi çok iyi hissediyorum. Beni seçen arkadaşlarıma verdiğim mescit yaptırma sözünün arkasındayım. Ben hizmet etmek için buraya geldim. Okulumuza mescit yapacağım ve açılış kurdelesini de ben keseceğim. En lüks mescidi yapacağım. Ben top ve şeker de dağıttım öğrenci arkadaşlarıma, onları çok seviyorum. Daha güzel şeyler düşünüyorum ve bunların tümünü yapacağım."
"SEÇİM BİLİNCİ İÇİN BÖYLE BİR ÇALIŞMA YAPILDI"
Öğrencilere demokratik gerçek bir seçim ortamı yaşattıklarını ifade eden Okul Müdürü Murat Bilgin, temsilciliği seçimini kazanan öğrencinin mescit vaadinde bulunduğunu söyledi. Öğrencinin babasının da bu konuda kendisine destek sözü verdiğini belirten Bilgin, yeni çıkan yönetmelikle okullarda müsait olması durumunda bir mescit açılmasında sakınca olmadığını söyledi. Seçimin öğrencilere demokrasinin nasıl olması gerektiğini gösterdiğini vurgulayan Bilgin, "Çocuklarda seçim bilinci oluşturmak için böylesi bir organizasyon yaptık. Öğrenciler kullandıkları oylarla kendilerini temsil edecek arkadaşlarını belirlediler. Gelecekte birer seçmen olacak bu öğrenciler, şimdiden buna bir hazırlık yaptılar. Yaşanan seçim sürecinden tüm öğrencilerimiz mutlu oldu" diye konuştu.
(Kaynak: hürriyet.com.tr)
Gelinkaya Beldesi’ndeki Gelinkaya Ortaokulu’nda yapılan okul temsilciliği, yerel seçimleri aratmadı. Seçimler, YSK’nın genel ve yerel seçimlerde uyguladığı kurallara göre yapılırken, seçimlerde oy pusulalarından, sandık kurulları ve tercih mührüne kadar her ayrıntının düşünüldüğü görüldü.
Her dönemin kendi temsilcisini belirlediği ön seçimin ardından okul temsilciliği için 8’nci sınıf öğrencisi Bünyamin Toprak, 8’nci sınıf öğrencisi Mehmet Gökduman, 7’nci sınıf öğrencisi Ahmet Can Aksöz ve 6’ncı sınıf öğrencisi Fatih Barış kıyasıya yarışa girdi. Okulun panolarına kendilerini ve vaatlerini anlatan afişler asan aday öğrenciler, bir hafta boyunca sınıfları ziyaret ederek öğrencileri ikna etmeye çalıştı.
MESCİT YAPTIRMA VAADİ
Aday öğrenciler yapacaklarını anlatırken, en farklı vaatleri ise 7’nci sınıf öğrencisi Ahmet Can Aksöz verdi. Kampanya süresince her sınıfa birer futbol topu hediye eden ve öğrencilere şeker dağıtan aday Ahmet Can Aksöz, seçilmesi durumunda okula mescit yapma sözü verdi.
Propaganda sürecinin tamamlanmasının ardından da okulda seçim yapıldı. Öğrenciler okulun bilgisayar laboratuarına giderek burada kurulan sandıklarda oylarını kullandı. Öğrenciler Reyyan Akar, Asya Akan, Mehmet Sultan Ağırman ve Şehmus Duran’dan oluşan kurulun yanına giden öğrenciler önce ’evet’ yazan mühür ile aday öğrencilerin fotoğraflarının olduğu pusulayı aldı. Paravanın arkasına geçerek mührü seçtikleri adayın fotoğrafının yanına basan öğrenciler, daha sonra oylarını sandığa attı. 4 öğrencinin aday olduğu seçimde 200 öğrenci oy kullandı. 90 oy alan ve arkadaşlarına seçildiği takdirde mescit yaptıracağı sözünü veren Ahmet Can Aksöz seçimi kazandı. Diğer adaylardan Bünyamin Toprak 38, Mehmet Gökduman 57 ve Fatih Barış 15 oy aldı.
’AÇILIŞ KURDELESİNİ DE BEN KESECEĞİM’
Okul temsilciliği seçimlerini kazanan Ahmet Can Aksöz, mescit yapımı için ailesinden destek isteyeceğini belirterek şöyle dedi:
"Şu an kendimi çok iyi hissediyorum. Beni seçen arkadaşlarıma verdiğim mescit yaptırma sözünün arkasındayım. Ben hizmet etmek için buraya geldim. Okulumuza mescit yapacağım ve açılış kurdelesini de ben keseceğim. En lüks mescidi yapacağım. Ben top ve şeker de dağıttım öğrenci arkadaşlarıma, onları çok seviyorum. Daha güzel şeyler düşünüyorum ve bunların tümünü yapacağım."
"SEÇİM BİLİNCİ İÇİN BÖYLE BİR ÇALIŞMA YAPILDI"
Öğrencilere demokratik gerçek bir seçim ortamı yaşattıklarını ifade eden Okul Müdürü Murat Bilgin, temsilciliği seçimini kazanan öğrencinin mescit vaadinde bulunduğunu söyledi. Öğrencinin babasının da bu konuda kendisine destek sözü verdiğini belirten Bilgin, yeni çıkan yönetmelikle okullarda müsait olması durumunda bir mescit açılmasında sakınca olmadığını söyledi. Seçimin öğrencilere demokrasinin nasıl olması gerektiğini gösterdiğini vurgulayan Bilgin, "Çocuklarda seçim bilinci oluşturmak için böylesi bir organizasyon yaptık. Öğrenciler kullandıkları oylarla kendilerini temsil edecek arkadaşlarını belirlediler. Gelecekte birer seçmen olacak bu öğrenciler, şimdiden buna bir hazırlık yaptılar. Yaşanan seçim sürecinden tüm öğrencilerimiz mutlu oldu" diye konuştu.
(Kaynak: hürriyet.com.tr)
24 Kasım 2014 Pazartesi
Atanamayan öğretmen sayısı İzlanda’yı geçti
Sayıları her geçen yıl artan atanamayan öğretmen sayısının 320 bin nüfuslu İzlanda’yı geçerek, 330 bine ulaştığı, bu sorunun çözülmesi için adımlar atılması gerektiği belirtildi...
Yıllardan bu yana hayalini kurdukları göreve başlayacakları günü beklediklerini ifade eden atanamayan öğretmenler, 24 Kasım Öğretmenler Günü’nde içlerinin buruk olduğunu söyledi. Türk eğitim Sen verilerine göre, Türkiye’de özellikle branş öğretmenleri konusunda ciddi sıkıntı bulunuyor. 2000’li yılların başında 60-70 bin olan ataması yapılmayan öğretmen sayısının 2013 yılı itibarıyla 350 bini bulduğu, son dönemlerde sınıf öğretmenlerinin, branş öğretmeni olarak görev yaptığı bu nedenle asıl görev yapması gereken branş öğretmenlerinin atanamadığı ifade edildi.
‘İki talebimiz var’
Eğitim Sen Genel Başkanı Kamuran Karaca, atanamayan öğretmen sayısının 330 bin dolayında olduğunu ifade ederken, “Bu sayı İzlanda’nın nüfusundan daha fazla. Bizim iki ana talebimiz var. Birincisi, ilk etapta öğretmen atamalarının 150 bin sayısı üzerinden yapılması. Atama bekleyen 330 bin civarında arkadaşımızın kurtarılması. İkincisi eğitimin niteliğinin yükseltilmesi için de bu sayıya ihtiyaç var. 500-600 lira, en fazla 1000 lira ücret alan bir öğretmen doğru düzgün bir eğitim veremez” dedi. (milliyet.com.tr)
Yıllardan bu yana hayalini kurdukları göreve başlayacakları günü beklediklerini ifade eden atanamayan öğretmenler, 24 Kasım Öğretmenler Günü’nde içlerinin buruk olduğunu söyledi. Türk eğitim Sen verilerine göre, Türkiye’de özellikle branş öğretmenleri konusunda ciddi sıkıntı bulunuyor. 2000’li yılların başında 60-70 bin olan ataması yapılmayan öğretmen sayısının 2013 yılı itibarıyla 350 bini bulduğu, son dönemlerde sınıf öğretmenlerinin, branş öğretmeni olarak görev yaptığı bu nedenle asıl görev yapması gereken branş öğretmenlerinin atanamadığı ifade edildi.
‘İki talebimiz var’
Eğitim Sen Genel Başkanı Kamuran Karaca, atanamayan öğretmen sayısının 330 bin dolayında olduğunu ifade ederken, “Bu sayı İzlanda’nın nüfusundan daha fazla. Bizim iki ana talebimiz var. Birincisi, ilk etapta öğretmen atamalarının 150 bin sayısı üzerinden yapılması. Atama bekleyen 330 bin civarında arkadaşımızın kurtarılması. İkincisi eğitimin niteliğinin yükseltilmesi için de bu sayıya ihtiyaç var. 500-600 lira, en fazla 1000 lira ücret alan bir öğretmen doğru düzgün bir eğitim veremez” dedi. (milliyet.com.tr)
23 Kasım 2014 Pazar
Atatürk’ün öğretmene verdiği önem
Atatürk bir ulusun yaşamında eğitimin ve öğretmenin önemini belki de en iyi anlamış, anlatmış devlet kurucusu ve Cumhurbaşkanı idi.
Kurtuluş Savaşı’nın devam ettiği yıllarda Öğretmenler Kongresi’ni düzenleyerek asıl savaşın cehaletle yapılacağına dikkati çeken Gazi Mustafa Kemal Atatürk, ‘Yeni nesil sizlerin eseri olacaktır.’ diyerek seslendiği öğretmenlere bu nedenle çok önem vermişti.
Atatürk, eğitimin, öğretimin yayılmasından, yaygınlaşmasından yanaydı. 1928 yılında Arap harflerinin kaldırılıp yerine bugün kullanmakta olduğumuz Türk harflerinin kabulü tüm yurtta sevinç yarattı. Halkın yeni harfleri kısa sürede öğrenip daha çok yurttaşın okur – yazar olmasını sağlamak amacıyla yoğun bir çalışma başladı. Okuma – yazmayı yaygınlaştırmak için okul çağı dışındaki yurttaşlara okuma – yazma öğreten okullar açıldı. Bunlara Millet Mektepleri adı verildi.
Atatürk, Ulus Okulları dediğimiz Millet Mektepleri’nde yazı tahtasının başına geçerek dersler verdi. Bakanlar kurulu 11.11.1928 günü yaptığı toplantıda Ata’ya Ulus Okullar Başöğretmenliği sanını verdi. 24 Kasım Atatürk’ün Millet Mektepleri Başöğretmenliğini kabul ettiği gündür.
Başöğretmen Atatürk, öğretmenlerin Ulusal Kurtuluş Savaşı’nda gösterdikleri etkinliği hep övmüştür.
Milli mücadelenin kazanılmasıyla Türkiye için yeni bir dönem başlamış oldu. Savaş alanlarında kazanılan zaferlerin eğitim alanında da kazanılması için çalışmalar başlatıldı. İlk hedef, cumhuriyeti özümsemiş, öneminin farkına varmış, vatansever, eğitimli bir yeni nesil yetiştirmekti. 1924 yılında Ankara’da toplanan öğretmenler kurultayında öğretmenlere seslenen Mustafa Kemal, “Öğretmenler, yeni nesil sizin eseriniz olacaktır.” sözüyle eğitime ve öğretmenlere ne kadar önem verildiğini vurgulamıştır.
Sene 1923
Meclis’de vekil maaşları münakaşa ediliyor. Devrin Maliye vekili Gümüşhane meb’usu Hasan Fehmi Bey (Ataç), Mustafa Kemâl’e soruyor, diyor ki, “Paşam vekil maaşlarını düzenleyeceğiz; ne kadar verelim?”
Paşa düşünüyor ve şöyle cevap veriyor:
-Öğretmen maaşlarını geçmesin!
Öğrencileri, öğretmenleri ve okulu çok seven Atatürk yurt gezilerinde okullara uğrardı. Sınıflara girer, sıralara oturur, ders dinlerdi. Öğrencilere sorular sorardı. Öğretmenlerle konuşur, her yerde öğretmenliğin üstün bir meslek olduğunu anlatırdı.
ATATÜRK’ÜN KÜTAHYA LİSESİ’NDE ÖĞRETMENLERE YAPTIĞI KONUŞMA (KÜTAHYA LİSESİ – 24 MART 1923)
“Muallim hanımlar ve muallim efendiler, bu irfan yuvası altında hepinizi bir arada görmekten ve hepinizi selamlamaktan çok memnunum.
Memleketimizi, toplumumuzu gerçek hedefe, gerçek mutluluğa ulaştırmak için iki orduya ihtiyaç vardır. Biri vatanın hayatını kurtaran asker ordusu, diğeri memleketin geleceğini yoğuran irfan ordusudur. Bu iki ordunun her ikisi de kıymetlidir, yücedir.
Fakat bu iki ordudan hangisi daha değerlidir, hangisi bir diğerinden üstündür? Şüphesiz böyle bir tercih yapılamaz. Bu iki ordunun ikisi de hayatidir.
Yalnız siz irfan ordusu mensupları, sizlere mensup olduğunuz ordunun değer ve yüceliğini anlatmak için şunu söyleyeyim ki sizler ölen ve öldüren birinci orduya, niçin öldüğünü öğreten bir orduya mensupsunuz.
Biz iki ordudan birincisine, vatan çiğnemeye gelen düşman karşısında kan akıtan birinci orduya -bütün dünya bilir, bütün dünya şahit oldu ki- pek mükemmelen sahibiz. Vatanın dört sene önce düştüğü büyük felaketten sonra, yoktan var olan bu ordu, vatanı yok etmeye gelen bu düşmanı kutsal vatan toprağında boğup mahvetti. Yalnız bu orduya sahip olmakla, işimiz bitmiş, gayemiz bu ordunun zaferiyle son bulmuş değildir.
Bir millet, irfan ordusuna sahip olmadıkça savaş meydanlarında ne kadar parlak zaferler elde ederse etsin, o zaferin köklü sonuçlar vermesi ancak irfan ordusuyla mümkündür. Bu ikinci ordu olmadan birinci ordunun elde ettiği kazanımlar sönük kalır. Milletimizi geçek mutluluğa, kurtuluşa ulaştırmak istiyorsak, bizi ölümden kurtaran ve hayata götüren bugünkü idare şeklimizin sonsuzluğunu istiyorsak, bir an önce büyük, kusursuz, nurlu bir irfan ordusuna sahip olmak zorunluluğunda bulunduğumuzu inkar edemeyiz.
Eski idarelerin en büyük kötülüklerinden biri de irfan ordusuna layık olduğu önemi vermemeleridir. Eğer önem verilseydi, geleceği emanet ettiğimiz sizlere, gelecek kadar güvenilir bir mevki verilmesi gerekirdi. Henüz üç dört senelik hayata sahip olan milli idaremizde irfan ordusu ile layık olduğu kadar ilgilenilememiştir. Fakat buradaki mecburiyeti milletin münevverleri olan sizler elbette ki daha iyi takdir edersiniz. Bütün kuvvetimizi yalnız cephede toplamaya mecbur olduğumuz bu kısa süre içinde tabiatıyla irfan ordusuyla gereğince meşgul olamadık. Lakin Cenab-ı Hakk’a şükürler olsun ki düşman karşısındaki aziz ordumuz için harcadığımız bütün emekler mutlu sonucunu verdi.
Artık bundan sonra aynı kuvvet, aynı faaliyet, aynı istekle irfan ordusu için çalışacak ve birincide olduğu gibi bu ikinci ordudan dahi emeklerimizin, faaliyetlerimizin mutlu ve başarılı sonuçlarını aynı parlaklıkta elde edeceğiz.
Arkadaşlar, asker ordusu ile irfan ordusu arasındaki birliktelik ve alakayı belirtmek için şunu da ifade edeyim, kıymetli bir eserden ordunun ruhu kumanda heyetidir deniliyor. Hakikaten böyledir. Bir ordunun kıymeti kumanda heyetinin kıymeti ile ölçülür. Siz öğretmenler, sizler de irfan ordusunun kumanda heyetisiniz. Sizin ordunuzun kıymeti de sizlerin kıymetinizle ölçülecektir. İstiklal mücadelesinde üç dört senedir düşmanı topraklarımızda mahvetmek için yaptığımız savaşla ordunun ruhu olan kumanda heyeti değerlerinin yüksekliğini nasıl ispat etmişse, bundan sonra yapacağımız yenilikler milletimize bir karanlık gibi çöken genel cehaleti mağlup etmek savaşında da irfan ordusunun ruhu olan siz öğretmenlerin aynı yeteneği ortaya koyacağınıza eminim.
Bu konuda size güveniyor ve saygı ile selamlıyorum.”
İSTANBUL’DAN BURSA’YA GELEN ÖĞRETMENLERE YAPTIĞI KONUŞMA
(27 EKİM 1922)
“İstanbul’dan geliyorsunuz. Hoş geldiniz. İstanbul’un feyz meşalelerinin temsilcileri olan yüce topluluğunuz karşısında duyduğum sevinç sonsuzdur. Yüreklerinizdeki duyguları, kafalarınızdaki düşünceleri doğrudan doğruya gözlerinizde ve alınlarınızda okumak, benim için olağanüstü bir mutluluktur. Bu anda karşınızdaki en içten duygumu, izninizle söyleyeyim: İsterdim ki çocuk olayı, genç olayı, sizin nur saçan sınıflarınızda bulunayım. Sizden feyz alayım. Siz bani yetiştiresiniz. O zaman ulusum için daha yararlı olurdum. Ne yazık ki elde edilemeyecek bir istek karşısında bulunuyoruz. Bunun yerine sizden başka bir istekte bulunacağım: Bu günün çocuklarını yetiştiriniz. Onları yurda, ulusa yararlı insanlar yapınız. Bunu sizden istiyor ve diliyorum.
Muallim Hanımlar, Muallim Beyler,
Yurdu ve ulusu kurtarmak isteyenler için yurtseverlik, iyi niyet, özveri çok gerekli niteliklerdir. Nedir ki bir toplumdaki hastalığı görmek, onu iyileştirmek, toplumu çağımızın isteklerine uygun olarak yükseltmek için bu nitelikler yetmez bu niteliklerin yanında bilim ve teknik gereklidir. Bilim ve teknikle ilgili çalışmalar başladığı ve geliştirildiği yerse, okuldur. Bunun için okul gereklidir. Okul adını, hep birlikte, büyük saygı ile analım… (dinleyiciler,bir ağızdan “okul!… Diye bağırdılar).
Okul, genç beyinlere, insanlığa saygıyı, ulus ve yurt sevgisini, bağımsızlık onurunu öğretir. Bağımsızlık tehlikeye düşünce, onu kurtarmak için tutulması uygun olan en doğru yolu belletir. Yurt ve ulusu kurtarmaya çalışanların ayrıca, işlerinde birer namuslu uzman ve birer çalışkan bilgin olmaları gereklidir. Bunu sağlayan okuldur. Ancak bu yolla, girişilecek her türlü işin usa uygun sonuçlara ulaştırılması gerçekleşmiş olur.
Bayanlar, Baylar!
Yurdumuz içinde uygarlıkla ilgili düşüncelerin, çağdaş ilerlemelerin, bir an bile yitirilmeden, yayılması ve gelişmesi gerektir. Bunun içindir ki bilimle, teknikle uğraşanların bu alanlarda çalışmayı, birer namus borcu bilmeleri gerekir.
Öğretmenlerimiz, şairlerimiz, edebiyatçılarımız, yazarlarımız, durup dinlenmeden, ulusa bu acı günleri ve onun gerçek nedenlerini açık ve kesin olarak yazacaklar, anlatacaklar, bu kara günlerin dönmemesi için, yeryüzünde uygar ve çağdaş bir Türkiye’nin varlığını tanımak istemeyenlere, onu tanıtmak zorunda olduğumuzu hatırlatacaklardır.
Bayanlar, Baylar! Acı da olsa söyleyelim ki, biz üç buçuk yıl öncesine değin, bir “Topluluk ” olarak yaşıyorduk. Bizi istedikleri gibi yönetiyorlardı. Dünya, bizi, yöneticilerimize göre tanıyordu. Üç buçuk yıldır, tam bir ulus olarak yaşıyoruz. Bunu elle tutulur, gözle görülür kanıtı, hükümetimizin biçimi, hükümetimizin niteliğidir ki kanun onu Büyük Millet Meclisi diye adlandırdı. Bütün dünya, bir an bile şüphe etmesin ki, Türkiye Devleti’nin biricik ve gerçek temsilcisi yalnız ve ancak, Türkiye Büyük Millet Meclisidir. Bayağı çıkarlarını ve kendi güvenliklerini sağlamak için, ulus ve yurdun bağımsızlığını düşmanların eline bırakmakta bir sakınca görmeyen, bağımsızlığımıza son veren koşullara kapsayan Sevr Antlaşması’nı onayan yöneticilerin, sultanların, padişahların öykülerini, bu zorbaların yasa dışı davranışlarını Türk ulusu, artık, ancak ve yalnız tarihte okur.
Bayanlar, Baylar!
Ordularımızın kazandığı zafer, sizin ve sizin ordularınızın zaferi için, yalnız ortam hazırladı. Gerçek zaferi siz kazanacaksınız, yaşatacaksınız ve kesinlikle başarıya ulaşacaksınız. Ben ve sarsılmaz inançla bütün arkadaşlarım, sizi izleyeceğiz ve sizin karşılaşacağınız engelleri kıracağız. Son bir söz: Sizin, seçkin bir topluluk olarak Bursa’ya gelmeniz, yalnız Bursa’yı değil, bütün Anadolu’daki kardeşlerinizi sevindirdi. İstanbul’dan getirdiğiniz selamları, bütün ulusa duyuracağız. Ben de sizden rica edeceğim ki, oradaki kardeşlerimize selamlarımızı iletiniz. İstanbul’un alın yazısı, İstanbul’da yaşayan gerçek Türklerin gönüllerinde ve duygularında yaşattıkları dileğe uygun olarak çizilecektir.”
“ULUSLARI KURTARACAK OLANLAR YALNIZ VE ANCAK ÖĞRETMENLERDİR”
Atatürk yeni Türkiye’nin yaratılmasında öğretmenlere büyük görevler düştüğü inancındaydı. Çağdaş bir ulus olmamız için eğitimin yaygınlaşması gereğine inanıyordu. Bu nedenle Atatürk “Ulusları kurtaracak olan yalnız ve ancak öğretmenlerdir.” Sözleriyle öğretmene verdiği önemi ve duyduğu saygıyı en güzel biçimde belirtmiştir.
Yüce Önder Atatürk, “Benim asıl anlatılacak yanım, öğretmenliğimdir. Topluma, milletime ben öğretmenlik yapabiliyorsam, beni onunla anlatın. Yoksa kazandığım, yaptığım öteki işlerle beni anlatmanız pek önemli değildir.” sözleriyle, savaş alanlarında en güçlü düşman ordularına karşı zaferlerden, bir ulusu yok olmaktan kurtarışıyla dünyanın takdirini kazanmış ününden değil de öğretmenlik yanının anlatılmasını istemekle, öğretmenin toplumları yücelten bir varlık olduğunu vurgulamıştır.
Atatürk’ün 100. Doğum yıldönümü 1981 yılında, 24 Kasımın her yıl Öğretmenler Günü olarak kutlanması kararlaştırıldı. Dünyada en kutsal görev olarak bilinen bu mesleğin sıcak ve içten bir yaklaşımla “Öğretmen Günü”nün kabulü, öğretmenlik mesleğinin yüceliğini simgeleyen bir doğuş olmakla kalmamış çocuklarımızın hayallerini süsleyen meslekler sınıfına sokmuştur.
Öğretmen; yapıcı ve yaratıcıdır. İnsan haklarına saygılıdır. Öğretmen özverili, çevreye güven ve inanç veren, içi insan sevgisiyle dolu bir kişidir. Atatürk; “Öğretmenler, yeni nesil sizin eseriniz olacaktır.” demekle öğretmene yüklediği sorumluluğu ve değeri anlatmıştır. Eğitimin, ulusları yücelten faktör olduğunun bilincinde olan öğretmenler, Başöğretmenin direktifleri doğrultusunda, görevlerini fedakarca yapmışlar ve yapmaktadırlar. Yurdumuzu yüceltmenin, çağdaş uygarlık seviyesine gelmemiz için tek çıkar yolun, Atatürk ilke ve inkılaplarına sımsıkı bağlı kalınarak O’nun yolunu izlemek olduğu, hiçbir zaman hatırdan çıkarılmamalıdır.
Başöğretmen Gazi Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere tüm öğretmenlerimizin Öğretmenler Günü kutlu olsun.
ATATÜRK DİYOR Kİ
Dünyanın her yerinde öğretmenler toplumun en özverili ve en saygıdeğer öğeleridir.
Öğretmen bir kandile benzer, kendini tüketerek başkalarına ışık verir.
Öğretmenler! Cumhuriyet sizden, fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür nesiller ister.
Öğretmenler; Cumhuriyetin fedakar öğretmen ve eğitimcileri, yeni nesli sizler yetiştireceksiniz. Ve yeni nesil sizin eseriniz olacaktır. Eserin kıymeti, sizin beceriniz ve fedakarlığınızın derecesiyle orantılı olacaktır. Cumhuriyet; fikren, ilmen, fennen, bedenen kuvvetli ve yüksek karakterli koruyucular ister. Yeni nesli, bu özellik ve kabiliyette yetiştirmek sizin elinizdedir… Sizin başarınız Cumhuriyetin başarısı olacaktır.
Ülkemizi gerçek hedefe, gerçek mutluluğa kavuşturmak için iki orduya ihtiyaç vardır: Biri vatanımızı kurtaran asker ordusu, diğeri ulusumuzun geleceğini yoğuran irfan (bilim, kültür) ordusudur.
Milletleri kurtaranlar yalnız ve ancak öğretmenlerdir. Öğretmenden, eğiticiden mahrum bir millet, henüz bir millet adını alma yeteneğini kazanamamıştır.
Unutmayınız ki cumhurbaşkanı bile sınıfta öğretmenden sonra gelir.
(kaynak: sözcü.com.tr)
Kurtuluş Savaşı’nın devam ettiği yıllarda Öğretmenler Kongresi’ni düzenleyerek asıl savaşın cehaletle yapılacağına dikkati çeken Gazi Mustafa Kemal Atatürk, ‘Yeni nesil sizlerin eseri olacaktır.’ diyerek seslendiği öğretmenlere bu nedenle çok önem vermişti.
Atatürk, eğitimin, öğretimin yayılmasından, yaygınlaşmasından yanaydı. 1928 yılında Arap harflerinin kaldırılıp yerine bugün kullanmakta olduğumuz Türk harflerinin kabulü tüm yurtta sevinç yarattı. Halkın yeni harfleri kısa sürede öğrenip daha çok yurttaşın okur – yazar olmasını sağlamak amacıyla yoğun bir çalışma başladı. Okuma – yazmayı yaygınlaştırmak için okul çağı dışındaki yurttaşlara okuma – yazma öğreten okullar açıldı. Bunlara Millet Mektepleri adı verildi.
Atatürk, Ulus Okulları dediğimiz Millet Mektepleri’nde yazı tahtasının başına geçerek dersler verdi. Bakanlar kurulu 11.11.1928 günü yaptığı toplantıda Ata’ya Ulus Okullar Başöğretmenliği sanını verdi. 24 Kasım Atatürk’ün Millet Mektepleri Başöğretmenliğini kabul ettiği gündür.
Başöğretmen Atatürk, öğretmenlerin Ulusal Kurtuluş Savaşı’nda gösterdikleri etkinliği hep övmüştür.
Milli mücadelenin kazanılmasıyla Türkiye için yeni bir dönem başlamış oldu. Savaş alanlarında kazanılan zaferlerin eğitim alanında da kazanılması için çalışmalar başlatıldı. İlk hedef, cumhuriyeti özümsemiş, öneminin farkına varmış, vatansever, eğitimli bir yeni nesil yetiştirmekti. 1924 yılında Ankara’da toplanan öğretmenler kurultayında öğretmenlere seslenen Mustafa Kemal, “Öğretmenler, yeni nesil sizin eseriniz olacaktır.” sözüyle eğitime ve öğretmenlere ne kadar önem verildiğini vurgulamıştır.
Sene 1923
Meclis’de vekil maaşları münakaşa ediliyor. Devrin Maliye vekili Gümüşhane meb’usu Hasan Fehmi Bey (Ataç), Mustafa Kemâl’e soruyor, diyor ki, “Paşam vekil maaşlarını düzenleyeceğiz; ne kadar verelim?”
Paşa düşünüyor ve şöyle cevap veriyor:
-Öğretmen maaşlarını geçmesin!
Öğrencileri, öğretmenleri ve okulu çok seven Atatürk yurt gezilerinde okullara uğrardı. Sınıflara girer, sıralara oturur, ders dinlerdi. Öğrencilere sorular sorardı. Öğretmenlerle konuşur, her yerde öğretmenliğin üstün bir meslek olduğunu anlatırdı.
ATATÜRK’ÜN KÜTAHYA LİSESİ’NDE ÖĞRETMENLERE YAPTIĞI KONUŞMA (KÜTAHYA LİSESİ – 24 MART 1923)
“Muallim hanımlar ve muallim efendiler, bu irfan yuvası altında hepinizi bir arada görmekten ve hepinizi selamlamaktan çok memnunum.
Memleketimizi, toplumumuzu gerçek hedefe, gerçek mutluluğa ulaştırmak için iki orduya ihtiyaç vardır. Biri vatanın hayatını kurtaran asker ordusu, diğeri memleketin geleceğini yoğuran irfan ordusudur. Bu iki ordunun her ikisi de kıymetlidir, yücedir.
Fakat bu iki ordudan hangisi daha değerlidir, hangisi bir diğerinden üstündür? Şüphesiz böyle bir tercih yapılamaz. Bu iki ordunun ikisi de hayatidir.
Yalnız siz irfan ordusu mensupları, sizlere mensup olduğunuz ordunun değer ve yüceliğini anlatmak için şunu söyleyeyim ki sizler ölen ve öldüren birinci orduya, niçin öldüğünü öğreten bir orduya mensupsunuz.
Biz iki ordudan birincisine, vatan çiğnemeye gelen düşman karşısında kan akıtan birinci orduya -bütün dünya bilir, bütün dünya şahit oldu ki- pek mükemmelen sahibiz. Vatanın dört sene önce düştüğü büyük felaketten sonra, yoktan var olan bu ordu, vatanı yok etmeye gelen bu düşmanı kutsal vatan toprağında boğup mahvetti. Yalnız bu orduya sahip olmakla, işimiz bitmiş, gayemiz bu ordunun zaferiyle son bulmuş değildir.
Bir millet, irfan ordusuna sahip olmadıkça savaş meydanlarında ne kadar parlak zaferler elde ederse etsin, o zaferin köklü sonuçlar vermesi ancak irfan ordusuyla mümkündür. Bu ikinci ordu olmadan birinci ordunun elde ettiği kazanımlar sönük kalır. Milletimizi geçek mutluluğa, kurtuluşa ulaştırmak istiyorsak, bizi ölümden kurtaran ve hayata götüren bugünkü idare şeklimizin sonsuzluğunu istiyorsak, bir an önce büyük, kusursuz, nurlu bir irfan ordusuna sahip olmak zorunluluğunda bulunduğumuzu inkar edemeyiz.
Eski idarelerin en büyük kötülüklerinden biri de irfan ordusuna layık olduğu önemi vermemeleridir. Eğer önem verilseydi, geleceği emanet ettiğimiz sizlere, gelecek kadar güvenilir bir mevki verilmesi gerekirdi. Henüz üç dört senelik hayata sahip olan milli idaremizde irfan ordusu ile layık olduğu kadar ilgilenilememiştir. Fakat buradaki mecburiyeti milletin münevverleri olan sizler elbette ki daha iyi takdir edersiniz. Bütün kuvvetimizi yalnız cephede toplamaya mecbur olduğumuz bu kısa süre içinde tabiatıyla irfan ordusuyla gereğince meşgul olamadık. Lakin Cenab-ı Hakk’a şükürler olsun ki düşman karşısındaki aziz ordumuz için harcadığımız bütün emekler mutlu sonucunu verdi.
Artık bundan sonra aynı kuvvet, aynı faaliyet, aynı istekle irfan ordusu için çalışacak ve birincide olduğu gibi bu ikinci ordudan dahi emeklerimizin, faaliyetlerimizin mutlu ve başarılı sonuçlarını aynı parlaklıkta elde edeceğiz.
Arkadaşlar, asker ordusu ile irfan ordusu arasındaki birliktelik ve alakayı belirtmek için şunu da ifade edeyim, kıymetli bir eserden ordunun ruhu kumanda heyetidir deniliyor. Hakikaten böyledir. Bir ordunun kıymeti kumanda heyetinin kıymeti ile ölçülür. Siz öğretmenler, sizler de irfan ordusunun kumanda heyetisiniz. Sizin ordunuzun kıymeti de sizlerin kıymetinizle ölçülecektir. İstiklal mücadelesinde üç dört senedir düşmanı topraklarımızda mahvetmek için yaptığımız savaşla ordunun ruhu olan kumanda heyeti değerlerinin yüksekliğini nasıl ispat etmişse, bundan sonra yapacağımız yenilikler milletimize bir karanlık gibi çöken genel cehaleti mağlup etmek savaşında da irfan ordusunun ruhu olan siz öğretmenlerin aynı yeteneği ortaya koyacağınıza eminim.
Bu konuda size güveniyor ve saygı ile selamlıyorum.”
İSTANBUL’DAN BURSA’YA GELEN ÖĞRETMENLERE YAPTIĞI KONUŞMA
(27 EKİM 1922)
“İstanbul’dan geliyorsunuz. Hoş geldiniz. İstanbul’un feyz meşalelerinin temsilcileri olan yüce topluluğunuz karşısında duyduğum sevinç sonsuzdur. Yüreklerinizdeki duyguları, kafalarınızdaki düşünceleri doğrudan doğruya gözlerinizde ve alınlarınızda okumak, benim için olağanüstü bir mutluluktur. Bu anda karşınızdaki en içten duygumu, izninizle söyleyeyim: İsterdim ki çocuk olayı, genç olayı, sizin nur saçan sınıflarınızda bulunayım. Sizden feyz alayım. Siz bani yetiştiresiniz. O zaman ulusum için daha yararlı olurdum. Ne yazık ki elde edilemeyecek bir istek karşısında bulunuyoruz. Bunun yerine sizden başka bir istekte bulunacağım: Bu günün çocuklarını yetiştiriniz. Onları yurda, ulusa yararlı insanlar yapınız. Bunu sizden istiyor ve diliyorum.
Muallim Hanımlar, Muallim Beyler,
Yurdu ve ulusu kurtarmak isteyenler için yurtseverlik, iyi niyet, özveri çok gerekli niteliklerdir. Nedir ki bir toplumdaki hastalığı görmek, onu iyileştirmek, toplumu çağımızın isteklerine uygun olarak yükseltmek için bu nitelikler yetmez bu niteliklerin yanında bilim ve teknik gereklidir. Bilim ve teknikle ilgili çalışmalar başladığı ve geliştirildiği yerse, okuldur. Bunun için okul gereklidir. Okul adını, hep birlikte, büyük saygı ile analım… (dinleyiciler,bir ağızdan “okul!… Diye bağırdılar).
Okul, genç beyinlere, insanlığa saygıyı, ulus ve yurt sevgisini, bağımsızlık onurunu öğretir. Bağımsızlık tehlikeye düşünce, onu kurtarmak için tutulması uygun olan en doğru yolu belletir. Yurt ve ulusu kurtarmaya çalışanların ayrıca, işlerinde birer namuslu uzman ve birer çalışkan bilgin olmaları gereklidir. Bunu sağlayan okuldur. Ancak bu yolla, girişilecek her türlü işin usa uygun sonuçlara ulaştırılması gerçekleşmiş olur.
Bayanlar, Baylar!
Yurdumuz içinde uygarlıkla ilgili düşüncelerin, çağdaş ilerlemelerin, bir an bile yitirilmeden, yayılması ve gelişmesi gerektir. Bunun içindir ki bilimle, teknikle uğraşanların bu alanlarda çalışmayı, birer namus borcu bilmeleri gerekir.
Öğretmenlerimiz, şairlerimiz, edebiyatçılarımız, yazarlarımız, durup dinlenmeden, ulusa bu acı günleri ve onun gerçek nedenlerini açık ve kesin olarak yazacaklar, anlatacaklar, bu kara günlerin dönmemesi için, yeryüzünde uygar ve çağdaş bir Türkiye’nin varlığını tanımak istemeyenlere, onu tanıtmak zorunda olduğumuzu hatırlatacaklardır.
Bayanlar, Baylar! Acı da olsa söyleyelim ki, biz üç buçuk yıl öncesine değin, bir “Topluluk ” olarak yaşıyorduk. Bizi istedikleri gibi yönetiyorlardı. Dünya, bizi, yöneticilerimize göre tanıyordu. Üç buçuk yıldır, tam bir ulus olarak yaşıyoruz. Bunu elle tutulur, gözle görülür kanıtı, hükümetimizin biçimi, hükümetimizin niteliğidir ki kanun onu Büyük Millet Meclisi diye adlandırdı. Bütün dünya, bir an bile şüphe etmesin ki, Türkiye Devleti’nin biricik ve gerçek temsilcisi yalnız ve ancak, Türkiye Büyük Millet Meclisidir. Bayağı çıkarlarını ve kendi güvenliklerini sağlamak için, ulus ve yurdun bağımsızlığını düşmanların eline bırakmakta bir sakınca görmeyen, bağımsızlığımıza son veren koşullara kapsayan Sevr Antlaşması’nı onayan yöneticilerin, sultanların, padişahların öykülerini, bu zorbaların yasa dışı davranışlarını Türk ulusu, artık, ancak ve yalnız tarihte okur.
Bayanlar, Baylar!
Ordularımızın kazandığı zafer, sizin ve sizin ordularınızın zaferi için, yalnız ortam hazırladı. Gerçek zaferi siz kazanacaksınız, yaşatacaksınız ve kesinlikle başarıya ulaşacaksınız. Ben ve sarsılmaz inançla bütün arkadaşlarım, sizi izleyeceğiz ve sizin karşılaşacağınız engelleri kıracağız. Son bir söz: Sizin, seçkin bir topluluk olarak Bursa’ya gelmeniz, yalnız Bursa’yı değil, bütün Anadolu’daki kardeşlerinizi sevindirdi. İstanbul’dan getirdiğiniz selamları, bütün ulusa duyuracağız. Ben de sizden rica edeceğim ki, oradaki kardeşlerimize selamlarımızı iletiniz. İstanbul’un alın yazısı, İstanbul’da yaşayan gerçek Türklerin gönüllerinde ve duygularında yaşattıkları dileğe uygun olarak çizilecektir.”
“ULUSLARI KURTARACAK OLANLAR YALNIZ VE ANCAK ÖĞRETMENLERDİR”
Atatürk yeni Türkiye’nin yaratılmasında öğretmenlere büyük görevler düştüğü inancındaydı. Çağdaş bir ulus olmamız için eğitimin yaygınlaşması gereğine inanıyordu. Bu nedenle Atatürk “Ulusları kurtaracak olan yalnız ve ancak öğretmenlerdir.” Sözleriyle öğretmene verdiği önemi ve duyduğu saygıyı en güzel biçimde belirtmiştir.
Yüce Önder Atatürk, “Benim asıl anlatılacak yanım, öğretmenliğimdir. Topluma, milletime ben öğretmenlik yapabiliyorsam, beni onunla anlatın. Yoksa kazandığım, yaptığım öteki işlerle beni anlatmanız pek önemli değildir.” sözleriyle, savaş alanlarında en güçlü düşman ordularına karşı zaferlerden, bir ulusu yok olmaktan kurtarışıyla dünyanın takdirini kazanmış ününden değil de öğretmenlik yanının anlatılmasını istemekle, öğretmenin toplumları yücelten bir varlık olduğunu vurgulamıştır.
Atatürk’ün 100. Doğum yıldönümü 1981 yılında, 24 Kasımın her yıl Öğretmenler Günü olarak kutlanması kararlaştırıldı. Dünyada en kutsal görev olarak bilinen bu mesleğin sıcak ve içten bir yaklaşımla “Öğretmen Günü”nün kabulü, öğretmenlik mesleğinin yüceliğini simgeleyen bir doğuş olmakla kalmamış çocuklarımızın hayallerini süsleyen meslekler sınıfına sokmuştur.
Öğretmen; yapıcı ve yaratıcıdır. İnsan haklarına saygılıdır. Öğretmen özverili, çevreye güven ve inanç veren, içi insan sevgisiyle dolu bir kişidir. Atatürk; “Öğretmenler, yeni nesil sizin eseriniz olacaktır.” demekle öğretmene yüklediği sorumluluğu ve değeri anlatmıştır. Eğitimin, ulusları yücelten faktör olduğunun bilincinde olan öğretmenler, Başöğretmenin direktifleri doğrultusunda, görevlerini fedakarca yapmışlar ve yapmaktadırlar. Yurdumuzu yüceltmenin, çağdaş uygarlık seviyesine gelmemiz için tek çıkar yolun, Atatürk ilke ve inkılaplarına sımsıkı bağlı kalınarak O’nun yolunu izlemek olduğu, hiçbir zaman hatırdan çıkarılmamalıdır.
Başöğretmen Gazi Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere tüm öğretmenlerimizin Öğretmenler Günü kutlu olsun.
ATATÜRK DİYOR Kİ
Dünyanın her yerinde öğretmenler toplumun en özverili ve en saygıdeğer öğeleridir.
Öğretmen bir kandile benzer, kendini tüketerek başkalarına ışık verir.
Öğretmenler! Cumhuriyet sizden, fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür nesiller ister.
Öğretmenler; Cumhuriyetin fedakar öğretmen ve eğitimcileri, yeni nesli sizler yetiştireceksiniz. Ve yeni nesil sizin eseriniz olacaktır. Eserin kıymeti, sizin beceriniz ve fedakarlığınızın derecesiyle orantılı olacaktır. Cumhuriyet; fikren, ilmen, fennen, bedenen kuvvetli ve yüksek karakterli koruyucular ister. Yeni nesli, bu özellik ve kabiliyette yetiştirmek sizin elinizdedir… Sizin başarınız Cumhuriyetin başarısı olacaktır.
Ülkemizi gerçek hedefe, gerçek mutluluğa kavuşturmak için iki orduya ihtiyaç vardır: Biri vatanımızı kurtaran asker ordusu, diğeri ulusumuzun geleceğini yoğuran irfan (bilim, kültür) ordusudur.
Milletleri kurtaranlar yalnız ve ancak öğretmenlerdir. Öğretmenden, eğiticiden mahrum bir millet, henüz bir millet adını alma yeteneğini kazanamamıştır.
Unutmayınız ki cumhurbaşkanı bile sınıfta öğretmenden sonra gelir.
(kaynak: sözcü.com.tr)
Öğretmenler Günü'nün anlamına uygun şiirler... İşte unutulmaz 3 öğretmen şiiri...
Öğretmenler Günü'nün anlamına uygun şiirler 24 Kasım'da yeniden hatırlanıyor. İşte unutulmaz 3 öğretmen şiiri...
24 Kasım Öğretmenler Günü akıllara unutulmaz şiirleri de getiriyor. Çok önemli bir görevi yerine getiren öğretmenleri anlatan ve herkesin mutlaka bir şekilde okuduğu / duyduğu birkaç şiir var.
İşte unutulmaz 3 öğretmen şiiri...
Ceyhun Atuf Kansu'nun Dünyanın Bütün Çiçekleri şiiri
DÜNYANIN BÜTÜN ÇİÇEKLERİ
"Bana çiçek getirin, dünyanın bütün çiçeklerini buraya getirin!"
( Köy öğretmeni Şefik Sınığ'ın son sözleri )
Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum
Bütün çiçeklerini getirin buraya,
Öğrencilerimi getirin, getirin buraya,
Kaya diplerinde açmış çiğdemlere benzer
Bütün köy çocuklarını getirin buraya,
Son bir ders vereceğim onlara,
Son şarkımı söyleyeceğim,
Getirin, getirin.. Ve sonra öleceğim.
Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum,
Kır ve dağ çiçeklerini istiyorum,
Kaderleri bana benzeyen,
Yalnızlıkta açarlar, kimse bilmez onları
Geniş ovalarda kaybolur kokuları..
Yurdumun sevgili ve adsız çiçekleri
Hepinizi, hepinizi istiyorum, gelin görün beni,
Toprağı nasıl örterseniz öylece örtün beni.
Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum,
Afyon ovasında açan haşhaş çiçeklerini
Bacımın suladığı fesleğenleri,
Köy çiçeklerinin hepsini, hepsini,
Avluların pembe entarili hatmisini,
Çoban yastığını, peygamber çiçeğini de unutmayın,
Aman Isparta güllerini de unutmayın
Hepsini, hepsini bir anda koklamak istiyorum.
Getirin, dünyanın bütün çiçeklerini istiyorum.
Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum,
Ben köy öğretmeniyim, bir bahçıvanım,
Ben bir bahçe suluyordum, gönlümden,
Kimse bilmez, kimse anlamaz dilimden,
Ne güller fışkırır çilelerimden,
Kandır, hayattır, emektir benim güllerim,
Korkmadım, korkmuyorum ölümden,
Siz çiçek getirin yalnız, çiçek getirin.
Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum,
Baharda Polatlı kırlarında açan,
Güz geldi mi Kopdağı'na göçen,
Yörükler yaylasında Toroslar'da eğleşen,
Muş ovasından, Ağrı eteğinden,
Gücenmesin bütün yurt bahçelerinden
Çiçek getirin, çiçek getirin, örtün beni,
Eğin türkülerinin içine gömün beni.
Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum,
En güzellerini saymadım çiçeklerin,
Çocukları, öğrencileri istiyorum.
Yalnız ve çileli hayatımın çiçeklerini,
Köy okullarında açan, gizli ve sessiz,
O bakımsız, ama kokusu eşsiz çiçek.
Kimse bilmeyecek, seni beni kimse bilmeyecek,
Seni beni yalnızlık örtecek, yalnızlık örtecek.
Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum,
Ben mezarsız yaşamayı diliyorum,
Ölmemek istiyorum, yaşamak istiyorum,
Yetiştirdiğim bahçe yarıda kalmasın,
Tarumar olmasın istiyorum, perişan olmasın,
Beni bilse bilse çiçekler bilir, dostlarım,
Niçin yaşadığımı ben onlara söyledim,
Çiçeklerde açar benim gizli arzularım.
Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum,
Okulun duvarı çöktü altında kaldım,
Ama ben dünya üstündeyim, toprakta,
Yaz kış bir şey söyleyen toprakta,
Çile çektim, yalnız kaldım, ama yaşadım,
Yurdumun çiçeklenmesi için daima yaşadım,
Bilir bunu bahçeler, kayalar, köyler bilir.
Şimdi sustum, örtün beni, yatırın buraya,
Dünyanın bütün çiçeklerini getirin buraya...
----
Fazıl Hüsnü Dağlarca'nın "Öğretmen" şiiri
ÖĞRETMEN
A'dan başlar aydınlık,
Bir taş koyar bütün yapılarda temele öğretmen.
Soluğudur düşüncenin buğdaydan yalaza dek
Yeryüzünde ne varsa ondan gelmedir,
Yeryüzü ile el ele öğretmen.
Göz gözdür o, uzakları görürüz
Ağızdır o, türkü söyleriz haykırırız günlerden.
Ulaşırız erdem üstüne, gelecekler üstüne biz hep
Çizer büyük değirmisini
Uç olur da pergele öğretmen.
Hey hey, burası bir dağ köyü, kurda kuşa
Bırakılmış göğün kıyısına bırakılmış
83 toprak ev, 83 acı duman,
Çoluğuyla, çocuğuyla 415 karanlık
Kurtulacağız, el ayak kurtulacağız,
Bir okul yapıla, bir gele öğretmen.
Bir ışık, bir ışık daha,
Gecelerin içindeki ejderlerle dövüşür
Nice istemeseler de, nice önleseler de,
Uyandırır toplumunu
İyiye, doğruya, güzele öğretmen...
-----
Cahit Külebi'nin "Köy Öğretmenleri" şiiri
KÖY ÖĞRETMENLERİ
I
Yurdumuz uçsuz bucaksız,
Gökte yıldız kadar köylerimiz var.
Ama uzak, ama harap, ama garipsi..
Alın benim gönlümden de o kadar.
Uzak köylerimizde kuşlar gibi
Her sabah çocuklar size uçar.
Ama küçük, ama büyüyen, ama güleç..
Alın benim gönlümden de o kadar.
Siz kara göklerin yıldızları,
Işıtın yurdumuzu sabaha kadar!
Ama düşe kalka, ama yiğit, ama umutlu..
Alın benim gönlümden de o kadar.
II
Çemişkezek'te, Patnos'ta, Malazgirt'te doğanlar!
Malazgirt'e, Çemişkezek'e, Patnos'a gitmezseniz,
Çocuklarınız öksüz kalır, yetim kalır,
Köylere ışık iletmezseniz.
Dağlara, vadilere, ovalara
Tesbihler gibi saçılmış köyler,
Rüzgara karşı bir bayrak,
Sevinçle türküsünü söyler.
Sevinçle türküsünü söyler
Bir idare lambası küçük, solgun.
En azından üçyüz pare dam
Umudu en azından üçyüz çocuğun.
Ve onlar saçları uzamış,
Çatlak ellerinde çıkınları,
Üç saat, dört saat ötelerden
Yorgundur, sessizdir akınları.
Ve onlar, yıldızlar gibi
Gözleri ışıl ışıl yananlar.
Oyuncak için değil, kağıt, kalem
Kitap için gizlice ağlayanlar.
Ve onlar aşıktan bilya,
Sopadan at yapanlar.
Kurt yavruları gibi, kuzular gibi
Dağ başlarını çınlatanlar.
........
Çemişkezek'te, Patnos'ta, Malzgirt'te doğanlar,
Bütün bunları düşünmelisiniz.
Yüce ırmaklar gibi sessiz, sürekli
Kağnılarla, arabalarla, kamyonlarla
Akıp köylere gitmelisiniz!
Yurdumuza ışık iletmelisiniz...
24 Kasım Öğretmenler Günü akıllara unutulmaz şiirleri de getiriyor. Çok önemli bir görevi yerine getiren öğretmenleri anlatan ve herkesin mutlaka bir şekilde okuduğu / duyduğu birkaç şiir var.
İşte unutulmaz 3 öğretmen şiiri...
Ceyhun Atuf Kansu'nun Dünyanın Bütün Çiçekleri şiiri
DÜNYANIN BÜTÜN ÇİÇEKLERİ
"Bana çiçek getirin, dünyanın bütün çiçeklerini buraya getirin!"
( Köy öğretmeni Şefik Sınığ'ın son sözleri )
Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum
Bütün çiçeklerini getirin buraya,
Öğrencilerimi getirin, getirin buraya,
Kaya diplerinde açmış çiğdemlere benzer
Bütün köy çocuklarını getirin buraya,
Son bir ders vereceğim onlara,
Son şarkımı söyleyeceğim,
Getirin, getirin.. Ve sonra öleceğim.
Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum,
Kır ve dağ çiçeklerini istiyorum,
Kaderleri bana benzeyen,
Yalnızlıkta açarlar, kimse bilmez onları
Geniş ovalarda kaybolur kokuları..
Yurdumun sevgili ve adsız çiçekleri
Hepinizi, hepinizi istiyorum, gelin görün beni,
Toprağı nasıl örterseniz öylece örtün beni.
Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum,
Afyon ovasında açan haşhaş çiçeklerini
Bacımın suladığı fesleğenleri,
Köy çiçeklerinin hepsini, hepsini,
Avluların pembe entarili hatmisini,
Çoban yastığını, peygamber çiçeğini de unutmayın,
Aman Isparta güllerini de unutmayın
Hepsini, hepsini bir anda koklamak istiyorum.
Getirin, dünyanın bütün çiçeklerini istiyorum.
Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum,
Ben köy öğretmeniyim, bir bahçıvanım,
Ben bir bahçe suluyordum, gönlümden,
Kimse bilmez, kimse anlamaz dilimden,
Ne güller fışkırır çilelerimden,
Kandır, hayattır, emektir benim güllerim,
Korkmadım, korkmuyorum ölümden,
Siz çiçek getirin yalnız, çiçek getirin.
Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum,
Baharda Polatlı kırlarında açan,
Güz geldi mi Kopdağı'na göçen,
Yörükler yaylasında Toroslar'da eğleşen,
Muş ovasından, Ağrı eteğinden,
Gücenmesin bütün yurt bahçelerinden
Çiçek getirin, çiçek getirin, örtün beni,
Eğin türkülerinin içine gömün beni.
Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum,
En güzellerini saymadım çiçeklerin,
Çocukları, öğrencileri istiyorum.
Yalnız ve çileli hayatımın çiçeklerini,
Köy okullarında açan, gizli ve sessiz,
O bakımsız, ama kokusu eşsiz çiçek.
Kimse bilmeyecek, seni beni kimse bilmeyecek,
Seni beni yalnızlık örtecek, yalnızlık örtecek.
Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum,
Ben mezarsız yaşamayı diliyorum,
Ölmemek istiyorum, yaşamak istiyorum,
Yetiştirdiğim bahçe yarıda kalmasın,
Tarumar olmasın istiyorum, perişan olmasın,
Beni bilse bilse çiçekler bilir, dostlarım,
Niçin yaşadığımı ben onlara söyledim,
Çiçeklerde açar benim gizli arzularım.
Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum,
Okulun duvarı çöktü altında kaldım,
Ama ben dünya üstündeyim, toprakta,
Yaz kış bir şey söyleyen toprakta,
Çile çektim, yalnız kaldım, ama yaşadım,
Yurdumun çiçeklenmesi için daima yaşadım,
Bilir bunu bahçeler, kayalar, köyler bilir.
Şimdi sustum, örtün beni, yatırın buraya,
Dünyanın bütün çiçeklerini getirin buraya...
----
Fazıl Hüsnü Dağlarca'nın "Öğretmen" şiiri
ÖĞRETMEN
A'dan başlar aydınlık,
Bir taş koyar bütün yapılarda temele öğretmen.
Soluğudur düşüncenin buğdaydan yalaza dek
Yeryüzünde ne varsa ondan gelmedir,
Yeryüzü ile el ele öğretmen.
Göz gözdür o, uzakları görürüz
Ağızdır o, türkü söyleriz haykırırız günlerden.
Ulaşırız erdem üstüne, gelecekler üstüne biz hep
Çizer büyük değirmisini
Uç olur da pergele öğretmen.
Hey hey, burası bir dağ köyü, kurda kuşa
Bırakılmış göğün kıyısına bırakılmış
83 toprak ev, 83 acı duman,
Çoluğuyla, çocuğuyla 415 karanlık
Kurtulacağız, el ayak kurtulacağız,
Bir okul yapıla, bir gele öğretmen.
Bir ışık, bir ışık daha,
Gecelerin içindeki ejderlerle dövüşür
Nice istemeseler de, nice önleseler de,
Uyandırır toplumunu
İyiye, doğruya, güzele öğretmen...
-----
Cahit Külebi'nin "Köy Öğretmenleri" şiiri
KÖY ÖĞRETMENLERİ
I
Yurdumuz uçsuz bucaksız,
Gökte yıldız kadar köylerimiz var.
Ama uzak, ama harap, ama garipsi..
Alın benim gönlümden de o kadar.
Uzak köylerimizde kuşlar gibi
Her sabah çocuklar size uçar.
Ama küçük, ama büyüyen, ama güleç..
Alın benim gönlümden de o kadar.
Siz kara göklerin yıldızları,
Işıtın yurdumuzu sabaha kadar!
Ama düşe kalka, ama yiğit, ama umutlu..
Alın benim gönlümden de o kadar.
II
Çemişkezek'te, Patnos'ta, Malazgirt'te doğanlar!
Malazgirt'e, Çemişkezek'e, Patnos'a gitmezseniz,
Çocuklarınız öksüz kalır, yetim kalır,
Köylere ışık iletmezseniz.
Dağlara, vadilere, ovalara
Tesbihler gibi saçılmış köyler,
Rüzgara karşı bir bayrak,
Sevinçle türküsünü söyler.
Sevinçle türküsünü söyler
Bir idare lambası küçük, solgun.
En azından üçyüz pare dam
Umudu en azından üçyüz çocuğun.
Ve onlar saçları uzamış,
Çatlak ellerinde çıkınları,
Üç saat, dört saat ötelerden
Yorgundur, sessizdir akınları.
Ve onlar, yıldızlar gibi
Gözleri ışıl ışıl yananlar.
Oyuncak için değil, kağıt, kalem
Kitap için gizlice ağlayanlar.
Ve onlar aşıktan bilya,
Sopadan at yapanlar.
Kurt yavruları gibi, kuzular gibi
Dağ başlarını çınlatanlar.
........
Çemişkezek'te, Patnos'ta, Malzgirt'te doğanlar,
Bütün bunları düşünmelisiniz.
Yüce ırmaklar gibi sessiz, sürekli
Kağnılarla, arabalarla, kamyonlarla
Akıp köylere gitmelisiniz!
Yurdumuza ışık iletmelisiniz...
21 Kasım 2014 Cuma
Okulda taciz skandalına pes dedirten çözüm
Esenyurt'ta bir okulda yaşanan taciz olayını ortaya çıkartan öğretmen okul müdürü tarafından tokatlandı. Mağdur çocuk ise başka okula gönderildi.
İstanbul Esenyurt’ta bir ilköğretim okulunda yaşanan skandal akıllara durgunluk verdi. İki sınıf arkadaşı tarafından tacize uğrayan 10 yaşındaki öğrenci başka okula gönderildi. Taciz yapan çocuklar ise adeta ödüllendirilerek başka sınıflara gönderildi. Skandal bununla bitmedi. Okul müdürü, tacizi ortaya çıkaran öğretmene tokat attı. Tacizi gerçekleştiren öğrencilerin geçtiğimiz yıl da engelli bir çocuğu taciz ettikleri ancak bu olayın da okul müdürü tarafından sümen altı edildiği iddia edildi. Esenyurt İlçe Milli Eğitim Müdürü tacizi doğruladı. Dal, 'Olay maalesef doğru. Biz gerekeni yaptık. Okul müdürü görevden alınacak. Çocukların durumuyla rehber öğretmenimiz ilgileniyor' diye konuştu.
TACİZCİLER OKULDA KALDI
Gelişmelerden ailelerin haberdar edilmesi üzerine olayın örtbas edilmesi yönünde ailelere baskı yapıldığı ileri sürülürken, çocukların afişe olmaması için ailelerin buna razı olduğu, Yusuf Akdaş İlkokulu yetkililerin de bu yönde karar aldığı öğrenildi. (medyafresi.com.tr)
İstanbul Esenyurt’ta bir ilköğretim okulunda yaşanan skandal akıllara durgunluk verdi. İki sınıf arkadaşı tarafından tacize uğrayan 10 yaşındaki öğrenci başka okula gönderildi. Taciz yapan çocuklar ise adeta ödüllendirilerek başka sınıflara gönderildi. Skandal bununla bitmedi. Okul müdürü, tacizi ortaya çıkaran öğretmene tokat attı. Tacizi gerçekleştiren öğrencilerin geçtiğimiz yıl da engelli bir çocuğu taciz ettikleri ancak bu olayın da okul müdürü tarafından sümen altı edildiği iddia edildi. Esenyurt İlçe Milli Eğitim Müdürü tacizi doğruladı. Dal, 'Olay maalesef doğru. Biz gerekeni yaptık. Okul müdürü görevden alınacak. Çocukların durumuyla rehber öğretmenimiz ilgileniyor' diye konuştu.
TACİZCİLER OKULDA KALDI
Gelişmelerden ailelerin haberdar edilmesi üzerine olayın örtbas edilmesi yönünde ailelere baskı yapıldığı ileri sürülürken, çocukların afişe olmaması için ailelerin buna razı olduğu, Yusuf Akdaş İlkokulu yetkililerin de bu yönde karar aldığı öğrenildi. (medyafresi.com.tr)
6 Kasım 2014 Perşembe
Öğretmenin fırlattığı kitap gözüne isabet etti!
Antalya'da yaramazlık yaptığı gerekçesiyle öğretmeninin fırlattığı kitap gözüne isabet eden 3'üncü sınıf öğrencisi 9 yaşındaki Kerem K.'nın göz kapağına dikiş atıldı. Göz kapağında 1 santimetrelik yırtık oluşan çocuğun ailesi öğretmen B.Y.'den şikayetçi oldu
Olay Muratpaşa İlçesi, Yeşilbahçe Mahallesi'ndeki Antalya Atatürk İlkokulu'nda meydana geldi. 3'üncü sınıf öğrencisi Kerem K., okuldan bir arkadaşıyla kavga etti ve bu nedenle derse geç kaldı. İddiaya göre derse geç kalan öğrencisine kızan sınıf öğretmeni B.Y., elindeki kitabı fırlattı. Kitabın cilt kısmı gözüne isabet eden Kerem K. yaralandı. Gözü moraran ve kan içinde kalan öğrenciyi okulun müdür yardımcısı ve annesi hastaneye götürdü.
Sol göz kapağında açılan 1 santimetrelik yırtık nedeniyle özel bir hastanede Kerem K.'nın göz kapağına dikiş atıldı. Hastaneden taburcu edilen çocuk, ailesine bir çocukla kavga ettiğini ve o çocuğun öğretmeniyle konuştuktan sonra kendi sınıfına girdiğini, ders anlatan öğretmeninin kitabın sivri tarafını gözüne attığını söyledi. Kerem K. ayrıca öğretmenin kulaklarını çektiği ve yumruk attığını da öne sürdü.
Olanları duyan baba Celal K., polis merkezine giderek öğretmen B.Y.'den şikayetçi oldu. Celal K., "1'inci sınıftan bu yana sürekli bu öğretmenin öğrencileri rencide edişi, hareketleri herkes tarafından biliniyor. Veliler şu an bu öğretmenin duyarsızlığı, sakin olmayışına sürekli tepki halinde. Bugün oğlumu dövmüş, hıncını alamamış, kitap fırlatmış suratına. Nihayetinde bir çocuk bu, yaramazlık yapmış olabilir. Bu kadar insanın çocuğu var okulda. Çocuklar da bir türlü bu öğretmeni sevememişti. Gözünün altında yırtık ve kaşında da yarık var. Bir öğretmen sabırla bu mesleği yapamayacaksa yapmamalıdır" diye konuştu.
Olaya ilişkin okul tarafından bilgi verildiğini belirten Muratpaşa İlçe Milli Eğitim Müdürü Mehmet Karabacak, kendilerinin de İl Milli Eğitim Müdürlüğü'nü bilgilendirdiklerini söyledi. Karabacak, "Şiddet olduğu için öğretmen hakkında inceleme ve soruşturma başlatılacak. Sonucuna müfettişlerimizin incelemesi sonrasında karar verilecek. Öğretmen arkadaşımızın öğrencisini dövme hakkı yok, ama maalesef böyle bir şey yaşanmış" dedi. DHA
Olay Muratpaşa İlçesi, Yeşilbahçe Mahallesi'ndeki Antalya Atatürk İlkokulu'nda meydana geldi. 3'üncü sınıf öğrencisi Kerem K., okuldan bir arkadaşıyla kavga etti ve bu nedenle derse geç kaldı. İddiaya göre derse geç kalan öğrencisine kızan sınıf öğretmeni B.Y., elindeki kitabı fırlattı. Kitabın cilt kısmı gözüne isabet eden Kerem K. yaralandı. Gözü moraran ve kan içinde kalan öğrenciyi okulun müdür yardımcısı ve annesi hastaneye götürdü.
Sol göz kapağında açılan 1 santimetrelik yırtık nedeniyle özel bir hastanede Kerem K.'nın göz kapağına dikiş atıldı. Hastaneden taburcu edilen çocuk, ailesine bir çocukla kavga ettiğini ve o çocuğun öğretmeniyle konuştuktan sonra kendi sınıfına girdiğini, ders anlatan öğretmeninin kitabın sivri tarafını gözüne attığını söyledi. Kerem K. ayrıca öğretmenin kulaklarını çektiği ve yumruk attığını da öne sürdü.
Olanları duyan baba Celal K., polis merkezine giderek öğretmen B.Y.'den şikayetçi oldu. Celal K., "1'inci sınıftan bu yana sürekli bu öğretmenin öğrencileri rencide edişi, hareketleri herkes tarafından biliniyor. Veliler şu an bu öğretmenin duyarsızlığı, sakin olmayışına sürekli tepki halinde. Bugün oğlumu dövmüş, hıncını alamamış, kitap fırlatmış suratına. Nihayetinde bir çocuk bu, yaramazlık yapmış olabilir. Bu kadar insanın çocuğu var okulda. Çocuklar da bir türlü bu öğretmeni sevememişti. Gözünün altında yırtık ve kaşında da yarık var. Bir öğretmen sabırla bu mesleği yapamayacaksa yapmamalıdır" diye konuştu.
Olaya ilişkin okul tarafından bilgi verildiğini belirten Muratpaşa İlçe Milli Eğitim Müdürü Mehmet Karabacak, kendilerinin de İl Milli Eğitim Müdürlüğü'nü bilgilendirdiklerini söyledi. Karabacak, "Şiddet olduğu için öğretmen hakkında inceleme ve soruşturma başlatılacak. Sonucuna müfettişlerimizin incelemesi sonrasında karar verilecek. Öğretmen arkadaşımızın öğrencisini dövme hakkı yok, ama maalesef böyle bir şey yaşanmış" dedi. DHA
28 Ekim 2014 Salı
400 bin öğretmenin hayatı değişiyor
MEB 776 bin öğretmen ile milyonlarca öğrenci ve veliyi ilgilendiren öğretmene rotasyon yönetmeliği taslağını sendikalara gönderdi. 400 bini aşkın öğretmen rotasyona uğrayacak. Taslakta şu yeniliklere yer veriliyor:
Tercih sayısı yükseltidi
- Öğretmenliğe ilk defa atanacaklarda başvuru tarihi itibariyla 40 yaşından gün almamış olma şartı, atama yapılacak yılın ilk günü itibariyle 40 yaşını doldurmamış olmak şeklinde düzenlendi.
- İlk atamalarda daha önce 40 olan tercih sayısı 80’e yükseltildi.
- Fen liseleri ve sosyal bilimler liseleri öğretmenleri sınavsız; spor liselerinin beden eğitimi öğretmenleri ve güzel sanatlar liselerinin müzik ve görsel sanatlar/resim öğretmenleri ise uygulama sınavı sonucu atanacak.
Eşlere 3 yıl SKG şartı
- Lisansüstü eğitim yapanların hizmet puanlarına bir defaya mahsus olmak üzere; doktora öğrenimini tamamlayanlar için 90, tezli yüksek lisans öğrenimini tamamlayanlar için 44, tezsiz yüksek lisans öğrenimini tamamlayanlar için 36 puan eklenecek.
- Eş ve çocukları ile anne, baba ve kardeşleri şehit veya malul gazi olan öğretmenler zorunlu hizmetten muaf tutulacak.
- Eski yönetmelikte 1 yıl olan, çerçeve yönetmelik ile 3 yıla çıkarılan eş durumu özrü hükümleri yönetmelik taslağında da korundu ve eşi sigortalı olan öğretmenlerin eşlerinin bulunduğu yerde kesintisiz üç yıl sigortalı olmaları öngörüldü.
- Eşi milletvekili, belediye başkanı, muhtar veya noter olan öğretmenler de eşinin bulunduğu yere, yer değiştirme isteğinde bulunabilecek.
- Eşleri ölen, emekli olan ya da eşleri şehit veya malul gazi olan öğretmenler, bu durumların oluştuğu tarihten itibaren bir yıl içinde yer değiştirme isteğinde bulunabilecek. Bu süre mevcut yönetmelikte altı aydı.
Engelliliğe bağlı yer değişikliği
- sağlık kurulu raporunda en az yüzde 40 oranında engelli olduğu belirtilen öğretmenler ile ağır engelli raporlu eşi veya bakmakla yükümlü olduğu birinci derece kan bağı bulunan öğretmenlere bir defa olmak üzere engellilik durumuna bağlı yer değişikliği hakkı getirildi.
- Terör eylemlerinin etkisi ve sebebiyle şehit veya malul olan er, erbaş ve kamu görevlilerinin öğretmen olan eş, çocuk, anne, baba ve kardeşlerinin yer değiştirme suretiyle atanma talepleri için gereken 6 aylık süre kaldırıldı.
- Yatılı bölge okullarında öğretmen norm kadro sayısının öğrenci durumuna göre en az yarısının kadın ya da erkek öğretmen olması öngörüldü.
- Öğretmenlerin, yürürlükten kaldırılan yönetmelikler kapsamında hizmet puanları ile zorunlu çalışma yükümlülüğü öngörülen eğitim kurumlarında geçen hizmet süreleri geçerli sayılacak.
- Sağlık özrüne bağlı yer değiştirmelerde sağlık durumu raporunda “başkasının güç ve yardımı olmaksızın hayatını devam ettiremez” ibaresi aranması şartı kaldırıldı.
Tercih yapmayan öğretmen atanacak
Sendikalar ve öğretmenler tarafından eleştirilen ve eğitim camiasında büyük tedirginliğe yol açan rotasyon uygulamasının kriterleri, taslağın “Öğretmenlerin aynı eğitim kurumunda azami çalışma süresi” başlığı altında 35. maddede düzenlendi. Taslağa göre öğretmenler, aynı eğitim kurumunda en fazla toplam 8 yıl görev yapabilecek. 8 yılını dolduran öğretmenler ders yılının sonunda en fazla 2 ay içinde il içinde tercihte bulunacak. Tercihte bulunmayan veya tercihlerine atanamayan öğretmenler de re’sen atanacak. Aynı eğitim kurumunda toplam 8 yıllık görev süresini ders yılının dışında tamamlayan öğretmenlerin atamaları, 8 yıllık görev süresini doldurdukları tarihi takip eden ders yılının sona erdiği tarih itibarıyla yapılacak. Kadrolarının bulunduğu il içindeki eğitim kurumlarında alanlarında norm kadro açığı bulunmayan öğretmenlerin yer değiştirme işlemleri, aynı kapsamdaki bir sonraki atama dönemine kadar ertelenecek. Birleştirilmiş sınıf uygulaması yapılan eğitim kurumlarında görev yapanlar hariç olmak üzere, alanı sınıf öğretmeni olan öğretmenlerden ara sınıflarda görev yaparken aynı eğitim kurumunda 8 yıllık görev süresini dolduranların başka okula atamaları, aynı öğrencilerle devam etmeleri şartıyla 4’üncü sınıfı okuttukları ders yılının sona erdiği tarih itibarıyla yapılacak. Atamalarda, öğretmenlere en fazla 25 eğitim kurumu tercih etme hakkı verilecek. Duyuruda; alanlar itibarıyla boş öğretmen kadroları, bu madde kapsamında ataması yapılacaklardan boşalacak muhtemel öğretmen kadroları, başvurunun yapılma şekli, başvuru yeri ve süresi ile diğer hususlara yer verilecek.
12 yıl önerisi
Taslak yönetmelikte yer alan rotasyon ile eş durumu özrü hükmünü eleştiren Eğitim-Bir-Sen Genel Başkan Vekili Ahmet Özer, “Rotasyon kesinlikle aynı ilçe içerisinde olmalı, il içinde ve iller arası olmamalı. Rotasyon cezaya dönüşmeden aynı ilçe içinde sosyal çevresini değiştirmesini zorunlu kılmayacak, bir rotasyonun kabul edilebilir olduğunu düşünüyorum. Zorunlu eğitim-öğretimin 12 yıl olduğu sistemde rotasyonda da süre 12 yıl olmalı. Çalışan eş yönünden sigortalılık süresi 1 yılı dolduranların özür grubu atamasına başvurabilmeli” dedi.
Engelli öğrenciler
Engelliler Konfederasyonu Başkanı Turhan İçli, özel eğitim veren kurumların yönetmelik dışında tutulmasını istedi. Engelli öğrencilerin öğretmeninden ayrılmasının felaket olacağını savunan İçli, şunları söyledi: “Engelli öğrenciler öğretmenleriyle çok ciddi duygusal bağlar kurar. Bu nedenle özel çocukların, öğretmenlerinden ayrılmaması gerekir. Engelli çocukların öğretmenlerinden ayrılması, onların ve ailelerinin yaşadığı zorlu eğitim sürecini sekteye uğratır. Öğretmeninden ayrılan öğrencinin bir başka kişiye alışması birkaç yılını alır. Konunun bir diğer önemli noktası ise, Türkiye ’de yeterli sayıda özel eğitim uzmanı yetişmiyor; mezun olanlar da malesef normal okullara atanıyor. Öğretmen sayısı yetersiz olan bu alan, yönetmelik dışında tutulmalı. Özel eğitim öğrencileri ve okullarının ayrı bir yönetmeliğe ve hukuki statüye ihtiyacı var.”
Tercih sayısı yükseltidi
- Öğretmenliğe ilk defa atanacaklarda başvuru tarihi itibariyla 40 yaşından gün almamış olma şartı, atama yapılacak yılın ilk günü itibariyle 40 yaşını doldurmamış olmak şeklinde düzenlendi.
- İlk atamalarda daha önce 40 olan tercih sayısı 80’e yükseltildi.
- Fen liseleri ve sosyal bilimler liseleri öğretmenleri sınavsız; spor liselerinin beden eğitimi öğretmenleri ve güzel sanatlar liselerinin müzik ve görsel sanatlar/resim öğretmenleri ise uygulama sınavı sonucu atanacak.
Eşlere 3 yıl SKG şartı
- Lisansüstü eğitim yapanların hizmet puanlarına bir defaya mahsus olmak üzere; doktora öğrenimini tamamlayanlar için 90, tezli yüksek lisans öğrenimini tamamlayanlar için 44, tezsiz yüksek lisans öğrenimini tamamlayanlar için 36 puan eklenecek.
- Eş ve çocukları ile anne, baba ve kardeşleri şehit veya malul gazi olan öğretmenler zorunlu hizmetten muaf tutulacak.
- Eski yönetmelikte 1 yıl olan, çerçeve yönetmelik ile 3 yıla çıkarılan eş durumu özrü hükümleri yönetmelik taslağında da korundu ve eşi sigortalı olan öğretmenlerin eşlerinin bulunduğu yerde kesintisiz üç yıl sigortalı olmaları öngörüldü.
- Eşi milletvekili, belediye başkanı, muhtar veya noter olan öğretmenler de eşinin bulunduğu yere, yer değiştirme isteğinde bulunabilecek.
- Eşleri ölen, emekli olan ya da eşleri şehit veya malul gazi olan öğretmenler, bu durumların oluştuğu tarihten itibaren bir yıl içinde yer değiştirme isteğinde bulunabilecek. Bu süre mevcut yönetmelikte altı aydı.
Engelliliğe bağlı yer değişikliği
- sağlık kurulu raporunda en az yüzde 40 oranında engelli olduğu belirtilen öğretmenler ile ağır engelli raporlu eşi veya bakmakla yükümlü olduğu birinci derece kan bağı bulunan öğretmenlere bir defa olmak üzere engellilik durumuna bağlı yer değişikliği hakkı getirildi.
- Terör eylemlerinin etkisi ve sebebiyle şehit veya malul olan er, erbaş ve kamu görevlilerinin öğretmen olan eş, çocuk, anne, baba ve kardeşlerinin yer değiştirme suretiyle atanma talepleri için gereken 6 aylık süre kaldırıldı.
- Yatılı bölge okullarında öğretmen norm kadro sayısının öğrenci durumuna göre en az yarısının kadın ya da erkek öğretmen olması öngörüldü.
- Öğretmenlerin, yürürlükten kaldırılan yönetmelikler kapsamında hizmet puanları ile zorunlu çalışma yükümlülüğü öngörülen eğitim kurumlarında geçen hizmet süreleri geçerli sayılacak.
- Sağlık özrüne bağlı yer değiştirmelerde sağlık durumu raporunda “başkasının güç ve yardımı olmaksızın hayatını devam ettiremez” ibaresi aranması şartı kaldırıldı.
Tercih yapmayan öğretmen atanacak
Sendikalar ve öğretmenler tarafından eleştirilen ve eğitim camiasında büyük tedirginliğe yol açan rotasyon uygulamasının kriterleri, taslağın “Öğretmenlerin aynı eğitim kurumunda azami çalışma süresi” başlığı altında 35. maddede düzenlendi. Taslağa göre öğretmenler, aynı eğitim kurumunda en fazla toplam 8 yıl görev yapabilecek. 8 yılını dolduran öğretmenler ders yılının sonunda en fazla 2 ay içinde il içinde tercihte bulunacak. Tercihte bulunmayan veya tercihlerine atanamayan öğretmenler de re’sen atanacak. Aynı eğitim kurumunda toplam 8 yıllık görev süresini ders yılının dışında tamamlayan öğretmenlerin atamaları, 8 yıllık görev süresini doldurdukları tarihi takip eden ders yılının sona erdiği tarih itibarıyla yapılacak. Kadrolarının bulunduğu il içindeki eğitim kurumlarında alanlarında norm kadro açığı bulunmayan öğretmenlerin yer değiştirme işlemleri, aynı kapsamdaki bir sonraki atama dönemine kadar ertelenecek. Birleştirilmiş sınıf uygulaması yapılan eğitim kurumlarında görev yapanlar hariç olmak üzere, alanı sınıf öğretmeni olan öğretmenlerden ara sınıflarda görev yaparken aynı eğitim kurumunda 8 yıllık görev süresini dolduranların başka okula atamaları, aynı öğrencilerle devam etmeleri şartıyla 4’üncü sınıfı okuttukları ders yılının sona erdiği tarih itibarıyla yapılacak. Atamalarda, öğretmenlere en fazla 25 eğitim kurumu tercih etme hakkı verilecek. Duyuruda; alanlar itibarıyla boş öğretmen kadroları, bu madde kapsamında ataması yapılacaklardan boşalacak muhtemel öğretmen kadroları, başvurunun yapılma şekli, başvuru yeri ve süresi ile diğer hususlara yer verilecek.
12 yıl önerisi
Taslak yönetmelikte yer alan rotasyon ile eş durumu özrü hükmünü eleştiren Eğitim-Bir-Sen Genel Başkan Vekili Ahmet Özer, “Rotasyon kesinlikle aynı ilçe içerisinde olmalı, il içinde ve iller arası olmamalı. Rotasyon cezaya dönüşmeden aynı ilçe içinde sosyal çevresini değiştirmesini zorunlu kılmayacak, bir rotasyonun kabul edilebilir olduğunu düşünüyorum. Zorunlu eğitim-öğretimin 12 yıl olduğu sistemde rotasyonda da süre 12 yıl olmalı. Çalışan eş yönünden sigortalılık süresi 1 yılı dolduranların özür grubu atamasına başvurabilmeli” dedi.
Engelli öğrenciler
Engelliler Konfederasyonu Başkanı Turhan İçli, özel eğitim veren kurumların yönetmelik dışında tutulmasını istedi. Engelli öğrencilerin öğretmeninden ayrılmasının felaket olacağını savunan İçli, şunları söyledi: “Engelli öğrenciler öğretmenleriyle çok ciddi duygusal bağlar kurar. Bu nedenle özel çocukların, öğretmenlerinden ayrılmaması gerekir. Engelli çocukların öğretmenlerinden ayrılması, onların ve ailelerinin yaşadığı zorlu eğitim sürecini sekteye uğratır. Öğretmeninden ayrılan öğrencinin bir başka kişiye alışması birkaç yılını alır. Konunun bir diğer önemli noktası ise, Türkiye ’de yeterli sayıda özel eğitim uzmanı yetişmiyor; mezun olanlar da malesef normal okullara atanıyor. Öğretmen sayısı yetersiz olan bu alan, yönetmelik dışında tutulmalı. Özel eğitim öğrencileri ve okullarının ayrı bir yönetmeliğe ve hukuki statüye ihtiyacı var.”
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)























.jpg)



