öldü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
öldü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Mart 2017 Salı

Ebola ve HIV'den daha ölümcül

Dünya Sağlık Örgütü hava ve su kirliliğinin, ebola ve HIV'i geçerek 5 yaş altındaki çocukların ölümündeki en büyük tehlike ve neden haline geldiğini duyurdu.
5 yaşının altında hayatını kaybeden her 4 çocuktan biri hava ve sudaki kirlilik nedeniyle hayatını kaybediyor.
Çevresel nedenlerle 1.7 milyon çocuğun hayatını kaybettiğini açıklayan örgütün yayınladığı raporda global kirliliğin çocuk ölümlerinde önemli rol oynadığının altı çiziliyor.
İshal, sıtma ve zatürree gibi hastalıklarda da kirliliğin dolaylı olarak rol aldığı belirtiliyor.
Rapora göre 5 yaşın altında 570 bin çocuk zatürre, hava kirliliği ve sigara dumanı ve bunların yol açtığı enfeksiyonlardan dolayı hayatını kaybetti.
361 bin çocuk ise su kirliliği ve hijyen gibi nedenlerin yol açtığı ishal nedeniyle hayatını kaybetti. Bunların 270 bini bu hastalığa yakalandıktan sonra 1 ay içinde öldü.
200 bin çocuk sıtmadan öldü.
200 bin çocuk çevresel nedenlerin yol açtığı zehirlenme gibi faktörlerden dolayı hayatını kaybetti.
Kıtasal bazda dünyanın en kirli şehirleri ise şöyle:
Okyanusya: Timaru, Yeni Zelanda
Avrupa: Tetovo, Makedonya
Asya: Zabol, İran
Güney Amerika: Coyhaique, Şili
Kuzey Amerika: San Salvador, El Salvador
Afrika: Bamenda, Kamerun
cnntürk

23 Ocak 2017 Pazartesi

Dünyanın en yaşlı gorili öldü

Dünyanın en yaşlı dişi gorili Colo, 60 yaşında öldü.


Columbus Hayvanat Bahçesi Müdürü Tom Stalf, bir hayvanat bahçesinde dünyaya gelen ilk goril olan Colo'nun gece uykusunda yaşamını yitirdiğini bildirdi.

Stalf, "Colo, kendisini ziyarete gelen ve onunla ilgilenen her yaştan insanın kalbine dokundu. O, tüm gorillerin temsilcisiydi ve insanların, nesli tükenmekte olan hayvanlar hakkında bilgi sahibi olmalarında ilham kaynağı oldu ve onları, gorilleri kendi doğal ortamlarında korumak konusunda harekete geçirdi." dedi.

Stalf, gorilin cansız bedeninin yakılacağını ve küllerinin hayvanat bahçesinde gizli bir yere gömüleceğini belirtti.

Colo'nun, 60. yaş günü geçen ay kendisi için düzenlenen partiyle kutlanmış ve dünyanın en yaşlı gorili olma unvanını almıştı.

ABD'nin Ohio eyaletindeki Columbus Hayvanat Bahçesi'nde yaşayan Colo'ya doğum gününde domatesli ve elmalı pasta verilmişti.
Colo'nun üç çocuğu, 16 torunu ve 12 torunun çocuğu bulunuyordu. Bilinen en yaşlı erkek goril olan 55 yaşındaki Ozzie ise halen Atlanta Hayvanat Bahçesi'nde yaşıyor.

17 Mart 2016 Perşembe

Doktor belirtileri fark edemedi genç kadın öldü

Claire Taylor aylardır karın ağrısı çekiyor ve devamlı kusuyordu. Ayrıca genç kızın vücudunda morarmalar başlamıştı. Gittiği doktor ise ciddi bir sorunu olmadığı söyleyerek uyku ilacı verdi. Bu yanlış teşhis ise genç kızın hayatına mal oldu.
VİRÜS OLDUĞUNU DÜŞÜNDÜ
İskoçya’da yaşayan 17 yaşındaki Claire Taylor sürekli kusuyor ve karnı ağrıyordu. Bu durum 2 ay kadar sürünce genç kız virüs kaptığından şüphelendi. Doktora gitti ancak kendisine herhangi bir problemi olmadığını söyleyerek eve geri gönderdi.Genç kızın durumu ise gittikçe kötüleşiyordu. 
 
DOKTOR GEREKLİ TESTLERİ YAPMADI
Claire hastalık boyunca çok kilo kaybediyor elleri ısınmıyordu. Öyle ki doktorla bile konuşmakta zorluk çekiyordu.Birkaç kere daha doktora gitmesine rağmen genç kıza yapılması gereken testler yapılmadı. Bu yüzden doktor genç kızda ki acil müdahale edilmesi gereken hastalığı fark edemedi. Sadece anksiyete problemi yaşayan hastalara verilen uyku ilacını verip evine gönderdi.
DOKTOR DİYABETİN ÖLÜMCÜL SEPTOMLARINI FARK EDEMEDİ
Doktor, Claire ölmeden 2 gün önce evine gelip kontrol etti. Ancak doktor yapılması gereken bütün testleri atladı. 1 gün kala tekrar çağırılınca hastalığın ölümcül boyutta olduğunu yine fark edemedi. Claire öldükten sonra genç kızın ağır diyabet septomları taşıdığı zamanında müdahele edilemediği için hayatını kaybettiği belirtildi.
Genç kızın hastalığını teşhis edemeyen doktor şu an meslekten atılma tehlikesiyle karşı karşıya. Ayrıca genç kızın ailesi doktora dava açarak yasal süreci başlattığını söyledi. hürriyet.com.tr

15 Ağustos 2015 Cumartesi

Çocuk en yakınını kaybettiğinde ne yapmalı?

Bir çocuğun yaşamında karşılaşacağı en büyük travma hiç şüphesiz anne ya da babasını kaybetmek. Peki böyle bir durumda ne yapmalı? Uzman Psikolog Ramazan Şimşek anlatıyor.


Hürriyet'ten Ömür Kurt'un haberine göre; Genel olarak çocukların çok yakınlarının cenaze törenine götürülmemesi gerektiğine inanılıyor. Böyle durumlarda çocuklar yaşı kaç olursa olsun bir yakınına bırakılıyor; ölüm haberi hep sonra veriliyor. Gerekçe olarak da çocuğun acı çekmemesi ileri sürülüyor. Bu şekilde aslında acı sadece erteleniyor ve daha büyüyor.
ÖLÜM ÇOCUĞA NASIL ANLATILMALI?
Öncelikle çocuğun gelişim dönemine göre kavramları anlama düzeyi farklıdır. 5-6 yaşlarından itibaren çocuklar ölüm kavramını anlamaya başlar.
Öncesinde bu kavramı açıklamaya gerek yok. Sadece “Öldü, bir daha gelmeyecek”demek yeterli.
“Hastanede”, “Gökyüzüne uçtu”, “Melekler aldı”, “Yıldızlardan bize bakıyor”gibi soyut ifadeler kullanmamalı.
Çünkü çocuk, anne ya da babasının bir gün geleceğini zanneder ve hâlâ yaşadığını düşünür. Gelmediğini görünce de size ve hayata olan güveni sarsılır.
DOĞRU YAKLAŞIMLAR 
- Gerçekler mümkün olan en kısa zamanda anlatılmalı.
- ‘Gitti’ denmemeli; ‘Öldü’ denmeli.
- Sadece gerçeği söylemeli.
- Çocuğun önünde kendini parçalamadan duyguları göstermeli.
- Soru sorması için çocuğu cesaretlendirmeli.
- Çocuğun acısına duyarlı olunmalı. Sarılıp öpmeli, anlayan gözlerle bakmalı.
- Uç kararlar çocukların önünde söylenmemeli. “Allahım beni de al, ben de ölmek istiyorum” gibi ifadeler kullanmayın.
- Çocuğa durumu ona duygusal olarak en yakın kişi söylemeli.
- Bu yaklaşım konusunda çevre de bilinçlendirilmeli.
- Çocuğa kendini güvende, rahat, mutlu hissettiği bir yerin resmi çizdirilip odasına asılabilir.
BU DENEYİ MUTLAKA YAPIN
Çocuğa bir akvaryum balığı alın. Balığı kendisi beslesin ve ona ait olsun. Böylece balıkla aralarında bir iletişim oluşacak. Balık öldükten sonra çocuğun acısına ortak olun ve balık için küçük bir cenaze töreni düzenleyin. Balığı toprağa gömün. Böylece ölümün doğal bir süreç olduğunu anlayacak ve kayıp sonrası ‘travma’ yaşaması büyük ölçüde önlenmiş olacaktır.

11 Ağustos 2015 Salı

‘Gurbet’ kuşlarından biri uçtu

Pervin Par, bu toprağın ‘Rüya ve umut fabrikası’ Yeşilçam’ı ayakta tutan geçmiş zaman yüzlerindendi. 1977’de son filminde rol almış ve sonrasında mütevazı bir hayatı tercih etmişti. ‘Gurbet Kuşları’, ‘Murad’ın Türküsü’, ‘Haremde Dört Kadın’, ‘Hudutların Kanunu’ gibi yapımların unutulmaz oyuncusu geçen hafta aramızdan ayrıldı.


Sinema perdesine düşen gölge, sonsuza dek varlığını sürdürür... Belki de bu yüzden oyuncu denen meslek erbabı, üzerine bir kere geçirdiği bu bir tür nüfus kâğıdını hayatının sonuna kadar yanında taşımak durumundadır. Mesela futbolcular da ‘yıldız’ statüsündedir ama mesleklerinin bir doğası vardır; gün gelir futbol onları bırakır. Çünkü fiziksel kapasiteleri sanatlarını icraya izin vermez. İş sinema âlemine gelince tanım aralığı neredeyse bütün bir hayatı kaplar. Perde, sizi asla bırakmaz. Hele hele her daim ışıltılı iseniz... Geçen hafta 76 yaşında aramızdan ayrılan Pervin Par, işte o özel ışıltının, üzerinden eksilmediği yıldızlardandı. Ama mesleğini sonuna kadar sürdürmek istemedi. 1957’de başladığı oyunculuk serüvenine 1977’de son verdi ve 20 yıla sığdırdığı 79 filmle hem Yeşilçam tarihine hem de o dönemin sinema seyircisinin hatıralarına hoş bir sada bırakıp gitti...


İZMİR’DEN ÇIKTI YOLA...

23 Mart 1939’da doğmuştu Pervin Par. Aslında Bursalı bir ailenin kızıydı ama İzmir’de büyüdü. Gerçek soyadı Doyum’du. Eğitimini, İzmir Kız Lisesi’nde okurken son sınıfta bırakmıştı. İzmir’de bir kuaförde manikürcülük yaparken oyunculuk hayalleri kurmaya başladı. O dönem Yeşilçam’a genç yüzler kazandıran ‘Yeni Yıldız’ dergisinin düzenlediği yarışma üzerinden mesleğe adım atmaya karar verdi. Sonuçta hedefine ulaştı. Kalkıp İstanbul’a geldi ve ‘Beş numaralı finalist’ olarak yarışmada boy gösterdi. Yarışma sonuçlanmadan Yeşilçam’ın ilgisini çekti, kimi filmlerde oynamaya başladı. Kemal Bilbaşar uyarlaması ‘Gelinin Muradı’ (ki yönetmeni Atıf Yılmaz’dır) tanınmasını sağladı. Malum, sektörün en verimli dönemleriydi ve o da aynı yıl içinde birkaç filmde daha oynadı.

Par’ın sinema yolculuğuna gelince... ‘Gurbet Kuşları’, ‘Murad’ın Türküsü’, ‘Haremde Dört Kadın’, ‘Hudutların Kanunu’ gibi önemli filmlerde, ‘Kilink İstanbul’da’ ve ‘Kilink Uçan Adama Karşı’ gibi fantastik yapımlarda rol aldı. 1977’de rol aldığı ‘Çırılçıplak’la kariyerine son verdi. Peşi sıra İzmir’e yerleşip bir çiçekçi dükkânı açtı. Par, iki yıldır lösemi tedavisi görüyordu. 30 Temmuz günü de aramızdan ayrıldı. O, bu toprağın ‘Rüya ve umut fabrikası’ Yeşilçam’ı ayakta tutan geçmiş zaman yüzlerindendi. Sinemamıza onca filmiyle derin izler bırakıp gitti. O filmler ki, Par’ı sonsuza değin hatıralarda yaşatmayı sürdürecek...


MASUMİYETİN TEMSİLCİLERİNDENDİ 
ATİLLÂ DORSAY (SİNEMA YAZARI)

Pervin Par’la birlikte sanki Yeşilçam’ın masumiyetinden de bir yaprak düştü. Özellikle 60’lı yılların unutulmaz filmlerinde tertemiz yüzü, saklı cinselliği ve kendine özgü oyun gücüyle önemli filmlere damgasını vurdu. ‘Haremde Dört Kadın’dan biri, ‘Gurbet Kuşları’nın İstanbul’a savurduğu taşralılardan biri, ‘Hudutların Kanunu’nda adaleti kendince sağlamaya çalışan ‘Dağlar haydutu’ Yılmaz Güney’in sevgilisi oldu. Hepsini de bize oynadığı kimliklere inandırarak... Benim onunla olan kişisel bir anım, 1968 ya da 69 yılında Sinematek Derneği’nin öncülüğüyle Bükreş’e yaptığımız ve dönemin filmlerini Pervin Par ve rahmetli sinema yazarı Tuncan Okan’la birlikte seyirciye sunduğumuz geziydi. Sinemadan çekildikten sonra hiç dönmedi, hatta SİYAD (Sinema Yazarları Derneği) olarak kendisine vermeyi tasarladığımız ‘Onur ödülü’ne bile ilgi göstermedi ve İzmir’deki yeni çevresinden ayrılıp İstanbul’a gelmeyi reddetti.


AGÂH ÖZGÜÇ(SİNEMA TARİHÇİSİ)

Yeri doldurulamayacak

Kameranın sevmediği hiçbir oyuncu gerçek anlamda yıldızlaşamaz. Pervin Par kameranın en sevdiği kadın oyunculardandı. Yüksek fotojenisi, kendine özgü masum yüzü ve özellikle eskilerin deyişiyle o ‘hokka’ burnuyla... Sinemadaki en sadık destekçisi de usta yönetmenlerimizden Atıf Yılmaz’dı. Tüm bu temel özelliklerine karşın Pervin Par’ın 1960’lı yıllar sinemamızda yerini bulduğu söylenemez... Bunun nedenleri kuşkusuz uzun bir yazı konusu ama yine de ne kadar atlansa dahi, o yeri doldurulamayacak bir Yeşilçam yıldızıydı. Kimse merak etmesin, ‘Gurbet Kuşları’, ‘Gelinin Muradı’ ve ‘Haremde Dört Kadın’ gibi yarına kalıcı filmleriyle, mütevazı ama son derece etkileyici bir oyuncu olarak tarihe not düşecektir...

Uğur Vardan / hürriyet.com.tr

1 Ağustos 2015 Cumartesi

Muzaffer Akgün hayatını kaybetti

Türkiye'de ilk Altın Plak ödüllü sanatçısı, türkülerin anası olarak anılan Muzaffer Akgün hayatını kaybetti.

Türkiye'de ilk Altın Plak ödüllü sanatçısı,türkülerin anası olarak anılan Muzaffer Akgün hayatını kaybetti.

Akgün'ün ölüm haberini efsane sanatçıyla özdeşleşen, "Kışlalar Doldu Bugün" türküsünü albümünde okuyan Türk sanat müziğinin genç sanatçısı Onur Akay duyurdu.

MUZAFFER AKGÜN KİMDİR?

1930'da İstanbul'da doğdu. Ankara'da bulunan İsmet Paşa Kız Enstitüsü'nü bitirdi. Sanat hayatına, Şerif İçli'nin teşvikiyle sınavına girip kazandığı Ankara Radyosu'nda başladı (1946). Sonra İstanbul Radyosu kadrosuna geçti. Dönemin en önemli halk müziği yorumcularından biri olarak. Büyük gazinolarda assolist olarak çalıştı. Boş Beşik, Soytarı, Gurbet Türküsü filmlerinde rol alan Muzaffer Akgün, emekli olduktan sonra birçok televizyon programına katılarak türkülerimizi icra etti. Akgün, Türkiye'de ilk Altın Plak ödülü alan sanatçı olarak biliniyordu.

30 Haziran 2015 Salı

Enerji içeceği içtikten sonra hayatını kaybetti

Muğla’nın Fethiye İlçesi’nde oturan 22 yaşındaki Eda Dilara Kocatepe, arkadaşının evinde iddiaya göre enerji içeceği içtikten sonra fenalaşarak götürüldüğü hastanede yaşamını yitirdi. Geriye ise hayatını kaybetmeden 15 dakika önce çektirdikleri fotoğraf kaldı.


Fethiye’de bir ayakkabı mağazasının açılışında arkadaşlarına yardım eden Ede Dilara Kocatepe, ailesinin de katıldığı törenin ardından önceki gece geç saatlerde kız arkadaşı Canan O.’nun evine gitti. Burada arkadaşlarıyla sohbet edip eğlenen Kocatepe, iddiaya göre enerji içeceği içti.

"KALBİMDE SIKINTI VAR YANIYORUM" DEDİ

Kocatepe, birkaç dakika sonra "Kalbimde sıkıntı var, yanıyorum" diyerek evden çıktı. Canan O. tarafından hastaneye götürülen Eda Dilara, önceki gün saat 03.50 sıralarında yaşamını yitirdi. Genç kızın cenazesi kesin ölüm nedeninin araştırılması için Muğla Adli Tıp Kurumu’na gönderildi. Burada yapılan otopsinin ardından Kocatepe’nin cenazesi dün akşam Fethiye Yeni Cami’de kılınan cenaze namazının ardından Taşyaka Mezarlığı’nda toprağa verildi.



‘ENERJİ İÇECEĞİ KULLANMASINLAR’

Eda Dilara’nın babası Nahit Kocatepe, ayakkabı mağazası açılışına kendilerinin de katıldığını belirterek, eve giderken kızının arkadaşlarıyla kaldığını söyledi. Gece 01.00’de eşinin kızıyla konuştuğunu anlatan Kocatepe, "Eşim konuştuğunda iyi olduğunu söylemiş. Daha sonra bir enerji içeceğini 2 arkadaş paylaşıyorlar. Enerji içeceğini paylaştıktan sonra kızım kalbini tutuyor. ‘Kalbimde sıkıntı var yanıyorum’ demiş. Dışarı çıkmış oturmuş, hatta ayakkabılarını kendi bağlamış. Almışlar hastaneye götürmüşler. Doktorlar müdahalede bulunmuş. Tekrar hayata döndürmek için uğraşmışlar. Ama kızım hayata veda etti. Henüz 22 yaşındaydı. Hayat dolu bir kızdı. Ben gençlere enerji içeceğini kullanmasınlar diyorum. Enerji içeceğini tavsiye etmiyorum. Çok üzgünüm, genç kızımı kaybettim. Allah kimseye böyle evlat acıları göstermesin" dedi.

"KOLLARIMDA CAN VERMEDEN 15 DAKİKA ÖNCE ÇEKİLMİŞTİK"

Olayın ardından Canan O. sosyal paylaşım sitesindeki kişisel hesabında, Eda Dilara Kocatepe ile birlikte çekindikleri bir fotoğrafın üzerine, "Benim dünüm, bugünüm, kardeşim, bacım, kimseye değişmeyeceğim tek insan. Kollarımda can vermeden 15 dakika önce çekilmiştik. Allah’ımdan çok dilendim onu bana bağışla diye ama olmadı. Nur içinde yat bacım" diyerek paylaşımda bulundu.

Ergün TOS/FETHİYE (Muğla), (DHA) 

11 Mayıs 2015 Pazartesi

Aşı yapılan iki bebek öldü

Meksika'nın güneyinde karma aşı yapılan iki bebeğin yaşamını yitirdiği, 29 bebeğin de hastalandığı bildirildi.

Sosyal Güvenlik Kurumu, tüberküloz, Hepatit B ve rotavirüs için aşı yapılan bebeklerden ikisinin birkaç saat sonra öldüğünü, 29'unun ise hastaneye kaldırıldığını açıkladı.

Hastalanan bebeklerden altısının durumunun ağır olduğu belirtildi.

Bebeklerin ölümüne ve hastalanmasına neyin yol açtığının belirlenmesi için soruşturma başlatıldı.

Sosyal Güvenlik Kurumu, bebeklerin aşılanmasının önlem olarak ülke genelinde askıya alındığını duyurdu.

25 Mart 2015 Çarşamba

3 yaşındaki Furkan aşırı heyecanlanınca öldü!

Antalya'da başını mobilyaya çarpması sonrasında beyin MR'ı için hastaneye götürülen 3 yaşındaki Furkan Bozdağ, cihazın içine girmek istemeyip aşırı heyecanlanınca fenalaştı. Kalbi duran minik Furkan, kurtarılamadı.

Olay, dün akşam saatlerinde Bozdağ çiftinin Muratpaşa İlçesi, Kızıltoprak Mahallesi'de oturdukları evde meydana geldi. Esma ile Adem Bozdağ çiftinin 3 yaşındaki çocukları Furkan, evde oynadığı sırada başını mobilyaya çarptı. Bir süre ağlayan Furkan, ailesi tarafından önce Anadolu Hastanesi'ne, ardından Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne götürüldü. Yapılan ilk muayenenin ardından Furkan Bozdağ'ın beyin MR'ının çekilmesi gerektiği söylendi.

MR için servise götürülen Furkan Bozdağ, korktuğu için cihazın içine girmek istemedi. Bir süre ağlayan Bozdağ, film çekileceği sırada heyecanlanınca aniden rahatsızlandı. Kısa sürede kendinden geçen Furkan, acil servise götürüldü. Kalbinin durduğu anlaşılan minik Furkan, müdahaleye rağmen yaşamını yitirdi.
Aşırı heyecandan kalbinin durmuş olabileceği belirtilen Furkan Bozdağ'ın cenazesi, otopsinin ardından ailesi tarafından Andızlı Mezarlığı'nda toprağa verildi. DHA

8 Mart 2015 Pazar

Kendi cenazesinde helallik istedi...

Kilimli ilçesinde hayatını kaybeden 96 yaşındaki Hamit Küçük'ün cenaze töreninde, bir hafta önce cep telefonuna kaydedilen kendi sesi dinletilerek, helallik istendi.


Karadon Site Camisi İmamı Fikri Karslı, gazetecilere yaptığı açıklamada, bir hafta önce kıldıkları cuma namazının ardından Hamit Küçük'le sohbet ettiğini ve Küçük'ün kendisine "artık çok yaşlandım, öleceğimi hissediyorum" dediğini söyledi.

Küçük'ün öldüğünde yakınlarından kendi sesiyle helallik almak istediğini aktaran Karslı, "Bunun üzerine ben de Küçük'ün 'Komşular ben gidiyorum, hakkınızı helal edin, ben size hakkımı helal ediyorum' sözlerini cep telefonu kamerası yardımıyla kaydettim. Küçük bu kayıttan bir hafta sonra geçirdiği bir rahatsızlık sonucu hayatını kaybetti. Küçük'ün cenaze namazını ben kıldırdım. Cemaate cep telefonumdan Küçük'ün söylediklerini dinleterek ve helallik istedim. Cemaat de hakkını helal etti" diye konuştu.

İmam Karslı, Hamit Küçük'ün kendi sesiyle helallik istemesinin cenaze namazına katılan cemaati çok duygulandırdığını kaydetti.

3 Mart 2015 Salı

Evde tek bırakılan 4 aylık Damla öldü

Mersin’in Toroslar ilçesinde dün sabah evinden çıkan anne İlknur A. 4 aylık kızı Damla’yı eşi Yıldırım A.’ya bıraktı.

Baba Yıldırım A.’nın da bir süre sonra bebeği evde bırakıp gittiği ileri sürüldü. Akşam saatlerinde eve dönen Yıldırım A. kızı Damla’nın beşiğinde hareketsiz yattığı fark edince yakında oturan kayınpederinin evine giderek yardım istedi.

‘Biberon boğmuş olabilir’
Eve giden bebeğin dayısı Murat Erseçkin polise ve 112 Acil Servis’e haber verdi. Bebeğin öldüğü tespit edilirken baba Yıldırım A. ile anne İlknur A. gözaltına alındı. Erseçkin, şunları söyledi: “Babası ise saat 10.00’da biberonu çocuğun ağzına verdikten sonra iş dolayısıyla birisi aramış o da dışarı çıkmış. Bildiğim kadarıyla, saat 18.00’de eve gelen baba çocuğu cansız şekilde görür görmez bize geldi.

Ben çocuğu gördüm, gözleri açık şekilde ağzında köpüklerle vefat etmiş. Biberonla sütü içtikten sonra kusmuş o da boğazına  takılmış ve boğulmuş herhalde.” Bu arada, İlknur ve Yıldırım A. çiftinin 3 yaşında Yağmur adında bir kızlarının daha olduğu ve dün gün boyunca dedesinin yanında olduğu öğrenildi.

28 Şubat 2015 Cumartesi

Türkiye büyük ustaya ağlıyor

Türkiye’nin en önemli edebiyatçılarından Yaşar Kemal tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetti. 92 yaşındaki ünlü yazar arkasında bir çok roman ve gazete yazısı bıraktı. Kemal’in vefatının ardından sosyal medyada ünlüsü vatandaşı herkes üzüntüsünü dile getirdi. İşte Yaşar Kemal’in ölümünün ardından sosyal medyada paylaşılan mesajlar:

ekin gücük ?@egucuk
Herkesin kutuphanesinde mutlaka #yasarkemal kitaplari bulunmalidir..    
Basimiz sagolsun.. #YaşarKemal

aydan çelik ?@aydancelik
Kahramanlarımdan biri daha gitti... #yaşarkemal

Hamdi Alkan ?@HamdiAlkan
#YasarKemal i kaybettik.Çok değerli bir usta,bir efsane aramızdan ayrıldı.Mekanı cennet olsun..Romanları ile yüreğimize akmaya devam edecek.

sorel dagistanli ?@soreldagistanli
Yaşar Kemal hayatını kaybetti. Bir çınar devrildi ama gölgesi altındakileri hep koruyacak

ahmet şık ?@sahmetsahmet  Etrafımız Abdi Ağa'lar ile çevriliyken İnce Memed olmaya ve kalmaya devam etmek vasiyet kaldı bize. #YaşarKemal

Sezin Öney ?@SezinOney
Yazarın kalbi, acıları taşımaktan ağırlaşır ağırlaşır ve bir gün duruverir. #YasarKemal Nadir bilge insanlarımızdan biri gidiverdi.

Sabri UGAN ?@sabriugan  "O iyi insanlar o güzel atlara binip gittiler"
#YaşarKemal

Burak Işık ?@theburakisik
Bazı insanlar yaşar, fark yaratır ve iz bırakırlar.

Büyük usta Yaşar Kemal'i kaybettik

Türk edebiyatının efsanevi ismi yazar büyük usta Yaşar Kemal'i kaybettik. 92 yaşındaki Yaşar Kemal, uzun süredir İstanbul Üniversitesi'nde tedavi görüyordu.

Solunum güçlüğü ve kalp ritm bozukluğu sebebiyle 14 Ocak'ta İstanbul Üniversitesi Çapa Tıp Fakültesi Hastanesi'ne kaldırılan Yaşar Kemal, o tarihten beri bu hastanede tedavi görüyordu. Yaşar Kemal'in doktorları yaptıkları açıklamalarda, akciğer enfeksiyonu ve ritm bozukluğunun yanında çoklu organ yetmezliği yaşadığını söyledi. Kemal, hastaneye yattığı 14 Ocak'tan bugüne kadar 45 gündür kesintisiz olarak yoğun bakımda kaldı.

Yaşar Kemal'in hayatını kaybetmesinin ardından konuşan doktoru, Prof. Dr. Mehmet Akif Karan, "Günlük olarak basınla paylaştığımız bilgiler vardı.  Her gün bilgi veriyorduk. Organ yetmezliği vardı. Üzerine eklenen bozucu faktörlerin etkisiyle kalp, akciğer ve diğer organların etkilenmesiyle ortaya çıkan bir durum. Yapay solunum desteği veriliyordu. Yarım saat önce kendisini kaybettik." şeklinde açıklama yaptı.

24 Aralık 2014 Çarşamba

Ölüm olayını çocuğuma nasıl söylemeliyim?

Acıbadem Eskişehir Hastanesi Uzman Psikoloğu Yelda Uçtu Öge, ölüm olayıyla karşılaşan çocuklara yardımcı olabilmek için nasıl davranılması gerektiğine ilişkin açıklamalarda bulundu.

Milliyet'in haberine göre; Çocukluk çağında pek çok çocuğun anne-babasını, arkadaşlarını, büyük anne ve babasını, öğretmenlerini, akraba ya da çevrelerindeki tanıdık kişilerden birini kaybedebileceğine değinen Öge, çocukların ölüm olayı karşısında vermiş oldukları tepkiler ve etkilenme biçimlerinin birbirinden farklı olduğunu belirtti. Uzman Psikolog Yelda Uçtu Öge “Ölüm olayıyla karşılaşan çocuklara yardımcı olabilmek için onların bilişsel gelişim olgunluğunu, yaşlarını ve ölümü nasıl kavrayıp bu olaya nasıl tepki verdiklerini bilmemiz gerekir” dedi ve çocuklarda ölüm ve yas tepkileri ile ilgili bilgi verdi.

5 yaşından küçüklerde

5 yaşından küçük çocukların somut düşünce döneminde olduklarını ve ölümün bir son olduğunu algılayamadıklarını aktaran Öge, “Bu yaş çocukları için ölüm geri dönüşü olan bir durumdur. Bunu düşünceleriyle de açıkça ortaya koyarlar ve sadece yaşlanınca ölünebileceğini düşünürler” diye konuştu.

Öge bu yaşlardaki çocuklara soyut açıklamalar yapmaktan kaçınılması gerektiğini söyledi. Ölen kişinin uzun bir yolculuğa çıktığını ya da uyuduğunu söylemenin doğru bir yaklaşım olmayacağını belirten Öge, “Ölümü bu şekilde açıklamak çocuğun kafasını karıştırabilir. Anne ve baba uyuduğunda ya da bir yolculuğa çıktığında korkuya kapılabilirler ve kaygıları artabilir” şeklinde konuştu.

Okul öncesi yaş grubundaki çocukların ölüm karşısında verdiği tepkilerin birbirleriyle çelişki içinde olabileceğini ifade eden Öge, “Çocuklar bir taraftan ölen kişinin ardından çok üzgün olduklarını ifade ederken diğer taraftan onun geri geleceğine inanırlar” diye konuştu.

İçe kapanabilirler

5 - 10 yaş grubundaki çocukların ölümün geri dönülmez olduğunu kavramaya başladıklarını dile getiren Öge, şunları söyledi:

“Bununla birlikte 7 yaş grubundaki çocuklar ölümü sık sık yaşlılık ve hastalıkla ilişkilendirirler. Bu dönemde çocukların ölüm kavramını anlayabilmeleri için törenler, mezar taşları, resimler gibi somut ifadelere ihtiyaçları vardır. Bu yaş grubundaki çocukların ölülerin yaşayanları gördüğüne, işittiğine dair inançları vardır ve ölen kişiyi mutlu edecek şekilde davranırlar. Özellikle okul çağındaki erkek çocuklar yas sürecinde sessiz kalıp içe kapanabilirler. Bu dönemdeki çocuklara uygun açıklamalar yapmak, mezarlık ziyaretlerine götürmek ölüm kavramının daha iyi şekillenmesine yardımcı olur.”
10 yaş ve ergenlik dönemindeki çocuklarla ilgili de bilgi veren Öge, “10 yaşından itibaren ölüm kavramı soyut bir hal alır ve her yaştan kişinin başına gelebilecek bir kavram olduğu algılanmıştır. Kader, inanç gibi kavramlarla ölüm arasında bağ kurulur. Bu yaş grubundakiler kendi ölümleriyle ilgili kaygılar ve endişeler yaşayabilir” ifadelerini kullandı.

Çocuklar nasıl tepki verir?

Öge, çocukların ölüm karşısındaki tepkileri benzerlik gösterse de çocuğun ölüm olayıyla ilgili nasıl bilgilendirildiğinin önemli bir konu olduğunu anlatarak, şöyle konuştu:

“Beklenen bir ölüm olayı karşısında çocuğu zihinsel olarak hazırlamak, çocuğun vedalaşma fırsatı yakalaması şok etkisiyle karşılaşmasını engeller. Sonraki ani ölümlerde de daha hafif bir etki yaşamasına neden olur. Çocuktan ölüm olayının gizlenmesi, aniden beklenmedik şekilde gelen ölümler, çocuğa destek olabilecek bir yakınının olmaması, çocuğun kişilik yapısı, geçmişte yaşamış olduğu yaslar ve kayıpların travmatik etkileri, kaybedilen kişiye yönelik çocuğun çelişkili düşünceleri (hem onu çok sevmek hem de yaptığı davranışlara ara ara çok kızıyor olmak gibi) çocukların kayıp sürecini kabullenmesini engelleyen etkenlerdir.”

22 Aralık 2014 Pazartesi

Efsanevi müzisyen Joe Cocker öldü

Blues ve rock müziğin efsanevi isimlerinden İngiliz müzisyen Joe Cocker 70 yaşında hayata veda etti.

1983 yılında Jennifer Warnes ile birlikte söylediği ‘Up Where We Belong’ şarkısıyla Grammy’e layık görülen Cocker yaklaşık 45 yıllık müzik hayatına 22 albüm sığdırmıştı.



Jennifer Warnes ve Joe Cocker

Cocker’ın menajeri tarafından yapılan açıklamada, ünlü sanatçının bir süredir akciğer kanseriyle boğuştuğu belirtildi. Cocker, 1993 yılında ‘Unchain My Heart’ adlı şarkısıyla dünya çapında şöhreti yakalamıştı.

18 Aralık 2014 Perşembe

24 günlük bebeğini diri diri gömdü

Tayland'ın Phitsanulok şehrinde, işsizlik nedeniyle bunalıma giren 30 yaşındaki Natthaphat Khonsakrom, 24 günlük bebeğini diri diri toprağa gömerek ölümüne neden oldu.



Kwai Noi Nehri kenarında uzun süre dalgın bir şekilde oturan Natthaphat Khonsakrom'u gören vatandaşlar, durumu polis ekiplerine bildirdi. İhbar üzerine, polis ekipleri ve Khonsakrom'un yakınları nehrin kenarına gitti. Görgü tanıkları, Khonsakrom'un nehir kenarına girerken kucağında bir bebek olduğunu söylemesi üzerine polis ekipleri, çevrede arama başlattı.

Kuma gömülü bulunan bebek, hemen hastaneye götürüldü. Hastanede yapılan kontrolde bebeğin hayatını kaybettiği belirlendi. Bebeğin vücudunda darp izine rastlanmadığı açıklandı.

Natthaphat Khonsakrom'un polise verdiği ifadede, eşinin ve kendisinin son zamanlarda işsiz kalmasından dolayı çaresizlikten çok stres altında olduğunu, parasızlık nedeniyle de bebeğine bakamayınca gömmek zorunda kaldığını söylediği belirtildi.

Kocası 28 yaşındaki Jittipan Saengsuk'un geçtiğimiz pazartesi günü karısının kayıp olduğunu ve yeni doğan bebeği de beraberinde götürdüğünü polise bildirdiği ortaya çıktı. Genç babanın iki gün önce polise karısının kendi canına veya bebeğin canına kast edebileceğini söylediği gelen bilgiler arasında.

17 Aralık 2014 Çarşamba

Sahnede fenalaşan halk müziği sanatçısı öldü

Ankara Maltepe’de Kobani’ye destek amaçlı düzenlenen konserde sahnede fenalaşan sanatçı Bilal Ercan yaşamını yitirdi. Ercan 52 yaşındaydı.



Kalp rahatsızlığı yaşayan ve ertesi gün ameliyata girecek olan Ercan'ın rahatsızlığın hatırlatan arkadaşlarının sahneye çıkmaması yönündeki uyarılarına “Gençlik beni bekliyor, sahneye çıkmam lazım” diye yanıt verdiği ve sahneye çıktıktan sonra fenalaşarak yere yığıldığı belirtildi.

Orta Anadolu Kürt Sanatçıları İnsiyatifinin düzenlediği Bilal Ercan’ın bu konseri Kobani’ye destek amaçlı olduğu içinde önemsediği, hastalığına ve ameliyata girecek olmasına rağmen kısa bir süre de olsa sahneye çıktığı kaydedildi.

Sahneye çıktıktan bir süre sonra fenalaşan Bilal Ercan’a ilk müdahaleyi salonda sağlık görevlileri yaptı. Ercan, kalp masajı ve elektroşok uygulamasına rağmen kurtarılamayarak hayatını kaybetti.

BAĞLAMA TASARIMCISIYDI



Türk Halk Müziği sanatçısı Sümer Ezgü, Bilal Ercan'ın ölüm heberini Facebook sayfasından duyurdu. Sümer Ezgü, ayakta çaldığı bağlamasının Bilal Ercan tarafından tasarlandığını söyledi.

10 Aralık 2014 Çarşamba

Zayıflamak isterken hayatını kaybetti

Tokat’ta mide küçültme operasyonu geçiren 33 yaşındaki hemşire Mehtap Yetigin, 10 gün sonra hayatını kaybetti. Aile operasyonu yapan hastane hakkında suç duyurusunda bulundu.

Hürriyet'in haberine göre; Tokat Devlet Hastanesi ameliyathane bölümünde çalışan evli ve 1 çocuk annesi Mehtap Yetigin, fazla kiloları nedeniyle 25 Kasım’da kentte bulunan bir özel hastanede mide küçültme ameliyatı geçirdi. Ameliyatın ertesi günü ateşi yükselen Yetigin, aynı hastanede gözlem altında tutulup tahlil ve tetkikleri yapıldı. Ardından 1 hafta sonra taburcu edilen Yetigin, gece saatlerinde evinde rahatsızlanan eşi Turgut Yetigin tarafından aynı hastaneye kaldırıldı.

AĞIR ENFEKSİYON HAYATINA MAL OLDU

Yoğun bakım ünitesinde tedavi altında alınan Yetigin, daha sonra Gaziosmanpaşa Üniversitesi Hastanesi’ne kaldırıldı. Ancak, talihsiz kadın organ yetmezliği ve sepsis (kan zehirlenmesi, ağır enfeksiyon) tanısıyla tedavi gördüğü hastanede 4 Aralık’ta kurtarılamadı. Yetigin’in cenazesi yakınları tarafından hastane morgundan alınarak Pazar ilçesine bağlı Üzümören beldesinde toprağa verildi.

Mehtap Yetigin’in 112 Acil Komuta Kontrol Merkezinde paramedik olarak çalışan eşi Turgut Yetigin’in olayla ilgili özel hastane hakkında suç duyurusunda bulundu.

9 Aralık 2014 Salı

105 yaşındaki Hanife Nine'ye 90 yaşındaki oğlundan gözyaşı

Sakarya’nın Akyazı İlçesi Taşburun Mahallesi’nde 105 yaşında vefat eden Hanife Furuncuoğlu’nun cenazesinde, kızkardeşi 103 yaşındaki Kezban Borazancıoğlu ile oğlu 90 yaşındaki Recep Furuncuoğlu gözyaşı döktü.

Akyazı’nın en yaşlı kişilerinden biri olan ve yıllar önce ailesiyle Trabzon’dan Sakarya’ya göç eden 1909 doğumlu olduğu belirtilen Hanife Furuncuoğlu vefat etti. Uzun yaşamasıyla gazete ve TV’lere haber birçok kez haber olan Hanife Furuncuoğlu’nun cenazesinde kız kardeşi Kezban Borazancıoğlu ile oğlu Recep Furuncuoğlu gözyaşları döktü.

HALEN 51 TORUNU VAR

Babası, Osmanlı döneminde savaşa katılıp dönmeyince, annesi tarafından 4 yaşındayken diğer kardeşleriyle birlikte önce Düzce’ye, ardından Akyazı’ya getirilen ve burada yaşamını sürdüren Hanife Furuncuoğlu’nun, Taşburun Köyü’nde Rasim Furuncuoğlu ile yaptığı evlilikten 3 erkek ve 6 kız çocuğu dünyaya getirdiği, halen 51 torunu bulunduğu bildirildi. Hanife Furuncuoğlu’nun sağlığında, savaştan dönmeyen  babası Mustafa Sakallıoğlu’nun mezarını bulmayı çok istediği, ancak çocukları ve torunlarının arşiv kayıtlarını araştırmalarına rağmen bu konuda bir kayda rastlayamadıkları belirtildi.

7 Aralık 2014 Pazar

Dünyanın en şişman adamı öldü

Dünyanın en şişman adamı zatürreden öldü.


Dünyanın en şişman adamı unvanını elinde bulunduran İngiliz  Keith Martin hayatını kaybetti. Günde 20.000 kalori tüketen 44 yaşındaki Martin zatürre sebebiyle öldü. Tam 445 kiloyla inanılması güç bir rekoru elinde bulunduran Keith Martin, bundan 8 ay önce mide ameliyatı olmuş ve ağırlığının neredeyse 3/4’ünü kaybetmişti.

İşsiz olan Martin’in obezite probleminin büyük bir kısmı ucuz fastfood tüketiminden kaynaklanmaktaydı. Günlük tavsiye edilen kalori miktarı olan 2000 kalorinin on katını tüketen Keith Martin, kahvaltıda, 6 yumurtanın yanı sıra pizza, kebap, Çin yemeği ve hamburger gibi yiyecekler tüketiyordu.


Bunların yanında çikolata, gofret, cips gibi abur cubur gıdaları da büyük ölçeklerde tüketen adamın ameliyatını yapan cerrah devletten fastfood için ayrı vergi koymasını talep etmişti.