Atatürk ‘Ya bağımsızlık ya ölüm' cümlesini 19 Mayıs 1919'da kurdu, ardından ise bağımsızlık mücadelemiz başladı. Bu özel günde ’19 Mayıs şiirleri’ ve ’19 Mayıs sözleri’ araştırılıyor. İşte anlamlarıyla etkileyen 19 Mayıs şiirleri...
Sayfalar
- Ana Sayfa
- Gezilecek Yerler
- Bodrum Otelleri
- Alaçatı Otelleri
- Fethiye Otelleri
- Çeşme Otelleri
- Marmaris Otelleri
- Kaş Otelleri
- Alanya Otelleri
- Balayı Otelleri
- Ayvalık Otelleri
- Bungalov Otelleri
- Butik Oteller
- Dalyan Otelleri
- Datça Oteller
- Göcek Otelleri
- Kapadokya Otelleri
- Kuşadası Otelleri
- Yalıkavak Otelleri
- Karadeniz Otelleri
- Kemer Otelleri
- İstanbul Otelleri
- Termal Oteller
- Antalya Oteller
- Diğer Oteller
- İzmir Otelleri
şiir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
şiir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
15 Mayıs 2019 Çarşamba
16 Mart 2019 Cumartesi
Çanakkale Zaferi anlamı ve önemi ne? Çanakkale ile ilgili şiirler
Çanakkale Zaferi bugünün gündeminde… Yüzyılın en kanlı savaşının yaşandığı Çanakkale Zaferi'nin 104. yılı dönümü yaklaşıyor. Çanakkale'de Mustafa Kemal Atatürk'ün komutanlığı ile kazanılan büyük zafer kurtuluş savaşını güçlendirmiş Misak-i Milli sınırları içerisinde itilaf devlerinin elini de zayıflatmayı sağlamıştı. Bu kutlu güne ait özel sözler ve şiirler merak ediliyor. En anlamlı 18 Mart Çanakkale Zaferi şiirleri ve sözleri haberimizin devamında...
8 Mart 2019 Cuma
Düsünüyorum da, sanırım en büyük korkumuz...
Sanırım en büyük korkumuz olduğumuz gibi görünmek.
Yumuşacık kalbimizin fark edilmesi,
Naif yönlerimizin keşfedilmesi,
Cesaretsizliğimizin anlaşılması,
Korkularımızın paylaşılması
Sanki zarar göreceğimizin en büyük işareti.
15 Ocak 2018 Pazartesi
Nazım Hikmet 116 yaşında
Dünyaca ünlü şair Nazım Hikmet, 116 yıl önce bugün, 15 Ocak 1902'de doğmuştu. 55 yıl önce hayatını kaybeden usta şairin mezarı Rusya'da Moskova'daki Novodeviçye Mezarlığı'nda bulunuyor. 1951'de vatandaşlıktan çıkarılan Nazım, 2009 yılında yeniden vatandaş oldu. Peki kimdir Nazım Hikmet?
NAZIM HİKMET'İN DOĞUM GÜNÜ
15 Ocak 1902'de dünyaya gelen usta şair, 3 Haziran 1963'te hayatını kaybetmişti.
Nazım Hikmet, 55 yıldır memleketinden uzakta Rusya’nın başkenti Moskova’da yatıyor.
NAZIM HİKMET KİMDİR?
1902 yılında Selanik’te dünyaya gelen Nazım Hikmet, 1917 yılında Bahriye Mektebi’ne girdi. Ancak rahatsızlığı nedeniyle eğitimini tamamlayamadı. Anadolu’ya geçerek işgale karşı mücadeleye katıldı.
Daha sonra Rusya’ya giden Nazım Hikmet, burada çeşitli eğitimler aldıktan sonra tekrar yurda döndü.
Şiir, roman ve tiyatro eserleri kaleme alan Nazım Hikmet, yazdıkları nedeniyle hayatının 12 yılını cezaevlerinde geçirdi.
48 yaşında yeniden askerlik yapmaya çağrılan Nazım Hikmet, deniz yoluyla yurtdışına kaçtı.
Nazım Hikmet, Rusya’da bulunduğu dönemde kendisine "saman sarısı" ismli şiir yazdıran Vera Tulyakova ile evlendi.
Sürgün yıllarında Bulgaristan, Macaristan, Fransa ve Küba’ya ziyaretlerde bulundu. Bu ülkelerde pek çok konferansa katılan Nazım, savaş karşıtı gösterilere de destek verdi.
Nazım Hikmet, 3 Haziran 1963 yılında hayata gözlerini yumdu. Ünlü şairin mezarı, Moskova’daki Novodeviçi Mezarlığı’nda bulunuyor.
Nazım Hikmet, memleket hasretini “Anadolu'da bir köy mezarlığına gömün beni
ve de uyarına gelirse, tepemde bir de çınar olursa taş maş da istemez hani...” dizeleriyle dile getirmişti.
Kendisinden sonra gelen birçok şair ve yazarı etkileyen Nazım Hikmet’in şiirleri pek çok sanatçı tarafından da bestelendi.
1951 yılında Türk vatandaşlığından çıkartılan Nazım Hikmet, 2009 yılında yeniden vatandaş oldu.
Nazım Hikmet, 3 Haziran 1963 yılında hayata gözlerini yumdu. Ünlü şairin mezarı, Moskova’daki Novodeviçi Mezarlığı’nda bulunuyor.
Kaynak:ntvmsnc.com.tr
NAZIM HİKMET'İN DOĞUM GÜNÜ
15 Ocak 1902'de dünyaya gelen usta şair, 3 Haziran 1963'te hayatını kaybetmişti.
Nazım Hikmet, 55 yıldır memleketinden uzakta Rusya’nın başkenti Moskova’da yatıyor.
NAZIM HİKMET KİMDİR?
1902 yılında Selanik’te dünyaya gelen Nazım Hikmet, 1917 yılında Bahriye Mektebi’ne girdi. Ancak rahatsızlığı nedeniyle eğitimini tamamlayamadı. Anadolu’ya geçerek işgale karşı mücadeleye katıldı.
Daha sonra Rusya’ya giden Nazım Hikmet, burada çeşitli eğitimler aldıktan sonra tekrar yurda döndü.
Şiir, roman ve tiyatro eserleri kaleme alan Nazım Hikmet, yazdıkları nedeniyle hayatının 12 yılını cezaevlerinde geçirdi.
48 yaşında yeniden askerlik yapmaya çağrılan Nazım Hikmet, deniz yoluyla yurtdışına kaçtı.
Nazım Hikmet, Rusya’da bulunduğu dönemde kendisine "saman sarısı" ismli şiir yazdıran Vera Tulyakova ile evlendi.
Sürgün yıllarında Bulgaristan, Macaristan, Fransa ve Küba’ya ziyaretlerde bulundu. Bu ülkelerde pek çok konferansa katılan Nazım, savaş karşıtı gösterilere de destek verdi.
Nazım Hikmet, 3 Haziran 1963 yılında hayata gözlerini yumdu. Ünlü şairin mezarı, Moskova’daki Novodeviçi Mezarlığı’nda bulunuyor.
Nazım Hikmet, memleket hasretini “Anadolu'da bir köy mezarlığına gömün beni
ve de uyarına gelirse, tepemde bir de çınar olursa taş maş da istemez hani...” dizeleriyle dile getirmişti.
Kendisinden sonra gelen birçok şair ve yazarı etkileyen Nazım Hikmet’in şiirleri pek çok sanatçı tarafından da bestelendi.
1951 yılında Türk vatandaşlığından çıkartılan Nazım Hikmet, 2009 yılında yeniden vatandaş oldu.
Nazım Hikmet, 3 Haziran 1963 yılında hayata gözlerini yumdu. Ünlü şairin mezarı, Moskova’daki Novodeviçi Mezarlığı’nda bulunuyor.
Kaynak:ntvmsnc.com.tr
9 Ocak 2018 Salı
İşte büyük şair Cemal Süreya’nın ölümünün 28. yıl dönümü, hayatı ve şiirleri…
Bugün usta şair Cemal Süreya'nın aramızdan ayrılışının 28. yıl dönümü. Türk edebiyatına kazandırdığı çok önemli şiirlerle unutulmazlar arasına giren ünlü şair Cemal Süreya kimdir? İşte büyük şair Cemal Süreya'nın ölümünün 28. yıl dönümünde, hayatı ve şiirleri..
21 Kasım 2017 Salı
Öğretmenler Günü şiirleri ve mesajları
24 Kasım Öğretmenler Günü'nün yaklaşması ile öğretmen ile ilgili şiirler ve mesajlar araştırılmaya başlandı. 24 Kasım Başöğretmen Mustafa Kemal Atatürk'ün "Millet Mektepleri’nin Başöğretmenliği"ni kabul ettiği gündür. Öğretmenler günü, öğretmenlerimiz ve öğrenciler arasındaki sevgi ve saygının doruk noktasına ulaştığı bir gündür. İşte en güzel seçenekler ile Öğretmenler Günü mesajları ve şiirleri...
Bizi bu günlerimize ulaştıran tüm öğretmenlerin günü kutlu olsun. Atatürk Türkiye’sine yaraşır öğrenciler yetiştirmek amacında olan tüm öğretmenlerimize 24 Kasım Öğretmenler Günün’nde şiirler ve mesajlar ille saygıyla anıyoruz. 24 Kasım Öğretmenler Günü mesajları ve Öğretmenler Günü şiirlerini haberimizde sizler için derledik. Bugün bize emek veren eğitimcileri bir mesaj veya şiir ile hatırlayıp, mutlu edebilirsiniz. Öğretmen; insanları eğiten, doğru ve faydalı işleri öğreten, çocuk ve gençlerin kişilik olgusunun olumlu yönde gelişmesini sağlayan değerli kimsedir. Öğretmenlerimiz yüklenmiş oldukları bu görevlerini herzaman layıkı ile yerine getirmişler, Başöğretmen Atatürk'e ve milletimize layık olacak bir anlayış içerisinde hizmetlerine devam etmişlerdir. Haberimizden istediğiniz Öğretmenler Günü şiirini ve mesajını seçebilirsiniz. İşte en anlamlı 24 Kasım mesajları ve şiirleri…
24 KASIM ÖĞRETMENLER GÜNÜ
Türkiye'de 1981’den beri, her yıl 24 Kasım, Öğretmenler Günü olarak kutlanıyor.
24 Kasım 1928, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk'ün “Millet Mektepleri'nin Başöğretmenliği”ni kabul ettiği gündür. Bakanlar Kurulu, Atatürk'e “Millet Mektepleri Başöğretmenliği” ünvanını 11 Kasım 1928'de yaptığı toplantıda vermiş ve bu ünvan, 24 Kasım'da Millet Mektepleri Talimatnamesi’nin yayınlanması ile resmileşmişti.
Atatürk’ün 100. doğum yıldönümü olan 1981’de, “başöğretmen” olduğu günün ülke çapında Öğretmenler Günü olarak kutlanmasına karar verildi.
Öğretmenler Günü ile ilgili kutlamalar, 26 Kasım 1992'de Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren Öğretmenler Günü Kutlama Yönetmeliği çerçevesinde gerçekleşir.
ÖĞRETMENLER GÜNÜ MESAJLARI
Okulun Vereceği İlim Ve Fen Sayesindedir Ki, Türk Milleti, Türk Sanatı, Ekonomisi, Türk Şiir Ve Edebiyatı Bütün Güzellikleri İle Gelişir. Atatürk
Öğretmenim Canım Benim Canım Benim Sen Bir Ana Sen Bir Baba Her Şey Olur Artık Bana Neşe Uzun Lafın Kısası Matematiğime Yüz Versene
Milletleri kurtaranlar; yalnız ve ancak öğretmenlerdir. Öğretmenden, eğiticiden yoksun bir millet; henüz millet adını almak kabiliyetini kazanmamıştır. Atatürk
Öğretmen, doğan güneşe benzer. Etrafını aydınlatarak karanlıklara meydan okur.
Dünyanın en değerli varlıkları olan sız öğretmenler! Bugün, Türk öğretmeninin şeref günüdür. Ona olan saygıyı yenileme, onun yüceliğini anma günüdür. Böyle anlamlı bir günde hepinizi sevgiyle, candan kutluyoruz.
Tüm Öğretmenlerin ‘Öğretmenler Günü' kutlu ve mutlu olsun.
Yeryüzünde barışı sağlayacak sihirli değnek analarla öğretmenlerin elindedir. Eğitim demek, vücutta ve ruhtaki güzelliği ve mükemmelliği son mertebesine kadar geliştirmek demektir. Ögretmenler Gününüz kutlu olsun!
Ülkemizin fedakar öğretmenleri, sizler her şeyin en güzeline layıksınız. Ögretmenler Gününüz kutlu olsun!
O sımsıcak sevgin her şeye değer öğretmenim hele o şefkatli bakışların içimi ısıtır öğretmenim sensin benim en iyi öğretmenim. Ögretmenler Gününüz kutlu olsun!
Üzerimde emeği olan bütün öğretmenlerimin öğretmenler gününü en içten dileklerle kutluyorum.
Dünyanın en tatlı ögretmeninin Ögretmenler Gününüz kutlu olsun!
Anne ve babamdan sonra en güvendiğim insana öğretmenime şükranlarımı sunarım. Ögretmenler Gününüz kutlu olsun!
Bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum derler. Ben sizin kırk yıl değil ölünceye kadar köleniz olurum…Ögretmenler Gününüz kutlu olsun!
Biricik öğretmenim canım öğretmenim iyiki varsın iyiki benimlesin. Sağol varol Ögretmenler Gününüz kutlu olsun!
Siz bir mum ışığı bizde o mumdan yararlanan öğrencileriz. Öğretmenler günün kutlu olsun.
Yeryüzünde öğretmenlikten daha şerefli bir meslek tanımıyorum. (Diyojen) Canım öğretmenim, Ögretmenler Gününüz kutlu olsun!
Saymakla tükenmez faziletlerin, zamanen ödenen o bedellerin, kıvancındır üstün talebelerin, iftihar ediniz siz öğretmenim. Ögretmenler Gününüz kutlu olsun!
Öğretmenlere çok büyük borcumuz vardır. Çünkü öğretmenlerimiz bize saygı.sevgi,eğitim,temizlik ahlak öğretmeye çalışır. vb. Öğretmenlerimize saygı ve sevgi duymalıyız. Ögretmenler Gününüz kutlu olsun!
Türkiye Cumhuriyeti, çağı, bilimin ışığında sizlerin gayreti ile yakalayacaktır. Ögretmenler Gününüz kutlu olsun!
Başöğretmen Atɑtürk'ün birer yansıması olan sizler, övgülerin en güzeline layıksınız. Ögretmenler Gününüz kutlu olsun!
Öğretmen bir kandile benzer, kendini tüketerek başkalarına ışık verir. (Atɑtürk) 24 Kasım Ögretmenler Gününüz kutlu olsun!
ÖĞRETMENLER GÜNÜ ŞİİRLERİ
BAŞÖĞRETMEN
Atatürk benim,
Başöğretmenim,
Ne öğrendimse,
Ondan öğrendim.
Yenilikleri,
Hep o düşünmüş,
Milleti için,
Ağlamış, gülmüş.
Çocuk kalbimle,
İlk onu sevdim,
Atatürk benim,
Başöğretmenimdir.
Tarık ORHAN
ÖĞRETMENİM
Bana neler öğretmiştin
Unutmadım öğretmenim
Ama gel gör yine adam
Olamadım öğretmenim
Ezberledim hep dersini
Yaşattılar hep tersini
Mutluluğun adresini
Bulamadım öğretmenim
İnsanlığın adı para
Bu hayatın tadı para
Ne gerek var kitaplara
Anlamadım öğretmenim
Hani doğru bükülmezdi
Hani haklı ezilmezdi
Hani dağlar yıkılmazdı
Yıkıldım öğretmenim
Defter başka, kalem başka
Yaşadığım alem başka
Şöyle güzel, gerçek aşka
Düşemedim öğretmenim
Saygı dedim anlayan yok
Vefa dedim tanıyan yok
Dostluğu da bir bilen yok
Göremedim öğretmenim
Her şey yerli yerinde mi
Bütün sırlar derinde mi
Suç bende mi, evrende mi
Bilemedim öğretmenim
Sakın gitmesin ağrına
Bir hevesim yok yarına
Utanacımdan mezarına
Gelemedim öğretmenim
Affet beni öğretmenim
Ahmet Selcuk İLKAN
ÖĞRETMENİM
Küçük bir çocukken geldik yanına,
Kucakladın bizi sardın canına,
Sevgiyi saygıyı kattık şanına,
Okuryazar olduk ilk öğretmenim.
Tüm bildiklerini bize öğrettin,
Millete faydalı bireyler ettin,
Kalemi kılıçtan çok keskinlettin,
Çareler ürettin sen öğretmenim.
Ödevler yaptırıp asıl talibe,
İmkân hazırlayıp her bir talep’e,
Feraset gösterip seçtin talebe,
Sanatkâr adayı hep öğretmenim.
Edebiyatla Din Tıp Filoloji,
Tarih Fizik Kimya ve Biyoloji,
İktisatla Sanat ve Sosyoloji,
Bilimden yelpaze sen öğretmenim.
İstikbale giden bilgi selinde,
Kitaplık dolusu her eserinde,
Derin ilim varken ana dilinde,
Neye başka talep var öğretmenim.
Vatan bir okulsa ilk nöbettesin,
İlim denizinde hep seferdesin,
Kutsal mesleğinle gönüllerdesin,
Benim de gönlümü al öğretmenim.
Saymakla tükenmez faziletlerin,
Zamanen ödenen o bedellerin,
Kıvancındır üstün talebelerin,
İftihar ediniz siz öğretmenim.
Atam sen de dahi bir öğretmendin,
Bütün yenilikler senin eserin,
Layık insanlarda bil şaheserin,
Büyük Atatürk’üm başöğretmenim.
Güngören 20.11.02
İSTANBUL
Zeki İ.KIZILIŞIK
SEVGİLİ ÖĞRETMENİM
Sevgili öğretmenim,
İnan sen bir ışıksın.
Yanarsın gece gündüz.
Aydınlatırsın bizi.
Doğruyu, güzeli,
Bize sen öğretirsin.
Vatanıma sevgiyi,
Kalbimize sen korsun.
Çevreni aydınlatır,
Bir mum gibi erirsin.
Anne – baba gibisin,
Bizi, bağrına hep basarsın.
Fethi BOLAYIR
24 KASIM ÖĞRETMENLER GÜNÜ
Türkiye'de 1981’den beri, her yıl 24 Kasım, Öğretmenler Günü olarak kutlanıyor.
24 Kasım 1928, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk'ün “Millet Mektepleri'nin Başöğretmenliği”ni kabul ettiği gündür. Bakanlar Kurulu, Atatürk'e “Millet Mektepleri Başöğretmenliği” ünvanını 11 Kasım 1928'de yaptığı toplantıda vermiş ve bu ünvan, 24 Kasım'da Millet Mektepleri Talimatnamesi’nin yayınlanması ile resmileşmişti.
Atatürk’ün 100. doğum yıldönümü olan 1981’de, “başöğretmen” olduğu günün ülke çapında Öğretmenler Günü olarak kutlanmasına karar verildi.
Öğretmenler Günü ile ilgili kutlamalar, 26 Kasım 1992'de Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren Öğretmenler Günü Kutlama Yönetmeliği çerçevesinde gerçekleşir.
ÖĞRETMENLER GÜNÜ MESAJLARI
Okulun Vereceği İlim Ve Fen Sayesindedir Ki, Türk Milleti, Türk Sanatı, Ekonomisi, Türk Şiir Ve Edebiyatı Bütün Güzellikleri İle Gelişir. Atatürk
Öğretmenim Canım Benim Canım Benim Sen Bir Ana Sen Bir Baba Her Şey Olur Artık Bana Neşe Uzun Lafın Kısası Matematiğime Yüz Versene
Milletleri kurtaranlar; yalnız ve ancak öğretmenlerdir. Öğretmenden, eğiticiden yoksun bir millet; henüz millet adını almak kabiliyetini kazanmamıştır. Atatürk
Öğretmen, doğan güneşe benzer. Etrafını aydınlatarak karanlıklara meydan okur.
Dünyanın en değerli varlıkları olan sız öğretmenler! Bugün, Türk öğretmeninin şeref günüdür. Ona olan saygıyı yenileme, onun yüceliğini anma günüdür. Böyle anlamlı bir günde hepinizi sevgiyle, candan kutluyoruz.
Tüm Öğretmenlerin ‘Öğretmenler Günü' kutlu ve mutlu olsun.
Yeryüzünde barışı sağlayacak sihirli değnek analarla öğretmenlerin elindedir. Eğitim demek, vücutta ve ruhtaki güzelliği ve mükemmelliği son mertebesine kadar geliştirmek demektir. Ögretmenler Gününüz kutlu olsun!
Ülkemizin fedakar öğretmenleri, sizler her şeyin en güzeline layıksınız. Ögretmenler Gününüz kutlu olsun!
O sımsıcak sevgin her şeye değer öğretmenim hele o şefkatli bakışların içimi ısıtır öğretmenim sensin benim en iyi öğretmenim. Ögretmenler Gününüz kutlu olsun!
Üzerimde emeği olan bütün öğretmenlerimin öğretmenler gününü en içten dileklerle kutluyorum.
Dünyanın en tatlı ögretmeninin Ögretmenler Gününüz kutlu olsun!
Anne ve babamdan sonra en güvendiğim insana öğretmenime şükranlarımı sunarım. Ögretmenler Gününüz kutlu olsun!
Bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum derler. Ben sizin kırk yıl değil ölünceye kadar köleniz olurum…Ögretmenler Gününüz kutlu olsun!
Biricik öğretmenim canım öğretmenim iyiki varsın iyiki benimlesin. Sağol varol Ögretmenler Gününüz kutlu olsun!
Siz bir mum ışığı bizde o mumdan yararlanan öğrencileriz. Öğretmenler günün kutlu olsun.
Yeryüzünde öğretmenlikten daha şerefli bir meslek tanımıyorum. (Diyojen) Canım öğretmenim, Ögretmenler Gününüz kutlu olsun!
Saymakla tükenmez faziletlerin, zamanen ödenen o bedellerin, kıvancındır üstün talebelerin, iftihar ediniz siz öğretmenim. Ögretmenler Gününüz kutlu olsun!
Öğretmenlere çok büyük borcumuz vardır. Çünkü öğretmenlerimiz bize saygı.sevgi,eğitim,temizlik ahlak öğretmeye çalışır. vb. Öğretmenlerimize saygı ve sevgi duymalıyız. Ögretmenler Gününüz kutlu olsun!
Türkiye Cumhuriyeti, çağı, bilimin ışığında sizlerin gayreti ile yakalayacaktır. Ögretmenler Gününüz kutlu olsun!
Başöğretmen Atɑtürk'ün birer yansıması olan sizler, övgülerin en güzeline layıksınız. Ögretmenler Gününüz kutlu olsun!
Öğretmen bir kandile benzer, kendini tüketerek başkalarına ışık verir. (Atɑtürk) 24 Kasım Ögretmenler Gününüz kutlu olsun!
ÖĞRETMENLER GÜNÜ ŞİİRLERİ
BAŞÖĞRETMEN
Atatürk benim,
Başöğretmenim,
Ne öğrendimse,
Ondan öğrendim.
Yenilikleri,
Hep o düşünmüş,
Milleti için,
Ağlamış, gülmüş.
Çocuk kalbimle,
İlk onu sevdim,
Atatürk benim,
Başöğretmenimdir.
Tarık ORHAN
ÖĞRETMENİM
Bana neler öğretmiştin
Unutmadım öğretmenim
Ama gel gör yine adam
Olamadım öğretmenim
Ezberledim hep dersini
Yaşattılar hep tersini
Mutluluğun adresini
Bulamadım öğretmenim
İnsanlığın adı para
Bu hayatın tadı para
Ne gerek var kitaplara
Anlamadım öğretmenim
Hani doğru bükülmezdi
Hani haklı ezilmezdi
Hani dağlar yıkılmazdı
Yıkıldım öğretmenim
Defter başka, kalem başka
Yaşadığım alem başka
Şöyle güzel, gerçek aşka
Düşemedim öğretmenim
Saygı dedim anlayan yok
Vefa dedim tanıyan yok
Dostluğu da bir bilen yok
Göremedim öğretmenim
Her şey yerli yerinde mi
Bütün sırlar derinde mi
Suç bende mi, evrende mi
Bilemedim öğretmenim
Sakın gitmesin ağrına
Bir hevesim yok yarına
Utanacımdan mezarına
Gelemedim öğretmenim
Affet beni öğretmenim
Ahmet Selcuk İLKAN
ÖĞRETMENİM
Küçük bir çocukken geldik yanına,
Kucakladın bizi sardın canına,
Sevgiyi saygıyı kattık şanına,
Okuryazar olduk ilk öğretmenim.
Tüm bildiklerini bize öğrettin,
Millete faydalı bireyler ettin,
Kalemi kılıçtan çok keskinlettin,
Çareler ürettin sen öğretmenim.
Ödevler yaptırıp asıl talibe,
İmkân hazırlayıp her bir talep’e,
Feraset gösterip seçtin talebe,
Sanatkâr adayı hep öğretmenim.
Edebiyatla Din Tıp Filoloji,
Tarih Fizik Kimya ve Biyoloji,
İktisatla Sanat ve Sosyoloji,
Bilimden yelpaze sen öğretmenim.
İstikbale giden bilgi selinde,
Kitaplık dolusu her eserinde,
Derin ilim varken ana dilinde,
Neye başka talep var öğretmenim.
Vatan bir okulsa ilk nöbettesin,
İlim denizinde hep seferdesin,
Kutsal mesleğinle gönüllerdesin,
Benim de gönlümü al öğretmenim.
Saymakla tükenmez faziletlerin,
Zamanen ödenen o bedellerin,
Kıvancındır üstün talebelerin,
İftihar ediniz siz öğretmenim.
Atam sen de dahi bir öğretmendin,
Bütün yenilikler senin eserin,
Layık insanlarda bil şaheserin,
Büyük Atatürk’üm başöğretmenim.
Güngören 20.11.02
İSTANBUL
Zeki İ.KIZILIŞIK
SEVGİLİ ÖĞRETMENİM
Sevgili öğretmenim,
İnan sen bir ışıksın.
Yanarsın gece gündüz.
Aydınlatırsın bizi.
Doğruyu, güzeli,
Bize sen öğretirsin.
Vatanıma sevgiyi,
Kalbimize sen korsun.
Çevreni aydınlatır,
Bir mum gibi erirsin.
Anne – baba gibisin,
Bizi, bağrına hep basarsın.
Fethi BOLAYIR
3 Haziran 2017 Cumartesi
Nazım Hikmet kimdir? Usta şairin ölüm yıldönümü
Ünlü şair Nazım Hikmet'in bugün ölüm yıldönümü... Şiirleri dilden dile dolaşan ve birçok sanatçı tarafından bestelenen Nazım Hikmet, bugün anılıyor.
Memleket hasreti ile Moskova’da yaşamını yitiren Nazım Hikmet’in bugün ölüm yıldönümü… Dünyaca ünlü şairimiz Nazım Hikmet’in şiirleri elliden fazla dile çevrilmiş ve eserleri birçok ödül almıştır.
NAZIM HİKMET RAN KİMDİR?
15 Ocak 1902 yılında Selanik'te dünyaya gelen Nazım Hikmet, ilk şiiri Feryad-ı Vatan'ı 1913 yılında kaleme almıştır. Mekteb-i Sultani'de öğrenim görmeye başlayan Nazım Hikmet, bir aile toplantısında yazdığı kahramanlık şiirini okuması ile Bahriye Nazırı Cemal Paşa tarafından keşfedildi. Bahriye Mehtebi'ne giderek öğrenimini başarı ile tamamladı. Mezuniyetinin ardından Hamidiye gemisinde stajyer subay olarak göreve başladı. Bir süre sonra bazı nedenlerden dolayı ordudan ayrıldı.
Bir süre öğretmenlik yaptıktan sonra Moskova'da Doğu Emekçileri Komünist Üniversitesi'nde Siyasi Bilimler ve İktisat bölümü okudu. İlk şiir kitabı 28 Kanunisani'i Moskova'da yayınladı. Ardından Türkiye'ye dönerek Aydınlık Dergisinde çalışmaya başladı. Dergide yazdıkları şiir ve yazılardan ötürü hakkında 15 yıl hapis istendi. O sırada Sovyet Rusya'ya gitti. 1928 Af Kanunu ile cezası kaldırıldı. Tekrak Türkiye'ye dönerek Resimli Ay dergisinde yazılar yazmaya başladı. 1938 yılında burada da yazdıklarından dolayı 12 yıl hapis cezası aldı.
1951 yılında Bakanlar Kurulu tarafından Türk Vatandaşlığından çıkarılan Nazım Hikmet, büyük dedesinin memleketi olan Polonya vatandaşlığına geçti ve Borzecki soyadını aldı.
3 Haziran 1963 yılında geçirdiği kalp krizi sonucu hayatını kaybetti.
Şairlik Hayatı
Nazım Hikmet ilk şiirlerini hece ölçüsü kuralları içinde yazdı. Yazdıkları le kısa zamanda diğer şairlere fark attı. Hece ölçüsü ile yetinmeyerek şiirleri için başka formlar bulma arayışına girdi. Sovyet Rusya'da kaldığı yıllar sırasında şiirlerinde bulmaya çalıştığı yeni ve farklı formlara ulaştı. Bu sebeple hem içerik hem de biçim yönünden dönemin şairlerinden farklı bir yol izledi. Şiirlerinde uzun yıllar benimsediği hece ölçüsünden vazgeçerek serbest ölçüde yazmaya başladı. Yine o dönem Sovyet şairlerinden esinlenerek şiirlerine farklı bir boyut kazandırdı. Yazdıkları Fikret Kızılok, Cem Karaca, Fuat Saka, Grup Yorum, Ezginin Günlüğü, Zülfü Livaneli gibi usta sanatçılar tarafından seslendirildi. Buna ek olarak birçok eseri de Yeni Türk'ün eski üyelerinden Selim Atakan tarafından bestelendi.
Yine Fuat Saka tarafından iki adet şiiri bestelenerek albüme dahil edildi. UNESCO tarafından Nazım Hikmet Yılı olarak kabul edilen 2002 yılında dönemin ünlü bestecisi Suat Özönder, “Şarkılarda Nazım Hikmet” isimli albüm oluşturdu.
Dava ve Sürgün Yılları
1925 – Ankara İstiklâl Mahkemesi Davası
1927 – 1928- İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi Davası
1928 – Rize Ağır Ceza Mahkemesi Davası
1928 – Ankara Ağır Ceza Mahkemesi Davası
1931 – İstanbul İkinci Asliye Ceza Mahkemesi Davası
1933 – İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi Davası
1933 – İstanbul Üçüncü Asliye Ceza Mahkemesi Davası
1933 – 1934 – Bursa Ağır Ceza Mahkemesi Davası
1936 – 1937 – İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi Davası
1938 – Harp Okulu Komutanlığı Askerî Mahkemesi Davası
1938 – Donanma Komutanlığı Askerî Mahkemesi Davası
Memleket hasreti ile Moskova’da yaşamını yitiren Nazım Hikmet’in bugün ölüm yıldönümü… Dünyaca ünlü şairimiz Nazım Hikmet’in şiirleri elliden fazla dile çevrilmiş ve eserleri birçok ödül almıştır.
NAZIM HİKMET RAN KİMDİR?
15 Ocak 1902 yılında Selanik'te dünyaya gelen Nazım Hikmet, ilk şiiri Feryad-ı Vatan'ı 1913 yılında kaleme almıştır. Mekteb-i Sultani'de öğrenim görmeye başlayan Nazım Hikmet, bir aile toplantısında yazdığı kahramanlık şiirini okuması ile Bahriye Nazırı Cemal Paşa tarafından keşfedildi. Bahriye Mehtebi'ne giderek öğrenimini başarı ile tamamladı. Mezuniyetinin ardından Hamidiye gemisinde stajyer subay olarak göreve başladı. Bir süre sonra bazı nedenlerden dolayı ordudan ayrıldı.
Bir süre öğretmenlik yaptıktan sonra Moskova'da Doğu Emekçileri Komünist Üniversitesi'nde Siyasi Bilimler ve İktisat bölümü okudu. İlk şiir kitabı 28 Kanunisani'i Moskova'da yayınladı. Ardından Türkiye'ye dönerek Aydınlık Dergisinde çalışmaya başladı. Dergide yazdıkları şiir ve yazılardan ötürü hakkında 15 yıl hapis istendi. O sırada Sovyet Rusya'ya gitti. 1928 Af Kanunu ile cezası kaldırıldı. Tekrak Türkiye'ye dönerek Resimli Ay dergisinde yazılar yazmaya başladı. 1938 yılında burada da yazdıklarından dolayı 12 yıl hapis cezası aldı.
1951 yılında Bakanlar Kurulu tarafından Türk Vatandaşlığından çıkarılan Nazım Hikmet, büyük dedesinin memleketi olan Polonya vatandaşlığına geçti ve Borzecki soyadını aldı.
3 Haziran 1963 yılında geçirdiği kalp krizi sonucu hayatını kaybetti.
Şairlik Hayatı
Nazım Hikmet ilk şiirlerini hece ölçüsü kuralları içinde yazdı. Yazdıkları le kısa zamanda diğer şairlere fark attı. Hece ölçüsü ile yetinmeyerek şiirleri için başka formlar bulma arayışına girdi. Sovyet Rusya'da kaldığı yıllar sırasında şiirlerinde bulmaya çalıştığı yeni ve farklı formlara ulaştı. Bu sebeple hem içerik hem de biçim yönünden dönemin şairlerinden farklı bir yol izledi. Şiirlerinde uzun yıllar benimsediği hece ölçüsünden vazgeçerek serbest ölçüde yazmaya başladı. Yine o dönem Sovyet şairlerinden esinlenerek şiirlerine farklı bir boyut kazandırdı. Yazdıkları Fikret Kızılok, Cem Karaca, Fuat Saka, Grup Yorum, Ezginin Günlüğü, Zülfü Livaneli gibi usta sanatçılar tarafından seslendirildi. Buna ek olarak birçok eseri de Yeni Türk'ün eski üyelerinden Selim Atakan tarafından bestelendi.
Yine Fuat Saka tarafından iki adet şiiri bestelenerek albüme dahil edildi. UNESCO tarafından Nazım Hikmet Yılı olarak kabul edilen 2002 yılında dönemin ünlü bestecisi Suat Özönder, “Şarkılarda Nazım Hikmet” isimli albüm oluşturdu.
Dava ve Sürgün Yılları
1925 – Ankara İstiklâl Mahkemesi Davası
1927 – 1928- İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi Davası
1928 – Rize Ağır Ceza Mahkemesi Davası
1928 – Ankara Ağır Ceza Mahkemesi Davası
1931 – İstanbul İkinci Asliye Ceza Mahkemesi Davası
1933 – İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi Davası
1933 – İstanbul Üçüncü Asliye Ceza Mahkemesi Davası
1933 – 1934 – Bursa Ağır Ceza Mahkemesi Davası
1936 – 1937 – İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi Davası
1938 – Harp Okulu Komutanlığı Askerî Mahkemesi Davası
1938 – Donanma Komutanlığı Askerî Mahkemesi Davası
14 Mayıs 2017 Pazar
Anneler Günü mesajlar, hediyeler ve şiirler!
Anneler Günü için en güzel mesajları haberimizde bulabileceksiniz. Anneler Günü'nü annesinden uzak geçiren, anne olan yakınların anneler gününü kutlamak isteyen okurlarımız için derlediğimiz Anneler Günü mesajları ve Anneler Günü'nün önemine dair ayrıntılar haberimizde. Anneler Günü neden kutlanır? Anneler Günün'nde hangi hediyele alınır? İşte size fikir verecek detaylar...
Mayıs’ın ikinci pazarı Anneler Günü anlamına geliyor. Bu sene Anneler Günü bugüne yani 14 Mayıs 2017 tarihine denk geldi. Birçok kişi annesine hediyelerle, çiçeklerle koşup, annesinin Anneler Günü’nü kutlayacak. Anneler Günü için hediye tavsiyleri, Anneler Günü’nde anneniz için gerçekleştirebileceğiniz planlar, Anneler Günü şiirleri, sözleri ve mesajları haberimizde.
ANNELER GÜNÜ MESAJLARI 2017
Sen hayatımın kutup yıldızı oldun. Nereye gidersem gideyim ışığının altında sevginle uyudum. Doğru yolu buldum. Seni seviyorum annem.
Fedakârlık, sevgi, sabır ve güzellik ne demek tarif et derlerse; annem derdim canım annem seni bir gün değil her gün çok seviyorum. Anneler günün kutlu olsun.
Biraz şans, biraz sevgi ve sabır, birer parça zaman, başarı ve memnuniyeti de eklersek malzemelere, hepsini karıştırıp senin için uzun ve dileklerinin gerçekleştiği bir “hayat pastası” yapabiliriz sanırım… Anneler günün kutlu olsun canım annem!
Biricik annem.. Anneler günün kutlu olsun. Her zaman senin küçük bebeğinim…
Anneler çiçek gibidir, onları hep mis kokulu yerlerde görebilirsin, senin için her zaman varolduklarını ve seni düşündüklerini bilirsin. Anneler günün kutlu olsun canım anam.
Senin kucağın, senin merhametin beni yaşama bağlıyor sevgili anneciğim. Anneler günün kutlu olsun.
Geleceğini oluşturacak her yeni günün bir önceki günden daha güzel, isteklerine uygun ve seni mutlu edecek şekilde olmasını dilerim. Anneler günün kutlu olsun benim melek annem.
Meğer dilimdeki ve beynimdeki en güzel kelime senin adınmış. Sana her seslenişimde ya acım diniyor ya da sevgim coşuyor. Anneler günü kutlu olsun.
Anne senin yüreğin taş olsa dayanır mı, kuş olsa, çiçek olsa, gündüz olsa, kırılmaz mı?
Acıdan bir sap menekşenin boynu bu kez dağlar doğursun beni anne. Sen de ılık bir yağmur ol durmadan yağ kanayan yerlerime. Anneler günün kutlu olsun canım annem.
Anne güllerin bezemesi, gülden deste anne, sözümde tutuklu, tarifsiz beste anne, yanar yürek, can bitkin kafeste, anne hasret bağırda, anne içimde aheste. Seni çok seviyorum anne, anneler günün kutlu olsun.
Gücüme güç, umuduma umut katan annem. Seni çok ama çok seviyorum. Anneler günün kutlu olsun!
ANNELER GÜNÜ ALINABİLECEK HEDİYELER
Anneler Günü ne gibi hediyeler alabiliriz? Annelere özel alınabilecek hediyelerden birkaçı. Annemize alacağımız küçücük bir hediye onlar için büyük önem taşır. Annemize olan sevgimizi göstermemizin bir nişanesi olarak hediyeleri şunlardan seçebilirsiniz;
1) Buket Çicek
2) Kutu Çikolata (özel çikolatalı, çiçek mevyeler)
3) Küçük Ev Aletleri
4) Züccaciye, Mutfak Eşyaları
5) Giyim Eşyası
6) Takılar (Kolye, Küpe, Saat.. vb.)
7) Fotoğraf Çerçevesi
8) Duvar Saati
9) Annelere Özel Ödül Plaketleri (yılın annesi, yıldızım sensin vb.)
ANNELER GÜNÜ KUTLAMA PLANLARI
Anneler Günü annelerin sadece bir hediyeyle anılmadığı, annelere güzel bir gün geçirmek için özel planların da yapıldığı bir kutlama günü olarak da önem taşımakta. Mayısın ikinci haftasında havaların da ısınmaya başlamasıyla Anneler Günü için özel kutlama planları açık havaya taşınmakta. Bazı lokantalar tarafından sunulan özel kahvaltı teklifleri, tur firmaları tarafından düzenlenen günlük turları gibi farklı etkinliklerle Anneler Günü daha renkli şekilde kutlanabilmekte.
ANNELER GÜNÜ ŞİİRLERİ
ANNE
Senin sesini
senin kokunu özledim anne
Gözlerini özledim,
Sözlerini özledim.
Kokunu özledim,
Benim güzel annem.
Beni büyüten,
Beni yaşatan.
Beni yüreten,
Sen değilmiydin,
Benim güzel annem.
ANNE SEVGİSİ
Sıcağın sinmiş bana,
Seni severim ana,
Sensiz bana kan veren
Sensin bana can veren.
Küçükken yudum yudum,
Sütlerinle uyudum.
Kulağıma ninniler,
Neler söyledin neler.
Beni büyüttün ana,
Beni yürüttün ana,
Göremeyince seni
Kucaklarım gölgeni
SAKLA BENİ ANNE
Sen ninni söylerken anne
Ak güvercinler evimize
Gelinböcekleri konuyor
Saçımın tellerine
Sen masal söylerken anne
Mor menekşeler açıyor sesinde
Yüzünden kalkan kelebekler
Yavaşça konuyor kirpiklerime
Sen ninni söylerken anne
Başucumda mı uykum
Yastığımın altında mı
Söyle girsinler gözlerime
Söyle şu kedilere anne
Miyavlamasınlar eğri büğrü
Oyuncağımı korkutmasınlar
Girmesinler düşüne
Yumuyor gözlerimi gizli bir el
Yüzünü göremiyorum anne
Sar beni sakla beni
Sıcak sevgiler içine
Tavan nere gitti anne
Nere gitti evimizin duvarları
Daya ellerini anneciğim
Kediler düşmesin üstüme
Ali YÜCE
ANNECİĞİM
Ne sevimli bir annesin!
Ne tatlıdır senin sesin!
Benim canım mısın nesin
Sen olmazsan yapamam ben!..
Senden yakın kim var bana?
Kalbim, canım bağlı sana!..
Üzüntüm yok ondan yana
Seviyorsun beni de sen.
Gülsem güler yüzün
Ağlamamdan alır hüzün…
Senin gecen ve gündüzün
Işık alır sanki benden!
Rakım Çalapala
ANNELER GÜNÜ TARİHÇESİ
Anneler gününün nereden kaynaklandığını anlatanlar günün yaratıcısı olarak hep annesini kaybetmiş olan küçük bir kızdan bahsederler. Gerçekte ise bu fikri hayata geçiren Anna Jarvis annesini 1905 yılında kaybettiğinde 41 yaşındaydı.
Asıl mesleği öğretmenlik olan 1864 doğumlu Anna Jarvis, 1902 yılında babası ölünce annesi ile beraber ABD’de, Philadelphia’da yaşamaya ve çalışmaya başladı. Üç yıl sonra 9 Mayıs 1905’de de annesini kaybetti. Sürekli annesi ile beraber yaşamasına rağmen öldükten sonra “Ona hayatta iken gerekli ilgiyi gösteremediği”ne inanıyor ve bunun ezikliğini duyuyordu.
İki sene sonra Mayıs’ın ikinci pazarında, annesinin ölüm yıldönümünde arkadaşlarını evine çağırdı ve bu günün anneler günü olarak ülke çapında kutlanması fikrini ilk onlara açtı. Fikir kabul gördü, anneler memnun kaldı, babalar itiraz etmedi, Amerika’nın önde gelen bir giysi tüccarı da finansal desteği sağladı.
İlk anneler günü Jarvis’in annesinin 20 yıl süresince haftalık dini dersler verdiği Grafton’daki bir kilisede, 10 Mayıs 1908’de, 407 çocuk ve annesinin katılımı ile kutlandı. Jarvin her bir anneye ve çocuğa kendi annesinin en çok sevdiği çiçek olan karanfillerden birer tane verdi. O günden sonra, temizliği, asaleti, şefkati ve sabrı ifade eden beyaz karanfil Amerika’da anneler gününün sembolü olarak kabul edildi.
Mayıs’ın ikinci pazarı Anneler Günü anlamına geliyor. Bu sene Anneler Günü bugüne yani 14 Mayıs 2017 tarihine denk geldi. Birçok kişi annesine hediyelerle, çiçeklerle koşup, annesinin Anneler Günü’nü kutlayacak. Anneler Günü için hediye tavsiyleri, Anneler Günü’nde anneniz için gerçekleştirebileceğiniz planlar, Anneler Günü şiirleri, sözleri ve mesajları haberimizde.
ANNELER GÜNÜ MESAJLARI 2017
Sen hayatımın kutup yıldızı oldun. Nereye gidersem gideyim ışığının altında sevginle uyudum. Doğru yolu buldum. Seni seviyorum annem.
Fedakârlık, sevgi, sabır ve güzellik ne demek tarif et derlerse; annem derdim canım annem seni bir gün değil her gün çok seviyorum. Anneler günün kutlu olsun.
Biraz şans, biraz sevgi ve sabır, birer parça zaman, başarı ve memnuniyeti de eklersek malzemelere, hepsini karıştırıp senin için uzun ve dileklerinin gerçekleştiği bir “hayat pastası” yapabiliriz sanırım… Anneler günün kutlu olsun canım annem!
Biricik annem.. Anneler günün kutlu olsun. Her zaman senin küçük bebeğinim…
Anneler çiçek gibidir, onları hep mis kokulu yerlerde görebilirsin, senin için her zaman varolduklarını ve seni düşündüklerini bilirsin. Anneler günün kutlu olsun canım anam.
Senin kucağın, senin merhametin beni yaşama bağlıyor sevgili anneciğim. Anneler günün kutlu olsun.
Geleceğini oluşturacak her yeni günün bir önceki günden daha güzel, isteklerine uygun ve seni mutlu edecek şekilde olmasını dilerim. Anneler günün kutlu olsun benim melek annem.
Meğer dilimdeki ve beynimdeki en güzel kelime senin adınmış. Sana her seslenişimde ya acım diniyor ya da sevgim coşuyor. Anneler günü kutlu olsun.
Anne senin yüreğin taş olsa dayanır mı, kuş olsa, çiçek olsa, gündüz olsa, kırılmaz mı?
Acıdan bir sap menekşenin boynu bu kez dağlar doğursun beni anne. Sen de ılık bir yağmur ol durmadan yağ kanayan yerlerime. Anneler günün kutlu olsun canım annem.
Anne güllerin bezemesi, gülden deste anne, sözümde tutuklu, tarifsiz beste anne, yanar yürek, can bitkin kafeste, anne hasret bağırda, anne içimde aheste. Seni çok seviyorum anne, anneler günün kutlu olsun.
Gücüme güç, umuduma umut katan annem. Seni çok ama çok seviyorum. Anneler günün kutlu olsun!
ANNELER GÜNÜ ALINABİLECEK HEDİYELER
Anneler Günü ne gibi hediyeler alabiliriz? Annelere özel alınabilecek hediyelerden birkaçı. Annemize alacağımız küçücük bir hediye onlar için büyük önem taşır. Annemize olan sevgimizi göstermemizin bir nişanesi olarak hediyeleri şunlardan seçebilirsiniz;
1) Buket Çicek
2) Kutu Çikolata (özel çikolatalı, çiçek mevyeler)
3) Küçük Ev Aletleri
4) Züccaciye, Mutfak Eşyaları
5) Giyim Eşyası
6) Takılar (Kolye, Küpe, Saat.. vb.)
7) Fotoğraf Çerçevesi
8) Duvar Saati
9) Annelere Özel Ödül Plaketleri (yılın annesi, yıldızım sensin vb.)
ANNELER GÜNÜ KUTLAMA PLANLARI
Anneler Günü annelerin sadece bir hediyeyle anılmadığı, annelere güzel bir gün geçirmek için özel planların da yapıldığı bir kutlama günü olarak da önem taşımakta. Mayısın ikinci haftasında havaların da ısınmaya başlamasıyla Anneler Günü için özel kutlama planları açık havaya taşınmakta. Bazı lokantalar tarafından sunulan özel kahvaltı teklifleri, tur firmaları tarafından düzenlenen günlük turları gibi farklı etkinliklerle Anneler Günü daha renkli şekilde kutlanabilmekte.
ANNELER GÜNÜ ŞİİRLERİ
ANNE
Senin sesini
senin kokunu özledim anne
Gözlerini özledim,
Sözlerini özledim.
Kokunu özledim,
Benim güzel annem.
Beni büyüten,
Beni yaşatan.
Beni yüreten,
Sen değilmiydin,
Benim güzel annem.
ANNE SEVGİSİ
Sıcağın sinmiş bana,
Seni severim ana,
Sensiz bana kan veren
Sensin bana can veren.
Küçükken yudum yudum,
Sütlerinle uyudum.
Kulağıma ninniler,
Neler söyledin neler.
Beni büyüttün ana,
Beni yürüttün ana,
Göremeyince seni
Kucaklarım gölgeni
SAKLA BENİ ANNE
Sen ninni söylerken anne
Ak güvercinler evimize
Gelinböcekleri konuyor
Saçımın tellerine
Sen masal söylerken anne
Mor menekşeler açıyor sesinde
Yüzünden kalkan kelebekler
Yavaşça konuyor kirpiklerime
Sen ninni söylerken anne
Başucumda mı uykum
Yastığımın altında mı
Söyle girsinler gözlerime
Söyle şu kedilere anne
Miyavlamasınlar eğri büğrü
Oyuncağımı korkutmasınlar
Girmesinler düşüne
Yumuyor gözlerimi gizli bir el
Yüzünü göremiyorum anne
Sar beni sakla beni
Sıcak sevgiler içine
Tavan nere gitti anne
Nere gitti evimizin duvarları
Daya ellerini anneciğim
Kediler düşmesin üstüme
Ali YÜCE
ANNECİĞİM
Ne sevimli bir annesin!
Ne tatlıdır senin sesin!
Benim canım mısın nesin
Sen olmazsan yapamam ben!..
Senden yakın kim var bana?
Kalbim, canım bağlı sana!..
Üzüntüm yok ondan yana
Seviyorsun beni de sen.
Gülsem güler yüzün
Ağlamamdan alır hüzün…
Senin gecen ve gündüzün
Işık alır sanki benden!
Rakım Çalapala
ANNELER GÜNÜ TARİHÇESİ
Anneler gününün nereden kaynaklandığını anlatanlar günün yaratıcısı olarak hep annesini kaybetmiş olan küçük bir kızdan bahsederler. Gerçekte ise bu fikri hayata geçiren Anna Jarvis annesini 1905 yılında kaybettiğinde 41 yaşındaydı.
Asıl mesleği öğretmenlik olan 1864 doğumlu Anna Jarvis, 1902 yılında babası ölünce annesi ile beraber ABD’de, Philadelphia’da yaşamaya ve çalışmaya başladı. Üç yıl sonra 9 Mayıs 1905’de de annesini kaybetti. Sürekli annesi ile beraber yaşamasına rağmen öldükten sonra “Ona hayatta iken gerekli ilgiyi gösteremediği”ne inanıyor ve bunun ezikliğini duyuyordu.
İki sene sonra Mayıs’ın ikinci pazarında, annesinin ölüm yıldönümünde arkadaşlarını evine çağırdı ve bu günün anneler günü olarak ülke çapında kutlanması fikrini ilk onlara açtı. Fikir kabul gördü, anneler memnun kaldı, babalar itiraz etmedi, Amerika’nın önde gelen bir giysi tüccarı da finansal desteği sağladı.
İlk anneler günü Jarvis’in annesinin 20 yıl süresince haftalık dini dersler verdiği Grafton’daki bir kilisede, 10 Mayıs 1908’de, 407 çocuk ve annesinin katılımı ile kutlandı. Jarvin her bir anneye ve çocuğa kendi annesinin en çok sevdiği çiçek olan karanfillerden birer tane verdi. O günden sonra, temizliği, asaleti, şefkati ve sabrı ifade eden beyaz karanfil Amerika’da anneler gününün sembolü olarak kabul edildi.
17 Mart 2017 Cuma
En güzel 18 Mart Çanakkale Zaferi şiirleri ve sözleri…
Bu yıl Çanakkale Zaferi'nin 102. yıldönümü tüm yurtta coşkuyla kutlanacak. Öğrenciler ise okullarda ve derste okumak için internette 18 Mart Çanakkale Zaferi şiirleri ve sözlerini araştırıyor.
Türkiye tarihinin en önemli zaferi ve dönüm noktası olarak kabul edilen 18 Mart Çanakkale Zaferi’nin bu yıl 102. yıldönümü… İtilaf Devletleri’ne karşı 1915–1916 yılları arasında muhteşem bir azim ve mücadele ile kazandığımız Çanakkale Zaferi’nin şiirleri öğrenciler tarafından internette çokça araştırılıyor. Biz de sizler için en güzel Çanakkale Zaferi şiirlerini derledik.
EN GÜZEL ÇANAKKALE ZAFERİ ŞİİRLERİ
Çanakkale Destanı
Yaşamaz ölümü göze almayan.
Zafer, göz yummadan koşana gider.
Bayrağa kanının alı çalmayan,
Gözyaşı boşana boşana gider!
Kazanmak istersen sen de zaferi
Gürleyen sesinle doldur gökleri
Zafer dedikleri kahraman peri
Susandan kaçar da coşana gider.
Bu yolda herkes bir ey delikanlı
Diriler şerefli ölüler şanlı
Yurt için döğüşen başı dumanlı
Her zaman bu şandan, o şana gider
Faruk Nafiz Çamlıbel
ÇANAKKALE
Ç anakkale geçilmez dediler, geçilmedi!
A nalar ağladı, oğullar savaştı.
N e olursa olsun dediler, cepheye gittiler;
A nalar ağladı, oğullar savaştı.
K ürdü,Türk'ü lazı çerkezi,
K imi harbiyeli, kimi liseli.
A ğası da var, çiftçiside,
L a İlahe İllallah! diyerek savaştı hepsi,
E n sonunda kazandılar bu büyük zaferi!
ÇANAKKALE ŞEHİT VERİYOR
Çanakkale kan döküyor
Analar babalar atalar ağlıyor
Düşman askeri doğru durmuyor
Çanakkale şehit veriyor
Kim bilir hangi asker
Kim bilir hangi vatan
Yok olup gidiyorlar bu dünyadan
Gözleri bile yaşarmadan
Ana kucacı asker ocağı
Çanakkaledeki düşmanları
Düşünmeden şehit olan asker
Kendi vücudunu sper eder
Şimdi kurtuldu tüm türkiye
Askerlerin sayesinde
Sende önem ver vatanınla devletine
Hiç bir zaman düşmana ezdirme
ÇANAKKALE’DE OTUZ BİN ŞEHİT
Çanakkalede otuz bin şehit,
Hepsi birbirinden yiğit,
Bundan sonrasını tarihler yazar,
Çanakkale’de analar ağlar.
Derdim,derdim,garip halim,
Kanı içmiş dağlar sanki düşmanım,
Ne analar,ne bacılar,
Çanakkale’de zaferler yatar.
Düşman pusu atmış,Çanakkale yollarına,
Yol vermiyor dağlar,nice yiğit aslanlara,
Yol vermesen küserim yara,
Deli gönlüm gitmek ister şanıyla.
Mermiler yağıyordu yağmur gibi,yiğitlerimizin üstüne,
Ay yıldızlı bir bayrak dalgalanıyordu gök yüzünde,
Mekanınız cennet olsun ebediyetde,
Çanakkale’de şehitler yatar diz dize.
Haydar Turan
ÇANAKKALE İLE ATAM
Atam senin sayende herşey oldu,
Sana minnettarız Atam
Çanakkale savaşında
Düşmanları yenip
Vatanı milleti kurtardın Atam
O,düşüncelerine,fikrine,
Sevgine,saygına,
Cesaretine,yeteneğine,
Hayranım Atam
ÇANAKKALE ŞEHİTLERİ
Bomba şimşekleri beyninden inip her siperin
Sönüyor göğsünün üstünde o arslan neferin.
Ölüm indirmede gökler, ölü püskürmede yer,
O ne müthiş tipidir, savrulur enkazı beşer.
Boşanır sırtlara, vadilere, sağnak sağnak.
Kafa göz, gövde, bacak, kol, çene, parmak, el ayak
Vurulup, tertemiz alnından, uzanmış yatıyor,
Bir hilal uğruna yarap ne güneşler batıyor.
Ey bu topraklar için toprağa düşmüş asker
Gökten ecdat inerek öpse o pak alnı değer.
Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın?
Gömelim gel seni tarihe desem sığmazsın.
M.Akif ERSOY
ÇANAKKALE KAHRAMANLARI
Malım, mülküm
Eşim, dostum
Yarim demediniz
Hiç tereddütsüz
Gidip can verdiniz
Elimde bardağım
Çayımı rahat içebiliyorsam
Çünkü siz orda öldünüz
Daha onbeşinde, onaltısında
Kurşunlara yürüdünüz
Helal edin hakkınızı
Yapabildiğim tek şey bugün
Bir Elhamla, iki damla gözyaşı
Ruhunuz şadolsun
Çanakkale Kahramanları
Ayşe Adlım
ÇANAKKALE DİYARINDA
Denize takılan kilit
Dünyayı kaldıran yiğit
Alaylar var toptan şehit
Çanakkale diyarında
Kahraman şehit cavuşlar
Şehitliğe uçan kuşlar
Savaşta yeni buluşlar
Çanakkale diyarında
ÇANAKKALE
Çanakkale özeldir ,
Ayna gibi güzeldir.
Ne kadar şehit verdik,
Ama yine biz kazandık.
Kaderimizde olur muydu ulaşmak bu güzel ülkeye,
Karadenizden esti geldi .
Adı Mustafa Kemal idi,
Layık mıyız şimdi biz bu güzel ülkeye.
Ey atam rahat uyu,izindeyiz.
BAYRAĞIM
Şehit kanlarıyla, vermişim rengini,
Gökten Ay’la-Yıldızı koparmışım;
Yüreğimi koymuşum sana, yüreğimi;
Birde vatan sevgimi
Dalgalan ey şanlı Bayrağım;
Sen dalgalan, ben coşayım,
Uğruna destanlar yazayım!
Delikanlımın damarındaki kansın,
Sen, cansın, canansın.
Yansın, bu yürekler sana yansın;
Vatan aşkıyla yansın
Dalgalan ey şanlı Bayrağım;
Sen dalgalan, ben coşayım,
Uğruna destanlar yazayım!
Sevgisin, Mutluluksun, Umutsun;
Aşksın, Destansın, bulutsun;
Sen bensin, Benliğimsin
Sana, canım feda olsun!
Dalgalan ey şanlı Bayrağım;
Sen dalgalan, ben coşayım,
Uğruna destanlar yazayım!
Çanakkale Zaferi Hakkında Ünlü Kişilerin Söyledikleri :
* Benimle beraber burada muharebe eden bütün askerler kesin olarak bilmelidir ki bize verilen namus görevini eksiksiz yapmak için bir adım geri gitmek yoktur. Uyku, dinlenme aramanın, bu dinlenmeden yalnız bizim değil, bütün milletimizin sonsuza kadar mahrum kalmasına sebep olacağını hepinize hatırlatırım. (Mustafa Kemal Atatürk)
* Çanakkale Zaferi, Türk askerinin ruh kudretini gösteren şayanı hayret ve tebrik bir misaldir. Emin olmalısınız ki, Çanakkale Muharebelerini kazandıran bu yüksek ruhtur. (Mustafa Kemal Atatürk)
* Harpte iki meş’um (uğursuz) şey vardır. Bunlardan biri taş duvara körükörüne yüklenmek, diğeri kuvvetleri birtakım ayrı ve bağlantısız harekata dağıtıp körletmektir. Biz bu iki ahmaklığı yapmanın tehlikesiyle karşı karşıyayız. (İngiliz Başbakanı Asquith)
* Ordunun yardımı olmaksızın Filo’nun başarı sağlayabileceği ümidine kapılmıştım; fakat şimdi bu işte müşterek bir harekatın zorunlu olduğunu anlıyorum. (Churchill)
* Türkler, Çanakkale’yi zorlayan çağının en ileri tekniğine sahip güçler karşısına adeta bir kale gibi dikilmişlerdir. (Churchill)
* Bu Türk kıtaatının cesaret, metanet ve se’bat cihetiyle takdir ve senaya liyakati, her şüphenin fevkinde bulunmuştur. Donanmasının ateşiyle de, en müessir surette muavenet gören pek cesur bir düşman taarruzlarına karşı sayısız muharebelerde bu kıtaat mevkilerini muhafaza etmişlerdir. (Alman Generali Uman von Sanders)
* Avrupa’da hiçbir asker yoktur ki, bu ifadenin altını çiziyorum, * Türklerle mukayese edilebilsin. Almanların müdafaada gayet iyi oldukları kabul olunabilir. Fakat siperlerde onlar dahi Türklerle kıyas edilemez. Misal olarak Gelibolu’yu zikretmek isterim. Orada bizim gemi ateşlerimizle büyük zayiata uğrayan kıtalar, Türk olmasalardı. Yerlerinde kalamaz ve derhal değiştirilirlerdi. Halbuki, Türkler, bütün muharebe müddetince yerlerinde kaldılar. (General Tawshend)
* Çanakkale Boğazı’ndaki Türkler ve Almanlar da 18 Mart’ı aralıksız takip eden sessiz günler, şaşkınlık ve sonra da, büyük bir sevinç uyandırdı. Moral, son derece yüksekti. Kaleler ve tabyalardaki hasar da kolaylıkla giderilmiş olmakla beraber, ağır bataryaların cephane durumu-ciddiyetini koruyordu. (Robert Rhodes James)
* Çanakkale müdafaası, üç mucizeler muharebesidir. Hali kurtardı; maziye hamaset ve azametini iade etti; vatanımızı bir vatanı ebedi yaptı. (Sami Paşazade Sezai)
* Zafer, “zafer benimdir” diyebilenindir,
* Hiçbir zafere çiçekli yollardan gidilmez.
* Zaferin büyüklüğü, savaşın çetinliği ile ölçülür.
* Zafer, barışın en kısa yoludur.
Türkiye tarihinin en önemli zaferi ve dönüm noktası olarak kabul edilen 18 Mart Çanakkale Zaferi’nin bu yıl 102. yıldönümü… İtilaf Devletleri’ne karşı 1915–1916 yılları arasında muhteşem bir azim ve mücadele ile kazandığımız Çanakkale Zaferi’nin şiirleri öğrenciler tarafından internette çokça araştırılıyor. Biz de sizler için en güzel Çanakkale Zaferi şiirlerini derledik.
EN GÜZEL ÇANAKKALE ZAFERİ ŞİİRLERİ
Çanakkale Destanı
Yaşamaz ölümü göze almayan.
Zafer, göz yummadan koşana gider.
Bayrağa kanının alı çalmayan,
Gözyaşı boşana boşana gider!
Kazanmak istersen sen de zaferi
Gürleyen sesinle doldur gökleri
Zafer dedikleri kahraman peri
Susandan kaçar da coşana gider.
Bu yolda herkes bir ey delikanlı
Diriler şerefli ölüler şanlı
Yurt için döğüşen başı dumanlı
Her zaman bu şandan, o şana gider
Faruk Nafiz Çamlıbel
ÇANAKKALE
Ç anakkale geçilmez dediler, geçilmedi!
A nalar ağladı, oğullar savaştı.
N e olursa olsun dediler, cepheye gittiler;
A nalar ağladı, oğullar savaştı.
K ürdü,Türk'ü lazı çerkezi,
K imi harbiyeli, kimi liseli.
A ğası da var, çiftçiside,
L a İlahe İllallah! diyerek savaştı hepsi,
E n sonunda kazandılar bu büyük zaferi!
ÇANAKKALE ŞEHİT VERİYOR
Çanakkale kan döküyor
Analar babalar atalar ağlıyor
Düşman askeri doğru durmuyor
Çanakkale şehit veriyor
Kim bilir hangi asker
Kim bilir hangi vatan
Yok olup gidiyorlar bu dünyadan
Gözleri bile yaşarmadan
Ana kucacı asker ocağı
Çanakkaledeki düşmanları
Düşünmeden şehit olan asker
Kendi vücudunu sper eder
Şimdi kurtuldu tüm türkiye
Askerlerin sayesinde
Sende önem ver vatanınla devletine
Hiç bir zaman düşmana ezdirme
ÇANAKKALE’DE OTUZ BİN ŞEHİT
Çanakkalede otuz bin şehit,
Hepsi birbirinden yiğit,
Bundan sonrasını tarihler yazar,
Çanakkale’de analar ağlar.
Derdim,derdim,garip halim,
Kanı içmiş dağlar sanki düşmanım,
Ne analar,ne bacılar,
Çanakkale’de zaferler yatar.
Düşman pusu atmış,Çanakkale yollarına,
Yol vermiyor dağlar,nice yiğit aslanlara,
Yol vermesen küserim yara,
Deli gönlüm gitmek ister şanıyla.
Mermiler yağıyordu yağmur gibi,yiğitlerimizin üstüne,
Ay yıldızlı bir bayrak dalgalanıyordu gök yüzünde,
Mekanınız cennet olsun ebediyetde,
Çanakkale’de şehitler yatar diz dize.
Haydar Turan
ÇANAKKALE İLE ATAM
Atam senin sayende herşey oldu,
Sana minnettarız Atam
Çanakkale savaşında
Düşmanları yenip
Vatanı milleti kurtardın Atam
O,düşüncelerine,fikrine,
Sevgine,saygına,
Cesaretine,yeteneğine,
Hayranım Atam
ÇANAKKALE ŞEHİTLERİ
Bomba şimşekleri beyninden inip her siperin
Sönüyor göğsünün üstünde o arslan neferin.
Ölüm indirmede gökler, ölü püskürmede yer,
O ne müthiş tipidir, savrulur enkazı beşer.
Boşanır sırtlara, vadilere, sağnak sağnak.
Kafa göz, gövde, bacak, kol, çene, parmak, el ayak
Vurulup, tertemiz alnından, uzanmış yatıyor,
Bir hilal uğruna yarap ne güneşler batıyor.
Ey bu topraklar için toprağa düşmüş asker
Gökten ecdat inerek öpse o pak alnı değer.
Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın?
Gömelim gel seni tarihe desem sığmazsın.
M.Akif ERSOY
ÇANAKKALE KAHRAMANLARI
Malım, mülküm
Eşim, dostum
Yarim demediniz
Hiç tereddütsüz
Gidip can verdiniz
Elimde bardağım
Çayımı rahat içebiliyorsam
Çünkü siz orda öldünüz
Daha onbeşinde, onaltısında
Kurşunlara yürüdünüz
Helal edin hakkınızı
Yapabildiğim tek şey bugün
Bir Elhamla, iki damla gözyaşı
Ruhunuz şadolsun
Çanakkale Kahramanları
Ayşe Adlım
ÇANAKKALE DİYARINDA
Denize takılan kilit
Dünyayı kaldıran yiğit
Alaylar var toptan şehit
Çanakkale diyarında
Kahraman şehit cavuşlar
Şehitliğe uçan kuşlar
Savaşta yeni buluşlar
Çanakkale diyarında
ÇANAKKALE
Çanakkale özeldir ,
Ayna gibi güzeldir.
Ne kadar şehit verdik,
Ama yine biz kazandık.
Kaderimizde olur muydu ulaşmak bu güzel ülkeye,
Karadenizden esti geldi .
Adı Mustafa Kemal idi,
Layık mıyız şimdi biz bu güzel ülkeye.
Ey atam rahat uyu,izindeyiz.
BAYRAĞIM
Şehit kanlarıyla, vermişim rengini,
Gökten Ay’la-Yıldızı koparmışım;
Yüreğimi koymuşum sana, yüreğimi;
Birde vatan sevgimi
Dalgalan ey şanlı Bayrağım;
Sen dalgalan, ben coşayım,
Uğruna destanlar yazayım!
Delikanlımın damarındaki kansın,
Sen, cansın, canansın.
Yansın, bu yürekler sana yansın;
Vatan aşkıyla yansın
Dalgalan ey şanlı Bayrağım;
Sen dalgalan, ben coşayım,
Uğruna destanlar yazayım!
Sevgisin, Mutluluksun, Umutsun;
Aşksın, Destansın, bulutsun;
Sen bensin, Benliğimsin
Sana, canım feda olsun!
Dalgalan ey şanlı Bayrağım;
Sen dalgalan, ben coşayım,
Uğruna destanlar yazayım!
Çanakkale Zaferi Hakkında Ünlü Kişilerin Söyledikleri :
* Benimle beraber burada muharebe eden bütün askerler kesin olarak bilmelidir ki bize verilen namus görevini eksiksiz yapmak için bir adım geri gitmek yoktur. Uyku, dinlenme aramanın, bu dinlenmeden yalnız bizim değil, bütün milletimizin sonsuza kadar mahrum kalmasına sebep olacağını hepinize hatırlatırım. (Mustafa Kemal Atatürk)
* Çanakkale Zaferi, Türk askerinin ruh kudretini gösteren şayanı hayret ve tebrik bir misaldir. Emin olmalısınız ki, Çanakkale Muharebelerini kazandıran bu yüksek ruhtur. (Mustafa Kemal Atatürk)
* Harpte iki meş’um (uğursuz) şey vardır. Bunlardan biri taş duvara körükörüne yüklenmek, diğeri kuvvetleri birtakım ayrı ve bağlantısız harekata dağıtıp körletmektir. Biz bu iki ahmaklığı yapmanın tehlikesiyle karşı karşıyayız. (İngiliz Başbakanı Asquith)
* Ordunun yardımı olmaksızın Filo’nun başarı sağlayabileceği ümidine kapılmıştım; fakat şimdi bu işte müşterek bir harekatın zorunlu olduğunu anlıyorum. (Churchill)
* Türkler, Çanakkale’yi zorlayan çağının en ileri tekniğine sahip güçler karşısına adeta bir kale gibi dikilmişlerdir. (Churchill)
* Bu Türk kıtaatının cesaret, metanet ve se’bat cihetiyle takdir ve senaya liyakati, her şüphenin fevkinde bulunmuştur. Donanmasının ateşiyle de, en müessir surette muavenet gören pek cesur bir düşman taarruzlarına karşı sayısız muharebelerde bu kıtaat mevkilerini muhafaza etmişlerdir. (Alman Generali Uman von Sanders)
* Avrupa’da hiçbir asker yoktur ki, bu ifadenin altını çiziyorum, * Türklerle mukayese edilebilsin. Almanların müdafaada gayet iyi oldukları kabul olunabilir. Fakat siperlerde onlar dahi Türklerle kıyas edilemez. Misal olarak Gelibolu’yu zikretmek isterim. Orada bizim gemi ateşlerimizle büyük zayiata uğrayan kıtalar, Türk olmasalardı. Yerlerinde kalamaz ve derhal değiştirilirlerdi. Halbuki, Türkler, bütün muharebe müddetince yerlerinde kaldılar. (General Tawshend)
* Çanakkale Boğazı’ndaki Türkler ve Almanlar da 18 Mart’ı aralıksız takip eden sessiz günler, şaşkınlık ve sonra da, büyük bir sevinç uyandırdı. Moral, son derece yüksekti. Kaleler ve tabyalardaki hasar da kolaylıkla giderilmiş olmakla beraber, ağır bataryaların cephane durumu-ciddiyetini koruyordu. (Robert Rhodes James)
* Çanakkale müdafaası, üç mucizeler muharebesidir. Hali kurtardı; maziye hamaset ve azametini iade etti; vatanımızı bir vatanı ebedi yaptı. (Sami Paşazade Sezai)
* Zafer, “zafer benimdir” diyebilenindir,
* Hiçbir zafere çiçekli yollardan gidilmez.
* Zaferin büyüklüğü, savaşın çetinliği ile ölçülür.
* Zafer, barışın en kısa yoludur.
16 Mart 2017 Perşembe
Şiir oku bedava yolculuk yap
Ukrayna'da başkent Kiev'de yaşayanlar metroya binerken ülkenin milli şairi Taras Şevçenko'nun şiirlerinden alıntı yaptıkları taktirde metroda bedava yolculuk yapabiliyor.
Metroda bekleyen bilet görevlileri, yolcuların şiir performanslarını dinleyip, bariyerlerden bedava geçmelerine izin veriyor.
BBC Türkçe'nin haberine göre, Kiev metrosunun resmi Facebook hesabından yapılan açıklamaya göre, bu girişimin amacı, 19. yüzyılın ünlü şairinin 9 Mart'taki doğumgününü kutlamak.
"Happy hour" adını taşısa da, bu girişim sadece iki metro istasyonunda ve 40 dakikalık yolculuklar için uygulanıyor.
Facebook kullanıcılarından biri, "Neden tüm istasyonlarda yok, zaman sınırı neden var?" diye soruyor.
Bazı kullanıcılarsa, özellikle işe gidiş ve dönüş saatlerinde bunu uygulamanın zor olacağı görüşünde.
Bir kullanıcı, "Ne kadar harika bir fikir. Keşke zaman sınırı olmasaydı" diye yorum yapıyor.
Ukraynalılar Şevçenko'nun şiirlerini okul çağında öğrendikleri için ezberden alıntı yapmaları çok da zor değil.
Bazılarıysa bunu yapabileceğinden emin değil. Bir kullanıcı şöyle yazmış:
"Ezberden okumak mı? Cep telefonumdan okusam olmaz mı?"
Metroda bekleyen bilet görevlileri, yolcuların şiir performanslarını dinleyip, bariyerlerden bedava geçmelerine izin veriyor.
BBC Türkçe'nin haberine göre, Kiev metrosunun resmi Facebook hesabından yapılan açıklamaya göre, bu girişimin amacı, 19. yüzyılın ünlü şairinin 9 Mart'taki doğumgününü kutlamak.
"Happy hour" adını taşısa da, bu girişim sadece iki metro istasyonunda ve 40 dakikalık yolculuklar için uygulanıyor.
Facebook kullanıcılarından biri, "Neden tüm istasyonlarda yok, zaman sınırı neden var?" diye soruyor.
Bazı kullanıcılarsa, özellikle işe gidiş ve dönüş saatlerinde bunu uygulamanın zor olacağı görüşünde.
Bir kullanıcı, "Ne kadar harika bir fikir. Keşke zaman sınırı olmasaydı" diye yorum yapıyor.
Ukraynalılar Şevçenko'nun şiirlerini okul çağında öğrendikleri için ezberden alıntı yapmaları çok da zor değil.
Bazılarıysa bunu yapabileceğinden emin değil. Bir kullanıcı şöyle yazmış:
"Ezberden okumak mı? Cep telefonumdan okusam olmaz mı?"
9 Ocak 2017 Pazartesi
Cemal Süreya hakkında her şey
Cemal Süreya, şimdilerde sadece slogana dönüşen dizeleri duvarlara yazılan bir şair olsa da, aslında bu birkaç dizeden çok daha fazlası. Şiire aşık, içine kapanık, utangaç, kendi halinde, rutin hayattan hoşlanan bir adam. 26 yıl önce bugün aramızdan ayrılan Cemal Süreya, ölmeden kısa süre önce "Her ölüm erken ölümdür / Biliyorum tanrım. / Ama, ayrıca, aldığın şu hayat / Fena değildir..." diye yazmıştı...
Cemalettin Seber, Hüseyin ve Gülbeyaz çiftinin ilk çocuğu olarak 1931’de Tunceli, Pülümür’de dünyaya geldi. Dersim İsyanı sebebiyle, 1938’de bölgeden sürgün edilen 500 bin insanın içinde Cemal Süreya ve ailesi de vardı. Aile, Bilecik’e yerleştirildi.
O günler, Süreya’nın dizelerinde şöyle yer buldu:
Bizi kamyona doldurdular,
Tüfekli iki erin nezaretinde,
Sonra o iki erle yük vagonuna doldurdular,
Günlerce yolculuktan sonra bir köye attılar,
Tarih öncesi köpekler havlıyordu.
Cemal Süreya, o yıl annesini kaybetti. Daha sonra röportajlarında, annesinin siluetinin bile gözünde canlanmadığını söyledi.
Çocukluk döneminde kitap okuma imkanı kısıtlı olduğu için bulabildiği her şeyi okuduğunu söylüyordu. Sokakta bulduğu kesekağıdının üzerindeki yazılar bile okunmaya değerdi.
Dostoyevski’yle tanışması ikinci doğum günü...
Süreya, ilkokula İstanbul’da başlayıp Bilecik’te bitirdi. Ortaokulu da Bilecik’te okuduktan sonra İstanbul’da Haydarpaşa Lisesi’ne kaydoldu. Yüksek öğrenim için yolu Ankara’ya düştü. Ankara Üniversitesi’nde iktisat ve maliye bölümünü bitirdi.
Ortaokulda Karamazov Kardeşler’i okudu. Dostoyevski’yle tanışmasını ikinci doğum günü olarak niteleyen Süreya’nın, içindeki huzursuzluğu yazarak ifade etme dönemi başlıyordu.
Hassas ve dikkatli bir bürokrat
Üniversiteyi bitirdikten sonra Maliye Bakanlığı’nda müfettiş yardımcısı olarak başladığı görevini uzun yıllar devam ettirdi. Görevi sebebiyle birçok şehir gördü, çok insanla tanıştı. Tren seyahatleri sırasında birçok şey üzerine düşünmeye vakit buldu. Uzun yıllar görev yaptığı Maliye çevrelerinde işinde hassas, suistimallere karşı dikkatli bir bürokrat olarak tanınıyordu.
Kısa bir dönem Darphane Genel Müdürlüğü yaptı.
İstifa ve geri dönüş sonrası 1982’de emekli oldu.
"Çocukluğunu yitirmemiş, yalnız bir adam"
Çocukluğundan beri içine kapanık, yeni yerler görmekten veya günlük hayat rutinlerini değiştirmekten memnun olmayan biri olan Cemal Süreya, hayatta aradığı temel şeyin şefkat olduğunu söylüyordu. Süreya, aradığı şefkati bulabilmek için 5 kez evlendi.
Utangaçlık ve çekingenlik, doğasının en belirgin özelliklerindendi.
1969’da oğlu Memo dünyaya geldi. Oğlunun dünyaya gelmesi ve büyümesini bir mucize olarak nitelendiriyor ve şaşkınlıkla, hayranlıkla bu süreci takip ediyordu.
Kendini, çocukluğunu yitirmemiş, yalnız, okumayı seven bir adam olarak görüyordu. Aynı masada oturmayı, aynı yerlere gitmeyi, aynı arkadaş grubunu görmeyi seviyordu. Yakın arkadaşlarından Turgut Uyar ve Edip Cansever’in erken ölümleri, Süreya’daki yalnızlık hissini ve ölüm korkusunu güçlendirdi. Edip Cansever için şu dizeler kaleminden döküldü:
Yeşil ipek gömleğinin yakası
Büyük zamana düşer.
Her şeyin fazlası zararlıdır ya,
Fazla şiirden öldü Edip Cansever.
Gündüzleri memuriyet, akşamları şiir
1940’ların başında bir manifestoyla ortaya çıkan Garip Akımı’na mesafeli duruşu olsa da daha sonraları söyleyeceği gibi Orhan Veli ve arkadaşlarının şiiri ele alış biçiminden oldukça etkilenmişlerdi. Kendi deyimiyle Türkçe’yi onlardan öğrenmişti.
İkinci Yeni’nin önde gelen şairlerinden olan Süreya, 1958’de Üvercinka’yı yayınladığında edebiyat dünyasında derin bir ses getirdi. Şiirde yeni imgeler, çağrışımlar ve soyutlamalar başlıyordu. İkinci Yeni’de Süreya’ya yol arkadaşlığı eden diğer şair ve yazarlar; İlhan Berk, Ülkü Tamer, Edip Cansever, Turgut Uyar, Sezai Karakoç ve Ece Ayhan’dı.
Süreya, şiirlerinde şehirli aşkları konu alıyordu. Artık şairlerin doğum yerleri sadece İstanbul değil, Anadolu’nun birçok yeri olmaya başlamıştı. Türkiye değişirken edebiyat dünyası da değişiyordu.
Şiirleri sadece aşkla sınırlı değildi. Satır aralarında hiciv de barındırıyor ancak bunları dolaysız yollarla değil benzetme ve ironi kullanarak incelikli üslubuyla işliyordu.
Papirüs Dergisi’ni üç kez açıp kapattı. Dergi, yeni şair ve yazarlara yer veriyordu. Dergiye daha fazla zaman ayırmak için Tomris Uyar’ın da telkinleriyle memuriyetten istifa etse de para kazanamadığı için bir süre sonra tekrar memuriyete döndü. Gündüzleri memuriyetle, akşamları şiirle vakit geçiriyordu.
Memuriyet ve edebiyat yaşamıyla ilgili sorulan bir soruya şöyle cevap vermişti: “Çoğu zaman maliyecilikle edebiyat çalışmalarını nasıl bağdaştırdığım soruluyor. Şiir para getirmediği için, her şair ikinci bir uğraş arayacaktır. İkinci uğraşın şiirden uzak olması şair için daha iyi galiba… Çünkü uğraştan derin bir soluk alırcasına kopabilir. Aynı zamanda düşünceye yönelmemde mesleğimin etkisi olmuştur. Çünkü Maliye Müfettişi kusur bulmaya değil, ıslah etmeye çalışır.”
Edebiyatla ilişkisi şiirden ibaret değildi. Fransızca’dan çeviriler yapıyor, deneme ve eleştiri de yazıyordu.
1976’da reel politik ve şiir üzerine düşüncelerini Şapkam Dolu Çiçek ile kitaplaştırdı. Kendini cevaplar üreten bir insan olarak değil, mevcut soruların üstüne sorular ekleyen bir insan olarak tanımlıyordu.
1980’lerde kaleme aldığı günlükleri çeşitli gazetelerde yayımlandı. Ayrıca Doğu Perinçek ile birlikte çıkardığı 2000’e Doğru Dergisi ile portre yazarlığı ön plana çıktı. Yaptığı tahliller gündemi belirliyordu.
Sessiz sedasız aramızdan ayrıldı
9 Ocak 1990’da aşk şiirleriyle tanınan Cemal Süreya bu dünyadan sessiz sedasız ayrıldı.
Cenaze töreninde Süreya’nın eşi ölmeden hemen önce yazdığı şu satırları paylaştı:
Ölüyorum tanrım
Bu da oldu işte.
Her ölüm erken ölümdür
Biliyorum tanrım.
Ama, ayrıca, aldığın şu hayat
Fena değildir...
Üstü kalsın...
Cemalettin Seber, Hüseyin ve Gülbeyaz çiftinin ilk çocuğu olarak 1931’de Tunceli, Pülümür’de dünyaya geldi. Dersim İsyanı sebebiyle, 1938’de bölgeden sürgün edilen 500 bin insanın içinde Cemal Süreya ve ailesi de vardı. Aile, Bilecik’e yerleştirildi.
O günler, Süreya’nın dizelerinde şöyle yer buldu:
Bizi kamyona doldurdular,
Tüfekli iki erin nezaretinde,
Sonra o iki erle yük vagonuna doldurdular,
Günlerce yolculuktan sonra bir köye attılar,
Tarih öncesi köpekler havlıyordu.
Cemal Süreya, o yıl annesini kaybetti. Daha sonra röportajlarında, annesinin siluetinin bile gözünde canlanmadığını söyledi.
Çocukluk döneminde kitap okuma imkanı kısıtlı olduğu için bulabildiği her şeyi okuduğunu söylüyordu. Sokakta bulduğu kesekağıdının üzerindeki yazılar bile okunmaya değerdi.
Dostoyevski’yle tanışması ikinci doğum günü...
Süreya, ilkokula İstanbul’da başlayıp Bilecik’te bitirdi. Ortaokulu da Bilecik’te okuduktan sonra İstanbul’da Haydarpaşa Lisesi’ne kaydoldu. Yüksek öğrenim için yolu Ankara’ya düştü. Ankara Üniversitesi’nde iktisat ve maliye bölümünü bitirdi.
Ortaokulda Karamazov Kardeşler’i okudu. Dostoyevski’yle tanışmasını ikinci doğum günü olarak niteleyen Süreya’nın, içindeki huzursuzluğu yazarak ifade etme dönemi başlıyordu.
Hassas ve dikkatli bir bürokrat
Üniversiteyi bitirdikten sonra Maliye Bakanlığı’nda müfettiş yardımcısı olarak başladığı görevini uzun yıllar devam ettirdi. Görevi sebebiyle birçok şehir gördü, çok insanla tanıştı. Tren seyahatleri sırasında birçok şey üzerine düşünmeye vakit buldu. Uzun yıllar görev yaptığı Maliye çevrelerinde işinde hassas, suistimallere karşı dikkatli bir bürokrat olarak tanınıyordu.
Kısa bir dönem Darphane Genel Müdürlüğü yaptı.
İstifa ve geri dönüş sonrası 1982’de emekli oldu.
"Çocukluğunu yitirmemiş, yalnız bir adam"
Çocukluğundan beri içine kapanık, yeni yerler görmekten veya günlük hayat rutinlerini değiştirmekten memnun olmayan biri olan Cemal Süreya, hayatta aradığı temel şeyin şefkat olduğunu söylüyordu. Süreya, aradığı şefkati bulabilmek için 5 kez evlendi.
Utangaçlık ve çekingenlik, doğasının en belirgin özelliklerindendi.
1969’da oğlu Memo dünyaya geldi. Oğlunun dünyaya gelmesi ve büyümesini bir mucize olarak nitelendiriyor ve şaşkınlıkla, hayranlıkla bu süreci takip ediyordu.
Kendini, çocukluğunu yitirmemiş, yalnız, okumayı seven bir adam olarak görüyordu. Aynı masada oturmayı, aynı yerlere gitmeyi, aynı arkadaş grubunu görmeyi seviyordu. Yakın arkadaşlarından Turgut Uyar ve Edip Cansever’in erken ölümleri, Süreya’daki yalnızlık hissini ve ölüm korkusunu güçlendirdi. Edip Cansever için şu dizeler kaleminden döküldü:
Yeşil ipek gömleğinin yakası
Büyük zamana düşer.
Her şeyin fazlası zararlıdır ya,
Fazla şiirden öldü Edip Cansever.
Gündüzleri memuriyet, akşamları şiir
1940’ların başında bir manifestoyla ortaya çıkan Garip Akımı’na mesafeli duruşu olsa da daha sonraları söyleyeceği gibi Orhan Veli ve arkadaşlarının şiiri ele alış biçiminden oldukça etkilenmişlerdi. Kendi deyimiyle Türkçe’yi onlardan öğrenmişti.
İkinci Yeni’nin önde gelen şairlerinden olan Süreya, 1958’de Üvercinka’yı yayınladığında edebiyat dünyasında derin bir ses getirdi. Şiirde yeni imgeler, çağrışımlar ve soyutlamalar başlıyordu. İkinci Yeni’de Süreya’ya yol arkadaşlığı eden diğer şair ve yazarlar; İlhan Berk, Ülkü Tamer, Edip Cansever, Turgut Uyar, Sezai Karakoç ve Ece Ayhan’dı.
Süreya, şiirlerinde şehirli aşkları konu alıyordu. Artık şairlerin doğum yerleri sadece İstanbul değil, Anadolu’nun birçok yeri olmaya başlamıştı. Türkiye değişirken edebiyat dünyası da değişiyordu.
Şiirleri sadece aşkla sınırlı değildi. Satır aralarında hiciv de barındırıyor ancak bunları dolaysız yollarla değil benzetme ve ironi kullanarak incelikli üslubuyla işliyordu.
Papirüs Dergisi’ni üç kez açıp kapattı. Dergi, yeni şair ve yazarlara yer veriyordu. Dergiye daha fazla zaman ayırmak için Tomris Uyar’ın da telkinleriyle memuriyetten istifa etse de para kazanamadığı için bir süre sonra tekrar memuriyete döndü. Gündüzleri memuriyetle, akşamları şiirle vakit geçiriyordu.
Memuriyet ve edebiyat yaşamıyla ilgili sorulan bir soruya şöyle cevap vermişti: “Çoğu zaman maliyecilikle edebiyat çalışmalarını nasıl bağdaştırdığım soruluyor. Şiir para getirmediği için, her şair ikinci bir uğraş arayacaktır. İkinci uğraşın şiirden uzak olması şair için daha iyi galiba… Çünkü uğraştan derin bir soluk alırcasına kopabilir. Aynı zamanda düşünceye yönelmemde mesleğimin etkisi olmuştur. Çünkü Maliye Müfettişi kusur bulmaya değil, ıslah etmeye çalışır.”
Edebiyatla ilişkisi şiirden ibaret değildi. Fransızca’dan çeviriler yapıyor, deneme ve eleştiri de yazıyordu.
1976’da reel politik ve şiir üzerine düşüncelerini Şapkam Dolu Çiçek ile kitaplaştırdı. Kendini cevaplar üreten bir insan olarak değil, mevcut soruların üstüne sorular ekleyen bir insan olarak tanımlıyordu.
1980’lerde kaleme aldığı günlükleri çeşitli gazetelerde yayımlandı. Ayrıca Doğu Perinçek ile birlikte çıkardığı 2000’e Doğru Dergisi ile portre yazarlığı ön plana çıktı. Yaptığı tahliller gündemi belirliyordu.
Sessiz sedasız aramızdan ayrıldı
9 Ocak 1990’da aşk şiirleriyle tanınan Cemal Süreya bu dünyadan sessiz sedasız ayrıldı.
Cenaze töreninde Süreya’nın eşi ölmeden hemen önce yazdığı şu satırları paylaştı:
Ölüyorum tanrım
Bu da oldu işte.
Her ölüm erken ölümdür
Biliyorum tanrım.
Ama, ayrıca, aldığın şu hayat
Fena değildir...
Üstü kalsın...
14 Kasım 2016 Pazartesi
6 maddeyle şiire yön veren "Bir Garip Orhan Veli"
Orhan Veli Kanık, 36 yıllık kısacık ömründe Türk şiiri ve edebiyat dünyası için ölümsüz eserler bıraktı. Yazdıklarıyla Garip akımının öncülerinden ve hatta en bilinen şairlerinden oldu.
1. Orhan Veli 1914'te doğdu
Doğma büyüme İstanbullu olan şair, lise eğitiminin bir kısmına Ankara'da devam etti. 3 çocuklu ailenin en büyük çocuğu olan Orhan Veli'nin kardeşleri Adnan Veli Kanık ve Füruzan Yolyapan'dır.
2. Edebiyata ilgini küçük yaşlarda başladı
İlkokulda çocuk dergileri için hikaye yazan Orhan Veli; okul yaşamı boyunca Orhan Rıfat Horozcu, Melih Cevdet Anday'la tanıştı. Lisede edebiyat hocası olan Ahmet Hamdi Tanpınar'ı yönlendirmesi ilk kırılmalardan biri oldu.
3. Garip akımının tohumları atılıyor
Lise döneminde tanıştığı Melih Cevdet ve Oktay Rıfat ile Sesimiz isimli bir dergi çıkardı. Bu dergi döneminde aruz vezni kullandığı şiirlerini yazdı.
4. Garip akımı olgunlaşıyor
Üniversite eğitimi için 1932-1936 yılları arasında İstanbul'da kalan Orhan Veli, tekrar Ankara'ya döndüğünde arkadaşlarıyla bir araya geldi ve şiir çalışmalarına devam ettiler. 1936'da yayınlanmaya başlayan şiirlerinde hece şairi olarak bilinseler de 1937 sonrasında yeni tarzları iyice belirginleşti.
5. Garip seçkisi edebiyat dünyasını salladı
1941 yılının Mayıs ayında Garip seçkisi yayınlandı. Bu kitapta şairin yirmi dört şiirinin yanı sıra Melih Cevdet'in on altı, Oktay Rifat'ın ise yirmi bir şiiri yer aldı. Kitabın içindeki şiirler kadar ses getiren önsözünü ise Orhan Veli yazdı.
6. Belediye çukuruna düşüp hayatını kaybetti
Genelde şiirleriyle tanınan Orhan Veli'nin hikaye, deneme, çeviri ve makale de yazdı.
Ankara'da belediyenin kazdığı bir çukura düştü ve başından hafifçe yaralandı. İki gün sonra İstanbul'a döndü. 14 Kasım günü bir arkadaşının evinde öğle yemeği yerken fenalık geçiren şair hastaneye kaldırıldı. Beyinde damar çatlaması yüzünden başlayan rahatsızlığın sebebi doktor tarafından anlaşılamadı ve Kanık'a alkol zehirlenmesi teşhisiyle tedavi uygulandı, ancak beyin kanaması geçirdiği sonradan anlaşıldı. Aynı akşam komaya giren şair komadan çıkamayarak hayatını kaybetti.
Doğma büyüme İstanbullu olan şair, lise eğitiminin bir kısmına Ankara'da devam etti. 3 çocuklu ailenin en büyük çocuğu olan Orhan Veli'nin kardeşleri Adnan Veli Kanık ve Füruzan Yolyapan'dır.
2. Edebiyata ilgini küçük yaşlarda başladı
İlkokulda çocuk dergileri için hikaye yazan Orhan Veli; okul yaşamı boyunca Orhan Rıfat Horozcu, Melih Cevdet Anday'la tanıştı. Lisede edebiyat hocası olan Ahmet Hamdi Tanpınar'ı yönlendirmesi ilk kırılmalardan biri oldu.
3. Garip akımının tohumları atılıyor
Lise döneminde tanıştığı Melih Cevdet ve Oktay Rıfat ile Sesimiz isimli bir dergi çıkardı. Bu dergi döneminde aruz vezni kullandığı şiirlerini yazdı.
4. Garip akımı olgunlaşıyor
Üniversite eğitimi için 1932-1936 yılları arasında İstanbul'da kalan Orhan Veli, tekrar Ankara'ya döndüğünde arkadaşlarıyla bir araya geldi ve şiir çalışmalarına devam ettiler. 1936'da yayınlanmaya başlayan şiirlerinde hece şairi olarak bilinseler de 1937 sonrasında yeni tarzları iyice belirginleşti.
5. Garip seçkisi edebiyat dünyasını salladı
1941 yılının Mayıs ayında Garip seçkisi yayınlandı. Bu kitapta şairin yirmi dört şiirinin yanı sıra Melih Cevdet'in on altı, Oktay Rifat'ın ise yirmi bir şiiri yer aldı. Kitabın içindeki şiirler kadar ses getiren önsözünü ise Orhan Veli yazdı.
6. Belediye çukuruna düşüp hayatını kaybetti
Genelde şiirleriyle tanınan Orhan Veli'nin hikaye, deneme, çeviri ve makale de yazdı.
Ankara'da belediyenin kazdığı bir çukura düştü ve başından hafifçe yaralandı. İki gün sonra İstanbul'a döndü. 14 Kasım günü bir arkadaşının evinde öğle yemeği yerken fenalık geçiren şair hastaneye kaldırıldı. Beyinde damar çatlaması yüzünden başlayan rahatsızlığın sebebi doktor tarafından anlaşılamadı ve Kanık'a alkol zehirlenmesi teşhisiyle tedavi uygulandı, ancak beyin kanaması geçirdiği sonradan anlaşıldı. Aynı akşam komaya giren şair komadan çıkamayarak hayatını kaybetti.
19 Mayıs 2016 Perşembe
19 Mayıs mesajları - İşte Atatürk'ün 19 Mayıs ile ilgili sözleri
19 Mayıs Atatürk'ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı coşkusu tüm hızıyla sürüyor. Atatürk'ün 19 Mayıs ile ilgili sözlerini sizler için derledik. Türk gençliğine armağan edilen 19 Mayıs için en güzel sözler ve şiirler haberimizde.
İşte 19 Mayıs mesajları ve sözleri..
19 Mayıs coşkusu tüm yurtta büyük bir heyecan ve coşkuyla kutlanıyor. Atatürk'ün gençliğe armağan ettiği 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı'nın geçmişi ve tarihçesi ile ilgili bilinmeyen detayları sizler için derledik. En güzel 19 Mayıs şiirleri ve Atatürk'ün gençlere söylediği sözler haberimizde.
Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı, her yıl 19 Mayıs tarihinde kutlanan, Türkiye Cumhuriyeti'nin ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin millî bayramıdır. 19 Mayıs 1919'da Mustafa Kemal Atatürk Bandırma Vapuru ile Samsun'a çıkmıştır ve bugün İtilaf Devletleri'nin işgaline karşı Kurtuluş Savaşı'nın başladığı gün kabul edilir. Atatürk bu bayramı Türk gençliğine armağan etmiştir.
19 MAYIS İLK NE ZAMAN KUTLANDI?
Gençlik ve Spor Bayramı, ilk defa 24 Mayıs 1935’te "Atatürk Günü" adı altında kutlanmıştır. Beşiktaş'ın girişimleriyle Fenerbahçe Stadı'nda kutlanan bu ilk 19 Mayıs, Galatasaray ve Fenerbahçeli yüzlerce sporcunun da katılımıyla bir spor günü haline gelmiştir. Bu organizasyondan bir süre sonra gerçekleşen Spor Kongresi'nde söz alan Beşiktaş Kurucu Üyesi Ahmet Fetgeri Aşeni kutlanan Atatürk Günü'nün tüm gençliğe mal edilebilmesi için "19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı" adı altında her yıl yapılmasını teklif etmiştir.Kongrede oylanan bu öneri kabul edilmiş ve Atatürk'ün de onayıyla yasalaşmıştır.20 Haziran 1938 tarihli kanunla "Gençlik ve Spor Bayramı" olarak kutlanan bu ulusal bayramın adı 12 Eylül Darbesinden sonra "Atatürk'ü Anma , Gençlik ve Spor Bayramı" adını almıştır.
ATATÜRK'ÜN 19 MAYIS GENÇLİK VE SPOR BAYRAMI İÇİN SÖZLERİ
*"Gençler, Cesaretimizi güçlendiren ve sürdüren sizlersiniz. Siz, almakta olduğunuz terbiye ve kültür ile, insanlık değerinin, vatan sevgisinin en değerli örneği olacaksınız. Ey yükselen yeni nesil, gelecek sizindir. Cumhuriyeti biz kurduk; onu yükseltecek ve sürdürecek sizsiniz... benim naçiz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır, ancak Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır."
*"Milletin bağrından temiz bir nesil yetişiyor. Bu eseri (Türkiye Cumhuriyetini) ona bırakacağım ve gözüm arkamda kalmayacak."
*"Her şeye rağmen muhakkak bir ışığa doğru yürümekteyiz. Bende bu imanı yaşatan kuvvet, yalnız aziz memleket ve milletimin hakkındaki sonsuz sevgim değil, bugünün karanlıları, ahlâksızlıkları, şarlatanlıkları içinde sırf vatan ve hakikat aşkıyla ışık serpmeye ve aramaya çalışan bir gençlik görmemdir."
*"Türkiye Cumhuriyetinin, özellikle bugünkü gençliğine ve yetişmekte olan çocuklarına hitap ediyorum: Batı senden, Türk'ten çok geriydi. Manada, fikirde, tarihte bu böyleydi. Eğer bugün batı teknikte bir üstünlük gösteriyorsa, ey Türk Çocuğu, o kabahat da senin değil, senden öncekilerin affedilmez ihmalinin bir sonucudur. Şunu da söyleyeyim ki, çok zekisin! .. Bu belli. Fakat zekânı unut! .. Daima çalışkan ol..."
*"Rica ile, merhamet dilenmekle bir millet ve devletin şeref ve istiklâli kurtarılmaz. Türk milleti, gelecek nesiller için bunu unutmamalıdır."
*"Ben Samsun’u ve Samsun Halkını gördüğüm zaman, memlekete ve millete ait bütün düşünce ve kararlarımın yerine getirilebileceğine dair bir defa daha kuvvetle inanmıştım. Samsun’luların hal ve durumlarında gördüğüm gözlerinden okuduğum vatanseverlik ve fedakarlık ; ümit ve tasavvurlarımı olumlu bir inanca götürmeye yetmişti..."
*19 Mayıs ulusal egemenliğin başlangıç günüdür.
*Bütün ümidim gençliktedir. Her kafanın anlamaktan aciz olduğu yüksek bir varlıktır gençlik.
19 MAYIS ATATÜRK'Ü ANMA GENÇLİK VE SPOR BAYRAMI ŞİİRLERİ
ATATÜRK KURTULUŞ SAVAŞINDA
Bir gemi yanaştı Samsun’a sabaha karşı
Selam durdu kayığı, çaparası, takası,
Selam durdu tayfası.
Bir duman tüterdi bu geminin bacasından
Bir duman
Duman değildi bu
Memleketin uçup giden kaygılarıydı.
Samsun limanına bu gemiden atılan
Demir değil
Sarılan anayurda
Kemal Paşanın kollarıydı.
Selam vererek Anadolu çocuklarına
Çıkarken yüce komutan
Karadeniz’in halini görmeliydi.
Kalkıp ayağa ardı sıra baktı dalgalar
Kalktı takalar,
İzin verseydi Kemal Paşa
Ardından gürleyip giderlerdi
Erzurum’a kadar
Cahit KÜLEBİ
19 Mayıs 1919’da
Yurdu düşmanlar sardı,
Güneşimiz karardı.
Ninelerin gözleri
Birer kanlı pınardı.
Serin bahar meltemi
Gibi beyaz bir gemi
Samsun’a demir attı,
Göklerimiz ağardı.
Bu gemide inanan,
Yurda şan, millete şan;
Büyük, eşsiz kahraman
Mustafa Kemal vardı.
M.Necati ÖNGAY
ŞU SONSUZ KOŞU
Samsun’a ayak basmış Kahraman bugün,
Çayır, çimen yeşermiş zafer yolunda
Davul zurna sesinde şahlanır düğün,
Gönlüm coşup öter bir bahar dalında.
Ata’nın rüyasına gelincikler sun,
Emek bahçelerinin güzel gülünü…
Biz sonsuz bir sabahtayız… O uyusun,
Sevincimiz coşturur O’nun gönlünü.
Nasıl çıkmış bir sabah Samsun’dan yola,
Dağlardan dağlara o zafer türküsü,
Şahlanıp bayrak çekmiş her eski kola,
Taze bir bahar açmış yurdun gözünü.
Al bayrağın Ankara Kalesi’nde hür,
Dalgalanmakta altın bir çağa doğru,
Yeni kahramanlar kol kol, boy boy yürür,
Şu karlı dağlardaki bayrağa doğru.
On dokuz Mayıs’ın hür başına çelenk,
Kiraz mevsimi, gençlik ay’ı, gül ay’ı,
Bir bahar bahçesinde gönüller renk renk,
Şu sonsuz koşuya bak, sarmış yaylayı.
Ceyhun Atuf KANSU
İşte 19 Mayıs mesajları ve sözleri..
19 Mayıs coşkusu tüm yurtta büyük bir heyecan ve coşkuyla kutlanıyor. Atatürk'ün gençliğe armağan ettiği 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı'nın geçmişi ve tarihçesi ile ilgili bilinmeyen detayları sizler için derledik. En güzel 19 Mayıs şiirleri ve Atatürk'ün gençlere söylediği sözler haberimizde.
Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı, her yıl 19 Mayıs tarihinde kutlanan, Türkiye Cumhuriyeti'nin ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin millî bayramıdır. 19 Mayıs 1919'da Mustafa Kemal Atatürk Bandırma Vapuru ile Samsun'a çıkmıştır ve bugün İtilaf Devletleri'nin işgaline karşı Kurtuluş Savaşı'nın başladığı gün kabul edilir. Atatürk bu bayramı Türk gençliğine armağan etmiştir.
19 MAYIS İLK NE ZAMAN KUTLANDI?
Gençlik ve Spor Bayramı, ilk defa 24 Mayıs 1935’te "Atatürk Günü" adı altında kutlanmıştır. Beşiktaş'ın girişimleriyle Fenerbahçe Stadı'nda kutlanan bu ilk 19 Mayıs, Galatasaray ve Fenerbahçeli yüzlerce sporcunun da katılımıyla bir spor günü haline gelmiştir. Bu organizasyondan bir süre sonra gerçekleşen Spor Kongresi'nde söz alan Beşiktaş Kurucu Üyesi Ahmet Fetgeri Aşeni kutlanan Atatürk Günü'nün tüm gençliğe mal edilebilmesi için "19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı" adı altında her yıl yapılmasını teklif etmiştir.Kongrede oylanan bu öneri kabul edilmiş ve Atatürk'ün de onayıyla yasalaşmıştır.20 Haziran 1938 tarihli kanunla "Gençlik ve Spor Bayramı" olarak kutlanan bu ulusal bayramın adı 12 Eylül Darbesinden sonra "Atatürk'ü Anma , Gençlik ve Spor Bayramı" adını almıştır.
ATATÜRK'ÜN 19 MAYIS GENÇLİK VE SPOR BAYRAMI İÇİN SÖZLERİ
*"Gençler, Cesaretimizi güçlendiren ve sürdüren sizlersiniz. Siz, almakta olduğunuz terbiye ve kültür ile, insanlık değerinin, vatan sevgisinin en değerli örneği olacaksınız. Ey yükselen yeni nesil, gelecek sizindir. Cumhuriyeti biz kurduk; onu yükseltecek ve sürdürecek sizsiniz... benim naçiz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır, ancak Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır."
*"Milletin bağrından temiz bir nesil yetişiyor. Bu eseri (Türkiye Cumhuriyetini) ona bırakacağım ve gözüm arkamda kalmayacak."
*"Her şeye rağmen muhakkak bir ışığa doğru yürümekteyiz. Bende bu imanı yaşatan kuvvet, yalnız aziz memleket ve milletimin hakkındaki sonsuz sevgim değil, bugünün karanlıları, ahlâksızlıkları, şarlatanlıkları içinde sırf vatan ve hakikat aşkıyla ışık serpmeye ve aramaya çalışan bir gençlik görmemdir."
*"Türkiye Cumhuriyetinin, özellikle bugünkü gençliğine ve yetişmekte olan çocuklarına hitap ediyorum: Batı senden, Türk'ten çok geriydi. Manada, fikirde, tarihte bu böyleydi. Eğer bugün batı teknikte bir üstünlük gösteriyorsa, ey Türk Çocuğu, o kabahat da senin değil, senden öncekilerin affedilmez ihmalinin bir sonucudur. Şunu da söyleyeyim ki, çok zekisin! .. Bu belli. Fakat zekânı unut! .. Daima çalışkan ol..."
*"Rica ile, merhamet dilenmekle bir millet ve devletin şeref ve istiklâli kurtarılmaz. Türk milleti, gelecek nesiller için bunu unutmamalıdır."
*"Ben Samsun’u ve Samsun Halkını gördüğüm zaman, memlekete ve millete ait bütün düşünce ve kararlarımın yerine getirilebileceğine dair bir defa daha kuvvetle inanmıştım. Samsun’luların hal ve durumlarında gördüğüm gözlerinden okuduğum vatanseverlik ve fedakarlık ; ümit ve tasavvurlarımı olumlu bir inanca götürmeye yetmişti..."
*19 Mayıs ulusal egemenliğin başlangıç günüdür.
*Bütün ümidim gençliktedir. Her kafanın anlamaktan aciz olduğu yüksek bir varlıktır gençlik.
19 MAYIS ATATÜRK'Ü ANMA GENÇLİK VE SPOR BAYRAMI ŞİİRLERİ
ATATÜRK KURTULUŞ SAVAŞINDA
Bir gemi yanaştı Samsun’a sabaha karşı
Selam durdu kayığı, çaparası, takası,
Selam durdu tayfası.
Bir duman tüterdi bu geminin bacasından
Bir duman
Duman değildi bu
Memleketin uçup giden kaygılarıydı.
Samsun limanına bu gemiden atılan
Demir değil
Sarılan anayurda
Kemal Paşanın kollarıydı.
Selam vererek Anadolu çocuklarına
Çıkarken yüce komutan
Karadeniz’in halini görmeliydi.
Kalkıp ayağa ardı sıra baktı dalgalar
Kalktı takalar,
İzin verseydi Kemal Paşa
Ardından gürleyip giderlerdi
Erzurum’a kadar
Cahit KÜLEBİ
19 Mayıs 1919’da
Yurdu düşmanlar sardı,
Güneşimiz karardı.
Ninelerin gözleri
Birer kanlı pınardı.
Serin bahar meltemi
Gibi beyaz bir gemi
Samsun’a demir attı,
Göklerimiz ağardı.
Bu gemide inanan,
Yurda şan, millete şan;
Büyük, eşsiz kahraman
Mustafa Kemal vardı.
M.Necati ÖNGAY
ŞU SONSUZ KOŞU
Samsun’a ayak basmış Kahraman bugün,
Çayır, çimen yeşermiş zafer yolunda
Davul zurna sesinde şahlanır düğün,
Gönlüm coşup öter bir bahar dalında.
Ata’nın rüyasına gelincikler sun,
Emek bahçelerinin güzel gülünü…
Biz sonsuz bir sabahtayız… O uyusun,
Sevincimiz coşturur O’nun gönlünü.
Nasıl çıkmış bir sabah Samsun’dan yola,
Dağlardan dağlara o zafer türküsü,
Şahlanıp bayrak çekmiş her eski kola,
Taze bir bahar açmış yurdun gözünü.
Al bayrağın Ankara Kalesi’nde hür,
Dalgalanmakta altın bir çağa doğru,
Yeni kahramanlar kol kol, boy boy yürür,
Şu karlı dağlardaki bayrağa doğru.
On dokuz Mayıs’ın hür başına çelenk,
Kiraz mevsimi, gençlik ay’ı, gül ay’ı,
Bir bahar bahçesinde gönüller renk renk,
Şu sonsuz koşuya bak, sarmış yaylayı.
Ceyhun Atuf KANSU
6 Mayıs 2016 Cuma
Anneler Günü ne zaman? Anneler Günü hediyeleri ve şiirleri
Anneler günü, anneleri onurlandıran özel bir gündür. Değişik günlerde ve değişik ülkelerde kutlanır. Bu günde anneler çeşitli hediyeler alır. Bu günü farklı ülkelerdeki insanlar yılın farklı günlerinde kutlarlar.
Anneler günü geleneği, Antik Yunanların Yunan mitolojisindeki pek çok tanrı ve tanrıçanın annesi olan Rhea onuruna verdikleri yıllık ilkbahar festivali kutlamalarıyla başlar. Antik Romalılar da ilkbahar festivallerini İsa'nın doğumundan 250 yıl öncesinden ana tanrıça Kibele onuruna kutluyorlardı.
ABD'de Anna Jarvis'in kaybettiği kendi annesi için 1908 yılında başlattığı anma günü, 1914 yılında Kongrenin onayıyla Amerika çapında genişledi.
Anneler Günü dünyada farklı günlerde kutlanır. En geniş şekilde Mayıs ayının ikinci haftasında kutlanır.
Bu sene Anneler Günü 8 Mayıs Pazar günü.
ANNELER GÜNÜ HEDİYELERİ
Geleneksel annelere...
Yemek yapmayı seven, komşularıyla çay kahve günlerinde çeşit çeşit yemek yemeye bayılan geleneksel bir anneniz varsa ona güzel bir yemek kitabı veya çay-kahve takımı gibi hediyeler alabilirsiniz.
Stresli annelere...
Sık yorulan, stresli ve içi rahat durmayan bir anneniz varsa onu kolunuza takıp bir otelin spasına götürebilirsiniz. Veya kendi başına gidebileceği bir yenilenme seansı ehdiye edebilirsiniz. Evde kullanmak için ise yatıştırıcı sabunlar, kremler ve banyo köpükleri alabilirsiniz.
Tasarım düşkünü annelere...
Tasarım düşkünü bir anneniz varsa beğendiği tasarımcıların parfüm, çanta, ayakkabı gibi ürünlerinden hediye alabilirsiniz.
Spor tutkunu annelere...
Spor salonundan çıkmayan, arkadaşlarıyla yüzmeye, yürümeye gitmeye bayılan bir anneniz varsa ona spor yaparken kullanabileceği eşyalar hediye edebilirsiniz. Spor çantası, eşofman takımı, ayakkabılar veya termal taytlar annenizin hoşuna gidebilir.
Her şeyi olan annelere...
Ne aklınıza gelse annenizde zaten çoktan varsa işiniz biraz daha zor olabilir. O zaman bir buket çiçek veya sevdiği çikolatalarla kapısını çalabilir, veya tüm gününüzü ona ayırarak istediği yere onu gezmeye götürebilirsiniz.
Anneler Günü için nasıl hediyeler alabiliriz? Annemize alacağımız küçücük bir hediye onlar için büyük önem taşır.
1) Buket Çicek
2) Kutu Çikolata (özel çikolatalı, çiçek mevyeler)
3) Küçük Ev Aletleri
4) Züccaciye, Mutfak Eşyaları
5) Giyim Eşyası
6) Takılar (Kolye, Küpe, Saat.. vb.)
7) Fotoğraf Çerçevesi
8) Duvar Saati
9) Annelere Özel Ödül Plaketleri (yılın annesi, yıldızım sensin vb.)
ANNELER GÜNÜ ŞİİRLERİ
ANNECİĞİM
Ne sevimli bir annesin!
Ne tatlıdır senin sesin!
Benim canım mısın nesin
Sen olmazsan yapamam ben!..
Senden yakın kim var bana?
Kalbim, canım bağlı sana!..
Üzüntüm yok ondan yana
Seviyorsun beni de sen.
Gülsem güler yüzün
Ağlamamdan alır hüzün...
Senin gecen ve gündüzün
Işık alır sanki benden!
ANNE
Senin sesini
senin kokunu özledim anne
Gözlerini özledim,
Sözlerini özledim.
Kokunu özledim,
Benim güzel annem.
Beni büyüten,
Beni yaşatan.
Beni yüreten,
Sen değilmiydin,
Benim güzel annem.
Anneler Günü
Yeşildir artık yüreğinde kara bulut,
Bugün anneler günü, annem beni unut.
Evde acılar koynuna yangelip yatmış,
İnadına giyin sen de mayısa batmış,
Yürü sokakta, çocukların düşü aksın
Yürü ki saksıda çiçekler sana baksın.
Diline genç anılarından bir türkü seç,
Beş yıl büyüdüğüm okulun önünden geç,
Islanırsa anıların güneşte kurut,
Senin günün bugün unutma, beni unut
Gök mavi, deniz mavi, tam kıyısında dur
Durma, eteğinden beni bir daha savur.
Annem yıldız kayıyor içinden dilek tut,
Koşuyor sana kısa pantolunlu çocuk,
Gözünde gözümde, gözlerinde bin umut …
Anneler günü geleneği, Antik Yunanların Yunan mitolojisindeki pek çok tanrı ve tanrıçanın annesi olan Rhea onuruna verdikleri yıllık ilkbahar festivali kutlamalarıyla başlar. Antik Romalılar da ilkbahar festivallerini İsa'nın doğumundan 250 yıl öncesinden ana tanrıça Kibele onuruna kutluyorlardı.
ABD'de Anna Jarvis'in kaybettiği kendi annesi için 1908 yılında başlattığı anma günü, 1914 yılında Kongrenin onayıyla Amerika çapında genişledi.
Anneler Günü dünyada farklı günlerde kutlanır. En geniş şekilde Mayıs ayının ikinci haftasında kutlanır.
Bu sene Anneler Günü 8 Mayıs Pazar günü.
ANNELER GÜNÜ HEDİYELERİ
Geleneksel annelere...
Yemek yapmayı seven, komşularıyla çay kahve günlerinde çeşit çeşit yemek yemeye bayılan geleneksel bir anneniz varsa ona güzel bir yemek kitabı veya çay-kahve takımı gibi hediyeler alabilirsiniz.
Stresli annelere...
Sık yorulan, stresli ve içi rahat durmayan bir anneniz varsa onu kolunuza takıp bir otelin spasına götürebilirsiniz. Veya kendi başına gidebileceği bir yenilenme seansı ehdiye edebilirsiniz. Evde kullanmak için ise yatıştırıcı sabunlar, kremler ve banyo köpükleri alabilirsiniz.
Tasarım düşkünü annelere...
Tasarım düşkünü bir anneniz varsa beğendiği tasarımcıların parfüm, çanta, ayakkabı gibi ürünlerinden hediye alabilirsiniz.
Spor tutkunu annelere...
Spor salonundan çıkmayan, arkadaşlarıyla yüzmeye, yürümeye gitmeye bayılan bir anneniz varsa ona spor yaparken kullanabileceği eşyalar hediye edebilirsiniz. Spor çantası, eşofman takımı, ayakkabılar veya termal taytlar annenizin hoşuna gidebilir.
Her şeyi olan annelere...
Ne aklınıza gelse annenizde zaten çoktan varsa işiniz biraz daha zor olabilir. O zaman bir buket çiçek veya sevdiği çikolatalarla kapısını çalabilir, veya tüm gününüzü ona ayırarak istediği yere onu gezmeye götürebilirsiniz.
Anneler Günü için nasıl hediyeler alabiliriz? Annemize alacağımız küçücük bir hediye onlar için büyük önem taşır.
1) Buket Çicek
2) Kutu Çikolata (özel çikolatalı, çiçek mevyeler)
3) Küçük Ev Aletleri
4) Züccaciye, Mutfak Eşyaları
5) Giyim Eşyası
6) Takılar (Kolye, Küpe, Saat.. vb.)
7) Fotoğraf Çerçevesi
8) Duvar Saati
9) Annelere Özel Ödül Plaketleri (yılın annesi, yıldızım sensin vb.)
ANNELER GÜNÜ ŞİİRLERİ
ANNECİĞİM
Ne sevimli bir annesin!
Ne tatlıdır senin sesin!
Benim canım mısın nesin
Sen olmazsan yapamam ben!..
Senden yakın kim var bana?
Kalbim, canım bağlı sana!..
Üzüntüm yok ondan yana
Seviyorsun beni de sen.
Gülsem güler yüzün
Ağlamamdan alır hüzün...
Senin gecen ve gündüzün
Işık alır sanki benden!
ANNE
Senin sesini
senin kokunu özledim anne
Gözlerini özledim,
Sözlerini özledim.
Kokunu özledim,
Benim güzel annem.
Beni büyüten,
Beni yaşatan.
Beni yüreten,
Sen değilmiydin,
Benim güzel annem.
Anneler Günü
Yeşildir artık yüreğinde kara bulut,
Bugün anneler günü, annem beni unut.
Evde acılar koynuna yangelip yatmış,
İnadına giyin sen de mayısa batmış,
Yürü sokakta, çocukların düşü aksın
Yürü ki saksıda çiçekler sana baksın.
Diline genç anılarından bir türkü seç,
Beş yıl büyüdüğüm okulun önünden geç,
Islanırsa anıların güneşte kurut,
Senin günün bugün unutma, beni unut
Gök mavi, deniz mavi, tam kıyısında dur
Durma, eteğinden beni bir daha savur.
Annem yıldız kayıyor içinden dilek tut,
Koşuyor sana kısa pantolunlu çocuk,
Gözünde gözümde, gözlerinde bin umut …
18 Mart 2016 Cuma
Çanakkale Zaferi 18 Mart şiirleri ve sözleri - 101. yıl dönümü
18 Mart Çanakkale Zaferi, Türkiye tarihinin en büyük zaferlerinden biridir. Bugün 101. yılı kutlanan Çanakkale Zaferi şiirleri ve sözlerini sizler için derledik. Peki; 18 Mart Çanakkale Zaferi'nin önemi nedir? İşte; 18 Mart Çanakkale Zaferi (Şehitleri Anma Günü) şiirleri, sözleri ve tüm detaylar.
1915 - 1916 yılları arasında İtilaf Devletleri'ne karşı kararlı bir azim ve mücadele ruhu ile kazandığımız 18 Mart Çanakkale Zaferi'nin 101. yıldönümü kutlanıyor. Tarih sayfalarına 'Çanakkale Geçilmez' diye altın harflerle yazılan zaferimizin en güzel şiirleri ve sözleri haberimizde.
ÇANAKKALE SAVAŞI NEDİR?
Çanakkale Savaşı, I. Dünya Savaşı sırasında 1915-1916 yılları arasında Gelibolu Yarımadası'nda Osmanlı Devleti ile İtilaf Devletleri arasında yapılan deniz ve kara muharebeleridir.
İtilaf Devletleri; Osmanlı Devleti'nin başkenti konumundaki İstanbul'u alarak boğazların kontrolünü ele geçirmek, Rusya'yla güvenli bir tarımsal ve askeri ticaret yolu açmak, Alman müttefiklerinden birini savaş dışı bırakarak İttifak Devletlerini zayıflatmak amaçları ile ilk hedef olarak Çanakkale Boğazı'na girmişlerdir. Ancak saldırıları başarısız olacak, iki tarafın da çok ağır kayıplar vermesiyle İtilaf Devletleri geri çekileceklerdir.
ÇANAKKALE SAVAŞLARININ NEDENLERİ (MADDELER HALİNDE)
1. 1911-1912 yıllarında Osmanlı Devleti son Afrika toprakları olan Trablusgarp ve Bingazi'yi İtalya'ya bırakmış, 1912-1913 Balkan hezimeti ise, 500 yıldır Türk olan Rumeli'deki son Türk hakimiyetini yok etmişti. Bu yüzden Osmanlı Devleti kaybettiği toprakları geri almak istemesi
2. İngiliz ve Fransızların İstanbul'u ele geçirmek istemesi ve İstanbul'a giden yol ise Çanakkale Boğazı'ndan geçer. Bulgar ordularının İstanbul kapılarını zorlaması, İstanbul ve boğazların güvenliğinin tehlikeye girmesi..
3. Ekonomisi kötüye giden Rusya'ya gerekli yardımı götürmek. Ve Anadoludaki petrol yataklarını ele geçirmek.
4. Balkan Savaşları' nda yara almış Osmanlı devleti'ne ikinci hamleyi vurarak tamamen çökertmek. Bu sayede de Avrupa'ya açılabilme emellerini gerçekleştirmek.
5. İki Alman gemisinin Akdeniz'de İngiliz ve Fransız donanmasından kaçarak Türk bayrağı altında Rus limanlarını bombalaması.
6. Osmanlı Devleti'nin bu sebeplerden dolayı savaşa girmek zorunda kalması ve müttefiği olduğu Almanya'nın savaşı kazanacaklarına inanması.
ÇANAKKALE SAVAŞI'NIN SEBEPLERİ
Güçlü bir devlet olan ve dünya dengelerini altüst eden Almanya'dan rahatsız olan İngiltere ve Fransa'nın, Birinci Dünya Savaşı'nda, Osmanlı Devleti'ne ait olan Çanakkale Boğazını ele geçirerek, müttefikleri Rusya'ya yardım götürmek ve İstanbul'u işgal ederek Osmanlı Devleti'ni savaş dışı bırakmak istemeleridir. Savaş 18 Mart 1915 tarihinde başlamıştır.
İngiltere ve Fransa ile Osmanlı ve Alman orduları arasında geçen ve iki taraftan toplam 500,000'den fazla insanın "kaybına" (ölüm, firar, esir, sakatlanma ve hastalıklar) neden olan savaşın ardından İtilaf Devletleri Çanakkale Boğazı'nı geçememiş, İstanbul'u işgal edememiş, Rusya Federasyonu dünyanın en büyük ülkelerinden biri. Kuzeyinde Kuzey Kutup Denizi; doğusunda Pasifik Okyanus; batısında Estonya, Litvanya, Beyaz Rusya, Letonya, Ukrayna, Moldavya, Baltık Denizi; güneyinde Kazakistan, Moğolistan, Çin, Gürcistan, Azerbeycan, Hazar Denizi, Kuzey Kore, Karadeniz yer alır.Tümünü oku (yeni pencerede açılır)'da zorda kalan çarlık rejimi devrilmiş ve I. Dünya Savaşı 2 yıl uzamıştır.
ÇANAKKALE SAVAŞININ SONUÇLARI
İngiltere ve Fransa ile Osmanlı ve Alman orduları arasında geçen ve iki taraftan toplam 500,000'den fazla insanın "kaybına" (ölüm, firar, esir, sakatlanma ve hastalıklar) neden olan savaşın ardından İtilaf Devletleri Çanakkale Boğazı'nı geçememiş, İstanbul'u işgal edememiştir. Pek çok tarihçi, Rusya'da zorda kalan çarlık rejimi devrilmesinde ve I. Dünya Savaşı 2 yıl uzamasında bu olayın önemli payı olduğu görüşündedirler.
Çanakkale Savaşı, müttefikleriyle Rusya'nın irtibatını önlemiş, bu arada Lenin ve yandaşları Bolşeviklerin Ekim Devrimi Çarlık Rusyası'nda Gregoryen takvimine göre 25 Ekim 1917'de, (Miladi takvime göre 7 Kasım 1917) Petrograd'daki Kışlık Saray'ın Lenin önderliğindeki Bolşeviklerin eline geçmesiyle başlayan ve Sovyetler Birliği'nin kurulmasına yol açan olaylar dizisidir.Tümünü oku (yeni pencerede açılır)
ile Rusya savaş dışı kalmıştır. Bu durum ihtilal Rusyası ile müttefiklerini birbirinden ayırmıştır. Sovyet Rusya Kurtuluş Savaşı yıllarında Ankara hükumetine belirli ölçüde lojistik destek sağlamıştır.
ile Rusya savaş dışı kalmıştır. Bu durum ihtilal Rusyası ile müttefiklerini birbirinden ayırmıştır. Sovyet Rusya Kurtuluş Savaşı yıllarında Ankara hükumetine belirli ölçüde lojistik destek sağlamıştır.
Bu savaşlar, İngiliz ve Fransız kuvvetlerini Gelibolu Yarımadası'na bağlamış, Almanya ve müttefiklerinin yükleri hafiflemiştir. Savaşta, çok sayıda eğitilmiş insan kaybedilmesi nedeniyle cumhuriyet döneminde eğitilmiş insan sıkıntısı çekilmiştir. Karşılıklı olarak çok büyük insan ve malzeme zayiatı verilmiştir.
Mustafa Kemal bu savaşta Conkbayırı Anafartalar ve Arıburnu'nda görev yapmıştır. Çıkartmanın ilk günü Conkbayırı'ndaki müdahalesi ve savaşın son aşamalarında üstlendiği görevler, Mustafa Kemal'in askeri yeteneklerini ortaya çıkarmış, "Anafartalar Kahramanı" olarak tanınmasını sağlamıştır. Bu durum daha sonraları Mustafa Kemal'in milli liderliğini ortaya çıkarmıştır.
18 Mart Çanakkale Zaferi ile ilgili en güzel şiirleri sizler için derledik. İşte o şiirler:
ÇANAKKALE TÜRKÜSÜ
Çanakkale içinde vurdular beni
Ölmeden mezara koydular beni
Of gençliğim eyvah
Ölmeden mezara koydular beni
Of gençliğim eyvah
Çanakkale köprüsü dardır geçilmez
Al kan olmuş suları bir tas içilmez
Of gençliğim eyvah
Al kan olmuş suları bir tas içilmez
Of gençliğim eyvah
Çanakkale içinde aynalı çarşı
Anne ben gidiyorum düşmana karşı
Of gençliğim eyvah
Anne ben gidiyorum düşmana karşı
Of gençliğim eyvah
Çanakkale içinde bir dolu testi
Anneler babalar ümidi kesti
Of gençliğim eyvah
Anneler babalar ümidi kesti
Of gençliğim eyvah
Çanakkale'den çıktım yan basa basa
Ciğerlerim çürüdü kan kusa kusa
Of gençliğim eyvah
Ciğerlerim çürüdü kan kusa kusa
Of gençliğim eyvah
Çanakkale içinde sıra söğütler
Altında yatıyor aslan yiğitler
Of gençliğim eyvah
Altında yatıyor aslan yiğitler
Of gençliğim eyvah
Çanakkale'den çıktım başım selamet
Anafarta'ya varmadan koptu kıyamet
Of gençliğim eyvah
Anafarta'ya varmadan koptu kıyamet
Of gençliğim eyvah
ÇANAKKALE SAVAŞI
Gülmeyiniz ey düşmanlar,
Çanakkale geçilemez.
Bekler nice kahramanlar,
Çanakkale geçilemez.
Çanakkale geçilemez.
Bekler nice kahramanlar,
Çanakkale geçilemez.
Filo, filoya dayansa,
Yerler bomba ile yansa,
Siperler kana boyansa,
Çanakkale geçilemez.
Yerler bomba ile yansa,
Siperler kana boyansa,
Çanakkale geçilemez.
On Sekiz Mart Zaferi'ni,
Herkes tanır Türk erini,
Ölür de vermez yerini,
Çanakkale geçilemez.
Herkes tanır Türk erini,
Ölür de vermez yerini,
Çanakkale geçilemez.
Türk'ün göğsü, Türk'ün kolu,
İman ile kuvvet dolu,
Aslan yurdu Gelibolu,
Çanakkale geçilemez.
İman ile kuvvet dolu,
Aslan yurdu Gelibolu,
Çanakkale geçilemez.
Akan kanlar dönse sele,
Conkbayır'ı geçmez ele,
Dünya kopup gelse bile,
Çanakkale geçilemez.
Conkbayır'ı geçmez ele,
Dünya kopup gelse bile,
Çanakkale geçilemez.
Birçok milletin askeri,
Yenilerek kaçtı geri,
Anladılar Türk'ün yeri
Çanakkale geçilemez.
Yenilerek kaçtı geri,
Anladılar Türk'ün yeri
Çanakkale geçilemez.
Ali Osman ATAK
ZAFER TÜRKÜSÜ
Yaşamaz ölümü göze almayan,
Zafer, göz yummadan koşana gider. Bayrağa kanının alı çalmayan,
Gözyaşı boşana boşana gider!
Kazanmak istersen sen de zaferi, Gürleyen sesinle doldur gökleri,
Zafer dedikleri kahraman peri, Susandan kaçar da coşana gider.
Bu yolda herkes bir, ey delikanlı,
Diriler şerefli, ölüler şanlı!
Yurt için dövüşen başı dumanlı,
Her zaman bu şandan, o şana gider.
Faruk Nafiz ÇAMLIBEL
Zafer, göz yummadan koşana gider. Bayrağa kanının alı çalmayan,
Gözyaşı boşana boşana gider!
Kazanmak istersen sen de zaferi, Gürleyen sesinle doldur gökleri,
Zafer dedikleri kahraman peri, Susandan kaçar da coşana gider.
Bu yolda herkes bir, ey delikanlı,
Diriler şerefli, ölüler şanlı!
Yurt için dövüşen başı dumanlı,
Her zaman bu şandan, o şana gider.
Faruk Nafiz ÇAMLIBEL
BİR YOLCUYA
( Bu şiir Gelibolu yamaçlarında yazıldı.)
Dur yolcu! bilmeden gelip bastığın
Bu toprak, bir devrin battığı yerdir.
Eğil de kulak ver, bu sessiz yığın
Bir vatan kalbinin attığı yerdir.
Bu ıssız, gölgesiz yolun sonunda
Gördüğün bu tümsek, Anadolu'nda
İstiklal uğrunda, namus yolunda
Can veren Mehmet'in yattığı yerdir.
Bu tümsek, koparken büyük zelzele,
Son vatan parçası geçerken ele,
Mehmed'in düşmanı boğduğu sele
Mübarek kanının akıttığı yerdir.
Düşün ki, haşr olan kan, kemik eti
Yaptığı bu tümsek, amansız çetin
Bir harbin sonunda bütün milletin
Hürriyet zevkini tattığı yerdir.
Necmettin Halil ONAN
Dur yolcu! bilmeden gelip bastığın
Bu toprak, bir devrin battığı yerdir.
Eğil de kulak ver, bu sessiz yığın
Bir vatan kalbinin attığı yerdir.
Bu ıssız, gölgesiz yolun sonunda
Gördüğün bu tümsek, Anadolu'nda
İstiklal uğrunda, namus yolunda
Can veren Mehmet'in yattığı yerdir.
Bu tümsek, koparken büyük zelzele,
Son vatan parçası geçerken ele,
Mehmed'in düşmanı boğduğu sele
Mübarek kanının akıttığı yerdir.
Düşün ki, haşr olan kan, kemik eti
Yaptığı bu tümsek, amansız çetin
Bir harbin sonunda bütün milletin
Hürriyet zevkini tattığı yerdir.
Necmettin Halil ONAN
ÇANAKKALE ŞEHİTLERİNE
Şu Boğaz harbi nedir? Var mı ki dünyada eşi?
En kesif orduların yükleniyor dördü beşi
En kesif orduların yükleniyor dördü beşi
Tepeden yol bularak geçmek için Marmara'ya
Kaç donanmayla sarılmış ufacık bir karaya.
Kaç donanmayla sarılmış ufacık bir karaya.
Ne hayâsızca tehaşşüd ki ufuklar kapalı!
Nerde -gösterdiği vahşetle- "Bu bir Avrupalı!"
Nerde -gösterdiği vahşetle- "Bu bir Avrupalı!"
Dedirir: Yırtıcı, his yoksulu, sırtlan kümesi,
Varsa gelmiş, açılıp mahbesi, yâhud kafesi!
Varsa gelmiş, açılıp mahbesi, yâhud kafesi!
Eski Dünya, Yeni Dünya, bütün akvâm-ı beşer,
Kaynıyor kum gibi... Mahşer mi, hakikat mahşer.
Kaynıyor kum gibi... Mahşer mi, hakikat mahşer.
Yedi iklimi cihânın duruyor karşısında,
Ostralya'yla beraber bakıyorsun: Kanada!
Ostralya'yla beraber bakıyorsun: Kanada!
Çehreler başka, lisanlar, deriler rengârenk;
Sâde bir hâdise var ortada: Vahşetler denk.
Sâde bir hâdise var ortada: Vahşetler denk.
Kimi Hindû, kimi yamyam, kimi bilmem ne belâ...
Hani, tâ'ûna da zuldür bu rezil istilâ!
Hani, tâ'ûna da zuldür bu rezil istilâ!
Ah, o yirminci asır yok mu, o mahhlûk-i asil,
Ne kadar gözdesi mevcud ise, hakkıyle sefil,
Ne kadar gözdesi mevcud ise, hakkıyle sefil,
Kustu Mehmetçiğin aylarca durup karşısına;
Döktü karnındaki esrârı hayâsızcasına.
Döktü karnındaki esrârı hayâsızcasına.
Maske yırtılmasa hâlâ bize âfetti o yüz...
Medeniyyet denilen kahbe, hakikat, yüzsüz.
Medeniyyet denilen kahbe, hakikat, yüzsüz.
Sonra mel'undaki tahribe müvekkel esbâb,
Öyle müdhiş ki: Eder her biri bir mülkü harâb.
Öyle müdhiş ki: Eder her biri bir mülkü harâb.
Öteden sâikalar parçalıyor âfâkı;
Beriden zelzeleler kaldırıyor a'mâkı;
Beriden zelzeleler kaldırıyor a'mâkı;
Bomba şimşekleri beyninden inip her siperin;
Sönüyor göğsünün üstünde o arslan neferin.
Sönüyor göğsünün üstünde o arslan neferin.
Yerin altında cehennem gibi binlerce lağam,
Atılan her lağamın yaktığı: Yüzlerce adam.
Atılan her lağamın yaktığı: Yüzlerce adam.
Ölüm indirmede gökler, ölü püskürmede yer;
O ne müdhiş tipidir: Savrulur enkaaz-ı beşer...
O ne müdhiş tipidir: Savrulur enkaaz-ı beşer...
Kafa, göz, gövde, bacak, kol, çene, parmak, el, ayak,
Boşanır sırtlara vâdilere, sağnak sağnak.
Boşanır sırtlara vâdilere, sağnak sağnak.
Saçıyor zırha bürünmüş de o nâmerd eller,
Yıldırım yaylımı tûfanlar, alevden seller.
Yıldırım yaylımı tûfanlar, alevden seller.
Veriyor yangını, durmuş da açık sinelere,
Sürü halinde gezerken sayısız teyyâre.
Sürü halinde gezerken sayısız teyyâre.
Top tüfekten daha sık, gülle yağan mermiler...
Kahraman orduyu seyret ki bu tehdide güler!
Kahraman orduyu seyret ki bu tehdide güler!
Ne çelik tabyalar ister, ne siner hasmından;
Alınır kal'â mı göğsündeki kat kat iman?
Alınır kal'â mı göğsündeki kat kat iman?
Hangi kuvvet onu, hâşâ, edecek kahrına râm?
Çünkü te'sis-i İlahi o metin istihkâm.
Çünkü te'sis-i İlahi o metin istihkâm.
Sarılır, indirilir mevki-i müstahkemler,
Beşerin azmini tevkif edemez sun'-i beşer;
Beşerin azmini tevkif edemez sun'-i beşer;
Bu göğüslerse Hudâ'nın ebedi serhaddi;
'O benim sun'-i bedi'im, onu çiğnetme' dedi.
'O benim sun'-i bedi'im, onu çiğnetme' dedi.
Asım'ın nesli...diyordum ya...nesilmiş gerçek:
İşte çiğnetmedi nâmusunu, çiğnetmiyecek.
İşte çiğnetmedi nâmusunu, çiğnetmiyecek.
Şühedâ gövdesi, bir baksana, dağlar, taşlar...
O, rükû olmasa, dünyâda eğilmez başlar,
O, rükû olmasa, dünyâda eğilmez başlar,
Vurulup tertemiz alnından, uzanmış yatıyor,
Bir hilâl uğruna, yâ Rab, ne güneşler batıyor!
Bir hilâl uğruna, yâ Rab, ne güneşler batıyor!
Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş asker!
Gökten ecdâd inerek öpse o pâk alnı değer.
Gökten ecdâd inerek öpse o pâk alnı değer.
Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor tevhidi...
Bedr'in arslanları ancak, bu kadar şanlı idi.
Bedr'in arslanları ancak, bu kadar şanlı idi.
Sana dar gelmiyecek makberi kimler kazsın?
'Gömelim gel seni tarihe' desem, sığmazsın.
'Gömelim gel seni tarihe' desem, sığmazsın.
Herc ü merc ettiğin edvâra da yetmez o kitâb...
Seni ancak ebediyyetler eder istiâb.
Seni ancak ebediyyetler eder istiâb.
'Bu, taşındır' diyerek Kâ'be'yi diksem başına;
Ruhumun vahyini duysam da geçirsem taşına;
Ruhumun vahyini duysam da geçirsem taşına;
Sonra gök kubbeyi alsam da, ridâ namıyle,
Kanayan lâhdine çeksem bütün ecrâmıyle;
Kanayan lâhdine çeksem bütün ecrâmıyle;
Mor bulutlarla açık türbene çatsam da tavan,
Yedi kandilli Süreyyâ'yı uzatsam oradan;
Yedi kandilli Süreyyâ'yı uzatsam oradan;
Sen bu âvizenin altında, bürünmüş kanına,
Uzanırken, gece mehtâbı getirsem yanına,
Uzanırken, gece mehtâbı getirsem yanına,
Türbedârın gibi tâ fecre kadar bekletsem;
Gündüzün fecr ile âvizeni lebriz etsem;
Gündüzün fecr ile âvizeni lebriz etsem;
Tüllenen mağribi, akşamları sarsam yarana...
Yine bir şey yapabildim diyemem hâtırana.
Yine bir şey yapabildim diyemem hâtırana.
Sen ki, son ehl-i salibin kırarak savletini,
Şarkın en sevgili sultânı Salâhaddin'i,
Şarkın en sevgili sultânı Salâhaddin'i,
Kılıç Arslan gibi iclâline ettin hayran...
Sen ki, İslam'ı kuşatmış, boğuyorken hüsran,
Sen ki, İslam'ı kuşatmış, boğuyorken hüsran,
O demir çenberi göğsünde kırıp parçaladın;
Sen ki, rûhunla beraber gezer ecrâmı adın;
Sen ki, rûhunla beraber gezer ecrâmı adın;
Sen ki, a'sâra gömülsen taşacaksın...Heyhât,
Sana gelmez bu ufuklar, seni almaz bu cihât...
Sana gelmez bu ufuklar, seni almaz bu cihât...
Ey şehid oğlu şehid, isteme benden makber,
Sana âgûşunu açmış duruyor Peygamber.
Sana âgûşunu açmış duruyor Peygamber.
Mehmet Akif Ersoy
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


















