SGK etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
SGK etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Ekim 2015 Pazartesi

Ne zaman emekli olurum? Emeklilik yaşı sorgulama

Sosyal Güvenlik Kurumu'nun(SGK) ' Ne Zaman Emekli Olurum' uygulaması ile emeklilik yaşınızı hesaplayın. Ne Zaman Emekli Olurum uygulamasına nasıl giriş yapılır?


Çalışan kişilerin kafalarındaki en büyük soru ' na zaman emekli olurum?' sorusudur. Önceleri Sosyal Güvenlik Kurumu’na(SGK) giderek sigorta ve kimlik bilgilerimiz ile ne zaman emekli olacağımızı öğrenebiliyorduk. Artık o dönem geride kaldı. Gelişen internet teknolojileri ile birlikte kamu kurumlarında beklediğiniz uzun kuyruklar sona erdi. Giriş yapacağınız tek bir site ile istediğiniz tüm bilgiler elinizin altında. İşte o kolaylıklardan biride 'Ne Zaman Emekli Olurum' uygulaması.
UYGULAMAYA GİRİŞ NASIL YAPILIR?
Ne Zaman Emekli Olurum Uygulamasına giriş yapabilmek için sayfada yer alan formu detaylı bir şekilde doldurmanız gerekmektedir. Bu nedenle sigortalıların ilk olarak hizmet dökümü alması ve formdaki bilgileri doldurması kişi için yararlı olacaktır. Sisteme girilen bilgiler ile hesaplama yapmasının ardından emeklilik yaşınız sayfada gözükecektir.
SİGORTA TÜRÜNE DİKKAT!
Seçim yaparken sigorta türünüze dikkat edin. Yapılacak seçimler sonrasında doğru uygulama üzerinden işlem yapılarak, emeklilik ile ilgili tüm detaylar netlik kazanacaktır. Sigortalı kişilerin yapacağı işlemlerde en önemli nokta, sigorta bilgilerinin doğru bir şekilde girilmesidir.

25 Mart 2015 Çarşamba

Çalışan annelere aylık 300 Euro

Sosyal Güvenlik Kurumu'nun (SGK) AB destekli, 0-24 aylık çocuk sahibi annelere 36 aya kadar aylık 300 Euro hibe destek sağlayacağı 'Evde Çocuk Bakımı Projesi', pilot il olarak seçilen Antalya, İzmir ve Bursa'da uygulanacak.

3 ilde toplam 5 bin anne ve 5 bin çocuk bakıcısı olmak üzere 10 bin kadın desteklenecek.
SGK'nın AB fonu desteğiyle uygulayacağı, çalışan annelerin iş hayatına devam etmesini sağlamak amacıyla yürüteceği 'Evde Çocuk Bakım Projesi' üç pilot ilde uygulanacak. Antalya, İzmir ve Bursa'da toplam 5 bin çalışan anneye çocukların bakımı için aylık 300 Euro hibe destek verilecek.
Sosyal Güvenlik Antalya İl Müdürü Selim Erol, projeye ilişkin bilgi verdi. Ülkemizde kadın çalışanlara verilen ücretlerin düşüklüğü ve çocuk bakım imkanlarının kısıtlılığı nedeniyle anne olan kadının iş hayatından çekildiğini belirten Selim Erol, ev hizmetleri sektöründe kayıtdışı istihdam oranının ise yüzde 96 olduğunu kaydetti.

Projenin 0-24 ay aralığında çocuk sahibi ve sigortalı çalışmakta olan, iş hayatına geri dönecek veya yeni girecek anneleri kapsadığını belirten Selim Erol, "Çocuklarının bakımı için çocuk bakıcısı istihdam edebilmelerini temin için geliştirilen proje Antalya, Bursa ve İzmir'de uygulanacak. Aylık yaklaşık 300 Euro hibe desteği sağlanacak. Çocuğuna tek başına bakıp, engelli çocuğu olan ve resmi makamlarca sertifikalı çocuk bakıcısı çalıştıran annelere yapılacak hibe desteği 390 Euro olacaktır" dedi.

DESTEK 36 AYA KADAR

24 aylıktan küçük çocuğu olanın yararlanabileceği desteğin çocukların 36'ncı ayını doldurana kadar verileceğini belirten Erol, Antalya'da 1500 anne ve 1500 bakıcı olmak üzere 3 bin kadının istihdamının hibe yardımıyla destekleneceğini söyledi. Erol, İzmir ve Bursa ile birlikte bu rakamın 5 bin anne, 5 bin çocuk bakıcısı olmak üzere toplam 10 bin olduğunu açıkladı. Bütçenin AB ve SGK tarafından karşılanacağını belirten Erol, toplam bütçenin 38 milyon Euro'sunun annelere mali destek olarak hibe edileceğini kaydetti.

YARARLANMA ŞARTLARI

Anne ve bakıcı aynı ilde ikamet edecek ve Türk vatandaşı olacak. Başvuran annenin başvurudan 1 gün dahi önce de olsa sigortalı çalışıyor olması gerekiyor. Annenin en fazla asgari ücretin brüt tutarının iki katına kadar yaklaşık 2 bin 500 TL'den yüksek brüt gelire sahip olmaması gerekiyor. Çocuk bakıcısı en az ilkokul mezunu olmalı. Anne ve çocuk bakıcısı arasında birinci derece akrabalık ilişkisi olmamalı. Annenin proje kapsamında başka birinin çocuğu için çocuk bakıcı beyan edilmemiş olması gerekiyor.

DHA

12 Mart 2015 Perşembe

SGK’dan emekliye şok! Fazla ödedik parayı ver

Binlerce emekli SGK’dan gelen borç yazısı ile şoka uğradı. Yıllarca fazla ödeme yaptığını iddia eden kurum, emeklilerden bu paraları geri istedi.

Sosyal Güvenlik Kurumu’nun (SGK) yaptığı hata emekliye pahalıya mal oluyor. Kurum, binlerce emekliye ‘yersiz ödeme’ yaptığı gerekçesiyle borç yazısı gönderdi. Maaşlarından kesinti yapılan emekli ise mağduriyetinin giderilmesini istiyor.

4.933 LİRA BORCUN VAR!

CHP Yalova Milletvekili Muharrem İnce’ye mektup gönderen emekli A.O, SGK’daki skandalı şöyle anlattı:

“1997 yılında Bağ-Kur’dan emekli oldum. S.G.K bana borç bildirimi tebliğ zarfı gönderdi. SGK bana 1997’den beri her ay 3-10 lira gibi fazla ödeme yapmış. Bugüne kadar biriken borcu faiziyle birlikte ve 4 bin 933 lira olarak geri istiyor. Her ay maaşımdan 239 TL kesileceğini söylediler ve şubat maaşımdan da kesmişler.”

İNCE DE BAKANA SORDU

TBMM Başkanlığı’na verdiği soru önergesiyle maaş kesintilerini Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik’e soran CHP’li Muharrem İnce, Türkiye genelinde ‘yersiz ödeme’ ve ‘eksik ödeme’ yapılan emeklilerin sayısının açıklanmasını istedi. İnce’nin bakana yönelttiği sorular şöyle:
“Türkiye genelinde maaşlarında ‘yersiz ödeme’ yapıldığı gerekçesiyle borç bildirim belgesi düzenlenen emekli sayısı kaçtır? Bu sayı Yalova’da kaçtır? Türkiye genelinde yersiz ödeme yapıldığı gerekçesiyle emeklilerimizden talep edilen toplam para miktarı nedir? Yalova’da emeklilerimize yersiz ödeme yapıldığı gerekçesiyle talep edilen para miktarı nedir? Türkiye genelinde maaşlarına ‘eksik ödeme’ yapıldığı gerekçesiyle SGK tarafından ödeme yapılan emekli sayısı kaçtır? Bu sayı Yalova’da kaçtır? Türkiye genelinde eksik ödeme yapılan emeklilerimize sonradan ödenen para miktarı toplamı nedir? Yalova’da bu para miktarı ne kadardır?”

Kaynak: Sözcü / Veli Toprak

9 Mart 2015 Pazartesi

SGK dua ile maaş bağlayacak!...

SGK'da son gün prim yatıramama, sistemin kilitlenmesi, uzun süre maaş bağlanmasının beklenmesi dönemi sona eriyor. Çünkü artık emin ellerde...

Geçen hafta SGK’nın web sitesine göz atarken bir basın duyurusunun olduğunu gördüm. Duyuruda bazı medya organlarında yer alan “SGK’nın Bilgi İşlemi ve Milyon Dolarlık Projeler İlahiyatçıya

Emanet’’ şeklindeki haberlere karşı bir cevap metni yer almaktaydı.
SGK böyle bir basın açıklaması yaptıysa vardır bir hikmeti dedim ve 2 sayfalık metni sonuna kadar okudum. Ancak okuduğuma da pişman oldum. Yazıda SGK’nın bilgi işlem sisteminin ve milyon dolarlık projelerinin bir ilahiyatçıya emanet olduğuna ilişkin cevap niteliğinde tek bir cümle dahi yoktu.

Bunda da bir hikmet vardır dedim ve mecburen Google’a başvurdum ve bir arama yaptım. Gördüm ki yaklaşık 15 haber sitesinde konuyla ilgili haber var.

Haberlere göre SGK’nın en önemli birimlerinden olan Hizmet Sunumu Genel Müdürlüğü’nün başına bir ilahiyatçı atanmış.

Genel Müdürlüğün ismindeki “Hizmet Sunumu” ibaresinin yaratabileceği illüzyona takılmayın. Yani bu birim emeklilerin, çalışanların dertlerini dinleyen, işsizlere vaaz veren bir birim değil.
Hizmet Sunumu Genel Müdürlüğü SGK’nın en teknik birimi. Kısacası tüm bilgi işlem ve teknik altyapısının yönetildiği birim. Burada maaşların hesaplanması, primlerin yatırılması, teşviklerin düzenlenmesi, sigortalılık hizmetlerinin birleştirilmesi gibi onlarca teknik meselenin elektronik ortamda yapılması sağlanıyor ve personeli de çoğunlukla bilgisayar mühendisleri, teknikerleri ve diğer teknik elemanlardan oluşuyor.

Yani bu birimi yönetecek kişinin de mutlaka bilgisayar konusunda eğitimli ve bilgi sahibi olması gerekiyor.

Hal böyle olunca yine de bir hikmeti vardır diyerek atanan ilahiyatçı genel müdürün özgeçmişini araştırdım. Çünkü hala bir yanılgının olduğunu ve böylesi bir birime böyle bir atamanın olmaması gerektiğini düşünüyordum.

Özgeçmişe baktığımda yeniden hayal kırıklığına uğradım. AKP’nin atama ve liyakat kıstaslarından olan 3 çocuk babası olması dışında söz konusu genel müdürlük ile ilgili teknik yeterliliğinin olmadığını gördüm. Yani gerçekten de sadece ilahiyatçıydı ve Kültür Bakanlığı ile Ulaştırma Bakanlıklarında idarecilik görevleri vardı.

Tekrar etmek istiyorum. Hizmet Sunumu Genel Müdürlüğü herkesin görev alabileceği bir makam değil. Bir sosyal bilimci veya ilahiyatçı elbette kamuda idareci olabilir ama liyakatinin gerektirdiği bakanlıklar olmalıdır bu görevlendirmeler.

Gençlik ve Spor Bakanlığında iki doktorası olan genel müdürün görevden alınıp yerine beden eğitimi öğretmeninin atanması veya bir şube müdürünün sırf 3.600 ek göstergeyle emekli olsun diye müstakil daire başkanı yapılıp birkaç ay sonra emekli edilmesi bile bundan daha insaflıydı…Başka bakanlıklarda da bu örneği onlarca sıralamak mümkün…

Ne diyelim; madem konumuz ilahiyat ve bundan sonra SGK bilgi işlem altyapısı dua ile idare edilecek yazımızı birer ayet ve hadisle sonlandıralım.

“Allah size, mutlaka emanetleri (işleri) ehli olanlara vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle davranmanızı emreder.” (Nisa Suresi, 58)

“Emanet zayi edildiğinde kıyametin kopmasını bekleyin.” -Ya Resulallah, emanetin zayi edilmesi nasıl olur?- denince, “Görev ehlinden başkasına verildiği zaman kıyameti bekleyin” buyurdu. (Hadis, Buhari)

(Dr Mehmet Bulut / radikal.com.tr)

25 Aralık 2014 Perşembe

SGK’dan zayıflamak isteyenlere şok!

Mide küçültme ameliyatlarıyla tüp mide ameliyatlarını özel hastanede yapmak artık yüzde 50 daha pahalı olacak.

Obezite tedavilerinde uygulanan mide küçültme ve tüp mide ameliyatları normal sağlık hizmetlerinden çıkarılarak istisnai sağlık hizmetleri kapsamına alındı. Hastaneler bu tedavilerde artık daha fazla ilave ücret alabilecekler. Habertürk’ten Ahmet Kıvanç’ın haberine göre sağlık Uygulama Tebliği’nde (SUT) değişiklik yapılmasına ilişkin tebliğ, Resmi Gazete’de yayımlandı. Hükümlerinin büyük kısmı 1 Ocak 2015 tarihinden itibaren yürürlüğe girecek tebliğe göre, SUT’un istisnai sağlık hizmetleri listesinde ekleme ve çıkarmalar yapıldı. Obezite tedavisinde uygulanan ve halk arasında mide küçültme olarak bilinen by-pass ameliyatları ile tüp mide olarak bilinen sleeve operasyonları istisnai sağlık hizmetleri listesine alındı.

SGK’nın karşıladığı normal sağlık hizmetlerinde kuruma fatura edilebilen tutarların iki katına kadar ilave ücret alınabilirken, istisnai sağlık hizmetlerinde alınan ilave ücretler üç katına kadar çıkabiliyor. Bu rakamlar özel hastane ve vakıf üniversitesi hastanelerinde uygulanabilecek azami tutarlar. Devlet üniversitelerinde bir defada alınabilecek ilave ücret, 2 bin 168 liralık tavanı aşamıyor.

YURTDIŞI İLAÇLARA YENİ KURAL
Yatarak tedavilerde kullanılacak ilaçların hastane tarafından temin edilmesi zorunluluğuna Sağlık Bakanlığı tarafından hastanede kullanılmasına izin verilen yurtdışı ilaçlar da dahil olacak. Ancak bakanlığın izin verdiği listede yer almayan ilaçların bedelleri karşılanmayacak.

KRONİK BAKIM SGK’DAN
Kronik hastalıklar nedeniyle ağız yoluyla beslenemeyen, enfeksiyon, kas ve nörolojik hastalıklar nedeniyle solunumu bozulan, yatak yarasından enfeksiyon kapan ve benzeri durumlarda uzun süre hastane ortamında bakılması gereken yaşlı, kanser hastası gibi hastaların beslenme ve bakım giderleri, SGK tarafından karşılanacak. Ancak, bu tedavi şimdilik sadece Sağlık Bakanlığı’na bağlı olup palyatif tedavi konusunda tescil edilmiş hastanelerde verilecek.

YÜZDE 15 ARTIŞ
SGK’nın kalp damar cerrahisinde ödediği tedavi bedelleri de üniversite ve araştırma hastaneleri gibi üçüncü basamak hastanelerde yüzde 15 artırıldı. El, ayak, dirsek ve kol protezlerinin garanti süresi sonunda kullanılamaz durumda olduğunun sağlık kurulu raporu ile belgelendirilmesi halinde, bu protezleri yenileme sürelerinin dolmasını beklemeye gerek kalmayacak.

5 Aralık 2014 Cuma

Çalışan anneye 'ayda bin lira' müjdesi!

Doğumdan sonra işe dönen annelere müjde. Çocukları 3 yaşına gelene kadar, ayda bin lira bakıcı yardımı yapılacak. Sistemden 0-2 yaş arasında çocuğu olan tüm çalışan anneler yararlanabilecek.

Takvim'in haberine göre hükümet, 3 çocuğu özendirmek için yeni düzenlemeler yaparken, önemli bir adım daha atıldı. Sosyal Güvenlik Kurumu'nun (SGK) yeni yılda yaşama geçireceği '5 bin anneye 5 bin bakıcı' projesinin ayrıntıları netleşti. 'Evde Çocuk Bakım Hizmetleri Yoluyla Kayıtlı Kadın İstihdamının Desteklenmesi Projesi' kapsamında, çocukları 3 yaşını tamamlayana kadar teşvikten yararlanacak kadınlara yaklaşık bin lira yardım yapılacak. Uygulamadan yararlanacak kadınların 0-2 yaş arasında çocuğunun bulunması ve doğumdan sonra da işe dönmüş olması gerekiyor. Bu özelliklere sahip anneler, çocuğuna bakacak kişiyi kendisi bulacak. Çalışan annenin yakınlarından biri de sigortalı olarak çocuğa bakabilecek.

BAŞKAN AÇIKLADI

SGK Başkanı Yadigar Gökalp İlhan, çocukları 36'ncı ayı tamamlayana kadar teşvikten yararlanacak kadınlara bin lira civarında yardım yapılacağını söyledi. İlhan, proje ile amaçlarının kadınların işgücü piyasasında daha çok yer almalarını sağlamak ve destek vermek olduğunu belirtti. Kadınlara sağlanacak desteğin maddi bir teşvik olacağını ifade eden İlhan, "Çocuğa bakan kişilerin sigortalılığı önemli. Çalışan kadının yakınlarından birisi de sigortalı olup çocuğa bakabilir" şeklinde konuştu.

YAPILANDIRMADA SÜRE UZATILDI

Maliye'nin ardından SGK da, yapılandırma süresini uzattı. Yapılandırma kapsamında gelen yoğun başvurular dikkate alınarak prim alacakları için süre 1 Şubat 2015'e uzatıldı. Yapılandırma başvuruları nedeniyle sosyal güvenlik sisteminde sıkıntı yaşanırken; SGK, Türkiye'nin en büyük veri merkezi için hummalı bir çalışma yürütüyor. Böylece, günde 1.5 milyon işlemin yürütüldüğü MEDULA sisteminde zaman zaman yaşanan sorunlar da son bulacak.

ANNELER EVDEN ÇIKACAK

TÜİK verilerine göre, 2013 yılında kadınların istihdam oranı yüzde 27.1 düzeyinde bulunuyor. İşgücüne dahil olmayan yaklaşık 20 bin kadının yüzde 59'u, ev işleriyle meşgul olmaları sebebiyle istihdamda yer almıyor. İş ve aile yaşamı uyumlaştırma programları hayata geçirilmeye devam edecek. Kadınların işgücüne katılımının bu yıla göre 1.3 puan artarak yüzde 32.7'ye çıkması bekleniyor.

9 Kasım 2014 Pazar

15 bin kadının ‘haksız emekli’ aylığı kesildi

Devlet, ölen babalarının emekli maaşını alabilmek için anlaşmalı boşanan kadınların peşine düştü.

Hürriyet'in haberine göre; Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK), resmi olarak boşandıktan sonra eşiyle aynı evi paylaşan, evlilik durumlarını devam ettiren 30 bin kadına dava açarken, bu durumu tespit edilen 15 bin kişinin aylığı da kesildi. SGK denetim ekipleri kurarak boşananları takibe alması özel hayat ihlalini gündeme getirirken, Anayasa Mahkemesi, “SGK özel hayatı ihlal ediyor” yönünde gelen bireysel başvuruyu redetti.

SGK DEDEKTİF GİBİ

SGK, 1 Ekim 2008’de yapılan düzenlemeyle anlaşmalı boşanarak ölen babalarının maaşını alarak kurumu zarara uğratan kadınları dedektif gibi takibe aldı. İl Müdürlükleri bünyesinde kurulan denetim ekipleri, Aile Mahkemeleri’nde boşanan kadınların listelerini mercek altına aldı. İhbarlar ve şikayetleri de dikkate alan ekipler, bugüne kadar 30 bin anlaşmalı boşanmayı tespit etti. Denetim ekipleri, çevre soruşturması, elektrik, telefon, su faturaları ile kira kontratlarıyla da belirlediği kişiler için yasal işlem başlatılması için dosya hazırladı. Kurumun hukuk birimi de kişilerle ilgili davaları açtı.
SGK, açtığı davalarda kurumdan haksız yere maaş alan kişilerden bugüne kadar 5 milyon 440 bin lira tahsil etti. Yapılan tespitlerde haksız yere maaş alan kişilerin kurumu 10 milyon liranın üzerinde zarara uğrattığı kaydedildi.

YÖNETMENLİK DEĞİŞTİ

Var olan yönetmenlikte dolandırıcılıktan suç duyurusunda bulunma zorunlu kılınıyordu. Yargıtay, kişilerin boşandıktan sonra da beraber yaşma hakları bulunduğuna ve bunun dolandırıcılık sayılamayacağına ilişkin içtihat kararları verdi. Bunun üzerine yönetmenlikte değişikliğe gidildi ve dolandırıcılıktan suç duyurusunda bulunma zorunluluğu kaldırıldı. Kurum, şimdi sadece ödenen paranın tahsili için dava açabiliyor.

28 Ekim 2014 Salı

400 bin öğretmenin hayatı değişiyor

MEB 776 bin öğretmen ile milyonlarca öğrenci ve veliyi ilgilendiren öğretmene rotasyon yönetmeliği taslağını sendikalara gönderdi. 400 bini aşkın öğretmen rotasyona uğrayacak. Taslakta şu yeniliklere yer veriliyor:

Tercih sayısı yükseltidi

- Öğretmenliğe ilk defa atanacaklarda başvuru tarihi itibariyla 40 yaşından gün almamış olma şartı, atama yapılacak yılın ilk günü itibariyle 40 yaşını doldurmamış olmak şeklinde düzenlendi.
- İlk atamalarda daha önce 40 olan tercih sayısı 80’e yükseltildi.
- Fen liseleri ve sosyal bilimler liseleri öğretmenleri sınavsız; spor liselerinin beden eğitimi öğretmenleri ve güzel sanatlar liselerinin müzik ve görsel sanatlar/resim öğretmenleri ise uygulama sınavı sonucu atanacak.

Eşlere 3 yıl SKG şartı

- Lisansüstü eğitim yapanların hizmet puanlarına bir defaya mahsus olmak üzere; doktora öğrenimini tamamlayanlar için 90, tezli yüksek lisans öğrenimini tamamlayanlar için 44, tezsiz yüksek lisans öğrenimini tamamlayanlar için 36 puan eklenecek.
- Eş ve çocukları ile anne, baba ve kardeşleri şehit veya malul gazi olan öğretmenler zorunlu hizmetten muaf tutulacak.
- Eski yönetmelikte 1 yıl olan, çerçeve yönetmelik ile 3 yıla çıkarılan eş durumu özrü hükümleri yönetmelik taslağında da korundu ve eşi sigortalı olan öğretmenlerin eşlerinin bulunduğu yerde kesintisiz üç yıl sigortalı olmaları öngörüldü.
- Eşi milletvekili, belediye başkanı, muhtar veya noter olan öğretmenler de eşinin bulunduğu yere, yer değiştirme isteğinde bulunabilecek.
- Eşleri ölen, emekli olan ya da eşleri şehit veya malul gazi olan öğretmenler, bu durumların oluştuğu tarihten itibaren bir yıl içinde yer değiştirme isteğinde bulunabilecek. Bu süre mevcut yönetmelikte altı aydı.

Engelliliğe bağlı yer değişikliği

- sağlık kurulu raporunda en az yüzde 40 oranında engelli olduğu belirtilen öğretmenler ile ağır engelli raporlu eşi veya bakmakla yükümlü olduğu birinci derece kan bağı bulunan öğretmenlere bir defa olmak üzere engellilik durumuna bağlı yer değişikliği hakkı getirildi.
- Terör eylemlerinin etkisi ve sebebiyle şehit veya malul olan er, erbaş ve kamu görevlilerinin öğretmen olan eş, çocuk, anne, baba ve kardeşlerinin yer değiştirme suretiyle atanma talepleri için gereken 6 aylık süre kaldırıldı.
- Yatılı bölge okullarında öğretmen norm kadro sayısının öğrenci durumuna göre en az yarısının kadın ya da erkek öğretmen olması öngörüldü.
- Öğretmenlerin, yürürlükten kaldırılan yönetmelikler kapsamında hizmet puanları ile zorunlu çalışma yükümlülüğü öngörülen eğitim kurumlarında geçen hizmet süreleri geçerli sayılacak.
- Sağlık özrüne bağlı yer değiştirmelerde sağlık durumu raporunda “başkasının güç ve yardımı olmaksızın hayatını devam ettiremez” ibaresi aranması şartı kaldırıldı.

Tercih yapmayan öğretmen atanacak

Sendikalar  ve öğretmenler tarafından eleştirilen ve eğitim camiasında büyük tedirginliğe yol açan rotasyon uygulamasının kriterleri, taslağın “Öğretmenlerin aynı eğitim kurumunda azami çalışma süresi” başlığı altında 35. maddede düzenlendi. Taslağa göre öğretmenler, aynı eğitim kurumunda en fazla toplam 8 yıl görev yapabilecek. 8 yılını dolduran öğretmenler ders yılının sonunda en fazla 2 ay içinde il içinde tercihte bulunacak. Tercihte bulunmayan veya tercihlerine atanamayan öğretmenler de re’sen atanacak. Aynı eğitim kurumunda toplam 8 yıllık görev süresini ders yılının dışında tamamlayan öğretmenlerin atamaları, 8 yıllık görev süresini doldurdukları tarihi takip eden ders yılının sona erdiği tarih itibarıyla yapılacak. Kadrolarının bulunduğu il içindeki eğitim kurumlarında alanlarında norm kadro açığı bulunmayan öğretmenlerin yer değiştirme işlemleri, aynı kapsamdaki bir sonraki atama dönemine kadar ertelenecek. Birleştirilmiş sınıf uygulaması yapılan eğitim kurumlarında görev yapanlar hariç olmak üzere, alanı sınıf öğretmeni olan öğretmenlerden ara sınıflarda görev yaparken aynı eğitim kurumunda 8 yıllık görev süresini dolduranların başka okula atamaları, aynı öğrencilerle devam etmeleri şartıyla 4’üncü sınıfı okuttukları ders yılının sona erdiği tarih itibarıyla yapılacak. Atamalarda, öğretmenlere en fazla 25 eğitim kurumu tercih etme hakkı verilecek. Duyuruda; alanlar itibarıyla boş öğretmen kadroları, bu madde kapsamında ataması yapılacaklardan boşalacak muhtemel öğretmen kadroları, başvurunun yapılma şekli, başvuru yeri ve süresi ile diğer hususlara yer verilecek.

12 yıl önerisi

Taslak yönetmelikte yer alan rotasyon ile eş durumu özrü hükmünü eleştiren Eğitim-Bir-Sen Genel Başkan Vekili Ahmet Özer, “Rotasyon kesinlikle aynı ilçe içerisinde olmalı, il içinde ve iller arası olmamalı. Rotasyon cezaya dönüşmeden aynı ilçe içinde sosyal çevresini değiştirmesini zorunlu kılmayacak, bir rotasyonun kabul edilebilir olduğunu düşünüyorum. Zorunlu eğitim-öğretimin 12 yıl olduğu sistemde rotasyonda da süre 12 yıl olmalı. Çalışan eş yönünden sigortalılık süresi 1 yılı dolduranların özür grubu atamasına başvurabilmeli” dedi.

Engelli öğrenciler

Engelliler Konfederasyonu Başkanı Turhan İçli, özel eğitim veren kurumların yönetmelik dışında tutulmasını istedi. Engelli öğrencilerin öğretmeninden ayrılmasının felaket olacağını savunan İçli, şunları söyledi: “Engelli öğrenciler öğretmenleriyle çok ciddi duygusal bağlar kurar. Bu nedenle özel çocukların, öğretmenlerinden ayrılmaması gerekir. Engelli çocukların öğretmenlerinden ayrılması, onların ve ailelerinin yaşadığı zorlu eğitim sürecini sekteye uğratır. Öğretmeninden ayrılan öğrencinin bir başka kişiye alışması birkaç yılını alır. Konunun bir diğer önemli noktası ise, Türkiye ’de yeterli sayıda özel eğitim uzmanı yetişmiyor; mezun olanlar da malesef normal okullara atanıyor. Öğretmen sayısı yetersiz olan bu alan, yönetmelik dışında tutulmalı. Özel eğitim öğrencileri ve okullarının ayrı bir yönetmeliğe ve hukuki statüye ihtiyacı var.”

27 Ekim 2014 Pazartesi

'Yaş sınırı 20'ye çekilmeli'

Erciyes Üniversitesi (ERÜ) Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yılmaz Şahin, tüp bebek tedavisinde yaş sınırının 23'ten 20'ye düşürülmesi gerektiğini söyledi.

Şahin, çocuk sahibi olmak isteyen çiftlerin büyük umut bağladıkları tüp bebek tedavisinin Türkiye'de her geçen gün yaygınlaştığını belirtti.

Tüp bebek tedavisinin özel merkezlerin yanı sıra üniversite hastanelerinde de yapılabildiğini dile getiren Şahin, tüp bebek tedavisindeki giderlerin bir kısmını Sosyal Güvenlik Kurumunun (SGK) karşıladığını ancak bunun için bazı şartlar arandığını anımsattı.

SGK'nın destek vereceği çiftlerde kadına 23 yaşını sınırı koyduğunu belirten Şahin, "20-30 yaş, bir kadının doğurganlığının en yüksek olduğu çağdır. Ülkemizde modern zamanla evlilik yaşı yükseliyor gibi görünse de Türkiye'de hala erken yaşta evlilik söz konusu. Erkeğin hiç spermi yok, testislerinde sperm üretilmiyor. Kadında bir problem yok. Tek çare tüp bebek olduğu halde SGK'dan faydalanmak için 3 yıl bekliyor. İmkanı olmayan, SGK'ya ümit bağlayan burada da yaş problemiyle karşılaşan çok sayıda hastamız var. Bu duruma üzülüyoruz. Tüp bebek tedavisi yapılmazsa kesinlikle çocuk sahibi olamayacak çiftlerde bu sınır, 23'ten 20'ye çekilmelidir" diye konuştu.

Prof. Dr. Şahin, 21 yaşında yumurtalık rezervi bitmek üzere olan hastaların yanı sıra sağlıklı yumurtası olduğu halde yaş nedeniyle tedaviyi uygulayamadıkları çok hasta bulunduğunu dile getirdi.

YANLIŞ YÖNTEMLER TEDAVİYİ ZORLAŞTIRIYOR

Tüp bebek tedavisinin maliyeti nedeniyle çoğu zaman son çare olarak görüldüğünü ifade eden Şahin, "Bazen hasta bize gelene kadar yanlış tedavi yöntemleri uygulamış oluyor. Öyle ki gereksiz ameliyatlar yapılmış, alakasız ilaçlar kullanılmış. Özellikle kırsalda bugünün şartlarında bile kadınlara gebe kalmaları için akla gelmeyecek ilkel yöntemler uygulanıyor. Hasta bize ulaştığında bu yöntemler nedeniyle bazen rahmi enfeksiyon kapmış oluyor. Tüp bebek tutsa bile rahmin hastalıklı olması, sağlıklı gebeliği engelliyor" ifadelerini kullandı.

"SİGARAYI BIRAKTIRIYORUZ"

Sigara ve alkol gibi alışkanlıkların erkekte sperm kalitesini ve sayısını düşürdüğünün altını çizen Şahin, şunları kaydetti:

"Sigara, kadını da erkeği de etkiliyor ancak erkekte daha etkili. Sperm sayısını azaltıyor, spermin morfolojik yapısını bozuyor. Tüp bebek tedavisine gelen çiftlere mutlaka sigarayı bırakmaları gerektiğini söylüyoruz. Evlat sahibi olmak için büyük çoğunluğu sigarayı bırakıyor, bir kısmı azaltıyor. Eşleri sigarayı bırakmayan kadınlar, bize şikayette bulunuyor. Sigaranın zararlarını tekrar tekrar anlatıyoruz." Hürriyet

21 Ekim 2014 Salı

Türkler de artık Avrupa'da SGK ile muayene olabilecek

Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) Başkanı Yadigar Gökalp İlhan, Avrupa Sağlık Sigortası Kartı ile vatandaşların yurtdışı seyahatlerinde, sadece kart göstererek tedavi olabileceklerini bildirdi.

SGK'dan yapılan yazılı açıklamaya göre, SGK Başkanı İlhan, "Avrupa Sağlık Sigortası Kartı Kapasite Geliştirme Projesi" kapsamında, Avrupa Birliği yetkililerini makamında kabul etti. İlhan, görüşmede, SGK ile ortak gerçekleştirilecek projede, kişilerin sağlık ve sigorta bilgilerini elektronik olarak bir arada tutan Avrupa Sağlık Sigortası Kartı'nın özelliklerini, teknik ve idari altyapısının nasıl oluşturulduğunu konuklarıyla paylaştı.

YURTDIŞI SEYAHATLERİNDE SADECE KART GÖSTERİLEBİLECEK

İlhan, Avrupa Sağlık Sigortası Kartı (ASSK) konusunda proje üreten SGK'nın Türkiye'nin AB üyeliği durumunda diğer ilgili kurum ve kuruluşlara bilgi aktaracağını belirtti. Yadigar Gökalp İlhan, "Avrupa Sağlık Sigortası Kartı ile vatandaşlarımız, yurtdışı seyahatlerinde sadece kart göstererek tedavi olabilecekler" bilgisini verdi.

Proje kapsamında yapılacak eğitimler ile SGK ve sağlık bakanlığı, Avrupa Birliği Bakanlığı, TUBİTAK, İçişleri Bakanlığı gibi ilgili kuruluşların, kişilerin sağlık ve sigorta bilgilerini elektronik olarak bir arada tutan ASSK'yı tanımaları, kartın teknik ve idari altyapısının nasıl oluşturulduğunu öğrenmeleri, AB'de kartın uygulanması konusunda bilgi sahibi olmaları ve konuyla ilgili AB mevzuatını öğrenmeleri hedefleniyor.

Projenin geliştirme kapsamına giren norm ve standartlar, içerik, süreç ve uygulamaya yönelik bilgilerin edinilmesi, Sosyal Güvenlik Kurumunda gerçekleşen genel eğitimle başlayacak ve ülke uygulamaları eğitimi, SGK taşra teşkilatı birim personelinin eğitilmesi, ASSK çalıştayı, çalışma ziyareti ve final raporu ile son bulacak. (Hürriyet)

18 Ekim 2014 Cumartesi

Sigara tiryakilerine süper haber

Sigara tiryakilerine önemli haber. Resmi Gazete'de bugün yayınlanan Bakanlar Kurulu kararına göre sigara bırakmaya çalışan ve bu konuda tedavi gören hastalara ilaçları ücretsiz verilecek.

Etken maddesi Bupropion HCI ve Vareniklin olan ilaçları kullanarak sigarayı bırakma tedavisi alanlar bu ilaçları, sayısı 300 bini geçmemek şartıyla ve sosyal güvencesi olsun olmasın artık ücretsiz karşılanacak.

Resmi Gazete'nin bugünkü sayısında yayımlanan Bakanlar Kurulu kararında, sigarayı bırakma tedavisi alan hastaların; sayıları 300 bini geçmemek şartıyla herhangi bir sosyal güvencesi olup olmadığına bakılmaksızın, Sağlık Bakanlığınca temin edilerek birinci, ikinci ve üçüncü basamak sağlık kurum ve kuruluşlarına dağıtımı yapılacak nikotin replasman preparatları ile Bupropion HCI ve Vareniklin içerikli ilaçlardan, tütün bağımlılığı tedavi ve eğitim birimleri vasıtasıyla yararlanmada, 4736 sayılı Kanunun 1'inci maddesinin birinci fıkrası hükmünden muaf olduğu belirtildi.

"300 BİN KİŞİNİN KİM OLACAĞINA HEKİMLER KARAR VERECEK"

Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, bugün Resmi Gazete'de yayımlanan Bakanlar Kurulu kararıyla sigara bırakma polikliniklerinde ilaç desteğinin ücretsiz olarak verileceğini belirterek, "300 bin vakaya yine verilecek. İlgili vakaların kimler olacağına, sigara bırakma polikliniklerinde görev hekimler karar verecek" dedi.

Bakan Müezzinoğlu, çeşitli temaslarda bulunmak üzere Türkiye'ye gelen İran Tedavi ve Tıp Eğitimi Bakanı Seyyid Hassan Qazizadeh Hashemi ve beraberindeki heyeti kabulünün ardından düzenlenen ortak basın toplantısında, gazetecilerin sorularını yanıtladı.

İranlı gazetecinin sorusu üzerine Müezzinoğlu, dünyanın ülkeye uyguladığı ambargo dolayısıyla Türkiye'nin duruşunu en iyi İran halkının bildiğini belirterek, "Son dönemlerde Mısır'daki darbe konusunda da yine Türkiye'nin duruşu nettir ve bellidir. Türkiye ve Türk halkı fıtratı gereği, haksızlıklara, adaletsizliklere ve zulümlere karşı değerlerinde olan bir duruşu yönetim olarak sergilemiştir ve sergilemeye de devam edecektir" diye konuştu.

Bir başka gazetecinin, "İki ülke arasında yapılan mutabakat zaptında yer alan organ naklinde işbirliği sağlanacağı belirtiliyor. İran'da farklı bir model var. Nasıl olacak?" sorusu üzerine Müezzinoğlu, "Bu konular, bizim gündemimize aldığımız ve bizim onlardan, onların bizden fikir, tecrübe ve yol haritası olarak istifade edebileceğimiz alanlar. Şu anda bunların değerlendirmesini teknik heyetler yapıyor" dedi.

Müezzinoğlu, İran'ın organ naklindeki başarı ve uygulamadaki farklılıklarına değinerek, "Tabii ki Türkiye, 'ben de bu çerçeveyi değerlendirebilirim' diyebilir veya 'ülkemde bunu uygulamayacağım' diyebilir. Bunlar, bizim şu anda ortak konu başlıklarımız. Alınmış bir karar yok" yanıtını verdi.

"ŞU ANDA ÜLKEMİZ ADINA, PANİK YAPACAK DURUMDA DEĞİLİZ"

Bir gazetecinin, "Dünyada eboladan ölenlerin sayısı artıyor. sağlık bakanlığı olarak, alınan ek önlemler var mı?" sorusu üzerine Müezzinoğlu, ebolanın bugün için dünyayı tehdit edecek bir noktaya geldiğini söyledi. Bu virüse karşı henüz bir aşının üretime geçmediğinin altını çizen Müezzinoğlu, dolayısıyla alınabilecek tedbirlerin çok sınırlı olduğunu vurguladı. Müezzinoğlu, uyarıcı ve erken tedbirlerin alınmasının önemine işaret ederek, şunları kaydetti:

"Özellikle bulaşıcılığın kontrol altında tutulması önemli. Türkiye olarak yaklaşık 4 aydır, belki de daha aşkın süredir özellikle salgının olduğu bölgelerden geliş-gidişlerde, gerek Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı gerekse o bölgelerden değişik amaçlı gelen-gidenleri, gerek bilgilendirme, gerekse en ufak bir sağlık sorunu veya risk taşımaları konusunda son derece duyarlı olunuyor.

Uçağa binildiği andan itibaren takip eden ve bunu sistematik yapan, belki de dünyada bu anlamda duyarlılığı en üst düzeyde tutan ülkeyiz ya da ülkeler arasındayız."

Müezzinoğlu, dün itibariyle bir şüpheli vakanın olduğunu ifade ederek, "Sanırım 5. vaka oldu. Hepsinde sıtma teşhisi konuldu. Tedavisi henüz tıp alanında olmadığı için tedbir konusunu öncelikliyoruz. Tedbirleri en üst düzeyde tutuyoruz" dedi.

Ebolanın birçok ülkede sıkıntı yarattığını, ancak bu durumun Türkiye için geçerli olmadığının altını çizen Müezzinoğlu, "Şu anda ülkemiz adına, halkı panik yapacak bir durumda değiliz" açıklamasında bulundu.

"HEKİMLER KARAR VERECEK"

Müezzinoğlu, bugün sigara bırakma tedavisinde kullanılan ilaçların vatandaşlara ücretsiz verilmesine ilişkin Resmi Gazete'de yayımlanan Bakanlar Kurulu Kararı'na ilişkin bir soru üzerine de "Türkiye'nin Dumansız Hava Sahası" adı altında tütün ve tütün ürünleri ile mücadele noktasında çok başarılı sonuçlar elde ettiğini söyledi.

Şu anda 2 milyonun üzerinde kişinin sigarayı bıraktığını ifade eden Müezzinoğlu, burada esas başarının son 5 yılda 15-25 yaş grubunda sigaraya başlama oranındaki düşme ile elde ettiklerini belirtti. Müezzinoğlu, bu oranın yüzde 7-8 civarında olduğunu kaydetti.

"Sigara bırakma polikliniklerinde ilaç desteğini ücretsiz olarak, Bakanlar Kurulu kararı ile 300 bin vakaya yine verilecek" diyen Müezzinoğlu, ilgili vakaların kimler olacağına "sigara bırakma polikliniklerinde görev yapan hekimlerin karar vereceğini" bildirdi.

İstanbul'da 6 ilçede yapılan çocuk felci aşısının Türkiye genelinde yapılıp yapılmayacağına ilişkin bir soru üzerine de Müezzinoğlu, "Özellikle güney sınır bölgemizde 2 periyot olarak aşı yaptık. Geçtiğimiz Mayıs ayında da Bilim Kurulumuz İstanbul'da da 6 bölgede aşılama yapılmasında yarar olacağı kararını verince, biz 6 ilçemizde aşı yaptık. Onun ikinci periyodunu şimdi yapıyoruz.

Burada karar, Sağlık Bakanlığının değil. Karar, bilim kurullarınındır. Bulaşıcı hastalıklarda alınması gereken tedbirleri devamlı bizim bilim kurullarımız takip ediyor ve buradan bize gösterilen yol haritasına göre adımları atıyoruz. Şu anda bu anlamda ilçeleri genişletecek bir risk bize yansıtılmadı." (Hürriyet)

11 Ekim 2014 Cumartesi

SGK karşılıyor! Kadınlar bilmiyor...

Türkiye’de her yıl 15 bin kadına meme kanseri tanısı konuyor. Bunların yarısından fazlası ileri evrede yakalanıyor. Evet erken tanı hala önemli bir sorun. Ama bu hastaların bilmesi gerekiyor ki kanserin ellerinden aldığı memeyi, cerrahlardan istemek hakları. Bu arada önemli bir hatırlatma, SGK meme onarımı ameliyatlarını karşılıyor.

Meme kanseri kadınlarda en sık görülen kanser türü. 85 yaşına ulaşan 8 kadından birinde meme kanseri gelişiyor. Bu kötü haber belki ama gelişen tarama programları ve bilinç kanserin erken yakalanmasına olanak sağlıyor. Dolasıyla da hastaların sağ kalım oranları giderek artıyor.

Meme Rekonstrüksiyonu Farkındalık Günü (Breast Reconstruction Awareness Day - BRA Day) ilk Kanada’da başladı. Bu kadınların kanser nedeniyle memelerinin alınması sonrasında meme onarımı hakkında bilgilendirilmesi, farkındalık oluşturulması ve bu imkana ulaşabilmesi için tasarlanmış olan bir sosyal sorumluluk projesi. Dünyada 3 yıldır kutlanıyor. Türkiye’de ise ilk kez dün Meme Rekonstrüksiyonu Farkındalık Günü kutlandı. Türk Plastik Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Derneği’nin öncülüğünde Ankara’da düzenlenen, halka açık etkinlikte meme kanseri, sadece onarım cerrahisi değil, tüm yönleriyle masaya yatırıldı.

YÜZDE 1-2’Sİ YAPTIRIYOR

Türk Plastik Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Derneği Genel Sekreteri Prof. Dr. Sühan Ayhan, alınan memelerinin yeniden yapılandırılma şansı bulunduğunu hatırlatarak, “Cerrahınıza meme rekonstrüksiyonunu (onarımı) sorun, memenizi geri isteyin” diyor.
Meme kanserinden sağ kalım süresinin uzadığını belirten Prof. Dr. Ayhan, “Kadınlar meme onarımına önem vermeye, memelerini geri istemeye başladı. Önemli olan kadınların bu ameliyatların yapılabildiğinden haberdar olmaları. Meme kanseri ameliyatı olan kadınların ABD’de yüzde 25’i, Kanada’da yüzde 15’i, bizde de tahminlerimize göre sadece yüzde 1-2’si meme onarımı yaptırıyor. Bu oranlar aslında çok düşük” diyor.

YENİ MEME HAKLARI

Meme onarımının kanserle yüzleşen, mücadele eden kadınlar için yaşama tutunmalarını sağlayan bir umut olduğunu belirten Prof. Dr. Ayhan, şunları söylüyor:
“Sözkonusu onarım, sürekli hasta olduklarını hatırlatan fiziksel bir eksiklikten ve yaşamlarını zorlaştıran sütyen içine yerleştirdikleri protezden kurtuluş. Psikolojik durumu düzelten, özgüveni ve yaşam kalitesini yükselten, iş yaşamında başarıyı artıran ve özel yaşamda daha mutlu olmalarını sağlayan bir araç. Hastaların memeleri alındığında yeniden yapılabileceğini bilmeye hakları var. Bu nedenle cesaretleri kırılmamalı, aksine yüreklendirilmeli ve bir plastik cerrahi uzmanına yönlendirilmeliler.”

DOĞRU BİLGİYE ULAŞMADA SORUNLAR VAR

Aslına bakarsanız hastaların ameliyat sonrası meme onarımı seçenekleriyle ilgili objektif bilgiye ulaşması çoğunlukla çok zor oluyor. Bunun nedeni hastaların bulundukları ortamlarda konunun bilinmemesi, yetersiz kalması ve ulaşmadaki zorluklar olabiliyor. Bu durum, çoğu kez hastalarda kafa karışıklığına, umutsuzluğa, çaresizliğe yol açabiliyor.
Halbuki meme onarımı yapacak, gayet yetkin cerrahlarımız var. Nitekim sözkonusu ameliyatlar da birçok yerde yapılıyor.

SGK KARŞILIYOR

Meme onarımının SGK (Sosyal Güvenlik Kurumu) tarafından karşılandığını, ancak özel sağlık sigortalarının sorun çıkardığını belirten Prof. Dr. Ayhan, “Kanserin tanı ve tedavisiyle iş bitmiyor. Tedaviden sonra hastaların yaşam kalitesi de çok önemli. Meme onarımıyla beraber psikolojisi, fizyoterapisi, beslenmesi gibi konular da gözardı edilmemeli” diyor.

Yaşam kalitenizi artırın

Meme onarımı üç şekilde yapılabiliyor. Ya hastanın kendi dokuları kullanılarak, ya silikon meme protezleri takarak ya da her ikisi de kombine edilerek. Hangi yöntemin uygun olacağı, hastanın beden yapısı, meme durumuyla ilgili. Bazen çok aşamalı olan sözkonusu işlemlere genellikle hastayla birlikte karar veriliyor. Meme onarımı, zamanlama açısından iki dönemde yapılabiliyor:
* Bunlardan biri eş zamanlı ya da anında onarım. Bu durumda, meme kanseri tanısı konmuş hastalarda, meme ameliyatının gerçekleştirildiği seansta yeniden meme de yapılıyor. Böylece hasta memeyle girdiği ameliyattan memesiz değil, yenisiyle çıkıyor. Erken evrede yakalanan meme kanserli hastalar, eş zamanlı onarım için uygun adaylar.
* İleri evrede tanı konan ya da ışın tedavisi uygulanacak hastalara, hastalıksız geçirdiği birkaç yıldan sonra onarım uygulanıyor. Buna da geç dönem onarım deniyor. (Mesude Erşan / Hürriyet)

24 Eylül 2014 Çarşamba

Düzenli hastalığı olana işkence!

Şeker, tansiyon gibi kronik hastalıkları olan vatandaşalar, artık mevcut raporlarıyla direk olarak eczaneden ilaç alamayacak. Hastalar kullanmaları gereken ilaçları her defasında hekime reçete ettirecek.

Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) Sağlık Uygulama Tebliği’nde (SUT) yapılan değişiklikle e-reçete düzenlenmeksizin yapılacak ilaç temini konusu yeniden gündeme geldi.

Söz konusu değişiklik ile şeker, tansiyon gibi kronik hastalıkları olan vatandaşalar, artık mevcut raporlarıyla direk olarak eczaneden ilaç alamayacak. Hastalar kullanmaları gereken ilaçları her defasında hekime reçete ettirecek.

Bu konu Recep Akdağ’ın bakanlığı döneminde vatandaşlardan gelen şikayetler üzerine SGK’ya iletilmiş ve yeniden düzenlenmişti. Kronik hastalığı olan vatandaşlar üç veya altı aylık raporları bittikten sonra yeniden rapor almak, ilaçlarını reçete ettirmek için doktora gitmek zorunda kalmıyor, hem doktor hem de vatandaşın yükü hafifletiliyordu. Hastalar aile hekimine giderek istidikleri zaman kontrollerini yaptırabiliyorlardı.

HER İLAÇ REÇETE ETTİRİLECEK
Ancak SGK’nın SUT’ta yaptığı sessiz sedasız değişiklikle şeker, tansiyon gibi kronik hastalıkları olan vatandaşalar aynı ilacı almak için her seferinde doktora giderek ilaçlarını yeniden reçete ettirmek zorunda kalacaklar. Vatandaşların tepkisine neden olan yeni düzenleme ile “Kalp yetmezliği, koroner arter hastalığı, arteriyel hipertansiyon, hiperkolesterolemi, diabet, parkinson, kronik ve nükseden üveitler, tiroide bağlı oftalmopati ve sempatik oftalmi, kuru göz sendromu. Belirtilen hastalıklarda sağlık raporuna dayanılarak düzenlenmiş reçeteye istinaden yeniden reçete düzenlenmeksizin eczaneden ilaç temin edilebilir. Bu şekilde ilaç temini, düzenlenmiş reçete tarihi itibariyle 6 aylık süreyi kapsar. Süre bitiminde tekrar reçete düzenlenir. 6 ay boyunca, düzenlenmiş reçetede yazılı miktarlar esas alınarak, yeniden reçete düzenlenmeksizin bu miktarlarda ilaç temin edilebilir. Ancak SUT’ta belirtilen özel hükümler göre bir seferde üç aylık tedavi dozunun aşılmaması gözetilir. Raporun geçerlilik süresinin bitmesi durumunda yeniden rapor ve reçete düzenlenmesi şartı aranır” hükmü yürürlükten kaldırıldı. (hürriyet)