spor etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
spor etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Mart 2019 Salı

Beyninizi güçlendirmenin sekiz yolu

Zihniniz bulutlu mu?
Birinin ismini dilinizin ucuna geliyor da hatırlayamıyor musunuz? Ya da mutfağa gidip ne yapmaya gittiğinizi unuttuğunuz oluyor mu?
Sık sık yaşla birlikte hafızanın ve sebep sonuç ilişkisi kurma, tepki verme gibi diğer zihinsel fonksiyonların zayıfladığını duyarız. Ama hâlâ umut var. Çünkü beyin bazı yöntemlerle yeniden yapılandırılabiliyor.

19 Ekim 2017 Perşembe

Günde 1 saatten fazla spor yapmak ölüme davetiye çıkarıyormuş

ABD'deki Illinois Üniversitesi tarafından yapılan bir araştırmanın sonuçları şaşırttı.

Amerika’nın Chicago kentindeki Illinois Üniversitesi tarafından yapılan araştırmada 3 bin 175 kişinin sağlık verileri 25 yıl boyunca izlendi.
Habertürk gazetesinde yer alan habere göre 18 yaşında deneye alınan kişiler 43, 25 yaşındakiler ise 50 yaşına kadar takip edildi.
Araştırmada hafif, orta ve ileri seviyelerde hareketli yaşam grupları oluşturuldu.
Birinci gruba haftada 150 dakikadan az egzersiz yaptırıldı.
İkinci grup ABD’nin sağlık tavsiyeleri uyarınca 150 dakika egzersize tabi tutuldu.
Üçüncü gruba ise haftada 450 dakikanın üzerinde egzersiz yaptırıldı.
Sonuçta üçüncü gruptakilerin birinci gruba göre yüzde 27, ikinci gruba göre ise yüzde 50 daha fazla kalp ve damar hastalıklarına yakalandığı görüldü.
Ancak Amerikalı bilim insanları bu verilere bakarak insanların egzersiz yapmayı bırakmaması gerektiği uyarısında bulunuyor.

16 Kasım 2016 Çarşamba

Sadece 5 dakika yeter!

Spor yapmaya vaktim yok diye üzülmeyin. Günde sadece 5 dakikanızı ayırarak hem forma girebilir hem de sağlıklı bir vücuda sahip olabilirsiniz.


Forma girmek vücudunuzu şekillendirmek için saatler harcamak zorunda değilsiniz. Özellikle yoğun bir şekilde çalışanların spora fazla zaman ayıramadığı düşünülürse bu kişilerin vücutlarını hızlı ve etkili bir şekilde forma sokan egzersiz ve hareketlere yönelmeleri yerinde olur. İzometrik hareketlerle forma girmek ve şekillenmek hem kısa sürede etkisini gösteren hem de vücudu oldukça iyi bir şekilde çalıştıran egzersiz formlarından biridir. Kasların eklem açısı ve uzunluğu değişmeden kasların kuvvet üretmesini sağlayan izometrik hareketler vücuttaki tüm kasların aktive olmasına yardım eder. Her kas grubunu ayrı ayrı çalıştırmaktansa birkaç etkili hareketle daha kısa sürede forma girebilirsiniz.

İşte 5 dakikada vücudu forma sokan egzersizler:

1. Tek bacak dengede durma

Ayakta düz bir pozisyonda dururken bir ayağınızı havaya kaldırın. Öne doğru attığınız ayağınızla birlikte iki kolunuzu da yıkarı kaldırın ve pozisyonunuzu koruyun. Bacağınızı bükmeden ve sırtınızı kırmadan bu pozisyonda 30-45 saniye arası bekleyin.

2. Tek kol plank

Yerdeki mata yüz üstü uzanarak bacaklarınızı omuz hizasında açın. Ellerinizi yere koyduktan sonra bir elinizi omuz hizasını geçmeyecek şekilde ileri uzatın. Boyun ve bel bölgenizi korumak için karın kaslarınızın çalıştığından emin olun. El bileklerinizde ağrı hissederseniz egzersizi dirseklerinizle de yapabilirsiniz. Pozisyonunuzu en az 35 saniye koruyun.

3. Yan Plank

Mata yan bir şekilde yatarak ayaklarınızı üst üste koyun ve tek dirseğiniz veya el bileğiniz üzerinde durmaya çalışın. Pozisyonunuzu koruyarak vücudun simetrisini bozmamaya çalışın. Karın kaslarınızı sıkarak pozisyonunuzu 45 saniye boyunca koruyun. Egzersizi yaparken boyun bölgesine dikkat edin.

4. Flamingo

Ayakta düz pozisyonda durun. Vücudunuzu öne doğru eğin ve bir ayağınızı havaya kaldırın. Havadaki ayağınızın yönündeki kolunuzla ayağınızı tutun ve flamingo pozisyonunu alın. Diğer elinizi de ileri doğru açarak pozisyonunuzu en az 45 dakika boyunca koruyun. Dengede durmakta zorluk çekerseniz ilk başlarda bir yere tutunarak da hareketi uygulayabilirsiniz.

5. Ağaç

Omuz genişliğinde ayakta dururken bir bacağınızı diğer bacağınızın dizine koyun. Ellerinizi yukarı kaldırın ve pozisyonunuzu en az 40 saniye korumaya çalışın. Omuzlarınızı yukarı kaldırmamaya özen gösterin ve belinizin çukur hale gelmediğinden emin olun.

19 Ekim 2016 Çarşamba

Çocuklarda büyüme geriliğine dikkat

Uludağ Üniversitesi (UÜ) Çocuk Endokrinoloji Bilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Ömer Tarım, büyüme geriliğinin erken tanısının önemine işaret ederek, "Büyüme hormonu eksik çocuklar, genellikle yaşından daha genç görünür. Yüz görünümü bebeksidir. Bu nedenle aileler, çocuğun çok zeki olduğunu düşünebilir. Aslında zekası yaşına uygun ama görüntüsüne göre öndedir" ifadesini kullandı.

Prof. Dr. Ömer Tarım, yazılı açıklamasında, genetik ve çevresel faktörlerin birleşik etkisinin çocuğun büyüme hızına ve nihai boyuna etki yaptığını bildirdi.

Beslenme yetersizliğine dikkat

Boy kısalığının ebeveynlerden kaynaklanabileceğini aktaran Tarım, "Bunun yanı sıra Turner sendromu, Down sendromu gibi kromozom hastalıkları da olabilir. Çevresel faktörlere bağlı boy kısalığının en önemli nedeni ise beslenme yetersizliğidir. Bu durum sosyoekonomik nedenlere bağlı olabileceği gibi beslenmeyi olumsuz etkileyen sistemik hastalıklara da bağlı olabilir. Son olarak bütün organların kronik hastalıkları, büyüme geriliğine neden olabilir. Hatta bazen önemli sağlık sorunlarının ilk bulgusu, büyüme geriliği olabilir." değerlendirmesinde bulundu.

'Çocuğun aynı giysileri bir yıldan daha uzun süre giyebilmesi de ailelere ipucu verebilir'
Olası bir büyüme geriliğini zamanında teşhis edebilmek için çocuk hekimi veya aile hekimi muayenelerinde çocuğun boy ve ağırlık artışının izlenmesi gerektiğini belirten Tarım, şunları kaydetti:

"Büyüme geriliği, bazen küçük kardeşin boyunun büyük kardeşi geçmesiyle fark edilebilir. Bu kadar gecikmemek için bazı kolay rakamlar, yol gösterici olabilir. Normal bir çocuğun boyu, 1 yaşında ortalama 75 santimetreye ulaşır. Bundan sonra senelik büyüme hızı, ikinci yılda 12,5, üçüncü yılda 10, dördüncü yılda 7,5 ve erken okul yaşında her yıl 5 santimetre kadardır. Aileler ve hekimler, büyüme hızında görülebilecek yavaşlamalara dikkat etmelidir. Ayrıca çocukların aynı giysileri bir yıldan daha uzun süre giyebilmesi de ailelere ipucu verebilir.

Büyüme hormonu eksik çocuklar, genellikle yaşından daha genç görünür. Yüz görünümü bebeksidir. Bu nedenle aileler, çocuğun çok zeki olduğunu düşünebilir. Aslında zekası yaşına uygun ama görüntüsüne göre öndedir. Sesi ince olabilir. Vücudun orta hattındaki kusurlar, uyarıcı olabilir. Örneğin, gözlerin birbirine yakın veya uzak olması, yarık damak ve dudak, erkek çocukta penisin küçük olması, şüphe uyandırabilir. Eğer asıl sorun beyinle ilgili bir hastalıksa şiddetli baş ağrısı, şiddetli kusma ve sinir sistemi ile ilgili belirti ve bulgular görülebilir. Büyüme geriliği ne kadar erken fark edilirse tedavi şansı, o kadar yüksektir çünkü zamanla uzun kemiklerimizde yer alan ve epifiz denen büyüme hatlarının kapanmasıyla boy uzaması durur."

'Kalıcı boy kısalığına yol açabilir'

Tarım, ergenlik gecikmesinin genellikle kemik yaşının da geri kaldığı bir durum olduğunu ve nihai boy açısından avantaj yaratabileceğini vurgulayarak, "Bu tarz ergenlik gecikmeleri, ailesel olabilir ve yapısal büyüme geriliği olarak bilinir ancak ergenlik gecikmesi, beyinde yer alan hipotalamus ve hipofiz bezindeki bir soruna bağlıysa bu gecikme, büyüme hormonu ve tiroid hormonlarının da eksikliğine neden olur ve eğer tedavi edilmezse kalıcı boy kısalığına yol açabilir" değerlendirmesinde bulundu.

Büyüme hormonu eksikliğinin nedeninin genellikle bilinmediğini aktaran Tarım, şunları kaydetti: "Büyüme hormonu eksikliği, bazen ailesel olabilir. Bazen de kafa travmasından sonra beyinde bulunan hipofiz veya hipotalamus bezinin zedelenmesine bağlı olabilir. Ayrıca kortizol tedavisi de büyüme hormonu salgılanmasını baskılayabilir. Büyüme hormonu, sevgisiz ortamlarda yaşayan çocuklarda psikolojik nedenlerle de baskılanabilir. Çok nadiren beyin tümörlerinde de büyüme hormonu ve hipofizden salgılanan diğer hormonlarda yetersizlik olabilir."

Dengeli beslenme ve spor şart

Prof. Dr. Ömer Tarım açıklamaısı şu cümlelerle tamamladı, sağlıklı büyüme için dengeli beslenme ve spor şarttır. Ana besin ögeleri olan protein, karbohidrat ve yağ yanında yeterli mineral ve vitamin içeriği de önemlidir. Tabii aşırı enerji alımının obeziteye neden olabileceği de hatırlanmalı ve obeziteden kaçınılmalıdır. Özellikle zıplama gerektiren sporların büyümeyi hızlandırdığı bilinmektedir. Yüzme de kasların kemiklere yaptığı bası ile büyümeyi olumlu yönde etkileyebilir. Büyümek için düzenli ve yeterli uykunun önemi de yadsınamaz. Son olarak, genel sağlığın korunması ve eğer varsa kronik hastalıkların iyi kontrol ve tedavi altında olması gerekir. cnntürk

21 Haziran 2016 Salı

Dersten hemen sonra yapılan spor hafızaya zararlı

Araştırmalara göre, öğrenimden dört saat sonra yapılan yoğun fiziksel aktivite, öğrenilen bilgilerin hatırlanmasında faydalı oluyor.



Spor faaliyetinin beynin hafızayla ilgili bölümünde protein salınmasını sağladığı biliniyordu. Ancak bu son araştırma sporun zamanlamasının da önemli olduğunu gösterdi.

Current Biology dergisinde yayımlanan, Hollandalı bilim insanlarının çalışması için 72 insan üzerinde deneyler yapıldı.

Buna göre bir şey öğrendikten birkaç saat sonra yapılan spor hemen dersin ardından yapılan spordan daha etkili.

Bir deneyde 40 dakikalık bir dersin ardından 72 kişi farklı gruplara ayrıldı. Buna göre bir grup dersten hemen sonra spor yaparken, ikinci grup dört saat sonra spor yaptı, üçüncü grup ise hiçbir fiziksel faaliyette bulunmadı.

Spor faaliyeti olarak egzersiz bisikletinde 35 dakika yoğun çalışma yapıldı.

İki gün sonra gruplar teste tutuldu ve ikinci grup hafıza sınavında en iyi performansı sergiledi.
Manyetik rezonans görüntülenmesinde beynin hippocampus denilen öğrenme ve hafızayla ilgili bölümünde ikinci gruba ait beyin faaliyeti çok daha keskindi.

Fiziksel faaliyet yapan bedende üretilen dopamin ve norepinefrine gibi kimyasal bileşimlerin hafızayı güçlendirdiği düşünülüyor.

Hollanda’da Donders Beyin, Bilişsel ve Davranış Enstitüsü’nün baş araştırmacısı Guillen Fernandez “Sonuçlarımız bize zamanlı fiziksel egzersizin uzun vadeli hafızayı güçlendirdiğini gösteriyor ve eğitim ile tıbbi alanda sporun potansiyelinin altını çiziyor” dedi.

Fernandez zayıf hafızaları güçlendirmek için sporun faydalı olduğunu da söyledi. Ancak henüz neden sporun hafıza üzerinde bir kaç saat sonra daha fazla faydası olduğu açık değil.

Araştırma ekibi şimdi sporun zamanlamasının öğrenme ve hafıza üzerindeki etkisini çalışmayı planlıyor. (BBC Türkçe)

23 Mart 2016 Çarşamba

Maraton koşucusunun doğum sonrası fotoğrafları şaşırttı


Yerli, yabancı birçok ünlü doğumdan hemen sonra incecik, sarkmamış karınlarının fotoğraflarını sosyal medyada sergiliyor. Bu fotoğraflara bakınca doğumun aslında kadın vücudunu deforme etmediğini düşünmek kolay ama gerçekler öyle değil. ABD'li kadın maraton koşucusu Stephanie Rothstein her gün Instagram hesabından, cesaret örneği göstererek çok fazla sarkmış karnının olduğu paylaşımlar yapıyor.

Genç koşucunun sporcu olmasına rağmen vücudunun deforme olması dikkat çekici. Rothstein: "5 saat koşabilirim ama yine de pantolonuma kaçırma ihtimalim var." diyor. 
Maraton koşucusu 'Steph ile yolculuk' anlamındaki #journeywithsteph etiketiyle annelik hakkında olumlu mesajlar yaymak ve insanların bedenleriyle barışması adına kendi fotoraflarını paylaşıyor.
KOŞMAYA DEVAM ETTİ
Birçok profesyonel sporcu bebek sahibi olduktan sonra kariyerini geri plana atıyor. Ancak Stephanie Rothstein Bruce onlardan biri değil. Hatta ilk doğumundan sonra ulusal şampiyonada ikinci oldu. Şuanda ise olimpiyatlara katılmaya hazırlanan diğer sporculara eğitim veriyor, ayrıca iki bebeğine bakmayı ihmal etmiyor.
HER KADIN GİBİ
Koşucu Stephanie'nin şuanda rektus kaslarında problemleri, çatlakları ve doğum yapan birçok kadında görülen idrar kaçırma sorunu var. Ancak genç anne bunlara rağmen kendine güveniyor, çalışmalarına ve koşmaya aralıksız devam ediyor. Bütün annelerin kendilerine ve vücutlarına güvenmesi için sürekli fotoraf paylaşan Stephanie'nin şuanda instagramda 22 bin takipçisi var. 
(Stephanie Rothstein Bruce'un doğum yapmadan önceki bir fotorafı)
 
hürriyet.com.tr

18 Mart 2016 Cuma

Obeziteyle mücadele için çocukları koşturuyorlar

İngiltere'de bir ilkokul, çocuklarda obeziteyle mücadele için ilginç bir yöntem geliştirdi. Çocuklar her gün bir buçuk kilometre koşturuluyor.


St. Ninias İlkokulu'nda dört yıldır süren uygulama başarıya ulaşmış durumda... Öğretmenler okuldaki çocukların oldukça sağlıklı olduğunu belirtiyor.

ULUSAL BİR YÖNETMELİK OLABİLİR

Hürriyet'in haberine göre; St. Ninias okulunda elde edilen başarı, ülke genelinde sağlıkçı ve eğitimcilerin ilgisini çekmiş durumda... Şu ana kadar ülke genelinde 500 okul bu uygulamaya geçti. Ancak eğitimciler bu modeli ülke genelinde uygulanmasını istiyor.


DÜNYA SAĞLIK ÖRGÜTÜ'NDEN AÇIKLAMA

DSÖ (Dünya Sağlık Örgütü) Çocuklarda obeziteyi 21.yüzyılın en ciddi sağlık sorunları arasında olduğunu duyurdu.

Örgüte göre her on çocuktan biri okula başladığı zaman obezite hastası. Ancak bu rakam okulu bitirdikten sonra 10'da üçe yükseliyor.

Uzmanlar bu yöntemle çocuklardaki olası obezite sorununun önüne geçebileceği görüşünde...


20 Şubat 2016 Cumartesi

Meditasyonun kanıtlanmış 4 olumlu etkisi

Basit bir odaklanma egzersizi olan meditasyonun birçok faydası var.

Çin, Japonya ve Hindistan’da yüz yıllardır yapılan meditasyonun kanıtlanmış etkileri şöyle:

ENDİŞE VE STRESİ AZALTIYOR

Harvard Tıp tarafından beyin MR’ları çekilerek yapılan araştırmalar, meditasyonun beyindeki gri maddeleri biolojik olarak değiştirerek endişe ve stresi azaltabileceğini gösteriyor.

YAŞLANMAYI YAVAŞLATIYOR

Nobel ödüllü araştırmacı Elizabeth Burns’ün 2012’de yayınladığı bir araştırma, 8 hafta boyunca günde sadece 12 dakika meditasyon yapmanın telomeraz aktivitesini %43 arttırdığını kanıtlamış. Telomeraz aktivitesi hücresel yaşlanmayı geciktiriyor. Bu da meditasyonun stresle bağlantılı yaşlanmayı yavaşlatabileceğini gösteriyor.

MUTLU EDİYOR

Hepimizin beynimizin aktif olan tarafına göre belirlenen bir mutluluk seviyesi var. Beynin sol tarafı aktif olduğunda moralimiz yüksek oluyor. Örneğin enerjik, pozitif, coşkulu ve hissediyoruz. Beynin sağ tarafı aktif olduğunda ise tam tersine moralimiz bozuk oluyor; endişeli, sinirli, mızmız hissediyoruz. Sağ ve sol taraftaki aktivitelerin birbirine oranı dinlenme halindeyken ölçüldüğünde ikisinden biri daha baskın çıkıyor.

Bu oran da moralimizin genel halini belirliyor. Bunu bir skala olarak düşünürsek çoğumuz ortalarda biryerlerdeyiz, bazı günlerimiz iyi oluyor, bazı günler kötü. Bu skalanın iyice sağında olanlar depresyona girmeye meyilli oluyor. İyice solunda olanları ise kötü olaylar bile fazla etkilemiyor. Araştırmalar gösteriyor ki meditasyonla beynimizdeki aktivite yoğunluğunu sola doğru kaydırmak mümkün.

Bu konuda yapılan bir deneyde, yüksek stresli bir ortamda çok yoğun tempoda çalışan bir gruba 8 hafta boyunca günde yarım saat farkındalık meditasyonu yaptırılmış. Deney öncesi ve sonrası beyin aktiviteleri ölçülmüş. Meditasyon öncesi beyindeki aktivite moralin düşük olduğu sağ tarafta daha yoğunken, sonrasında moralin yüksek olduğu sol tarafa doğru kaymış.

Bunun gibi pek çok diğer araştırma meditasyonun mutluluk seviyesini arttırmada etkili olduğunu gösteriyor.

ÖĞRENME BECERİSİ VE HAFIZA GELİŞİYOR

Beyin MR’ları meditasyon sonrası beynin öğrenme ve hatırlamayı sağlayan bölgelerinde gri maddelerin arttığını gösteriyor.

Yüksek kalp krizi riski taşıyan 200 kişi ile 5 yıl süren bir araştırma sonucunda meditasyon yapan grupta yapmayanların 1.6 katı daha az kalp krizi ve ölüm görülmüş. Meditasyon gevşemeyi sağlıyor. Gevşeme sayesinde vücutta kan damarlarını açan nitrik oksit adlı madde salgılanıyor. Bu da tansiyonun düşmesini sağlıyor. 2008 yılında yapılan bir araştırma yüksek tansiyon ilacı alan 60 kişi arasında meditasyon yapmaya başlayan 40 kişinin tansiyon ilacı almayı bırakabildiklerini göstermiş.

Meditasyon denince akla egzotik ritüeller, garip kılıklı kişilerin tuhaf sesler çıkartarak yaptıkları acayip şeyler geliyor. Gerçekte meditasyon tamamen zihnimizi eğittiğimiz, farkındalığımızı ve duyarlılığımızı arttıran çok ama çok basit bir egzersiz. Herkes yapabilir ve yapmaya başladıktan kısa bir süre sonra faydalarını görmek mümkün. Önemli olan devamlılık. Bu açıdan fiziksel egzersizlerden bir farkı yok.

Nasıl spor salonuna sadece girip çıkarak kas yapmak mümkün değilse, hiçbir şey yapmadan oturarak meditasyondan fayda sağlamak da mümkün değil. Genel olarak meditasyon dikkatinizi tamamen nefesinize veya başka bir objeye odaklamak ve bu sırada zihne gelen düşünceleri fark ederek odağınızı tekrar nefesinize çevirmekten ibaret. Sözcü

16 Aralık 2015 Çarşamba

Meğer herkesi kandırmış!

Luis Fernando Candela adlı vücut geliştiricisi genç herkesi kandırmış.


Brezilya'nın Pedra do Telegrafo tepelerinde bulunan ve 3 bin metre yükseklikte olduğu söylenen çıkıntı şeklindeki bir kayanın üzerinde akrobatik hareketler yapan maceraperestin herkesi kandırdığı ortaya çıktı.,

Luis Fernando Candela adlı vücut geliştiricisi genç, ters yarasa duruşu yaptığı fotoğrafı sosyal medyada yayınlayarak dikkat çekmişti. Ancak bu uçurum görüntüsünün kamera kadrajından
kaynaklandığı ortaya çıktı.

Raiza Marinari isimli bir bloggerin sitesinde keşfedilen fotoğrafta kayanın yüksekliğinin ancak 1 metre olduğu görülüyor. (habertürk.com.tr)








19 Kasım 2015 Perşembe

Mehmed Amca her gün 80 kilometre pedal çeviriyor

Bosna Hersek'in en yaşlı lisanslı bisikletçisi, 79 yaşındaki Mehmed Hrustic, ilerlemiş yaşına rağmen her gün ortalama 80 kilometre pedal çevirmeye devam ediyor.

Ülkenin orta kesimlerindeki Zenica şehrinde yaşayan Hrustic, AA muhabirine yaptığı açıklamada, ilk bisikletini 1957 yılında satın aldığını belirterek, o günden günümüze her gün ortalama 80 kilometre bisiklet sürdüğünü, katıldığı ulusal ve uluslararası yarışmalarda birçok madalya kazandığını söyledi.

İlk bisikletini satın aldığı günden itibaren binlerce kilometre pedal çeviren Hrustic, "Bisikletle ilk olarak 1950'li yıllarda tanıştım. Amcam, Zenica Demiryolları'nda çalışıyordu. Kendisine işe gidip gelmesi için bisiklet verilmişti. O dönemde çok az kişide bisiklet vardı. Aramızda büyük bir bağ oluştu" dedi.

Hrustic, o yıllarda Zenica'nın yollarının bugünkü gibi asfalt değil, çakıl taşlarından olduğunu anımsatarak, buna rağmen hiç bisikletiyle kaza geçirmediğini, yağmurlu havalarda bisikletiyle dağa çıkmasına rağmen hiçbir zaman hastalanmadığını söyledi.

Bisiklet sürmenin insanı sakinleştirdiğini aktaran Hrustic, bisiklet sürdüğü sürece sorunlarını tamamen aklından çıkardığını, zihnini rahatlattığını kaydetti.

Hrustic, bisikletiyle ülkenin her şehrine gittiği belirterek, "Ülke genelinde düzenlenen bisiklet yarışlarının en yaşlı katılımcısıyım. Yarışmalarda kazandığım ödüller ve madalyalar, bu spora devam etmemdeki en büyük etken" dedi.

Geçen ay yapılan 35 kilometrelik bisiklet yarışını ilerleyen yaşına rağmen üçüncü sırada tamamladığına dikkati çeken Hrustic, elde ettiği başarıların yaşına rağmen bu spora devam etmesi gerektiğine işaret olduğunu söyledi.

İLK BİSİKLETİNİN PARÇALARINI SAKLIYOR

Hrustic, 1957 yılında satın aldığı ilk bisikletinin parçalarını hala sakladığını, öte yandan bisikletçilik lisansını da uzatmaya devam ettiğini kaydetti.

Lisansını uzatmak için her yıl sağlık kontrolüne girdiğini anlatan Hrustic, "Lisansımı uzatabiliyorsam, sağlıklıyım demek. Kalbim 50 sene önce, gençlik yıllarımda attığı gibi atıyor. Bu kalp attıkça daha çok madalya kazanacağım" diye konuştu.

Hrustic, bisiklet sürmenin hem fiziksel hem de zihinsel anlamda faydalı olduğuna işaret ederek, gençlere bisiklet sürmeleri konusunda tavsiyede bulundu.

Hrustic'in 55 yıllık eşi Ramka ise yarım asırdan daha uzun süren evliliklerinin çok mutlu ve huzur içinde geçtiğini dile getirerek, evliliklerde konuşarak anlaşmanın önemli olduğunu vurguladı.Hürriyet

16 Kasım 2015 Pazartesi

Kış yorgunluğunu atmak elinizde

Kışın karanlık havalar, kısıtlanan hayat tarzı nedeniyle depresyon da daha fazla görülüyor. Güneş ışığının eksikliği beyinde, mutluluk hormonu ve D vitamini üretimini azaltır. Uzmanlar uyarıyor, "Kışın depresyon riskini azaltmak için iyimser arkadaşlarla vakit geçirmek, hobilerle ilgilenmek ve sosyalleşmek gerekiyor."

Hürriyet'in haberine göre; Güneş ışınlarıyla üretilen D vitamini bağışıklık sisteminin 20'ye yakın antibiyotik benzeri silah üretmesini sağlıyor. Yazın yeteri derecede güneş ışığı almayanlar kışın gelmesiyle birlikte virüslerle bulaşan hasatlıklara daha kolay bir şekilde yakalanır ve zor iyileşirler.
Kış yorgunluğunu atmak için bunlara dikkat edin;
- Egzersiz yapın
Gün içerisinde 2 saatten fazla televizyon izlemek kalp hastalığı riskini 2 kat arttırıyor. Evde oturarak zaman geçirmek veya iş yerinde oturarak çalışmak diyabet ve kalp hastalıkları riskini arttırıyor. Bu yüzden 1- 2 saatte bir kalkıp yürümek gerekiyor. Ayrıca yapılan düzenli  egzersizler meme ve kolon kanseri riskini %25-30 oranında azaltıyor.
 -Egzersizi mümkünse dışarıda yapın
Üşümek birçok insanı tatlı yemeğe sevk eder ancak bu durum kilo almaya sebep oluyor.Cilt altı yağ dokusunun artışı üşümeyi azaltsa da kilo fazlalığının getireceği hastalıklar uzun vadede sorun oluşturuyor. Haftada en az 2-3 gün dışarıda 30-40 dakika yürüyüşe çıkmak gerekiyor. Ayrıca yapılan egzersizler depresyon riskini azaltıyor, vücudun mutluluk hormonu salgılamasını sağlıyor ve ağrı kesici etki yaratıyor.Bunların dışında serin havada egzersiz yapmak daha çok kalori yaktırır.
 Eğer egzersiz yapmaya zamanım yok diyorsanız alışverişe yürüyerek gitmek asansör yerine merdiven kullanmak gibi aktivitelerde faydalı olur.
NE YAPMAMALI?
Yatmadan 2-3 saat önce yemeyi, özellikle uykuda ani şeker düşmesi yaratarak uykuyu kaçırabilen şekerli gıdaları kesmeli, uyku hormonu (üretimi için) hafif proteinli gıdayla yetinmeli. Uyku hormonu üretimi yeterli olması için, oda tam karanlık ve sessiz olmalı. Biyolojik saate bağlı hormonlarımıza uyması için gece 11:00'den geç yatılmamalı hep aynı saatte yatılmaya çalışılmalı; perde hafif aralık bırakılarak sabah günışığıyla kalkılmalı. Gündüz mümkün olduğunca parlak gün ışığında veya floresan altında kalınmalı, akşam yatana kadar ise düşük aydınlatmayla oturulmalı.
- Sağlıklı uyuyun
 6-8 saatlik bir uyku sağlık açısından çok önemlidir. Bölünmüş, kalitesiz, az veya  fazla uyku birçok probleme yol açıyor. Bağışıklık sistemini ciddi derecede bozmanın yanı sıra hafızayı zayıflatıyor, dikkat dağınıklığına sebep oluyor ve zihinsel performansı düşürüp problem çözme yetisini azaltıyor. Ayrıca kilo artışına ve uykuda salgılanan yaşlanmayı geciktirici, hastalıklara karşı dayanıklılık sağlayan gençlik hormonu denen büyüme hormonunun azalmasına neden oluyor.  
Eğer uyuyamıyorum diyorsanız yatmadan 2-3 saat  önce yemeği bırakmalı uyku kaçırabilen yiyecek ve içeceklerden uzak durmalısınız. Uyku hormonu üretimi yeterli olması için, oda tam karanlık ve sessiz olmalıdır. Bunların dışında gece 11.00’den geç yatmamalı hep aynı saatte yatmaya özen göstermelisiniz.
- Çay ve kahve molaları
 Gün içerisinde verilen çay ve kahve molaları gevşemeyi dinçlik ve yeniden işe konsantre olmayı kolaylaştırıyor. Bu içeceklerde antioksidan flavinoid grubu maddeler bulunuyor. Alternatif seçenek olarak sıcak çikolata içebilir ve siyah çikolata yiyebilirisiniz. Çünkü kakao damar genişletici,  tansiyon ve kalp damar hastalıkları riskini azaltıcı etkisinin yanı sıra seratonin denilen mutluluk hormonunun salgılanmasını sağlıyor.
- Beslenmenize dikkat edin
Kolay bir şekilde hastalanmamak için probiyotik yani faydalı bakteri içeren doğal yoğurt, sarımsak, boza tüketebilir ya da bol bol taze koyu yeşil, kırmızı ve mor renkli sebzeler tüketebilirsiniz. Bunun dışında içilen kuşburnu, nane-limon, zencefil, tarçın, bağışıklık sistemini güçlendiriyor. Şekerli gıdalardan ve meşrubatlar virüslerle mücadeleyi zorlaştırdığı için tüketilmemeli.
- Sofraya aç oturun
Sofraya aç oturmakta fayda var. Eğer yemek saatini kaçırdıysanız veya yemek saatinden önce acıktıysanız abur cubur atıştırmak yerine 4-5 adet kavrulmamış badem, ceviz, fındık yiyin. Hem açlığınız bastırılmış olur hem de sizi zinde tutar.

3 Temmuz 2015 Cuma

'Spor yaparken fazla su içmek öldürebilir'

Spor yaparken, kas kramplarını ve vücutta su kaybını önlemek için su içmek gerektiği inancı oldukça yaygın. Ancak ABD'li araştırmacılar spor sırasında aşırı su içilmesinin ölüme bile yol açabileceği konusunda uyarıyor.

ABD'de düzenlenen Spor Sağlığı Paneli'ne katılan bir grup doktor, spor sağlığı uzmanı, kondisyoner ve akademisyenin yayınladığı bildiride su tüketimiyle ilgili bir uyarı var: "Spor yaparken aşırı su tüketimi sadece eski bir inanış değil, aynı zamanda oldukça da tehlikeli"

Spor yapan kişilerin sadece susadıkları zaman su içmesi gerektiğini belirten uzmanlar, aşırı su tüketimi nedeniyle spor esnasında kandaki sodyum seviyesinin düştüğü ve kişilerin hiponatremiye (kandaki tuz dengesizliği) girebileceğini ifade ediyor.

"Sadece çok tempolu kardio çalışması yapacak olan kişilerin hızlı ter atımı başlamadan ve susama hissi gelmeden önce su içmesinde bir sorun yaşanmıyor" denen açıklamada, spor esnasında fazla su tüketiminin baş dönmesi, bulantı ve hatta beyin ödemine dahi yol açabileceği uyarıları yapılıyor.



"BEYİNDE OLUŞACAK ÖDEMLER KOMAYA YOL AÇABİLİR"

En az 14 sporcunun egzersiz sırasında aşırı su içtikleri için hayatını kaybettiği ifade edilen açıklamada aşırı su tüketiminin vücutta yarattığı sorunlar şöyle açıklanıyor:

"Gereğinden fazla su içilince kanda sodyum azalıyor. Böbreklerde çok fazla sıvının birikmesinin ardından vücuttaki hücreler aşırı sıvıyı depolamaya gayret etmeye başlıyor. Bu da vücudun farklı yerlerinde ödemlere neden oluyor. Beyinde oluşabilecek ödemler ise komaya hatta ölüme dahi yol açabiliyor."

26 Kasım 2014 Çarşamba

Bilgisayar kullanıcıları dikkat!

Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Opr. Dr. Tuncer Göker, bilgisayar başında eğilerek çalışma sonucu ortaya çıkan boyun ağrılarının, sinirleri baskı altına alarak fıtık oluşumunu tetiklediğini kaydetti.

Milliyet'in haberine göre; Boyun fıtığı ile ilgili açıklamalarda bulunan Acıbadem Eskişehir Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Opr. Dr. Tuncer Göker, bu ağrıların dikkate alınmadığı takdirde bir çok sağlık problemine neden olabileceğini, yapılan araştırmalar, her 10 kişiden 8’inin hayatının bir döneminde omurga ağrısı çektiğini gösterdiğini söyledi.

CERRAHİ GİRİŞİMLER BU GÜN HIZLA GELİŞMEKTEDİR

Boyun bölgesinde toplamda 7 adet omurga bulunduğunu hatırlatan Dr. Göker, “Her 2 omurga arasında 1 adet disk adı verilen, kıkırdak dokudan oluşan yapılar ve diskin içerisinde jöle kıvamında bir yapı mevcuttur. Diskin sağlam olan dış halkası yırtılır ise içerisindeki jöle kıvamındaki yapı yırtıktan dışarı çıkar ve omurilik kanalı ve sinir köklerini sıkıştırmaya başlar. Bu tablo boyun bölgesinde görüldüğünde boyun fıtığı olarak adlandırılır. Bu durum boyun ağrısı ile birlikte, omuzdan başlayan ve kola vuran ağrılara ve kolda kuvvetsizliğe neden olur. Boyun fıtığı tedavisinde yatak istirahati, boyunluk takılması ve ilaç tedavisine rağmen, ağrısı geçmeyen, sosyal yaşantısı etkilenen ve kolda ciddi kuvvet kayıpları (felçler) ortaya çıkan hastalarda uygulanan cerrahi girişimler bu gün hızla gelişmektedir. Yapılan cerrahi müdahaleler sonucunda hasta kısa sürede günlük yaşantısına geri dönebilmektedir. Tedavisinde gecikilen vakalarda ise ağrılar ve felçler kalıcı olabilmektedir” diye belirtti.

ANİ VE TERS HAREKET YAŞANMASI SONUNDA BOYUN FITIĞI RİSKİ ARTAR

Risk faktörleri ve risk grupları hakkında bilgi veren Acıbadem Eskişehir Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Opr. Dr. Tuncer Göker, “Boyun fıtığının görülme sıklığı yaş ile birlikte artar. Sigara içilmesi de boyun fıtığı riskini yükseltir. Araç içi trafik kazası sonrası başın ani olarak öne arkaya hareketi gibi boyunda ağır, ani ve ters hareket yaşanması sonunda boyun fıtığı riski artar. Sekreterler, bankacılar, sınava hazırlanan öğrenciler gibi masa başında özellikle baş öne eğik olarak uzun süre çalışılan meslekler risk grubundadır. Ayrıca dejeneratif (yıpranmış) diski olanlar, kemik erimesi görülenler, boyun travması veya spor yaralanması geçirenler risk grubunda yer almaktadır” dedi.

MEDİKAL TEDAVİ İLE İSTİRAHAT VE SERVİKAL COLLAR (BOYUNLUK) TAKILMASI

Boyun fıtığının tedavi yöntemleri hakkında da bilgi veren Dr. Göker, “Tedavi planında özellikle başlangıçta boyunluk kullanmak ve ilaç tedavisi çok önemlidir. Omurgalar arasında yırtılan ve omurilik ve sinirleri sıkıştıran kıkırdağın yapısı ciddi oranda su içerir. Hareketsizlik ve istirahat altında yırtılan kıkırdağın su içeriğinin emilmesiyle, kıkırdağın hacmi küçülür ve sinire olan bası azaltır. Bazı ağrı kesici ve kas gevşetici ilaçların kullanımından hastalar ciddi oranda fayda görür. Ancak boyun fıtığı nedeniyle kullandığımız bütün ilaçların uzun süreli kullanımı, özellikle karaciğer fonksiyonlarını bozmakta ve mide ülseri gibi hastalıkları tetiklemektedir. İlaç kullanımları mutlaka hekim kontrolünde yapılmalıdır” diye belirtti.

AMELİYAT KARARI NE ZAMAN VERİLİR

Fizik tedavi ve rehabilitasyon yöntemlerini de anlatan Dr. Göker, açıklamasını şöyle sürdürdü;

“Boyun fıtığı sonucu oluşan kas spazmı ve ödemi çözmek ve fıtık nedeniyle oluşan sinir basısını bir miktar azaltmak için fizik tedavi egzersizleri uygulanır. Fizik tedavi egzersizlerin de amaçlanan; boyun kaslarının gücünü arttırarak, omurganın kemik sitemine düşen gücün dengeli dağılımını sağlamaktır. Cerrahi Tedavi ise yırtılan yastıkçığın, sinirlere ve omuriliğe olan basısını ortadan kaldırmayı amaçlar ve farklı cerrahi müdahale teknikleri kullanılarak boyun fıtığı tedavi edilir. Peki ne zaman cerrahi tedavi yapılmalı? Hastayı sosyal, iş ve aile yaşantısında zora sokan ilaç tedavisine ve istirahatlere cevap vermeyen ağrılar varsa ve hasta bu rahatsızlıktan çokça şikâyetçi ise, kolda ortaya çıkan kuvvetsizlik, duyu kaybı, çekilen MR’da, şikâyetleri net olarak açıklayan boyun fıtığının izlenmesi durumunda. Omurilik basısına neden olan santral disk hernisi; total veya kısmi omurilik zedelenmesi varsa. Takip edilen hastada ilerleyici veya ani belirgin kuvvet kaybı oluşursa, koldaki şikâyetlere ek olarak servikal MR’ı da omurilikte boyun fıtığının omuriliği belirgin derecede sıkıştırmasına bağlı omurilik zedelenmesi izleniyorsa, medikal tedavide yetersizlik, ısrarcı boyun, kol ve baş ağrısı varsa, ameliyat kararı hastanın yakınmalarının şiddetine göre verilir veya hasta takibe devam edilir.”

3 Kasım 2014 Pazartesi

Zayıf olmanın bedeli 800 lira

Türkiye’de 500 bin kişinin gittiği tahmin edilen spor salonlarına (Fitness Center) yatırımlar arttı. 375 milyon dolarlık icroya ulaşan bu salonlar yabancı markaların  Türkiye pazarına girmesiyle hızlı bir büyüme yakaladı. Yıllık üyeliklerin 800 lira ile 5 bin lira arasında değiştiği spor salonları sunduğu hizmetle fark yaratmaya çalışıyor.

Son 5 yılda Türkiye’de sayıları hızla artan spor salonları (Fitness Center) Türkiye’de dev bir sektör yarattı. Yeni açılan alışveriş merkezelri (AVM) ile yabancı markaların yatırımlarını arttırdığı  Türkiye adeta hedef pazar oldu. Bugün 375 milyon dolarlık ciroya ulaşan spor salonları, yılda 500 bine yakın üye çekiyor. Yıllık üyelik fiyatlarının 5 bin TL’ye kadar çıktığı spor salonları, lüks soyunma odaları ve VİP alanlarıyla fark yaratmaya çalışıyor.

Tüketicilerin daha konforlu spor salonları talep ettiğini bu nedenle de yatırımların arttığını anlatan Jatomi Fitness  Türkiye CEO’su Osman Cenk Akın, şu değerlendirmeyi yaptı: “Bugün ortalama bir spor salonunun yatırım tutarı 1.5 milyon Euro’yu buluyor. Spor salonlarının içerisinde kullanılan ürünler gelişirken, alanlar da büyüyor. Birçok üye spor salonunda yüzme havuzu arıyor. Ayrıca Spa ve sauna gibi etkenler de öne çıkıyor. Bugün Türkiye’de 6-7 tane uluslararası marka bulunuyor. Türkiye’de pazarın büyüklüğü 375 milyon dolar. Ancak bu rakam Amerika pazarında 23.5 milyar dolar. Türkiye’nin gideceği daha çok yol var.”

Üyeleri takip etmeli

Spor salonlarında daha çok yıllık üyeliklerin tercih edildiğini anlatan Osman Cenk Akın, “Yıllık üyelik ücretleri daha cazip fiyatlarla sunuluyor. Ancak birçok tüketici üye olmasına rağmen spor yapmayı ihmal ediyor. Burada spor salonlarında çalışanların devreye girmesi gerekiyor. Üyelerine hatırlatmalar yaparak bu durumu ortadan kaldırabilirler” dedi.  (HÜRRİYET)