ABD'de yapılan anket sonucunda, insanı mutlu eden küçük şeyler sıralandı.
Sayfalar
- Ana Sayfa
- Gezilecek Yerler
- Bodrum Otelleri
- Alaçatı Otelleri
- Fethiye Otelleri
- Çeşme Otelleri
- Marmaris Otelleri
- Kaş Otelleri
- Alanya Otelleri
- Balayı Otelleri
- Ayvalık Otelleri
- Bungalov Otelleri
- Butik Oteller
- Dalyan Otelleri
- Datça Oteller
- Göcek Otelleri
- Kapadokya Otelleri
- Kuşadası Otelleri
- Yalıkavak Otelleri
- Karadeniz Otelleri
- Kemer Otelleri
- İstanbul Otelleri
- Termal Oteller
- Antalya Oteller
- Diğer Oteller
- İzmir Otelleri
avrupa etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
avrupa etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
10 Mayıs 2019 Cuma
5 Haziran 2017 Pazartesi
Bugün Dünya Çevre Günü
Birleşmiş Milletler, 1972 yılında İsveç’in başkenti Stockholm’de 133 ülkenin katılımı ile düzenlediği zirvede, 5 Haziran tarihinin “Dünya Çevre Günü” olmasını oybirliği ile kabul etti. O tarihten bu yana çevre sorunlarına kamuoyunun dikkatini çekmek, halkın katılımını geliştirmek ve politik ilgiyi arttırmak üzere 'Dünya Çevre Günü' tüm dünya genelinde çeşitli etkinliklerle kutlanıyor.
Dünya üzerinde 5 ile 100 milyon arasında tür olduğu varsayılıyor ve bugüne kadar sadece 2 milyon tür keşfedilebilmiş. Bilinen 17.291 bitki ve hayvan türü ise azalarak nesli tükenme tehlikesiyle karşı karşıya iken, sayıları artan ender birkaç türden biri de insanoğlu. Ve bu tükenişin en büyük sorumlusu da insan. Çeşitli gerekçelerle ormanlar, tarım alanları, meralar, sulak alanlar, tahrip edilmekte, balık stokları azalmakta, Dünya’nın ısınmasına neden olan gazlar atmosfere karışmaktadır. Bunların sonucunda da, türler doğal hızlarından 1.000 kat daha hızlı bir şekilde yok oluyor.
HER YIL 1,3 MİLYAR TON GIDA BOŞA HARCANIYOR
Bugün yoğun teknoloji ve tarımsal girdi kullanarak yapılan tarımsal uygulamalar toprağın üretim kapasitesinin azalması, su kirliliği, biyolojik çeşitliliğin azalması ve iklim değişikliği gibi sorunlara neden oluyor. Son 50 yılda tropik ormanların ve doğal otlak alanlarının yok olması pahasına tarım alanları 1,4 milyar hektardan 1,5 milyar hektara ulaştı. Yapılan tahminlere göre Dünya nüfusu 2050 yılında 9,6 milyara ulaşacak ve bu nüfusun gıda ihtiyacını karşılamak için 100 milyon hektar daha tarım alanına ihtiyaç duyulacak. Oysa her yıl Costa Rica büyüklüğünde (50.000 km2) toprak erozyonla kaybediliyor ve artan kentleşme nedeniyle sadece Avrupa'da her bir saatte 11 hektar tarım alanı binalarla örtülerek kullanılamaz hale getiriliyor. Giderek artan gübre, pestisit ve herbisitlerin kullanımı toprak ve suların kirlenmesine neden oluyor ve insan sağlığını tehdit ediyor. Tarım, küresel sera gazı salımlarının üçte birinden sorumlu tutuluyor. Ormanların ve otlakların tarım alanlarına dönüştürülmesi ve iklim değişikliği nedeniyle biyolojik çeşitlilik azalıyor. Tüm bu olumsuzluklarla üretilen gıdanın 1/3'ü israf ediliyor, çöp oluyor. Çöpe atılan gıda bugün dünya çapında yetersiz beslenen 842 milyon insana yetecek miktarda.
1 MİLYARDAN FAZLA İNSAN TATLI SUYA ERİŞEMİYOR
Dünya’daki toplam tatlı su varlığı, toplam su kütlesinin %3'ünü oluşturmasına rağmen %2,5'i Antartika, Kuzey Kutbu’nda (Arktik bölgede) ve buzullarda donmuş bir halde bulunuyor. İnsanların ihtiyaçları ve tatlısu ekosistemlerin sürekliliği için geriye sadece Dünya toplam su varlığının binde 5'i kalıyor ve bunun dağılımı da bölgeler arasında büyük farklılık gösteriyor. Buna bağlı olarak 1 milyardan fazla insan yeterli içme suyuna erişemiyor, 2,6 milyar insan yetersiz su nedeniyle hijyen olmayan koşullarda yaşıyor ve 1,4 milyon çocuk yeterli temiz su ve hijyen koşullarının olmaması nedeniyle ölüyor.
DÜNYA 2050’DE İHTİYAÇLARIMIZI KARŞILAMAYA YETMEYECEK
Küresel iklim değişikliği, su sorunu, nükleer enerjinin yarattığı belirsizlik, doğal alanların tahribi, yaban hayat üzerindeki baskı, giderek artan dünya nüfusunun ihtiyaçları ve yarattığı yük bizi koruma anlayışımızı ve yaşam biçimlerimizi gözden geçirmeye zorluyor. Bugünkü tüketim ve üretim modelleri aynı kaldığı taktirde nüfus 2050'de 9 milyar 600 milyona ulaşacak ve bugünkü yaşam tarzımızı sürdürmek için üç gezegene ihtiyacımız olacak. Sözcü
Dünya üzerinde 5 ile 100 milyon arasında tür olduğu varsayılıyor ve bugüne kadar sadece 2 milyon tür keşfedilebilmiş. Bilinen 17.291 bitki ve hayvan türü ise azalarak nesli tükenme tehlikesiyle karşı karşıya iken, sayıları artan ender birkaç türden biri de insanoğlu. Ve bu tükenişin en büyük sorumlusu da insan. Çeşitli gerekçelerle ormanlar, tarım alanları, meralar, sulak alanlar, tahrip edilmekte, balık stokları azalmakta, Dünya’nın ısınmasına neden olan gazlar atmosfere karışmaktadır. Bunların sonucunda da, türler doğal hızlarından 1.000 kat daha hızlı bir şekilde yok oluyor.
HER YIL 1,3 MİLYAR TON GIDA BOŞA HARCANIYOR
Bugün yoğun teknoloji ve tarımsal girdi kullanarak yapılan tarımsal uygulamalar toprağın üretim kapasitesinin azalması, su kirliliği, biyolojik çeşitliliğin azalması ve iklim değişikliği gibi sorunlara neden oluyor. Son 50 yılda tropik ormanların ve doğal otlak alanlarının yok olması pahasına tarım alanları 1,4 milyar hektardan 1,5 milyar hektara ulaştı. Yapılan tahminlere göre Dünya nüfusu 2050 yılında 9,6 milyara ulaşacak ve bu nüfusun gıda ihtiyacını karşılamak için 100 milyon hektar daha tarım alanına ihtiyaç duyulacak. Oysa her yıl Costa Rica büyüklüğünde (50.000 km2) toprak erozyonla kaybediliyor ve artan kentleşme nedeniyle sadece Avrupa'da her bir saatte 11 hektar tarım alanı binalarla örtülerek kullanılamaz hale getiriliyor. Giderek artan gübre, pestisit ve herbisitlerin kullanımı toprak ve suların kirlenmesine neden oluyor ve insan sağlığını tehdit ediyor. Tarım, küresel sera gazı salımlarının üçte birinden sorumlu tutuluyor. Ormanların ve otlakların tarım alanlarına dönüştürülmesi ve iklim değişikliği nedeniyle biyolojik çeşitlilik azalıyor. Tüm bu olumsuzluklarla üretilen gıdanın 1/3'ü israf ediliyor, çöp oluyor. Çöpe atılan gıda bugün dünya çapında yetersiz beslenen 842 milyon insana yetecek miktarda.
1 MİLYARDAN FAZLA İNSAN TATLI SUYA ERİŞEMİYOR
Dünya’daki toplam tatlı su varlığı, toplam su kütlesinin %3'ünü oluşturmasına rağmen %2,5'i Antartika, Kuzey Kutbu’nda (Arktik bölgede) ve buzullarda donmuş bir halde bulunuyor. İnsanların ihtiyaçları ve tatlısu ekosistemlerin sürekliliği için geriye sadece Dünya toplam su varlığının binde 5'i kalıyor ve bunun dağılımı da bölgeler arasında büyük farklılık gösteriyor. Buna bağlı olarak 1 milyardan fazla insan yeterli içme suyuna erişemiyor, 2,6 milyar insan yetersiz su nedeniyle hijyen olmayan koşullarda yaşıyor ve 1,4 milyon çocuk yeterli temiz su ve hijyen koşullarının olmaması nedeniyle ölüyor.
DÜNYA 2050’DE İHTİYAÇLARIMIZI KARŞILAMAYA YETMEYECEK
Küresel iklim değişikliği, su sorunu, nükleer enerjinin yarattığı belirsizlik, doğal alanların tahribi, yaban hayat üzerindeki baskı, giderek artan dünya nüfusunun ihtiyaçları ve yarattığı yük bizi koruma anlayışımızı ve yaşam biçimlerimizi gözden geçirmeye zorluyor. Bugünkü tüketim ve üretim modelleri aynı kaldığı taktirde nüfus 2050'de 9 milyar 600 milyona ulaşacak ve bugünkü yaşam tarzımızı sürdürmek için üç gezegene ihtiyacımız olacak. Sözcü
1 Mart 2017 Çarşamba
Hayallerinizdeki iş: Gezip tozuyorsun üste bir de para alıyorsun
Hayallerinizdeki iş gerçek oldu. Sadece gezip tozup video çekerek hem hiçbir masraf yapmadan bütün Avrupa'yı dolaşmak hem de üstüne para almak mümkün.
Bir turizm firması olan Busabout verdiği ilginç iş ilanıyla dikkat çekti.
Firma gezip tozacak gördüklerini yazacak videoya çekecek 2 kişi arıyor. Bir kişi marka elçisi diğeri ise videocu olacak.
İşe alınacak kişilerin tüm masrafları (yiyecek, konaklama, seyahat ve diğer masraflar) firma tarafından karşılaşancak. Ayrıca proje tamamlandığında kendilerine ücret de ödenecek. Ne kadar verileceği ise açıklanmadı.
Şanslı iki kişi gezip gördükleri yerde çektikleri videoları vloglarından yayınlayacak, sosyal medyadan paylaşacak ayrıca yaşadıklarını yazacak.
Marka elçisinin iyi bir anlatıcı olması, diksiyonun iyi olması, kamera karşısında doğal davranabilmesi gerekiyor.
Kameraman ise video editlemeyi bilmeli, görüntülerde detaylara dikkat çekme konusunda yetenekli olmalı.
Başvuru için üç dakikalık bir YouTube videosu çekmeniz ve burada kendinizi, favori güzergahlarını anlatmanız gerekiyor. Ayrıca INstagram'da sosyal medya yeteneklerini sergilemelisiniz.
Videocu ise yine iki dakikalık bir Youtube videosu hazırlayacak aynı kullandığı cihazlar ve yazılımları anlatacak.
Başvuranların en az 18 yaşında olması ve Avrupa'da seyahat etmelerini sağlayacak en az 180 günlük Schengen vizelerinin bulunması gerekiyor. Son başvuru tarihi 5 Mart 2017 gün sonu olarak açıklandı.
İşe alınanların gezeceği yerler arasında Paris, Madrid, Barcelona, Lizbon, Split, Roma, Floransa, Venedik, Münih, Prag, Amsterdam, Krakow, Budapeşte, Atina, Nice gibi birçok Avrupa şehri bulunuyor.
Başvurusu beğenilenlerle görüşmeler Nisan ile Eylül ayları arasında yapılacak. Başvuru için: http://blog.busabout.com/brand-ambassador/
Bir turizm firması olan Busabout verdiği ilginç iş ilanıyla dikkat çekti.
Firma gezip tozacak gördüklerini yazacak videoya çekecek 2 kişi arıyor. Bir kişi marka elçisi diğeri ise videocu olacak.
İşe alınacak kişilerin tüm masrafları (yiyecek, konaklama, seyahat ve diğer masraflar) firma tarafından karşılaşancak. Ayrıca proje tamamlandığında kendilerine ücret de ödenecek. Ne kadar verileceği ise açıklanmadı.
Şanslı iki kişi gezip gördükleri yerde çektikleri videoları vloglarından yayınlayacak, sosyal medyadan paylaşacak ayrıca yaşadıklarını yazacak.
Marka elçisinin iyi bir anlatıcı olması, diksiyonun iyi olması, kamera karşısında doğal davranabilmesi gerekiyor.
Kameraman ise video editlemeyi bilmeli, görüntülerde detaylara dikkat çekme konusunda yetenekli olmalı.
Başvuru için üç dakikalık bir YouTube videosu çekmeniz ve burada kendinizi, favori güzergahlarını anlatmanız gerekiyor. Ayrıca INstagram'da sosyal medya yeteneklerini sergilemelisiniz.
Videocu ise yine iki dakikalık bir Youtube videosu hazırlayacak aynı kullandığı cihazlar ve yazılımları anlatacak.
Başvuranların en az 18 yaşında olması ve Avrupa'da seyahat etmelerini sağlayacak en az 180 günlük Schengen vizelerinin bulunması gerekiyor. Son başvuru tarihi 5 Mart 2017 gün sonu olarak açıklandı.
İşe alınanların gezeceği yerler arasında Paris, Madrid, Barcelona, Lizbon, Split, Roma, Floransa, Venedik, Münih, Prag, Amsterdam, Krakow, Budapeşte, Atina, Nice gibi birçok Avrupa şehri bulunuyor.
Başvurusu beğenilenlerle görüşmeler Nisan ile Eylül ayları arasında yapılacak. Başvuru için: http://blog.busabout.com/brand-ambassador/
5 Şubat 2017 Pazar
Avrupa'da vizesiz gidilen ülkeler | Türkiye'den vize istemeyen ülkeler
Avrupa'da vizesiz gidilen ülkeler vatandaşlar tarafından merak ediliyor. Özellikle vize işlemleriyle vakit kaybetmek istemeyen vatandaşlar Türkiye'den vize istemeyen ülkeleri tercih ediyorlar. Peki Avrupa'da vizesiz gidilen ülkeler hangileri? İşte Türkiye'den vize istemeyen Avrupa ülkeleri...
Ülkemizden vizesiz gidilen ülkelerin sayısının artmasının ardından vatandaşlar yurt dışı seyahatlerine ilgi göstermeye başladı. Karşılıklı yapılan anlaşmaların sonucunda vizesiz gidilen ülkelerin sayısı oldukça arttı. Daha önceleri yurt içinde tatil yapan vatandaşlar, vize işlemleriyle uğraşma sorunundan kurtulunca, bu kez yurt dışını görmeye ilgi göstermeye başladılar.
Vatandaşlar tarafından en fazla arzu edilen ülkeler Avrupa’da yer alan ülkeler olsa da, Türkiye’den vizesiz gidilen Avrupa ülkelerinin sayısı diğer bölgelere göre oldukça az. Ancak son dönemde yaşanan gelişmelerin ardından AB ülkelerine vizesiz gidilebilmesinin önü açılmaya çalışılıyor. Bu sürecin ne zaman tamamlanacağı bilinmese de vatandaşlar şimdiden her kıtadan vizesiz gidilen ülkelere ilgi gösteriyorlar.
Dış ülkelere olan ilginin artması nedeniyle vizesiz gidilen ülkeleri ve bu ülkeler hakkında bilgileri sizler için derledik...
Türkiye’deki vatandaşların en fazla ilgi gösterdiği ülkeler Avrupa ülkeleri olarak dikkat çekiyor. Bunda en önemli nedenlerden biri Avrupa’da yer alan ülkelerin Türkiye’ye olan coğrafi yakınlığı. Çünkü uzun seyahatler yapmadan Avrupa’ya gitmek mümkün. Bu nedenle Avrupa ülkeleri ile vizelerin kaldırılması heyecanla bekleniyor. Şu anda çoğu Balkan ve Doğu Avrupa ülkeleri olmak üzere 14 Avrupa ülkesine vizesiz seyahat edilebiliyor. Öte yandan bazı ülkelere vize olmadığı halde, ulaşım sorunundan dolayı yine vize almak gerekiyor.
1- Andora
Fransa ile İspanya arasında, sınırda yer alan ve Avrupa’nın en küçük ülkelerinden biri olan Andorra, vizesiz gidilen ülkeler arasında yer alıyor. Günü birlik gezilebilecek kadar küçük bir ülke olan Andorra, özellikle kış sezonunda yoğun turist akınına uğruyor.
Pirene Dapları üzerinde güzel kayak pistlerinin yer aldığı Andorra’da Nisan ayına kadar kar kalabiliyor. Öte yandan doğa turizmi meraklıları için de yine değerlendirileilecek ülkelerden biri olarak dikkat çekiyor bu Avrupa ülkesi. Andorra’nın turistleri cezbeden özelliklerinden biri de vergi cenneti olarak tabir edilen ülkelerden biri olmasıdır.
Zaten turizm üzerine kurulan ülke ekonomisi, turistlerin yaptığı alışverişlerle canlılık kazanır. Bu nedenle Andorra’da oldukça uygun fiyatlarla alışveriş yapabilirsiniz. Vizesiz gidilen ülkeler arasında yer alan Andorra’ya gitmek isteyenlerin en büyük sorunu ise, ülkeye direk ulaşım olmadığından Schengen Vizesi gerekmesidir.
2-Azerbaycan
Azerbaycan Cumhuriyeti,tarihi, kültüre ve doğal güzellikleri ile dikkat çekmektedir. Kafkasya’nın en büyük yüzölçümüne sahip olan ülkede yeryüzünde var olan 11 farklı iklim türünün 9’u yaşanmaktadır.
Azerbaycan’da isterseniz doğa turizmi için giderek milli parkları ziyaret edebilir, doğa yürüyüşlerine katılabilir, tırmanışlar yapabilirsiniz. Ülkede bu anlamda turlar oldukça yaygındır.
Öte yandan Hazar Denizi’ne kıyısı olan Azerbaycan’ı dilerseniz deniz turizmi için ziyaret edebilirsiniz. Kumlu plajları dalış yapmak isteyenlere imkanlar sağlamaktadır. Ülkede bu anlamda deniz sezonunun başlangıcı ise Mayıs ayıdır.
Azerbaycan’ın ziyaret edecekseniz burada tarihi yapıları, müzeleri, anıt ve sarayları da görebilirsiniz. Ülkede UNESCO tarafından Dünya Mirasları listesine dahil edilmiş yapılar yer almaktadır.
Ayrıca son yıllarda turizmde yaşanan gelişmelerle birlikte Azerbaycan, din, kaplıca ve sağlık turizmi alanıda popüler bir hale geldi.
3- Arnavutluk
Balkan ülkeleri arasında yer alan Arnavutluk, Türkiye’den vizesiz gidilen ülkelerden biri olarak dikkat çekmektedir. Arnavutluk’un Türkiye’de cazip görülmesinin nedenlerinden biri bu ülke ile Türkiye arasında tarihten gelen kültürel bağlardan kaynaklanmaktadır.
İyon Denizi kıyısında yer alan Arnavutluk temiz denizi ve uzun sahil şeridiyle deniz turizmi açısından uygun bir tercihtir. Deniz turizmi için Arnavutluk’u tercih edenler Shengjin, Durres ve Vlore gibi deniz kıyısında yer alan şehirleri tercih ederler.
Öte yandan Velipoje’nin kumlarının şifalı olduğu iddia edilmektedir. Yine Arnavutluk ziyaretlerinde görülebilecek yerler arasında Llogara Ulusal Park’ı yer almaktadır.
Doğa turizmi için de elverişli bir coğrafyaya sahip olan Arnavutluk’un şehirlerinde tarihi dönemlere ait yapılar görebilirsiniz. Bu anlamda uzun zaman Osmanlı İmparatorluğu’nun hakimiyetinde olan Arnavutluk’ta, bu dönemlerden kalma yapılar da halen varlığını korumaktadır.
4- Belarus
Beyaz Rusya ya da diğer bir adıyla Belarus, eski SSCB cumhuriyetlerinden biri. Denize kıyısı olmayan bu ülkede turizm sektörü pek gelişmese de görülmesi gereken yerlere sahip. Kırsalı, ormanları, ahşap evleriyle özellikle doğa turizmiyle ilgilenenlerin görmesi gereken yerlerden.
Beyaz Rusya’ya tabiki sadece doğa turizmi için gitmek zorunda değilsiniz. İsterseniz Slav müzik festivaline katılabilir, farklı bir müzik zevkini yaşayabilirsiniz.
Fiyatları ülkemize göre daha cazip olan Beyaz Rusya’nın Sovyetlerden ayrılan ülkelere göre önemli bir farkı var; burası oldukça güvenli bir ülke. Suç oranının oldukça düşük olduğu Belarus’ta turistlerden de tabiki suça ya da bir olaya karışmamaları bekleniyor.
2014 yılında Türkiye’den vizesiz gidilen ülkeler arasına katılan Beyaz Rusya’da başkent Minsk’i ziyaret ederseniz, karşınızda büyüleyici Sovyet mimarisini bulacaksınız. Burada çeşitli müzeleri gezebilir, katedral ve kiliseleri ziyaret edebilirsiniz.
Öte yandan ülkenin Polonya sınırına yakın olan şehirlerinden Brest’te tarihi yaya sokaklarını, renk renk ahşap evleri görebilirsiniz. Bu şehire başkentten trenle kolayca ulaşabilirsiniz. Belarus’ta Slav Müzik Festivali ise Vitebsk’te gerçekleştiriliyor.
Beyaz Rusya’ya gitmişken şehirleri bir yana bırakırsak, kırsala bir geziye katılmak oldukça keyifli zaman geçirmenizi sağlayacaktır.
Beyaz Rusya gece hayatı için buraya gidenlere eğlenceli seçenekler sunmaktadır. Sokakların gecenin yarılarında bile güvenli olması işin bir başka boyutu.
5- Bosna Hersek
Bosna Hersek, Türkiye ile kültürel bağları kuvvetli olan Avrupa ülkelerinden biridir. Tarihi dokusuyla dikkatleri çeken Bosna Hersek’te Srebnrenitsa Katliamı’nın izleri halen oldukça canlıdır. Bu izler ülkeye giden turistleri hayli etkilemektedir.
Öte yandan Osmanlı’nın da uzun süre hüküm sürdüğü Bosna Hersek topraklarında bu dönemden yapılarla da karşılaşabilirsiniz. Özellikle Osmanlı mimarisi cami ve köprüleri görebilirsiniz. Öte yandan Avusturya-Macaristan İmparatorluğu döneminden kalan mimari etkileri de görebilirsiniz.
Kültür turizmi açısından Sarajevo (Saraybosna) Film festivali ve Jazz Festivali katılabileceğiniz etkinlikler arasındadır.
Bosna Hersek’te son yıllarda önem verilen noktalardan biri de termal turizm oldu. Yakın zamanlarda ülkede çok sayıda gelişmiş tedavi edici kaplıca merkezleri kuruldu.
Bu güzel ülkeye inanç turizmi için giden turist sayısı da önemli orandadır. İslamiyet, Hristiyanlık ve Musevilik için önemli olan inanç mekanlarını Bosna Hersek’te görebilirsiniz.
Yine Bosna Hersek’te kış turizmi için de uygun yerler bulmak mümkün. Kasım ile Mart aylarında bu ülkenin kış turizmine uygun bir iklimi vardır. Bosna Hersek’te Bjelasnica, İgman ve Jahorina dağları kayak için uygun alanlar arasında yer almaktadır.
6- Ermenistan
1991 yılında SSCB’den ayrılarak bağımsızlığını ilan eden ülkelerden biri olan Ermenistan’nın en canlı şehri ülkenin başkenti de olan Erivan’dır. Ermenistan ekonomisiyle eş zamanlı gelişimini sürdüren Erivan’da batılı tarzda mimari yapılaşma görülmektedir. Ülke hızlıca SSCB’nin etkisinden uzaklaşma çabasındadır.
Erivan ve çevresinde turizmcilerin en büyük sorunlarında biri ulaşım imkanlarının sınırlı olması. Turistik yerlerin dağınık olması da turistleri zorlayan bir durum olarak dikkat çekiyor.
Ermenistan tatilciler tarafından genellikle yazın tercih ediliyor. Bunda kış aylarının oldukça soğuk geçmesinin etkisi hayli fazla.
Fiyat olarak ise konaklama için ödenen miktarlar ortalama olarak İstanbul’la yakın, diğer yandan yemek-içmek için ödeyeceğiniz miktar ise İstanbul’a göre düşük durumda. Erivan’da tatil yapmak isteyenler için kolayca gezmenin en makul yolu turlara katılmak. Böylece dağınık olan turistik alanları daha rahat şekilde gezebilirsiniz.
7- Karadağ
Sırbistan’dan ayrılarak bağımsızlığını ilan eden Karadağ’a gitmek için en ideal dönem ilkbahar sonundan, sonbahar başına kadar olan dönem. Osmanlılarla aramızda bağlantı olan topraklardan olan Karadağ yemek kültürü olarak, Türk kültürü ile benzer noktaları var. Ayrıca İtalyan mutfağından lezzetleri de Karadağ’da deneyebilirsiniz. Et ağırlıklı bir yeme alışkanlığı bulunan ülkenin aynı zamanda şarapları oldukça lezzetli.
8- Gürcistan
1991 yılında SSCB'nin dağılmasının ardından bağımsızlığına kavuşan Gürcistan, Kafkafya'da Karadeniz kıyısında yer almaktadır. Tarih boyunca pek çok medeniyetin etkisinde kalan Gürcistan coğrafyasında kültür turizmi yapmak isteyenlerin görmesi gereken yerler bulunmaktadır.
Ülkede bulunan botanik bahçeleri, plajlar, kayak merkezleri ziyaret edilebilir. Tatilde yüzmeyi düşünüyorsanız Batum'da bahar aylarından itibaren yüzebilirsiniz. Kış döneminde ise Gudauri kayak merkezinde karın tadını çıkarabilirsiniz.
Gürcistan'ı ziyaret ederseniz, Telavi'de şarap bağlarını, eski başkentlerden Kutaisi ve Mtskheta'yı ve ülkenin sembollerinden biri olan Gergeti Trinity Manastırı'nı görebilirsiniz.
9- Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC)
Akdeniz'in en büyük üçüncü büyük adası olan Kıbrıs, ülkemiz açısından çok değerli bir yere sahiptir. 'Yavru Vatan' olarak anılan KKTC, önemli bir turizm bölgesidir. Ülkenin en büyük gelirini turizmden elde etmesi de bunun bir göstergesidir. Tüm yıl boyunca tatil yapma olanağı bulunan ülkede kış dönemi yağışlı geçmektedir. Bahar aylarında tatil için KKTC'yi tercih ederseniz, sokaklarında kır çiçeklerinin, portakal, limon ve greyfurt çiçeklerinin kokularını alabilirsiniz.
Lüks tatil tesislerinin yer aldığı Kıbrıs'ta modern yüzme havuzlarını tercih edebilirsiniz. Öte yandan yüzmeye elverişli sahilleriyle ünlü adada, dileyenler denize girebilecekleri çok güzel koyları tercih edebilir. KKTC tatilinizde başkent Lefkoşa'nın tarihi merkezini, Salamis Antik Kenti'ni, Karpaz yarımadasında bulunan yeşil kaplumbağaların yumurtlama alanlarını görebilirsiniz.
Ayrıca; Venedik Sütunu, Girne Kapısı, Selimiye Cami, Yeşil Hat, Girne Eski Liman, Girne Kalesi, Bellapais Manastırı, St. Hilarion Kalesi, Gazimağusa şehri ve tarihi Gazimağusa Limanı, St. Barnabas Manastırı, Kertikli Hamamı, Namık Kemal Müzesi, Othello Kalesi, Lala Mustafa Paşa Camii gibi önemli turistik yerleri ziyaret edebilirsiniz.
10- Kosova
Avrupa'da vizesiz gidilen ülkeler arasında yer alan Kosova'ya havayolu vasıtasıyla Priştine, Mitroviçe veya Prizren havaalanı üzerinden gidebilirsiniz. 2008 yılında Sırbistan'dan ayrılarak bağımsızlığını ilan eden Kosova, önemli turistik merkezlere sahiptir. Osmanlı Devleti'nden kalma izleri görebileceğiniz ülkede nüfusun çoğunluğunu Müslümanlar oluşturmaktadır. Ilıman karasal iklimin yaşandığı ülkeye gitmek için en ideal zaman İlkbahar-Yaz dönemidir.
Kosova kültür olarak ülkemizle benzerlikler göstermektedir. Bu nedenle mutfak kültüründe de Türkiye'nin etkisini görebilirsiniz. Ayrıca Sırp, Arnavut ve Yunan mutfağından esintiler de Kosova'da karşınıza çıkacaktır. UNESCO Dünya Mirası Koruma Listesinde yer alan Sırp Ortodoks Kilisesi, Kosova topraklarında bulunmaktadır.
11- Makedonya
Tarihte pek çok medeniyetin sınırları içerisinde yer alan Makedonya, 1991 yılında Yugoslavya Sosyalist Federal Cumhuriyeti'nden ayrılarak bağımsızlığını ilan etti. Uzun süre Osmanlı sınırları içerisinde yer alan Makedonya'da bu nedenle bugün hala o yıllara ait izlere rastlamak mümkündür. Tatil için özellikle bahar ve yaz aylarında tercih edebileceğiniz Makedonya'ya İstanbul ve Ankara'dan aktarmasız uçuşlarla gidebilirsiniz. Yine otobüsle de ülkeye gitme şansınız vardır.
Balkan mutfağının en güzel örneklerinden biri Makedon mutfağıdır. Akdeniz ve Ortadoğu etkilerinin de görüleceği bu kültürde özel lezzetleri yerinde deneme fırsatı bulabilirsiniz.
Makedonya tatilinizde Üsküp Kalesi, Struga, Pelister Milli Parkı, Kalkandelen Alaca Cami, Aziz Kliment ve Panteleimon Kilisesi, Ohri Gölü, Samoil Kalesi ve Resneli Niyazi Bey Sarayını ziyaret edebilirsiniz.
12- Moldova
1991 yılında SSCB'nin dağılmasının ardından bağımsızlığını ilan eden ülkelerden biri olan Moldova, Doğu Avrupa'da Romanya ve Ukrayna'nın arasında yer almaktadır. Avrupa'nın fakir ülkelerinden biri olan Moldova'da insanlar buna rağmen dost canlısı ve misafirperverdir. Denize kıyısı olmayan ülke karlı dağların arasında yer almaktadır ve Dinyester Vadisi gibi doğal güzelliklere sahiptir.
Bir dönem Osmanlı toprağı olan ülkede bu dönemlerden kalma izlere rastlamak mümkündür. Moldova'yı ziyaret ederseniz tarihi katedralleri, heykelleri ve müzeleri dolaşabilirsiniz. Ayrıca Rus edebiyatının gelmiş geçmiş en önemli isimlerinden Aleksandr Puşkin'in sürgün döneminde başkent Kişinev'de kaldığı evi de ziyaret etmeniz tavsiye edilir.
13--Sırbistan
Balkan ülkelerinden biri olan Sırbistan, 420 yıl Osmanlı egemenliğinde yaşadı. Sırbistan'a ülkemizden ulaşım oldukça kolaydır. Ulaşım için uçak ya da otobüsü tercih edebilirsiniz. Ülke içerisinde ulaşım olanakları çok gelişmiş olduğu için turistik gezilerinizde pek çok yeri görme şansına sahip olabilirsiniz. Sırbistan'da gezip görebileceğiniz pek çok yer vardır.
Belgrad'ta Kalemegdan Kalesi, Aziz Sava Katedrali, Nikola Tesla Müzesi, Sırbistan Ulusal Müzesi, Cumhuriyet Meydanı, Taş Meydan görülmesi gereken yerler arasındadır. Ayrıca Orta Çağdan kalma yapılar, katedraller, gotik mimariye uygun örnekler, Osmanlı döneminden kalma cami, hamam gibi yerleri ziyaret edebilirsiniz.
14--Ukrayna
Avrupa'da yer alan Ukrayna, tamamı Avrupa'da yer alan ülkeler arasında yüzölçümü en büyük olan ülkedir. Doğal güzellikleri ile turistlerin tercih ettiği ülkeye gitmek için en iyi dönem Haziran-Eylül dönemidir. Karpat Dağları'na ev sahipliği yapan ülkeyi isterseniz kış turzimi için de tercih edebilirsiniz. Ukrayna'ya İstanbul ve Ankara'dan direk ve aktarmalı uçuşlarla başkent Kiev, Dnepropetrovsk, Ivano-Frankivsk, Kherson, Lviv, Odesa ve Zaporizhzhia'ya ulaşabilirsiniz.
Zengin bir sosyal yaşamın olduğu ülkenin başkenti Kiev, Avrupa'nın önemli kültür merkezleri arasında yer almaktadır. Kiev'de yıl içerisinde pek çok sanat festivali gerçekleştirilmektedir. Diğer yandan yaz turizmi için tercih edilebilecek yerler arasında ise Yalta yer almaktadır. Kırım Özerk Cumhuriyetinin güneyinde Karadeniz kıyısında yer alan şehirde Lenin Embankment, Çehov'un evi, Alexander Nevky Katedrali gezilecek yerler arasında yer almaktadır. Yine Yalta'da kültür turizmi yapacakları kendine çeken çok sayıda tarihi yapı bulunmaktadır.
Ülkemizden vizesiz gidilen ülkelerin sayısının artmasının ardından vatandaşlar yurt dışı seyahatlerine ilgi göstermeye başladı. Karşılıklı yapılan anlaşmaların sonucunda vizesiz gidilen ülkelerin sayısı oldukça arttı. Daha önceleri yurt içinde tatil yapan vatandaşlar, vize işlemleriyle uğraşma sorunundan kurtulunca, bu kez yurt dışını görmeye ilgi göstermeye başladılar.
Vatandaşlar tarafından en fazla arzu edilen ülkeler Avrupa’da yer alan ülkeler olsa da, Türkiye’den vizesiz gidilen Avrupa ülkelerinin sayısı diğer bölgelere göre oldukça az. Ancak son dönemde yaşanan gelişmelerin ardından AB ülkelerine vizesiz gidilebilmesinin önü açılmaya çalışılıyor. Bu sürecin ne zaman tamamlanacağı bilinmese de vatandaşlar şimdiden her kıtadan vizesiz gidilen ülkelere ilgi gösteriyorlar.
Dış ülkelere olan ilginin artması nedeniyle vizesiz gidilen ülkeleri ve bu ülkeler hakkında bilgileri sizler için derledik...
Türkiye’deki vatandaşların en fazla ilgi gösterdiği ülkeler Avrupa ülkeleri olarak dikkat çekiyor. Bunda en önemli nedenlerden biri Avrupa’da yer alan ülkelerin Türkiye’ye olan coğrafi yakınlığı. Çünkü uzun seyahatler yapmadan Avrupa’ya gitmek mümkün. Bu nedenle Avrupa ülkeleri ile vizelerin kaldırılması heyecanla bekleniyor. Şu anda çoğu Balkan ve Doğu Avrupa ülkeleri olmak üzere 14 Avrupa ülkesine vizesiz seyahat edilebiliyor. Öte yandan bazı ülkelere vize olmadığı halde, ulaşım sorunundan dolayı yine vize almak gerekiyor.
1- Andora
Fransa ile İspanya arasında, sınırda yer alan ve Avrupa’nın en küçük ülkelerinden biri olan Andorra, vizesiz gidilen ülkeler arasında yer alıyor. Günü birlik gezilebilecek kadar küçük bir ülke olan Andorra, özellikle kış sezonunda yoğun turist akınına uğruyor.
Pirene Dapları üzerinde güzel kayak pistlerinin yer aldığı Andorra’da Nisan ayına kadar kar kalabiliyor. Öte yandan doğa turizmi meraklıları için de yine değerlendirileilecek ülkelerden biri olarak dikkat çekiyor bu Avrupa ülkesi. Andorra’nın turistleri cezbeden özelliklerinden biri de vergi cenneti olarak tabir edilen ülkelerden biri olmasıdır.
Zaten turizm üzerine kurulan ülke ekonomisi, turistlerin yaptığı alışverişlerle canlılık kazanır. Bu nedenle Andorra’da oldukça uygun fiyatlarla alışveriş yapabilirsiniz. Vizesiz gidilen ülkeler arasında yer alan Andorra’ya gitmek isteyenlerin en büyük sorunu ise, ülkeye direk ulaşım olmadığından Schengen Vizesi gerekmesidir.
2-Azerbaycan
Azerbaycan Cumhuriyeti,tarihi, kültüre ve doğal güzellikleri ile dikkat çekmektedir. Kafkasya’nın en büyük yüzölçümüne sahip olan ülkede yeryüzünde var olan 11 farklı iklim türünün 9’u yaşanmaktadır.
Azerbaycan’da isterseniz doğa turizmi için giderek milli parkları ziyaret edebilir, doğa yürüyüşlerine katılabilir, tırmanışlar yapabilirsiniz. Ülkede bu anlamda turlar oldukça yaygındır.
Öte yandan Hazar Denizi’ne kıyısı olan Azerbaycan’ı dilerseniz deniz turizmi için ziyaret edebilirsiniz. Kumlu plajları dalış yapmak isteyenlere imkanlar sağlamaktadır. Ülkede bu anlamda deniz sezonunun başlangıcı ise Mayıs ayıdır.
Azerbaycan’ın ziyaret edecekseniz burada tarihi yapıları, müzeleri, anıt ve sarayları da görebilirsiniz. Ülkede UNESCO tarafından Dünya Mirasları listesine dahil edilmiş yapılar yer almaktadır.
Ayrıca son yıllarda turizmde yaşanan gelişmelerle birlikte Azerbaycan, din, kaplıca ve sağlık turizmi alanıda popüler bir hale geldi.
3- Arnavutluk
Balkan ülkeleri arasında yer alan Arnavutluk, Türkiye’den vizesiz gidilen ülkelerden biri olarak dikkat çekmektedir. Arnavutluk’un Türkiye’de cazip görülmesinin nedenlerinden biri bu ülke ile Türkiye arasında tarihten gelen kültürel bağlardan kaynaklanmaktadır.
İyon Denizi kıyısında yer alan Arnavutluk temiz denizi ve uzun sahil şeridiyle deniz turizmi açısından uygun bir tercihtir. Deniz turizmi için Arnavutluk’u tercih edenler Shengjin, Durres ve Vlore gibi deniz kıyısında yer alan şehirleri tercih ederler.
Öte yandan Velipoje’nin kumlarının şifalı olduğu iddia edilmektedir. Yine Arnavutluk ziyaretlerinde görülebilecek yerler arasında Llogara Ulusal Park’ı yer almaktadır.
Doğa turizmi için de elverişli bir coğrafyaya sahip olan Arnavutluk’un şehirlerinde tarihi dönemlere ait yapılar görebilirsiniz. Bu anlamda uzun zaman Osmanlı İmparatorluğu’nun hakimiyetinde olan Arnavutluk’ta, bu dönemlerden kalma yapılar da halen varlığını korumaktadır.
4- Belarus
Beyaz Rusya ya da diğer bir adıyla Belarus, eski SSCB cumhuriyetlerinden biri. Denize kıyısı olmayan bu ülkede turizm sektörü pek gelişmese de görülmesi gereken yerlere sahip. Kırsalı, ormanları, ahşap evleriyle özellikle doğa turizmiyle ilgilenenlerin görmesi gereken yerlerden.
Beyaz Rusya’ya tabiki sadece doğa turizmi için gitmek zorunda değilsiniz. İsterseniz Slav müzik festivaline katılabilir, farklı bir müzik zevkini yaşayabilirsiniz.
Fiyatları ülkemize göre daha cazip olan Beyaz Rusya’nın Sovyetlerden ayrılan ülkelere göre önemli bir farkı var; burası oldukça güvenli bir ülke. Suç oranının oldukça düşük olduğu Belarus’ta turistlerden de tabiki suça ya da bir olaya karışmamaları bekleniyor.
2014 yılında Türkiye’den vizesiz gidilen ülkeler arasına katılan Beyaz Rusya’da başkent Minsk’i ziyaret ederseniz, karşınızda büyüleyici Sovyet mimarisini bulacaksınız. Burada çeşitli müzeleri gezebilir, katedral ve kiliseleri ziyaret edebilirsiniz.
Öte yandan ülkenin Polonya sınırına yakın olan şehirlerinden Brest’te tarihi yaya sokaklarını, renk renk ahşap evleri görebilirsiniz. Bu şehire başkentten trenle kolayca ulaşabilirsiniz. Belarus’ta Slav Müzik Festivali ise Vitebsk’te gerçekleştiriliyor.
Beyaz Rusya’ya gitmişken şehirleri bir yana bırakırsak, kırsala bir geziye katılmak oldukça keyifli zaman geçirmenizi sağlayacaktır.
Beyaz Rusya gece hayatı için buraya gidenlere eğlenceli seçenekler sunmaktadır. Sokakların gecenin yarılarında bile güvenli olması işin bir başka boyutu.
5- Bosna Hersek
Bosna Hersek, Türkiye ile kültürel bağları kuvvetli olan Avrupa ülkelerinden biridir. Tarihi dokusuyla dikkatleri çeken Bosna Hersek’te Srebnrenitsa Katliamı’nın izleri halen oldukça canlıdır. Bu izler ülkeye giden turistleri hayli etkilemektedir.
Öte yandan Osmanlı’nın da uzun süre hüküm sürdüğü Bosna Hersek topraklarında bu dönemden yapılarla da karşılaşabilirsiniz. Özellikle Osmanlı mimarisi cami ve köprüleri görebilirsiniz. Öte yandan Avusturya-Macaristan İmparatorluğu döneminden kalan mimari etkileri de görebilirsiniz.
Kültür turizmi açısından Sarajevo (Saraybosna) Film festivali ve Jazz Festivali katılabileceğiniz etkinlikler arasındadır.
Bosna Hersek’te son yıllarda önem verilen noktalardan biri de termal turizm oldu. Yakın zamanlarda ülkede çok sayıda gelişmiş tedavi edici kaplıca merkezleri kuruldu.
Bu güzel ülkeye inanç turizmi için giden turist sayısı da önemli orandadır. İslamiyet, Hristiyanlık ve Musevilik için önemli olan inanç mekanlarını Bosna Hersek’te görebilirsiniz.
Yine Bosna Hersek’te kış turizmi için de uygun yerler bulmak mümkün. Kasım ile Mart aylarında bu ülkenin kış turizmine uygun bir iklimi vardır. Bosna Hersek’te Bjelasnica, İgman ve Jahorina dağları kayak için uygun alanlar arasında yer almaktadır.
6- Ermenistan
1991 yılında SSCB’den ayrılarak bağımsızlığını ilan eden ülkelerden biri olan Ermenistan’nın en canlı şehri ülkenin başkenti de olan Erivan’dır. Ermenistan ekonomisiyle eş zamanlı gelişimini sürdüren Erivan’da batılı tarzda mimari yapılaşma görülmektedir. Ülke hızlıca SSCB’nin etkisinden uzaklaşma çabasındadır.
Erivan ve çevresinde turizmcilerin en büyük sorunlarında biri ulaşım imkanlarının sınırlı olması. Turistik yerlerin dağınık olması da turistleri zorlayan bir durum olarak dikkat çekiyor.
Ermenistan tatilciler tarafından genellikle yazın tercih ediliyor. Bunda kış aylarının oldukça soğuk geçmesinin etkisi hayli fazla.
Fiyat olarak ise konaklama için ödenen miktarlar ortalama olarak İstanbul’la yakın, diğer yandan yemek-içmek için ödeyeceğiniz miktar ise İstanbul’a göre düşük durumda. Erivan’da tatil yapmak isteyenler için kolayca gezmenin en makul yolu turlara katılmak. Böylece dağınık olan turistik alanları daha rahat şekilde gezebilirsiniz.
7- Karadağ
Sırbistan’dan ayrılarak bağımsızlığını ilan eden Karadağ’a gitmek için en ideal dönem ilkbahar sonundan, sonbahar başına kadar olan dönem. Osmanlılarla aramızda bağlantı olan topraklardan olan Karadağ yemek kültürü olarak, Türk kültürü ile benzer noktaları var. Ayrıca İtalyan mutfağından lezzetleri de Karadağ’da deneyebilirsiniz. Et ağırlıklı bir yeme alışkanlığı bulunan ülkenin aynı zamanda şarapları oldukça lezzetli.
8- Gürcistan
1991 yılında SSCB'nin dağılmasının ardından bağımsızlığına kavuşan Gürcistan, Kafkafya'da Karadeniz kıyısında yer almaktadır. Tarih boyunca pek çok medeniyetin etkisinde kalan Gürcistan coğrafyasında kültür turizmi yapmak isteyenlerin görmesi gereken yerler bulunmaktadır.
Ülkede bulunan botanik bahçeleri, plajlar, kayak merkezleri ziyaret edilebilir. Tatilde yüzmeyi düşünüyorsanız Batum'da bahar aylarından itibaren yüzebilirsiniz. Kış döneminde ise Gudauri kayak merkezinde karın tadını çıkarabilirsiniz.
Gürcistan'ı ziyaret ederseniz, Telavi'de şarap bağlarını, eski başkentlerden Kutaisi ve Mtskheta'yı ve ülkenin sembollerinden biri olan Gergeti Trinity Manastırı'nı görebilirsiniz.
9- Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC)
Akdeniz'in en büyük üçüncü büyük adası olan Kıbrıs, ülkemiz açısından çok değerli bir yere sahiptir. 'Yavru Vatan' olarak anılan KKTC, önemli bir turizm bölgesidir. Ülkenin en büyük gelirini turizmden elde etmesi de bunun bir göstergesidir. Tüm yıl boyunca tatil yapma olanağı bulunan ülkede kış dönemi yağışlı geçmektedir. Bahar aylarında tatil için KKTC'yi tercih ederseniz, sokaklarında kır çiçeklerinin, portakal, limon ve greyfurt çiçeklerinin kokularını alabilirsiniz.
Lüks tatil tesislerinin yer aldığı Kıbrıs'ta modern yüzme havuzlarını tercih edebilirsiniz. Öte yandan yüzmeye elverişli sahilleriyle ünlü adada, dileyenler denize girebilecekleri çok güzel koyları tercih edebilir. KKTC tatilinizde başkent Lefkoşa'nın tarihi merkezini, Salamis Antik Kenti'ni, Karpaz yarımadasında bulunan yeşil kaplumbağaların yumurtlama alanlarını görebilirsiniz.
Ayrıca; Venedik Sütunu, Girne Kapısı, Selimiye Cami, Yeşil Hat, Girne Eski Liman, Girne Kalesi, Bellapais Manastırı, St. Hilarion Kalesi, Gazimağusa şehri ve tarihi Gazimağusa Limanı, St. Barnabas Manastırı, Kertikli Hamamı, Namık Kemal Müzesi, Othello Kalesi, Lala Mustafa Paşa Camii gibi önemli turistik yerleri ziyaret edebilirsiniz.
10- Kosova
Avrupa'da vizesiz gidilen ülkeler arasında yer alan Kosova'ya havayolu vasıtasıyla Priştine, Mitroviçe veya Prizren havaalanı üzerinden gidebilirsiniz. 2008 yılında Sırbistan'dan ayrılarak bağımsızlığını ilan eden Kosova, önemli turistik merkezlere sahiptir. Osmanlı Devleti'nden kalma izleri görebileceğiniz ülkede nüfusun çoğunluğunu Müslümanlar oluşturmaktadır. Ilıman karasal iklimin yaşandığı ülkeye gitmek için en ideal zaman İlkbahar-Yaz dönemidir.
Kosova kültür olarak ülkemizle benzerlikler göstermektedir. Bu nedenle mutfak kültüründe de Türkiye'nin etkisini görebilirsiniz. Ayrıca Sırp, Arnavut ve Yunan mutfağından esintiler de Kosova'da karşınıza çıkacaktır. UNESCO Dünya Mirası Koruma Listesinde yer alan Sırp Ortodoks Kilisesi, Kosova topraklarında bulunmaktadır.
11- Makedonya
Tarihte pek çok medeniyetin sınırları içerisinde yer alan Makedonya, 1991 yılında Yugoslavya Sosyalist Federal Cumhuriyeti'nden ayrılarak bağımsızlığını ilan etti. Uzun süre Osmanlı sınırları içerisinde yer alan Makedonya'da bu nedenle bugün hala o yıllara ait izlere rastlamak mümkündür. Tatil için özellikle bahar ve yaz aylarında tercih edebileceğiniz Makedonya'ya İstanbul ve Ankara'dan aktarmasız uçuşlarla gidebilirsiniz. Yine otobüsle de ülkeye gitme şansınız vardır.
Balkan mutfağının en güzel örneklerinden biri Makedon mutfağıdır. Akdeniz ve Ortadoğu etkilerinin de görüleceği bu kültürde özel lezzetleri yerinde deneme fırsatı bulabilirsiniz.
Makedonya tatilinizde Üsküp Kalesi, Struga, Pelister Milli Parkı, Kalkandelen Alaca Cami, Aziz Kliment ve Panteleimon Kilisesi, Ohri Gölü, Samoil Kalesi ve Resneli Niyazi Bey Sarayını ziyaret edebilirsiniz.
12- Moldova
1991 yılında SSCB'nin dağılmasının ardından bağımsızlığını ilan eden ülkelerden biri olan Moldova, Doğu Avrupa'da Romanya ve Ukrayna'nın arasında yer almaktadır. Avrupa'nın fakir ülkelerinden biri olan Moldova'da insanlar buna rağmen dost canlısı ve misafirperverdir. Denize kıyısı olmayan ülke karlı dağların arasında yer almaktadır ve Dinyester Vadisi gibi doğal güzelliklere sahiptir.
Bir dönem Osmanlı toprağı olan ülkede bu dönemlerden kalma izlere rastlamak mümkündür. Moldova'yı ziyaret ederseniz tarihi katedralleri, heykelleri ve müzeleri dolaşabilirsiniz. Ayrıca Rus edebiyatının gelmiş geçmiş en önemli isimlerinden Aleksandr Puşkin'in sürgün döneminde başkent Kişinev'de kaldığı evi de ziyaret etmeniz tavsiye edilir.
13--Sırbistan
Balkan ülkelerinden biri olan Sırbistan, 420 yıl Osmanlı egemenliğinde yaşadı. Sırbistan'a ülkemizden ulaşım oldukça kolaydır. Ulaşım için uçak ya da otobüsü tercih edebilirsiniz. Ülke içerisinde ulaşım olanakları çok gelişmiş olduğu için turistik gezilerinizde pek çok yeri görme şansına sahip olabilirsiniz. Sırbistan'da gezip görebileceğiniz pek çok yer vardır.
Belgrad'ta Kalemegdan Kalesi, Aziz Sava Katedrali, Nikola Tesla Müzesi, Sırbistan Ulusal Müzesi, Cumhuriyet Meydanı, Taş Meydan görülmesi gereken yerler arasındadır. Ayrıca Orta Çağdan kalma yapılar, katedraller, gotik mimariye uygun örnekler, Osmanlı döneminden kalma cami, hamam gibi yerleri ziyaret edebilirsiniz.
14--Ukrayna
Avrupa'da yer alan Ukrayna, tamamı Avrupa'da yer alan ülkeler arasında yüzölçümü en büyük olan ülkedir. Doğal güzellikleri ile turistlerin tercih ettiği ülkeye gitmek için en iyi dönem Haziran-Eylül dönemidir. Karpat Dağları'na ev sahipliği yapan ülkeyi isterseniz kış turzimi için de tercih edebilirsiniz. Ukrayna'ya İstanbul ve Ankara'dan direk ve aktarmalı uçuşlarla başkent Kiev, Dnepropetrovsk, Ivano-Frankivsk, Kherson, Lviv, Odesa ve Zaporizhzhia'ya ulaşabilirsiniz.
Zengin bir sosyal yaşamın olduğu ülkenin başkenti Kiev, Avrupa'nın önemli kültür merkezleri arasında yer almaktadır. Kiev'de yıl içerisinde pek çok sanat festivali gerçekleştirilmektedir. Diğer yandan yaz turizmi için tercih edilebilecek yerler arasında ise Yalta yer almaktadır. Kırım Özerk Cumhuriyetinin güneyinde Karadeniz kıyısında yer alan şehirde Lenin Embankment, Çehov'un evi, Alexander Nevky Katedrali gezilecek yerler arasında yer almaktadır. Yine Yalta'da kültür turizmi yapacakları kendine çeken çok sayıda tarihi yapı bulunmaktadır.
18 Mart 2016 Cuma
Avrupa’da en çok doğuran Fransızlar
Fransız kadınlar kişi başına 2,01 bebekle Avrupa’da doğum rekortmeni oldu. Komşusu Almanya ile Avusturya kadın başına 1,47 yeni dünyaya gelen bebekle doğum sıralamasında 17. sırada yer aldı.
AB ülkelerinde doğum yapan kadınların yaş ortalaması 29 olarak kayıtlara geçti.
En erken yaşta doğum yapan kadınlar yaş ortalaması 25,8 ile Bulgaristan’da olurken sıralamayı, Almanya 29,4, İtalya 30,7 yaşla takip etti.
2014 yılında AB ülkelerinde 5,1 milyon bebek dünyaya geldi. Hürriyet
AB ülkelerinde doğum yapan kadınların yaş ortalaması 29 olarak kayıtlara geçti.
En erken yaşta doğum yapan kadınlar yaş ortalaması 25,8 ile Bulgaristan’da olurken sıralamayı, Almanya 29,4, İtalya 30,7 yaşla takip etti.
2014 yılında AB ülkelerinde 5,1 milyon bebek dünyaya geldi. Hürriyet
27 Ocak 2016 Çarşamba
Ev alana oturma izni veren 12 ülke
Avrupa Birliği (AB) finansal krizi aşmanın yolunu, AB üyesi olmayan ülkelerin vatandaşlarına konut alımı karşılığında oturma izni vermekte buldu. Bu gelişme, Türkiye’de yurtdışında ev almak ve yaşamak isteyenleri harekete geçireceğe benziyor.
Zingat.com, konut alındığında oturma izni ve vize muafiyeti tanıyan 12 ülkeyi derledi...
1.Amerika Birleşik Devletleri
ABD hükümetinin belirlediği bölgelerde 500 bin dolar yatırım yapan veya 1 milyon dolar sermayeli şirket kuranlara süresiz oturum hakkı veriliyor. Yatırımın beşinci yılında da vatandaşlığa geçme hakkı sunuluyor.
2.Almanya
250 bin euro yatırımla bir iş kurarak Alman vatandaşlarına istihdam sağlayanlara önce oturum, sonra vatandaş olma fırsatı sunuluyor.
3.Dominik Cumhuriyeti
Tek başınıza vatandaşlık hakkı için 100 bin dolarlık, eşiniz ve çocuklarınızla ülkeye yerleşmek için 200 bin dolarlık yatırım yapmanız gerekiyor.
4.Letonya
Letonya’nın yabancı yatırımcılar için AB üyesi ülkeler arasında dolaşım izni verdiği uygulamada fiyat kotası şöyle: Büyük şehirlerden en az 143 bin euro, kırsal kesimden en az 71 bin 500 euro değerinde ev almak.
5.İrlanda
İrlanda’da 400 bin euro değerinde gayrimenkul alanlar, oturma iznine sahip oluyor.
6.İspanya
İspanya’da yabancı yatırımcıya oturum izni veren yasa yürürlüğe girdi. İspanya’da 160 bin euroluk konut alan yabancılar oturma izninin ve vizesiz seyahat hakkının sahibi olacak.
7.Kanada
Kanada’da vatandaşlık hakkı elde etmenin yolu, 400 bin dolar yatırım ve 800 bin dolarlık banka hesabından geçiyor.
8.Makedonya
Makedonya’da iki fırsat birden var. 40 bin euroluk gayrimenkul satın alan yabancılar bir yıllık oturma iznine, 400 bin euroluk yatırım yapan iş adamları da vatandaşlık hakkına kavuşuyor.
9.Portekiz
İşsizlikle mücadele eden Portekiz’de en az 500 bin euro değerinde konut alan yabancılar vizesiz dolaşım hakkına kavuşuyor. Portekiz’e özel bir diğer uygulama da, en az 10 kişiye istihdam sağlayan bir iş kuran yabancılara oturum izni verilmesi...
10.Uruguay
Uruguay’da 1.200 dolar aylık kazancı olanlara üç yıllık geçici oturum izni ve vatandaşlık hakkı veriliyor.
11.Ukrayna
Ukrayna’da vizesiz giriş ve sınırsız oturum izni için gereken yatırım, ülkede açacağınız şirket hesabında 100 bin dolarınızın olması.
12.Yunanistan
Yunanistan’da 250 bin euro ve üstü değerde bir konut satın aldığınızda beş yıllık oturum izni sağlanıyor. Bu hak çalışma iznini kapsamıyor.
Zingat.com, konut alındığında oturma izni ve vize muafiyeti tanıyan 12 ülkeyi derledi...
1.Amerika Birleşik Devletleri
ABD hükümetinin belirlediği bölgelerde 500 bin dolar yatırım yapan veya 1 milyon dolar sermayeli şirket kuranlara süresiz oturum hakkı veriliyor. Yatırımın beşinci yılında da vatandaşlığa geçme hakkı sunuluyor.
2.Almanya
250 bin euro yatırımla bir iş kurarak Alman vatandaşlarına istihdam sağlayanlara önce oturum, sonra vatandaş olma fırsatı sunuluyor.
3.Dominik Cumhuriyeti
Tek başınıza vatandaşlık hakkı için 100 bin dolarlık, eşiniz ve çocuklarınızla ülkeye yerleşmek için 200 bin dolarlık yatırım yapmanız gerekiyor.
4.Letonya
Letonya’nın yabancı yatırımcılar için AB üyesi ülkeler arasında dolaşım izni verdiği uygulamada fiyat kotası şöyle: Büyük şehirlerden en az 143 bin euro, kırsal kesimden en az 71 bin 500 euro değerinde ev almak.
5.İrlanda
İrlanda’da 400 bin euro değerinde gayrimenkul alanlar, oturma iznine sahip oluyor.
6.İspanya
İspanya’da yabancı yatırımcıya oturum izni veren yasa yürürlüğe girdi. İspanya’da 160 bin euroluk konut alan yabancılar oturma izninin ve vizesiz seyahat hakkının sahibi olacak.
7.Kanada
Kanada’da vatandaşlık hakkı elde etmenin yolu, 400 bin dolar yatırım ve 800 bin dolarlık banka hesabından geçiyor.
8.Makedonya
Makedonya’da iki fırsat birden var. 40 bin euroluk gayrimenkul satın alan yabancılar bir yıllık oturma iznine, 400 bin euroluk yatırım yapan iş adamları da vatandaşlık hakkına kavuşuyor.
9.Portekiz
İşsizlikle mücadele eden Portekiz’de en az 500 bin euro değerinde konut alan yabancılar vizesiz dolaşım hakkına kavuşuyor. Portekiz’e özel bir diğer uygulama da, en az 10 kişiye istihdam sağlayan bir iş kuran yabancılara oturum izni verilmesi...
10.Uruguay
Uruguay’da 1.200 dolar aylık kazancı olanlara üç yıllık geçici oturum izni ve vatandaşlık hakkı veriliyor.
11.Ukrayna
Ukrayna’da vizesiz giriş ve sınırsız oturum izni için gereken yatırım, ülkede açacağınız şirket hesabında 100 bin dolarınızın olması.
12.Yunanistan
Yunanistan’da 250 bin euro ve üstü değerde bir konut satın aldığınızda beş yıllık oturum izni sağlanıyor. Bu hak çalışma iznini kapsamıyor.
8 Ocak 2016 Cuma
'Buzadam Ötzi'de ülsere neden olan mide bakterisi bulundu
Avrupa’nın Alplerinde bulunan 5 bin 300 yıllık mumyada, ülsere neden olan ve günümüzde her iki kişiden birinde görülen bir mide bakterisine rastlandı. Bu bakterinin türü ise Avrupa’ya göçün tarihine ilişkin yepyeni ipuçları taşıyor.
25 yıl önce Alplerde donmuş halde bulunan “Buzadam Ötzi” üzerinde incelemeler yapan bilim insanları yeni bulgulara ulaştı.
Bugün İtalya ile Avusturya arasında kalan bölgede yer alan Alplerde, 40 ila 50 yaşları arasında okla vurularak öldürüldüğü bilenen Ötzi’nin midesinde “Helicobacter pylori” isimli bakteriye rastlandı.
Ülser gibi bir takım mide rahatsızlıklarına yol açan bu bulaşıcı bakteri günümüzde Dünya üzerinde yaşayan insanların yarısında görülüyor.
Bu bakteri dünya üzerinde görüldüğü coğrafyaya göre farklı özellikler taşıyor. US Journal Science dergisinde yer alan makaleye göre Ötzi’de rastlanan bakteri saf Asya ırkı özelliği taşıyor.
Ortaya çıkan bu sonuç ilginç, zira Avrupalılarda bu bakteri Kuzey Afrika ve Asya ırklarının karışımı olan melez bir türü bulunuyor.
5 bin 300 yıl öncesine ışık tutan Ötzi’nin midesindeki bu bakterinin Afrika’dan Avrupa’ya göç etmeden önce Asya ırkıyla karşılaştığı anlaşılıyor.
Bilim insanlarına göre bunun bir anlamı var. Güney Afrika’daki Venda Üniversitesi’nden araştırmacı Yoshan Moodley, “Tek bir genom müthiş bir bakış açısı sağlıyor. Afrika türü ‘Helicobacter pylori’yi Avrupa’ya getiren göçlerin, Ötzi yaşarken henüz gerçekleşmemiş olduğunu, ya da ciddi oranda gerçekleşmediğini söyleyebiliriz” diyor.
25 yıl önce Alplerde donmuş halde bulunan “Buzadam Ötzi” üzerinde incelemeler yapan bilim insanları yeni bulgulara ulaştı.
Bugün İtalya ile Avusturya arasında kalan bölgede yer alan Alplerde, 40 ila 50 yaşları arasında okla vurularak öldürüldüğü bilenen Ötzi’nin midesinde “Helicobacter pylori” isimli bakteriye rastlandı.
Ülser gibi bir takım mide rahatsızlıklarına yol açan bu bulaşıcı bakteri günümüzde Dünya üzerinde yaşayan insanların yarısında görülüyor.
Bu bakteri dünya üzerinde görüldüğü coğrafyaya göre farklı özellikler taşıyor. US Journal Science dergisinde yer alan makaleye göre Ötzi’de rastlanan bakteri saf Asya ırkı özelliği taşıyor.
Ortaya çıkan bu sonuç ilginç, zira Avrupalılarda bu bakteri Kuzey Afrika ve Asya ırklarının karışımı olan melez bir türü bulunuyor.
Bilim insanlarına göre bunun bir anlamı var. Güney Afrika’daki Venda Üniversitesi’nden araştırmacı Yoshan Moodley, “Tek bir genom müthiş bir bakış açısı sağlıyor. Afrika türü ‘Helicobacter pylori’yi Avrupa’ya getiren göçlerin, Ötzi yaşarken henüz gerçekleşmemiş olduğunu, ya da ciddi oranda gerçekleşmediğini söyleyebiliriz” diyor.
hürriyet.com.tr
18 Aralık 2014 Perşembe
Türkiye’de kötümserlik arttı
Avrupa Birliği’nin kamuoyu araştırmalarından sorumlu birimi Eurobarometer tarafından hazırlanan bir çalışma Türkiye’de önümüzdeki bir yıla olumsuz bakıldığını, hükümete güvenmeyenlerin oranının güvenenleri geçtiğini, AB üyeliğine verilen desteğin ise dibe vurduğunu gösteriyor.
Türkiye’de yapılan ankete göre önümüzdeki yılda genel olarak hayatının şimdikinden daha iyi olacağını düşünenlerin oranı bir önceki çalışmaya göre 5 puanlık düşüşle yüzde 25’e gelirlerken daha kötü olacağını düşünenlerin oranı 8 puanlık artışla yüzde 31’e yükseldi.
EN BÜYÜK TEHDİT TERÖR
Eurobarometer verilerine göre, ülkenin karşı karşıya kaldığı en önemli sorunlar terör (yüzde 45), işsizlik (yüzde 40) ve ekonomik durum (yüzde 17) olarak sıralanırken kişisel sorunlar sıralaması işsizlik (yüzde 32), enflasyon (yüzde 23) ve terör (yüzde 23) olarak şekillendi. (Hürriyet)
Türkiye’de yapılan ankete göre önümüzdeki yılda genel olarak hayatının şimdikinden daha iyi olacağını düşünenlerin oranı bir önceki çalışmaya göre 5 puanlık düşüşle yüzde 25’e gelirlerken daha kötü olacağını düşünenlerin oranı 8 puanlık artışla yüzde 31’e yükseldi.
EN BÜYÜK TEHDİT TERÖR
Eurobarometer verilerine göre, ülkenin karşı karşıya kaldığı en önemli sorunlar terör (yüzde 45), işsizlik (yüzde 40) ve ekonomik durum (yüzde 17) olarak sıralanırken kişisel sorunlar sıralaması işsizlik (yüzde 32), enflasyon (yüzde 23) ve terör (yüzde 23) olarak şekillendi. (Hürriyet)
10 Aralık 2014 Çarşamba
İslami arkadaşlık sitelerinin yıldızı parlıyor
Avrupa ve Kuzey Amerika'da İslami arkadaşlık siteleri giderek daha çok ilgi görüyor. Kendini "şiirin ve yağmurda dans etmenin onaylandığı bir birliktelik arayanların sitesi" olarak tanıtan siteler de var; "cesur, alçakgönüllü, ekolojik duyarlılığı olan, ayrımcılık karşıtı, Rumi-sever Müslümanlar arayan, feminist site" de...
Adem Yunus ailesi tarafından kendisine bulunan müstakbel eş adaylarının her biriyle ilgili nasıl sorguya çekildiğini çok iyi hatırlıyor. "Birileri akşam yemeğine davet edilirdi ve bu gerçekten büyük bir olaydı. Börekler, tavuklar, bazlamalar ortaya çıkardı... Müthiş bir baskı oluşurdu (üstümde)" diyor.
BBC Türkçe'de yer alan Lydia Green'in haberine göre ABD ve Avrupa'daki diğerleri gibi Yunus da genç bir Müslüman olarak eş bulabilmek için böreksiz bir yol aramaya başladı. Ve İslami arkadaşlık siteleri işte böyle doğdu.
Son on yıl içerisinde online arkadaşlık hizmeti veren siteler en azından Avrupa ve Kuzey Amerika'da normal bir etkinlik haline geldi. Bugünlerde neredeyse herkes bu sitelere üye; bir kez denediklerini söyleyen Halle Berry ve Adele'den, teyzenize, babaanneme ve sabah metroda işe giderken boş elbise askıları gibi sallanıp duran kalabalıkların yarısına kadar.
Dolayısı ile Batılı Müslümanların bu fikri kendi ihtiyaçlarına uyarlamasında şaşılacak bir taraf yok. Birçokları için online arkadaşlık, inançlarının pek az insan tarafından paylaşıldığı ülkelerde, çöpçatanlığın da aile meselesi olarak görüldüğü bir toplumda eş bulmak için çok daha az stresli bir yol.
Yunus'un kendi kurduğu çöpçatanlık sitesi SingleMuslim.com (Türkçe'deki anlamı ile 'Bekar Müslüman') Yunus henüz mütevazı bir öğrenci iken Wakefield'da bir fast food restoranının üst katında kurulmuş. Şu anda sitenin milyonlarca üyesi var.
Ama bu genç girişimciye göre işini çöpçatanlık olarak tanımlamak doğru olmaz. Bu tür sitelerin amacı sıradan bir arkadaşlık sitesinden çok daha ötede. SingleMuslim.com gibi siteler akşamdan kalma puslu anılar ya da 'Acaba bana mesaj atar mı?' ile geçen dakikalar yerine, insanlara hayat arkadaşı bulma vaadinde. Bu hafife alınmayacak bir sorumluluk.
Yunus bunu "İslamiyet'te evlilik inancınızın yarısına eş değer" diyerek anlatıyor, Peygamber Muhammed'den bir hadis söyleyerek. "Yani bunun ne kadar önemli olduğunu hayal edebilirsiniz... İslam bize evliliğin, toplumun mihenk taşı olduğunu anlatır."
SingleMuslim.com şu anda günde 4 çöpçatanlık yapabildiğini söylüyor. Bu site her yaştan ve her inanç seviyesinden Müslümanlara hizmet veren online arkadaşlık piyasasından sadece bir örnek.
MEZHEBE GÖRE ARAMA SEÇENEKLERİ
Örneğin üyelerine sadece mezhep araması yapma olanağı değil, aynı zamanda İslamiyet'te takip ettikleri doktrine ve konuştukları dile göre de arama yapma olanağı veren Muslimmatrimony.com isimli site bunlardan bir diğeri.
HipsterShaadi.com ise kendisini "şiir yazabilen ve yağmurda dans edebilen" ve aynı zamanda bunun onaylandığı bir birliktelik arayanların sitesi olarak tanıtıyor.
Bu site adını şu anda ishqr.com olarak değiştirdi ve "cesur, alçakgönüllü, feminist, ekolojik duyarlılığı olan ayrımcılık karşıtı ve Rumi-sever Müslümanlar" arayan feministlerin sitesi olduğunu söylüyor.
Muhammed, üniversitede İslam'ı seçen eşi Catherine ile dört yıl önce online bir çöpçatanlık sitesi aracılığı ile tanışmış. Bugün iki çocuğu ile mutlu bir evliliği var. Ama evlilik için geçmişte girdiği arayışın kolay geçtiği söylenemez.
"İnsanlarla tanışmak için ortam yoktu" diyor. "İnançlı Müslümanlar barlara ya da kulüplere gitmiyor. Tipik Batı kültüründe bu normal birşey, ama Müslüman kültürde kabul edilebilir değil. Dolayısı ile eş bulabilmek için aile ilişkileri haricinde çok az yer var" diyor.
*Muslima.com tüm dünyada beş milyonlardan fazla üyesi olduğunu söylüyor. Sitenin sahibi en az 30 farklı online arkadaşlık sitesinin de sahibi olan Cupid Media.
*SingleMuslim.com tüm mezheplerden Müslümanlara hitap eden ve İngiltere'de geniş bir topluluğa hitap eden bir site. 1 milyondan fazla üyesi olduğunu söylüyor.
*Nikah.com bugüne kadar 120 bin mutlu evliliği kolaylaştırdığını söylüyor.
*Iranianpersonals.com özellikle başka ülkelerde yaşayana İranlılara hitab ediyor. Site İngilizce, Fransızca, Almanca ve İsveççe dilidne yayın yapıyor. Farsça yayın yapmıyor.
Muhammed İslami sitelere bir şans vermeden önce başka çöpçatanlık sitelerini denemiş.
"Catherine'e ilk e-postamı attığımda 2010 yılında Paskalya civarıydı" diye anlatıyor. "İşler çok, çok hızlı gelişti. İlk iletişimimizden dört ay sonra evlenmiştik. Birbirimiz için doğru insan olduğumuzu biliyorduk, doğru kişi ile tanıştığınızda bunu biliyorsunuz."
Bangladeş kökenli olan Muhammed ile İslam'ı seçen bir İngiliz olan Catherine alışılmadık bir çift gibi görünebilir. Ama ilişkileri birçok açıdan bu sitelerin vaadettiği ilişki biçimine örnek teşkil ediyor.
"Müslüman Evlilikler İnternete Taşınıyor" isimli akademik bir makale yazan Duke Üniversitesi'nden Arapça bölümü hocası Mbaye Lo "Küresel İslam'ın kimliği fiziksel değil ideolojik birşey" diyor.
"Bu nedenle bu siteler genelde, örneğin Afrikalı bir Müslüman erkekle Hindistan-Pakistanlı bir kızı beraber gösteren bir fotoğrafı anasayfalarında kullanabiliyor. İnsanları global bir seviyede ilişkilendirebilmek ve onlara daha küresel bir bakış açısı, küresel bir vatandaşlık vermek için kendilerini fiziksel olarak İslamiyet'in globalliğini gösterecek şekilde resmediyorlar" diyor.
Lo'ya göre websiteleri sadece küresel vatandaşlığı teşvik etmekle kalmıyor, aynı zamanda muhafazakar ülkelerdeki genç insanların potansiyel eşlerini daha özgürce seçmelerine olanak sağlıyor. "Birçok ülkedeki statüsko kadınların seçim yapmasına hoş bakmıyor, internet tanışmayı kültürel olarak daha kolay kılıyor."
MÜSLÜMAN ÜLKELERDE BAKIŞ FARKLI
Tunus'un başkenti Tunus'tan Riad ise eşi ile internet üzerinden 2012 yılında tanışmış. "Onu gördüğüm anda aşık oldum... İlk görüşte aşk" diyor.
Ama Orta Doğu ve Kuzey Afrika'dan birçok insan gibi onun da online arkadaşlık siteleri ile ilgili bazı çekinceleri var. Kendi olumlu deneyimine rağmen bunu başkalarına önermek konusunda temkinli.
"Sanal dünya yalanlar dünyası" diyor, "kiminle konuştuğunuzu bilemiyorsunuz."
İslami sitelerin güçlü dini kişiliklere sahip genç insanlara hitap ettiği Batı'daki durumun aksine, Riad'a göre Tunus'ta tam tersi geçerli.
"Çok dindar aileler çocuklarının müstakbel eşleri ile gelenekler yollar aracılığı ile aile aracılığı ile tanışmasını istiyor. İnternet üzerinden biri ile tanışmanın doğal bir yol olmadığını düşünüyorlar ve şüphe ile yaklaşıyorlar" diyor.
Oysa Batı'da bu endüstri giderek genişliyor. SingleMuslim.com'u 2000 yılında kuran Yunus, bu işin onun için tam zamanlı bir kariyere dönüşeceğini asla tahayyül etmemiş.
Ama geçen 14 yıl içinde websitesi Yunus'a gurur duyabileceği başka birşey daha vermiş. Siteyi kurduktan birkaç yıl sonra bu genç girişimci kendi eşini de internetten bulmuş. Şu anda kendisi dört çocuk babası. Dört çocuğundan sonuncusu olan minik kız ise, bu haber yazılırken doğuyordu.
2 Aralık 2014 Salı
Eşcinsellik iltica sebebi sayılacak
Avrupa Adalet Divanı, son kararında, eşcinsellik nedeniyle iltica başvurusunda bulunanların taleplerinin dikkatlice incelenmesine hükmetti. Eşcinsellik bir iltica sebebi olarak kabul edilebilecek.
Avrupa Adalet Divanı, ülkelerinde cinsel tercihleri nedeniyle haklarında soruşturma başlatılan eşcinsellerin “sınırlı koşullar altında” Avrupa Birliği'ne mülteci olarak kabul edilebileceklerine hükmetti.
Mahkeme, yetkililerin iltica başvurusunda bulunandan eşcinsel olduğuna dair verdiği bilgilerin doğruluğunu denetlemesine yetki verse de bunun asla cinsel ilişkiye yönelik soruları içeremeyeceğini vurguladı. Bu karara gerekçe olarak İnsan Hakları Temel Bildirgesi ve özel yaşama saygı gösterildi.
Karar, aynı gerekçeyle Hollanda'ya mülteci başvurusu yapan üç kişiye dayanıyor. Sierra Leone, Senegal ve Uganda'dan üç kişi, cinsel tercihleri nedeniyle takibe uğradıkları gerekçesiyle Hollanda'ya iltica başvurusunda bulunmuştu.
Hollandalı yetkililer, bu başvuruları inandırıcı bulmadıkları için geri çevirmişlerdi. Başvuruda bulunanlardan birinden eşcinsel olduğunu bir testle ispat etmesi istenmişti.
Avrupa Adalet Divanı ise son kararıyla üç kişinin bilgilerine yönelik, önyargılardan ve uzak dikkatli bir araştırma yapılması uyarısında bulundu. (DW Türkçe)
24 Ekim 2014 Cuma
Çağın yeni salgını Ebola nedir? Nasıl bulaşır?
Avrupa ve ABD'ye yayılan Ebola virüsü, Türkiye'ye doğru ilerliyor. Peki Ebola nedir, nasıl bulaşır ve nasıl anlaşılır?
Ebola virus hastalığı (EVH); viral kanamalı ateşlerden bir tanesidir, vücutta akut başlangıçlı yüksek ateş ve gastrointestinal kanamalarla seyreden bir enfeksiyon hastalığı şeklinde karşımıza çıkar. EVH insanlarda genellikle ağır ve ölümcül seyreder. Salgın sırasında ölüm oranı %90’lara ulaşır.
Ebola virus ilk defa 1976’da Ebola nehri yanındaki o zamanki ismiyle Zaire, şu anki ismiyle Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nde izole edilmiştir. Daha sonra zaman zaman Afrika’da salgınlar görülmüştür. Batı Afrika’da Mart 2014’de başlayan Ebola virus (EV) salgınında 4 Ağustos 2014 itibarı ile Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) verilerine göre 932’si ölümle sonuçlanan 1711 olgu (ölüm oranı %55-60) tanımlanmıştır. Bu salgın Batı Afrika’da bugüne kadar saptanan en büyük salgındır. Bu salgın Gine, Liberya ve Sierra Leone’yi etkilemektedir anca Nijerya’da da EVH’li olgu tanımlanmıştır.
Ebola virus; Filovirus ailesi içindeki Ebolavirus cinsi içinde bulunan bir RNA virusudur. Ebolavirus cinsi içinde de beş tür vardır:
Zaire ebolavirus (ZEV)
Sudan ebolavirus (SEV)
Tai Forest (Ivory Coast) ebolavirus (TFEV)
Bundibugyo ebolavirus (BEV)
Reston ebolavirus (REV)
Bu beş türden bugüne kadar ilk dördü; Afrika’da insanlarda büyük salgınlara yol açmışlardır. REV’in Filipinler ve Çin Halk Cumhuriyeti’nde insanları enfekte ettiği saptanmış ancak bugüne kadar REV kaynaklı bir hastalık ya da ölüm rapor edilmemiştir.
EBOLA NASIL BULAŞIR?
Bulaşma: Ebola Virus(EV)’nin doğal konağı henüz bilinmemektedir. Ancak yapılan çalışmalarda EV’nin hayvanlardan insana geçtiği düşünülmektedir. Afrika’da yağmur ormanlarında hasta veya ölmüş şempanze, goril, yarasa, maymun, antilop ve kirpilerden EV saptanmıştır. EV ile infekte bir hayvanın kanı, çeşitli salgıları veya organları ile temas edildiğinde; bütünlüğü bozulmuş deri (çatlaklar, çizikler) ve mukozalardan virus insana bulaşmaktadır. İnkübasyon periyodu ortalama 8-10 (2-21) gündür.
Ebola virus hastalığı (EVH); viral kanamalı ateşlerden bir tanesidir, vücutta akut başlangıçlı yüksek ateş ve gastrointestinal kanamalarla seyreden bir enfeksiyon hastalığı şeklinde karşımıza çıkar. EVH insanlarda genellikle ağır ve ölümcül seyreder. Salgın sırasında ölüm oranı %90’lara ulaşır.
Ebola virus ilk defa 1976’da Ebola nehri yanındaki o zamanki ismiyle Zaire, şu anki ismiyle Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nde izole edilmiştir. Daha sonra zaman zaman Afrika’da salgınlar görülmüştür. Batı Afrika’da Mart 2014’de başlayan Ebola virus (EV) salgınında 4 Ağustos 2014 itibarı ile Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) verilerine göre 932’si ölümle sonuçlanan 1711 olgu (ölüm oranı %55-60) tanımlanmıştır. Bu salgın Batı Afrika’da bugüne kadar saptanan en büyük salgındır. Bu salgın Gine, Liberya ve Sierra Leone’yi etkilemektedir anca Nijerya’da da EVH’li olgu tanımlanmıştır.
Ebola virus; Filovirus ailesi içindeki Ebolavirus cinsi içinde bulunan bir RNA virusudur. Ebolavirus cinsi içinde de beş tür vardır:
Zaire ebolavirus (ZEV)
Sudan ebolavirus (SEV)
Tai Forest (Ivory Coast) ebolavirus (TFEV)
Bundibugyo ebolavirus (BEV)
Reston ebolavirus (REV)
Bu beş türden bugüne kadar ilk dördü; Afrika’da insanlarda büyük salgınlara yol açmışlardır. REV’in Filipinler ve Çin Halk Cumhuriyeti’nde insanları enfekte ettiği saptanmış ancak bugüne kadar REV kaynaklı bir hastalık ya da ölüm rapor edilmemiştir.
EBOLA NASIL BULAŞIR?
Bulaşma: Ebola Virus(EV)’nin doğal konağı henüz bilinmemektedir. Ancak yapılan çalışmalarda EV’nin hayvanlardan insana geçtiği düşünülmektedir. Afrika’da yağmur ormanlarında hasta veya ölmüş şempanze, goril, yarasa, maymun, antilop ve kirpilerden EV saptanmıştır. EV ile infekte bir hayvanın kanı, çeşitli salgıları veya organları ile temas edildiğinde; bütünlüğü bozulmuş deri (çatlaklar, çizikler) ve mukozalardan virus insana bulaşmaktadır. İnkübasyon periyodu ortalama 8-10 (2-21) gündür.
EV insanlarda hasta kişinin vücut salgıları, kanı ve organları ile temas sonucunda toplum içinde insandan insana kolayca bulaşabilmektedir. Hasta kişinin kan ve vücut salgılarının bulaştığı, döküldüğü objelerle temas da indirekt yoldan bulaşmaya neden olmaktadır. Bulaşma semptomların ortaya çıktığı andan itibaren sıklıkla da ateş sonrası başlamaktadır. Hastalıktan iyileşenler vücut salgıları ile haftalarca virusu etrafa saçmaktadırlar, iyileşen bir erkek hastanın menisinde 61 gün boyunca virus izole edilmiştir. Virus dış ortamda sıvı ya da kuru materyal içinde birkaç güne kadar canlılığını koruyabilmektedir. Ölen kişilerin vücutları ile temas sonucunda bulaşma olduğu saptanmıştır. Respiratuvar yoldan aerosollerle bulaş henüz kanıtlanmamış olmakla birlikte bu konuda dikkatli olunması gerektiği belirtilmektedir.
Ebola Virus Hastalığı (EVH)’li hastaların bakım ve tedavisini yapan ya da klinik örneklerini işleyen sağlık personeli için bulaşma riski söz konusudur. Şu anki salgında iki sağlık personeline bulaşma olmuştur. Bu nedenle şüpheli ve tanımlanmış olgulara yaklaşımda enfeksiyon kontrol önlemlerinin alınması çok önemli bir gerekliliktir.
TANISI
Tanı Tanıda tifo, sıtma, şigelloz, kolera, leptospiroz, hepatit gibi viral kanamalı ateşe sebep olan diğer etkenler araştırılarak olmadıkları mutlaka kanıtlanmalıdır. EVH tanısında kanda ve sekresyonlarda virus, virusa ait nükleik asitler (RT-PCR) ya da serumda antikorlar (IgM ve IgG) araştırılabilmektedir.
Ayırıcı Tanı Ebola virüs hastalığının ayırıcı tanısında sıtma, şigelloz, kolera, tifo, leptospirozis, riketsiyozis, hepatit ve diğer viral hemorajik ateşler dikkate alınmalıdır.
TEDAVİSİ
Hastalığın özgün bir tedavisi bulunmamaktadır. Bununla birlikte etkinliği kanıtlanmamış monoklonal antikor tekniğiyle hazırlanmış tedavi yaklaşımı ABD ve Nijerya’da denenmektedir. Bu gün için kullanılabilir veya klinik çalışma düzeyinde bir aşısı bulunmamaktadır.
Hastalardaki GİS semptomları nedeniyle sıklıkla dehidratasyon gelişmektedir. Hastalara hidrasyon, oksijenasyon, sekonder enfeksiyonların tedavisi ve diğer semptomlara yönelik destekleyici tedavi uygulanmalıdır. Hasta standart önlemlere ek olarak temas ve damlacık izolasyon kurallarına uyularak, izole edildiği odada gerektiğinde monitörize edilerek, mümkün olan en az sayıdaki sağlık personeli teması ve ziyaretçi kısıtlaması ile izlenmelidir.
Kaynak: www.tiplopedi.com
21 Ekim 2014 Salı
Türkler de artık Avrupa'da SGK ile muayene olabilecek
Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) Başkanı Yadigar Gökalp İlhan, Avrupa Sağlık Sigortası Kartı ile vatandaşların yurtdışı seyahatlerinde, sadece kart göstererek tedavi olabileceklerini bildirdi.
SGK'dan yapılan yazılı açıklamaya göre, SGK Başkanı İlhan, "Avrupa Sağlık Sigortası Kartı Kapasite Geliştirme Projesi" kapsamında, Avrupa Birliği yetkililerini makamında kabul etti. İlhan, görüşmede, SGK ile ortak gerçekleştirilecek projede, kişilerin sağlık ve sigorta bilgilerini elektronik olarak bir arada tutan Avrupa Sağlık Sigortası Kartı'nın özelliklerini, teknik ve idari altyapısının nasıl oluşturulduğunu konuklarıyla paylaştı.
YURTDIŞI SEYAHATLERİNDE SADECE KART GÖSTERİLEBİLECEK
İlhan, Avrupa Sağlık Sigortası Kartı (ASSK) konusunda proje üreten SGK'nın Türkiye'nin AB üyeliği durumunda diğer ilgili kurum ve kuruluşlara bilgi aktaracağını belirtti. Yadigar Gökalp İlhan, "Avrupa Sağlık Sigortası Kartı ile vatandaşlarımız, yurtdışı seyahatlerinde sadece kart göstererek tedavi olabilecekler" bilgisini verdi.
Proje kapsamında yapılacak eğitimler ile SGK ve sağlık bakanlığı, Avrupa Birliği Bakanlığı, TUBİTAK, İçişleri Bakanlığı gibi ilgili kuruluşların, kişilerin sağlık ve sigorta bilgilerini elektronik olarak bir arada tutan ASSK'yı tanımaları, kartın teknik ve idari altyapısının nasıl oluşturulduğunu öğrenmeleri, AB'de kartın uygulanması konusunda bilgi sahibi olmaları ve konuyla ilgili AB mevzuatını öğrenmeleri hedefleniyor.
Projenin geliştirme kapsamına giren norm ve standartlar, içerik, süreç ve uygulamaya yönelik bilgilerin edinilmesi, Sosyal Güvenlik Kurumunda gerçekleşen genel eğitimle başlayacak ve ülke uygulamaları eğitimi, SGK taşra teşkilatı birim personelinin eğitilmesi, ASSK çalıştayı, çalışma ziyareti ve final raporu ile son bulacak. (Hürriyet)
SGK'dan yapılan yazılı açıklamaya göre, SGK Başkanı İlhan, "Avrupa Sağlık Sigortası Kartı Kapasite Geliştirme Projesi" kapsamında, Avrupa Birliği yetkililerini makamında kabul etti. İlhan, görüşmede, SGK ile ortak gerçekleştirilecek projede, kişilerin sağlık ve sigorta bilgilerini elektronik olarak bir arada tutan Avrupa Sağlık Sigortası Kartı'nın özelliklerini, teknik ve idari altyapısının nasıl oluşturulduğunu konuklarıyla paylaştı.
YURTDIŞI SEYAHATLERİNDE SADECE KART GÖSTERİLEBİLECEK
İlhan, Avrupa Sağlık Sigortası Kartı (ASSK) konusunda proje üreten SGK'nın Türkiye'nin AB üyeliği durumunda diğer ilgili kurum ve kuruluşlara bilgi aktaracağını belirtti. Yadigar Gökalp İlhan, "Avrupa Sağlık Sigortası Kartı ile vatandaşlarımız, yurtdışı seyahatlerinde sadece kart göstererek tedavi olabilecekler" bilgisini verdi.
Proje kapsamında yapılacak eğitimler ile SGK ve sağlık bakanlığı, Avrupa Birliği Bakanlığı, TUBİTAK, İçişleri Bakanlığı gibi ilgili kuruluşların, kişilerin sağlık ve sigorta bilgilerini elektronik olarak bir arada tutan ASSK'yı tanımaları, kartın teknik ve idari altyapısının nasıl oluşturulduğunu öğrenmeleri, AB'de kartın uygulanması konusunda bilgi sahibi olmaları ve konuyla ilgili AB mevzuatını öğrenmeleri hedefleniyor.
Projenin geliştirme kapsamına giren norm ve standartlar, içerik, süreç ve uygulamaya yönelik bilgilerin edinilmesi, Sosyal Güvenlik Kurumunda gerçekleşen genel eğitimle başlayacak ve ülke uygulamaları eğitimi, SGK taşra teşkilatı birim personelinin eğitilmesi, ASSK çalıştayı, çalışma ziyareti ve final raporu ile son bulacak. (Hürriyet)
19 Ekim 2014 Pazar
Rus kızlar şok etti! Tepki yağdı
Rusya’da düzenlenen bir güzellik yarışması tüm dünyadan tepki çekti. Çünkü bu yarışma şu ana kadar bildiğimiz tüm güzellik yarışmalarından çok farklı. Yarışmadaki kriter Yahudiler’den nefret etmek ve güzel olmak.
Bu Yarışmada ırkçı Rus kadınlar yarışıyor. Sadece güzellikleriyle değil Yahudiler’e duydukları nefretle de… Bayan Hitler 2014 yarışmasına katılmak için sosyal medyadan bir selfie ve Yahudier’den neden nefret ettiğini açıklayan bir yazı göndermek yeterli oluyor.
Daily Mail'in haberine göre şu ana kadar Rusya ve Doğu Avrupa ülkelerinden 14 başvuru yapıldı. Sosyal medyadaki sayfayı şimdiden 7 binden kişi beğendi. Diğer taraftan böyle ırkı bir yarışmanın yapılmasına tepki yağıyor. (Milliyet)
Bu Yarışmada ırkçı Rus kadınlar yarışıyor. Sadece güzellikleriyle değil Yahudiler’e duydukları nefretle de… Bayan Hitler 2014 yarışmasına katılmak için sosyal medyadan bir selfie ve Yahudier’den neden nefret ettiğini açıklayan bir yazı göndermek yeterli oluyor.
Daily Mail'in haberine göre şu ana kadar Rusya ve Doğu Avrupa ülkelerinden 14 başvuru yapıldı. Sosyal medyadaki sayfayı şimdiden 7 binden kişi beğendi. Diğer taraftan böyle ırkı bir yarışmanın yapılmasına tepki yağıyor. (Milliyet)
22 Eylül 2014 Pazartesi
Vize başvurusunda bulunacaklar dikkat!
Avrupa Birliği, 25 Eylül 2014 itibariyle Türkiye´de Schengen vize başvurusunda bulunan herkesten Vize Bilgi Sistemi (VIS) için biyometrik verilerin alınmasını kararlaştırdı.
Dünyanın birçok yerindeki Avrupa ülkelerinin vize bölümlerinde 2011 yılından bu yana beri başarılı şekilde yürütülen sistem, dünya çapında Schengen vize başvuruları ile ilgili bilgilerin toplandığı bir veri bankası.
Amacı ise vizenin doğru olup olmadığının daha iyi incelenebilmesini ve suiistimalin önlenebilmesini sağlamak. Başvuru sahipleri açısından başlıca yenilik, vize başvurusunda parmak izinin verilmesi olacak. Ayrıca her 5 yılda bir yeniden parmak izi alınması gerekecek.
Almanya´nın Türkiye´deki vize bölümleri ile hizmet sağlayıcı firma iDATA, uygulamayı mümkün olduğunca kolay kılmak için çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda özel bir VIP hizmeti de sunulacak. Seyahat acenteleri vasıtasıyla başvuruda bulunma imkanı da devam edecek.
Dünyanın birçok yerindeki Avrupa ülkelerinin vize bölümlerinde 2011 yılından bu yana beri başarılı şekilde yürütülen sistem, dünya çapında Schengen vize başvuruları ile ilgili bilgilerin toplandığı bir veri bankası.
Amacı ise vizenin doğru olup olmadığının daha iyi incelenebilmesini ve suiistimalin önlenebilmesini sağlamak. Başvuru sahipleri açısından başlıca yenilik, vize başvurusunda parmak izinin verilmesi olacak. Ayrıca her 5 yılda bir yeniden parmak izi alınması gerekecek.
Almanya´nın Türkiye´deki vize bölümleri ile hizmet sağlayıcı firma iDATA, uygulamayı mümkün olduğunca kolay kılmak için çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda özel bir VIP hizmeti de sunulacak. Seyahat acenteleri vasıtasıyla başvuruda bulunma imkanı da devam edecek.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



































